İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde emanet sözleşmesinden kaynaklanan 2.730.000 USD alacak davası: Yatırım dolandırıcılığı, bono sahteciliği iddiaları ve dava şartı arabuluculuk incelemesi.
Özet: Bu dava, davacının davalıdan yatırımlardan kaynaklandığını iddia ettiği 2.730.000 USD alacağın bono üzerinden tahsili talebiyle açılmış olup, davalı taraf senedin sahte olduğunu ve davacının kendisinin imza taklidi ile dolandırıcılık yaptığını savunarak davanın reddini istemektedir; mahkeme ise davanın esasına girmeden önce ticari davalarda zorunlu dava şartı olan arabuluculuk sürecinin usulüne uygun şekilde yerine getirilip getirilmediği hususunu değerlendirmektedir.

T.C.

İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Alacak (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülen davanın dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillinin yatırım yapmak için daha önceden tanıdığı ... vasıtasıyla davalı ... ile tanıştığını, ...'ın kendisini diğer davalı işletme ve başkaca işletmelerin sahibi olarak tanıttığını, müvekkilinin hem kendi adına hem iki müvekkili adına cari işlem ve yatırım için düzenli para yatırımları yapmaya başladığını, bunun için whatsapp grubu kurduklarını, bir müddet sonra yatırımların ve gönderilen paranın kayıt altın alınması için █████/2022 vadeli 2.730.000,00 USD bedelli bono ve başkaca bonolar tanzim edildiğini, bu bononun davalının teslim ettiği bononun teminatı olduğunu ve yatırım muamelesine aracılık eden ... tarafından ciro edilip müvekkiline verildiğini fakat ...'in polis tarafından nezarete alındığını, bunun üzerine davacının ...'a müracaat ettiğini, fakat ...'ın da tutuklandığını , bu senet için .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyasında takip yapıldığını, davalılardan ... ve ... ... ... ... Anonim Şirketi adına .... İcra Hukuk Mahkemesi'nde imzaya itiraz davası ikame edildiğini, fakat ATK raporunda birtakım usulsüzlükler olduğunu, bundan dolayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına kayıt yaptıklarını, müvekkilinin bonodan dolayı alacaklı olduğunu, benzer mahiyetteki diğer senetler için açılan davaların bilirkişi raporlarında imzaların davalılara ait olduğunun mütalaa edildiğini, davaya konu senette imza incelemesi takip ettiklerini, davalılar hakkında daha evvel işledikleri fiillerinden dolayı dolandırıcılık suçundan ceza aldıkları beyanla 2.730.000,00 USD alacağın vade tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar hesaplanan asıl alacağa işleyecek USD - Kamu Bankalarınca Mevduata Uygulanan En Yüksek Faiz (% 2,50 Yıllık) ve değişen oranlardaki faizi ile fiili ödeme günündeki efektif satış kuru üzerinden davalılardan müştereken ve mütelselsilen tahsil edilmesini, .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dosyasında verilen %20 oranındaki kötüniyet tazminatın kaldırılmasını, .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı icra takibinin iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ve ... ... ... ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın mutlak ticari dava olduğunu, takip ve dava müstenidi senedin sahte tanzim edildiğini, bundan dolayı davacının ve ...'in .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas nolu dosyasında davaları olduğunu, davacının ve ...'in müvekkilinin imzasını taklit sureti ile 20.000,000 USD 'den fazla senet tanzim ettiklerini, bunlardan dolayı imzaya itiraz davaları olup bir kısmın derdest bir kısmının kabul edilerek karara çıktığını, davacının iddia ettiği gibi varlıklı ve yüksek gelirli biri olmadığını, müvekkilinden alacaklı olmadığını, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın MASAK raporunda bu durumun ortaya çıktığını, icra talebinde ... hakkında herhangi bir icrai muamele yapılmadığını, müvekkillerinin davacı ile münasebeti olmadığını, davacının bu yönde bir delili ibraz etmediğini, davacının imzaya itirazın kabul edildiği diğer senetler için umumi mahkemede dava ikema etmediğini beyanla davanın reddini talep etmiştir .
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ilk olarak .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/... Esas numarasına kayıtlı olarak açılmış olup; mahkemece verilen görevsizlik kararının istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 18. Hukuk Dairesi'nin █████/2026 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı ilamı üzerine mahkememize tevzi edilmiştir.
HMK'nın 115/1 maddesi gereğince mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Yine HMK'nın 138. maddesine göre; mahkemeler öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinde karar verir.
█████/2019 tarihinde yürürlüğe giren ve █████/2011 tarihli 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen "MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesini içermektedir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun “Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 18/A maddesi "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir...." şeklindedir.
Bu haliyle eldeki davada, dava tarihinden önce dava şartı olan arabuluculuk şartının davacı tarafından yerine getirilmediği, görevsiz mahkemeye dava açılmış olsa bile davanın açılma tarihinin görevsiz mahkemeye başvurma tarihi olduğu göz önüne alındığında, ticari davanın arabulucuya başvurmadan açılmasının kanuna aykırılık taşıdığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 20. maddesinde belirtilen sürede görevsizlik kararını vermiş olan mahkemeye başvuru üzerine dosyanın gönderilmesi halinde, görevli mahkemede görülmeye başlanan davanın, yeni bir dava olmayıp, görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı niteliğinde olduğu, görevsiz mahkemede dava açılması ile kazanılmış olan haklar saklı tutulmuş olacağından, zorunlu arabuluculuk dava şartının da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihe göre belirlenmesi gerektiği, görevsizlik kararıyla dosya kendisine gelen mahkeme yargılamaya kaldığı yerden devam edeceğinden, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi esas olduğu, 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2.fıkrasında yer alan "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucuk tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü gereği arabuluculuğa başvuru tamamlanabilir dava şartı olmadığından görevsiz Mahkemede davanın açıldığı tarihte arabulucuğun yürürlükte olmasına rağmen dava tarihi itibariyle ve en azından görevsizlik kararından sonra dosya mahkememize tevzi edilmeden önce arabuluculuk dava şartı yerine getirilmiş olmadığı, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunması ihtarını içeren tebligata rağmen dosyaya bu yönde bir tutanağın yada beyanın sunulmadığı anlaşılmakla TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olduğu bu davada dava şartının bulunmadığı anlaşıldığından HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın arabuluculuk şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
2-Karar tarihi itibariyle 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL'nin mahsup edilerek bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama masrafı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalılar ... ile ... ... ... ... Anonim Şirketi kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan AAÜT'nin 7/1 maddesi gereğince hesaplanan 22.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ile ... ... ... ... Anonim Şirketi'ne verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK'nın 333. maddesi uyarınca resen ilgili tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!