İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir trafik kazasında vefat eden babaları nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talep eden davacı çocukların istinaf başvurusunu ele almaktadır. İlk derece mahkemesi, davacıların kaza anında yetişkin olmaları ve müteveffanın maddi desteğine ihtiyaç duymadıkları gerekçesiyle maddi tazminat taleplerini reddetmiş; manevi tazminat talebini ise usuli bir hata nedeniyle hükme dahil etmemiştir. Davacılar, sürücünün kusurlu olduğunu, maddi ve manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek bu karara itiraz etmiş olup, üst mahkeme söz konusu başvuruyu incelemeye almıştır.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 07.12.2023NUMARASI : ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 10.07.2026KARAR YAZIM TARİHİ : 10.07.2026 İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.12.2023 tarih ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye.... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, █████/2019 tarihinde davalılardan ....' nin sevk ve idaresindeki araçla seyir halindeyken karşıdan karşıya geçmekte olan müvekillerinin babası müteveffa ...'a çarpması sonucu ölümlü trafik kazasının meydana geldiğini, kazanın oluşumunda her ne kadar davalıya kusur atfedilmemiş ise de, Urla 2.Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ E sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarında tali kusurlu olduğu sonucuna varıldığını belirterek murisleri .... ın ölümüyle destekten yoksun kalarak maddi zarara uğradıklarını belirterem fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000 TL maddi tazminatın tüm davalılardan; 60.000 TL manevi tazminatın davalı ....'den tahsilini talep etmiştir. CEVAP : Davalı ..., davacı yan müteveffa ...'ın kaza anında emekli olduğunu, maddi durumunun kötü olduğunu ve bir başkasının yardımıyla hayatını idame ettirdiğini; yaşının 80'in üzerinde olduğunu ve çocuklarına maddi bir destek sağlamasının mümkün olmadığını, kazada asıl kusurlunun müteveffa olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. ... olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili, dava dilekçesinde bahsi geçen ... plakalı aracın davalı şirket'e ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğunu, teminat limitlerinin bedeni zararlarda 360.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, poliçe limitleri dahilinde sorumluluklarının olduğunu, ancak manevi tazminattan sorumlu olmadıklarını ve sürücünün kusuru oranında tazminat ödenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Yargıtay uygulamaları doğrultusunda erkek çocuklarının kural olarak 18 yaşına, kız çocuklarının ise kent merkezlerinde 22, kırsal yerlerde 18 yaşına kadar destek gördüğü, evlenerek bu destekten çıktıklarının kabul edildiği, eğer çocuklar yükseköğrenim görmekteyse, tazminat süresin 25 yaşa kadar devam ettiği, davacılardan ...'in 01.01.1969 doğumlu ve babasının vefat tarihinde 50 yaşında olduğu, evli ve bir çocuklu olduğu diğer davacı... ..’ın ise 05.02.1967 doğumlu olup, babasının vefat tarihinde 52 yaşında olduğu, serbest meslekle iştigal ettiği, her ikisinin de murisin desteğinde olduklarından söz edilemeyeceği, bu iki davacı için destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine karar vermek gerektiği, dava dilekçesinde, manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, duruşmada oluşturulan hükümde sehven manevi tazminat hükmünün tutanağa geçirilmediği duruşmadan sonra fark edilmiş ise de, usul hükümleri gereği hükmün değiştirilmesinin veya hükme eklemeler yapılmasının mümkün bulunmadığından bu eksiklik konusunda bu aşamada bir işlem yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacılar vekili, kazanın oluşumunda sürücü ... her ne kadar kaza tespit tutanağınca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre hata ve kusur adledilmemişse de , Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ E sayılı dosyasınca yapılan 20.11.2019 tarihli bilirkişi incelemesinde tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, yine Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ E sayılı dosyasında alınan 28.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda davalı ....'nin tali kusurlu bulunduğu,....'ın kaza anında emekli olup ölümüyle davacıların manevi varlığından ve maddi olanaklardan yoksun kaldıklarını, müvekkillerinin söz konusu kaza ile ...'ın ölümüyle maddi zarara uğradıklarını, müvekkillerinin ölümle babalarının desteğinden mahrum kaldıklarını, ayrıca gerekçeli kararda manevi tazminat konusunda herhangi bir karar verilmediğini belirtmiştir. GEREKÇE:Dava, tek taraflı trafik kazasında murislerini yitiren davacılar tarafından açılan destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, █████/2019 tarihinde, davalı ....’in sevk ve idaresindeki araçla İzmir istikametine seyri sırasında, karşıdan karşıya geçmekte olan davacılar murisi yaya .....'a çarpması sonucu ölümlü bir trafik kazası meydana geldiği, müteveffa ....'ın çocukları olan davacıların babalarının ölümü nedeniyle destekten yoksun kaldıklarını belirterek, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, davacıların manevi tazminat talebi konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve ███████-142 E. - ████████ K., 22.2.2012 tarih ve ███████-787 E. - ███████ K., Yargıtay 17. HD' nın █████/2013 tairh ve █████████ E. - █████████ K. sayılı ilamları) Dolayısıyla, trafik kazası nedeni ile davacının zarardan davalı sigorta şirketinin, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir. Zararın poliçe kapsamı dışında kaldığı hususunda ispat külfeti davalı sigorta şirketi üzerinde olup, sigorta şirketinin zararın poliçe kapsamı dışında kaldığını somut deliller ile ispat etmesi gerekir. Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı yasanın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada HMK'nın 294/4. maddesi hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde, HMK'nın 297. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun biçimde gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine de yasal olanak yoktur. Bir başka ifade ile tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz veya istinaf kanun yoluna başvurulması ve bu nedenle kararın Yargıtay tarafından bozulması veya istinaf tarafından kaldırılması halinde düzeltilebilir. Nitekim l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik olmasının bozma nedeni oluşturacağı ve bozmadan sonra yerel mahkemenin önceki kısa kararı ile bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre karar verebileceği belirtilmiştir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesiyle HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzenine ilişkin olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. Eldeki dava dosyasında, davacıların manevi tazminat talebi konusunda herhangi bir karar verilmediği, bu şekilde davanın tüm tarafları ve davacının tüm talepleri hakkında verilen usulüne uygun bir hükmün varlığından söz edilemeyeceği değerlendirilmiştir. İstinaf incelemesi yapılabilmesi için delillerin değerlendirildiğini gösterir biçimde usulüne uygun gerekçeli kararın bulunması zorunludur. Mahkemece, dosyada toplanan deliller tartışılıp değerlendirilerek, tefhim edilen hüküm sonucuna nasıl ulaşıldığının, gerekçede açıklanmalıdır. Kararda hiç ya da yeterli gerekçeye yer verilmemesi veya gerekçenin kendi içinde çelişir olması halinde istinaf incelemesi yapılabilecek usulüne uygun bir karar bulunmadığı için delillerin hiç değerlendirilmemiş olduğunun kabulü gerekir. Denetime elverişli ve usul hukunun aradığı niteliklere haiz bir kararın bulunmasının istinaf incelemesi yapılabilmesinin ön şartı olup, bu nitelikte olmayan bir kararla ilgili olarak istinaf denetim ve yargılaması yapılarak bir hüküm verilemesi de mümkün değildir. Davanın tüm tarafları ve davacıların tüm taleplerinin de hükümle birlikte karşılanması gerekmektedir. Aksi halde HMK’nın 297. maddesinde belirtilen şekilde ve denetime elverişli gerekçe içerir ve denetlenebilir bir hükmün varlığından söz edilemez. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve usuli kazanılmış haklar da nazara alınarak, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.12.2023 tarih ████████ E. - ████████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 10.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.