Menfi tespit davasıyla borçlu olmadığı kesinleşen davacının, haksız icraen satılan taşınmazından doğan munzam zarar alacağı davası.
Özet: Davacı, davalı bankanın önceki icra ve tasarrufun iptali süreçleri sonucunda, müvekkilinin kefalet ilişkisinden kaynaklanan borcunun olmadığına dair kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen, haksız yere taşınmazının cebri icra ile satılması ve yargılama giderlerine maruz kalması nedeniyle uğradığı taşınmaz kaybı ve diğer zararlar için, bankanın basiretli tacir sorumluluğu çerçevesinde oluşan munzam zararın (şimdilik 10.000 TL) dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tazminini talep etmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████ DAVA : Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı)DAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı banka tarafından --- icra Müdürlüğü’nün ----- esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibin dayanağı Genel ticari kredi sözleşmesinden doğan alacak olduğunu, takipte borçlu ---- teknik şirketinin yanında kefalet ilişkisi sebebiyle müvekkil ----- borçlu olarak gösterildiğini, Taraflarınca kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu gerekçesiyle ---- Asliye Ticaret Mahkemesi ---- esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açılmış, davamızın kabulüne karar verilmiş ve müvekkil---- icra Müdürlüğü’nü ----- esas sayılı dosyasından davalı bankaya borçlu olmadığı tespit edildiğini, söz konusu kararın Yargıtay ---. Hukuk Dairesinin -----Sayılı 20.01.2026 tarihli ilamıyla denetiminden geçerek kesinleştiğini, söz konusu kararın taraflarına 25.02.2026 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkili davacı ----- davalı bankaya Genel Ticari kredi sözleşmesi sebebiyle borçlu olmadığı hususu hukuken kesinleştiğini, Menfi tespit davası devam ederken davalı banka tarafından----Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ---Esas sayılı davası ile müvekkili --- tarafından devredilen ve son malik olan müvekkil ----- adına kayıtlı --- İli, ---- İlçesi, -----Köyü, 833 ada 1 parselde kayıtlı -----numaralı Bağımsız Bölümde bulunan taşınmaza yönelik Tasarrufun İptali ve bankaya Cebri İcra yetkisi verilmesi talep edildiğini, Tasarrufun İptali davasına bakan Mahkemece menfi tespit davasının bekletici mesele yapılması taleplerinin dikkate alınmamış ve henüz menfi tespit davası devam ederken, alacak henüz kesin olmamasına rağmen davanın kabulüne karar verildiğini, söz konusu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, ----Köyü, 833 ada 1 parselde kayıtlı --- Bağımsız ---- esas sayılı dosyasından yazılan talimat ile -----. İcra Müdürlüğünün ---- Talimat sayılı dosyasından 185.000-TL bedelle 07.03.2017 tarihinde ihale edildiğini, İhale bedeli --Icra Müdürlügünün ---. Sayılı dosyaya ödenmiş ve alacaklı tarafa verildiğini, yine---. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı davası neticesinde müvekkilden 8367,60 TL harç, 3947,00 TL yargılama masrafı ve 15.550.TL nispi avukatlık ücretinin tahsiline karar verildiğini, müvekkili tarafından söz konusu harçlar ve giderler ödendiğini, Ödeme dökümleri sunulacağını, aynı zamanda vergi dairesinden de kayıtların celbi talep olunduğunu, Müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine dair -- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı ilamı ile tasarrufun iptali ve bankaya cebri icra yetkisi verilmesi sonucu yapılan taşınmaz bedeli tahsilatlarının ve tasarrufun iptali davasının yargılama giderlerinin hukuki dayanağının kalmadığı hüküm altına alındığını, hukuki dayanağı kalmayan işlemler sebebiyle ------ numaralı Bağımsız Bölümdeki taşınmazın mülkiyet hakkı müvekkillerin elinden alındığını, gelinen aşamada müvekkillerin yok yere taşınmazlarını kaybettiğini, paranın alım gücündeki düşüş ve ekonomik veriler dikkate alındığında, sadece yasal faizin müvekkilin zararını karşılamaya yetmediği aşikardır. Bu nedenle, TBK m. 122 uyarınca "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru olmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür." dolayısıyla müvekkillerin uğradığı aşkın zararın (munzam zarar) da davalı tarafça tazmini gerekmektedir. İşbu sebeple bu talebimize istinaden fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL aşkın zarar alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek karşı tarafın tacir olması sebebiyle ticari faiziyle birlikte aksi takdirde yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ettiklerini, davalı bankanın basiretli bir tacir olduğunu, huzurdaki davada zamanaşımı süresi 2 yıl olup zamanaşımı süresi, davacının dava açmaya hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren başladığını, davacı ----- broçlu olmadığının tespitine dair Mahkeme kararının Yargıtay dairesince onandığına dair karar tarafımıza 25.02.2026 tarihinde tebliğ edildiğini, bu nedenle şimdiden karşı taraftan gelebilecek hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresi itirazlarının mesnetsiz olacağını belirtmek istediklerini, huzurdaki davada görevli Mahkemenin Ticaret Mahkemeleri olduğunu, zira müvekkili----- başlatılan takibin dayanağı Genel Ticari Kredi sözleşmesinden doğan alacak istemi olduğunu, aynı zamanda davalı banka bir Tacir olduğunu, Türk Ticaret Kanununun 3 ve 4. Maddeleri uyarınca işbu dava Ticari dava olduğunu, müvekkilleri --- tarafından, davalı Türkiye Cumhuriyeti ---- -. ile aralarındaki ticari uyuşmazlığın çözümü için █████/2026 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak yapılan görüşmeler neticesinde taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını beyan ederek haklı davanın kabulü ile şimdilik 40.000,00 TL alacağın karşı tarafın sebepsiz zenginleştiği tarihten itibaren aksi halde dava tarihinden itibaren işleyecek karşı tarafın tacir olması sebebiyle ticari faiziyle birlikte aksi takdirde yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesini, şimdilik 10.000,00 TL aşkın zarar alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek karşı tarafın tacir olması sebebiyle ticari faiziyle birlikte aksi takdirde yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesini, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini taleple dava etmiştir.Tüm dosya kapsamından; Dava; Sebepsiz zenginleşme ve TBK'nun 122. maddesine istinaden faizi aşan zarara ilişkin alacak istemine ilişkin olduğu davacı tarafın tacir olmadığı bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna kanaat edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nın 114(1)/c maddesinin yollamasıyla HMK.'nın 115(2). Maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,2-HMK.'nın 20.maddesi uyarınca, iş bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık süre içerisinde başvuru halinde, dava dosyasının görevli ----- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-HMK.'nın 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,4-Karar kesinleştiğinde HMK'nun 20/1. maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süre içinde başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemesine gönderilmesine, belirlenen süre içinde başvurulmadığı takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,Dair, Tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.