Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi, anonim şirketin usule aykırı olağanüstü genel kurul kararının iptali ile hisse devri sözleşmesinden kaynaklı tescil istemlerine dair istinaf başvurusunu inceledi.
Özet: Bir anonim şirketin olağanüstü genel kurulunun, şirket ana sözleşmesinde öngörülen olağan genel kurul toplanmadan ve Türk Ticaret Kanununun 419. maddesine göre zorunlu olan iç yönerge hazırlanıp tescil ve ilan edilmeden toplandığı, bu toplantıda sermaye artırımına karar verildiği, ancak bu işlemlerin usul ve yasalara aykırı olduğu, ayrıca ortağın bilgi alma, toplantıya katılma ve temsil haklarının engellendiği, sermaye artırımında ayni sermaye olarak konulan alacağın niteliğinin belirsiz olduğu iddiasıyla, alınan kararların kesin hükümsüzlüğünün tespiti, iptali ve ihtiyati tedbir kararı alınması talep edilmiştir.

T.C.

KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2026
NUMARASI: ████████ E. - ████████ K.
KAYSERİ 1.ATM ████████ ESAS SAYILI ASIL DAVA DOSYASINDA
DAVA: Anonim Şirket Genel Kurul Kararının İptali İstemli
DAVA TARİHİ: █████/2022
BİRLEŞEN KAYSERİ 2. ATM ████████ ESAS ████████ KARAR SAYILI DOSYASINDA
DAVA:Anonim Şirket Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ: █████/2022
BİRLEŞEN KAYSERİ 2. ATM ████████ ESAS ████████ KARAR SAYILI DOSYASINDA
DAVA:Anonim Şirket Hisse Devri Sözleşmesinden Kaynaklı Tescil
DAVA TARİHİ: █████/2022
BİRLEŞEN KAYSERİ 2. ATM ████████ ESAS ████████ KARAR SAYILI DOSYASINDA
DAVA: Anonim Şirket Hisse Devri Sözleşmesinden Kaynaklı Tescil
DAVA TARİHİ: █████/2022
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: █████/2026
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2026 tarih ve ████████ E - ████████ K kararına karşı süresi içinde davalı ve asıl ve birleşen dosya davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Kayseri 1.ATM'nin ████████ Esas sayılı asıl dava dosyasında;
Davacı asil dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş. şirketinin ... günü saat 11:00’de “...Mah. ... Bulvarı ... ve... Apt. No:.../.../... ... Kayseri” adresinde ... Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı yapılmasına karar verildiğini, toplantı gününün ilan edilmesinden sonra müvekkili tarafından Ankara 2. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide olunarak şirketin ticari sicil kayıtlarının tetkikinden olağan genel kurul toplantısının hiç yapılmadığının tespit edildiğini, olağan genel kurul toplantısı yapılmaksızın olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına karar verilmesinin yasalara, usul ve esaslara aykırılık teşkil ettiği, bunun yanı sıra Türk Ticaret Kanunun 419. maddesi ve sair ilgili mevzuat hükümleri gereğince anonim şirketlerde iç yönerge zorunluluğu olduğu halde şirketin iç yönergesi bulunmadığından genel kuruldan önce iç yönerge hazırlanması gerektiğini, şirketin iç yönergesinin hazırlanıp tescil ve ilan edilmeden, genel kurul toplantısı hiç yapılmadan olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasının da usul ve yasalara aykırılık teşkil ettiği, bu nedenlerle olağanüstü genel kurul toplantısı yapılması kararına muvafakati olmadığını, şirketin iç yönergesinin hazırlanıp tescil ve ilan edilerek bu toplantının olağan genel kurul toplantısı olarak gerçekleştirilmesini talep ettiğini, Müvekkilin iş bu ihtarına karşı davalı şirketçe hiçbir cevap verilmediği gibi usul ve yasalara aykırı olarak ilan edilen toplantı gününde olağanüstü genel kurul toplantısı gerçekleştirildiğini, gerçekleştirilen tüm bu işlemler usul ve yasalara aykırılık teşkil ettiğinden, ortağın bilgi alma hakkı kullandırılmamış olduğundan, toplantıya katılma hakkının engellendiğinden ve pay sahibini temsil etme hakkının engellendiğinden durumu tevsiken toplantı günü ve saatinde hazır bulunan Av. ... ve ve Av. ... tarafından tutanak tutulduğunu, ... tarihinde gerçekleştirilen bu Olağanüstü Genel Kurul kararı ile; şirketin sermaye artırımına karar verildiğini, ancak gerçekleştirilen tüm işlemlerin usul ve yasalara aykırılık teşkil etmesi nedeniyle mahkemeye başvurarak tedbir talebinde bulunmak ve iş bu Olağanüstü Genel Kurul Kararlarının kesin hükümsüzlüğünün tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etme zorunluluğu oluştuğunu, görüldüğü gibi alacağın ortağı bulunulan şirkete ayni sermaye olarak konulabilmesinde, YMM, SMMM veya ilgili şirketin bağımsız denetçisi tarafından hazırlanacak raporun geçerli olabilmesi için bu alacağın nakit verilmek suretiyle oluşması ve bu hususun raporda belirtilmesi ayrıca şart koşulduğunu, şayet ayni sermaye konulmak istenen alacak, kısmen veya tamamen mal veya hizmet satışı yahut tazminat tahakkuku gibi nakit verilme dışındaki işlemler sonucu oluşmuş ise, bu alacağın ayni sermaye olarak konulmasının mümkün olduğunu, ancak bu durumda YMM, SMMM veya denetçi raporunun geçerli olmadığını, bilirkişinin değerleme raporu yapılması gerektiğini, buna karşılık; şirketin ortaklara borcu olarak gösterilen borcun ayni mi yoksa nakdi mi olduğu belirli olmaması sebebiyle bu hususların açıklığa kavuşturulabilmesi amacıyla davalı şirkete özel denetçi atanması gerektiğini belirterek davanın kabulüne, ...tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul toplantısında alınan kararların tedbiren teminatsız olarak dururulmasına ve bu kararların kesin hükümsüzlüğünün tespiti ile iptaline, "Finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurulun toplantısından en az onbeş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulur. Bunlardan finansal tablolar ve konsolide tablolar" ile ilgili bilgilerin davalı tarafından müvekkile genel kurul dışında verilmesi talimatı verilmesini, gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosuyla bilançonun bir suretinin davalı tarafından müvekkile verilmesine; bu suretle müvekkilin bilgi edinme hakkının kullandırılmasını müteakip davalı şirkete özel denetçi atanmasına, müvekkilin bilgi alma hakkının kullandırılması talebimizin kabulüne, sayın mahkeme aksi kanaatte ise özel denetçi atanması talebimizin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dilekçesinde belirttiği hukuki gerekçeler ancak genel kurul kararının iptali tartışmasına yönelik olduğunu, iptal davası açısından da mahkemenin yüksek malumları üzerine yerleşmiş Yargıtay kararları uyarınca pay sahibinin TTK m. 446 da belirtilen sıfatlara haiz olması gerektiğinin huzurdaki dava açısından dava şartı olduğunu, dava açan pay sahibi TTK m. 446 daki sıfatlara haiz olmadığından iş bu davanın dava şartı noksanlığından reddedilmesi gerektiğini, Özel denetçi atanması talebi açısından da; TTK M. 438/1 uyarınca talebin öncelikle genel kurula yönetilmesi ve TTK m 439 uyarınca genel kurulun özel denetim isteminin reddedilmesi gerektiğini, davacı genel kurula katılmadığı için söz konusu talebi genel kurula da iletmemiş ve dolayısıyla iş bu dava şartının da gerçekleşmediğini, davacının genel kurulun kesin hükümsüzlüğün tespiti ile iptali taleplerinin; gerçeği yansıtmadığı ve iptal sonucu doğurmayacağı ayrıca dayandığı iptal sebeplerinin ancak genel kurul iptali noktasında tartışılabileceği bu durumda da davacının TTK m. 446 da sayılan sıfatlara haiz olmadığından dava şartı noksanlığı sebebiyle dinlenemeyeceği ve yine "etki kuralı" sebebiyle taleplerinin dinlenemeyeceği, bilgi verilmesi talepleri ile özel denetçi atanması taleplerinin ise usulüne uygun yerine getirilmediği ve ayrıca kanunda öngörülen şartları taşımadığını ve bu nedenlerle davacının tüm taleplerinin reddedilmesi gerektiğini belirterek davacıya TTK m. 448/3 UYARINCA en az şirket sermayesinin %20'si tutarında nakit yahut banka teminat mektubu olarak teminat göstermesine yönelik kesin süre verilmesine, eksik başvuru ve karar ilam harçlarının tamamlattırılması için davacıya kesin süre verilmesine, davacının taleplerinin dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, Etki kuralı sebebiyle davacının genel kurulun kesin hükümsüzlüğünün tespiti ile iptali taleplerinin esastan reddine, Davacının tüm taleplerinin esastan reddine, Açılan her bir talep yönünden ayrı ayrı her türlü yargılama gideri ve ücret-i vekâletin davacıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Kayseri 2. ATM ████████ Esas ████████ Karar sayılı dosyasında;
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın █████/2020 tarihli hisse
devir sözleşmesi ile devir tarihinde tek ortaklı bulunan ve hisse devri sözleşmesi tarihinde nama yazılı 50.000 payı bulunan davalı şirketin 15.000 adet payını devralmış olmasına rağmen bu hisselerin pay defterine işlenilmediği gibi, dava konusu genel kurul toplantısına ilişkin çağrı mektubunun da müvekkili ...'a gönderilmediğinden dava konusu genel kurul toplantısına katılamadığını, müvekkili ... tarafından ...tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının uygulanmasının teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, bu kararların kesin hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesi talebi ile Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası üzerinden dava açılmış olup, halihazırda yargılama sürecinin devam ettiğini, aynı şekilde diğer müvekkili ... tarafından ise mahkememizin ████████ Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, bu dosya üzerinden █████/2022 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir kararı verildiğini, teminatın yatırılması üzerine tedbir kararının uygulandığını, akabinde bu dosyanın Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiğini, müvekkilleri tarafından finansal tabloların müzakereleri ve buna ilişkin gündem maddelerinin müzakeresinin ertelenmesinin talep edildiğini ve bu taleplerin reddedildiğini, reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu genel kurul kararları ile özel denetçi atanması taleplerinin hukuksuz olarak kabul edilmediğini, kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı davranışlara azınlık hakkının kullandırılmasının fiilen engellendiğini, müvekkili ...'a hisse devri yapılmış olmasına rağmen davalı şirketçe tescil edilmeden ve toplantıya davet edilmeden alınan kararların hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket yönetiminde tek başına söz sahibi olan ...'in dürüstlük kuralına aykırı şekilde hareket etmek suretiyle hissedarların paylarını eritmeye ve haklarını kullanamaz hale getirmeye çalıştığının açıkça ortada olduğunu bildirerek ...tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında alınan kararların kesin hükümsüzlüğünün tespiti ile iptaline, davalı şirkete özel denetçi atanmasına, mahkemece gerekli görülmesi halinde işbu davanın Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu davanın müvekkil şirketin genel kurul kararlarının iptalini konu almakta olup, TTK m. 448/3 uyarınca davacının şirketin muhtemel zararlarını karşılayacak teminat göstermesine karar verilmesi gerektiğini, davacıların genel kurulda alınan hangi nolu kararların iptalini istediğinin açık olmadığını, tümden genel kurulun iptali şeklinde bir dava ve talebin dinlenebilir ve tartışılabilir olmadığını, davacı ...'ın genel kurul kararının iptali talebinin, davacının pay sahibi olmaması sebebiyle dava şartı noksanlığı sebebiyle reddedilmesi gerektiğini, davacının ...'ın pay miktarı itibarıyla söz konusu talebinin hukuki dayanağı olmadığından hukuka uygun olarak talebi reddedilmiş olup, bu noktada herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, ayrıca davacıların özel denetçi talebinin öncelikle hukuki yarar yokluğundan ve azlık pay sahibi sıfatları olmadığından reddedilmesi gerektiğini, ayrıca █████/2022 tarihinde hiçbir ek içermeksizin müvekkili şirkete davacı ... vekili Av. ...'nun keşidecisi olduğu Ankara 2. Noterliği'nin ... tarih ve ... sayılı hisse devrinin pay defterine tescilini konu alan bir ihtarname tebliğ olduğunu, ihtarname içeriğinde davacının şirket ortağı olan ...'den pay devir aldığının belirtildiği, ancak pay devrine konu davacının beyanının dışında karar, sözleşme, mutabakat gibi taraflar arasındaki hüküm ve sonuçlarını içeren irade beyanlarının bildirilmediğini, dolayısıyla davacının pay defterine kayıt olmamasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını bildirerek öncelikle işbu dava ile Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası arasında doğrudan bağlantı bulunduğundan ve usul ekonomisi ilkesi gereği birleştirme kararı verilmesine, davacılara TTK madde 448/3 uyarınca en az şirket sermayesinin %20'si tutarında nakit yahut banka teminat mektubu olarak teminat göstermesine yönelik kesin süre verilmesine, davacıların genel kurulun iptaline yönelik taleplerinin öncelikle dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen Kayseri 2. ATM ████████ ESAS ████████ Karar sayılı dosyasında
Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğüne ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı olan ... A.Ş. şirketi, başlangıçta 50.000 TL sermayeli ve tek ortaklı olarak kurulmuş olup şirketin kuruluş tarihinde tek ortak olan davalı ... ile müvekkili arasında █████/2020 tarihinde Hisse Devri Sözleşmesi imzalandığını, davalının hisselerini %30' luk kısmını müvekkiline devrettiğini ve bedelinin nakit ve peşin olarak ödendiğini, ancak hisselerin pay defterine işlenmediğini, bunun üzerine taraflarınca Ankara 2. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarının keşide edildiğini, ihtara cevap verilmediği ve hisse devrine ilişkin işlem yapılmadığını, müvekkiline çağrı mektubu gönderilmeksizin ... tarihinde Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı düzenlendiğini ve sermaye attırım kararı alındığını, ancak bu kararın alınabilmesi için oy birliğinin olması gerektiğini, bu nedenle Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ████████ Esas sayılı dosyası ile genel kurul kararının iptali istemli dava açıldığını, iş bu davanın aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunması nedeniyle her iki dosyasının birleştirilmesi gerektiğini talep ve dava etmiştir.
Birleşen Kayseri 2. ATM ████████ Esas ████████ Karar sayılı dosyasında;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkili arasında █████/2020 tarihinde hisse devir sözleşmesi imzalandığını, işbu hisse devir sözleşmesinin 1.2. Maddesi uyarınca davalı şirkette nama yazılı mevcut bulunan 50.000 paya karşılık sermaye hak ve hissesinin %30'luk kısmı olan 15.000 adet payı 15.000,00-TL bedel ile bedeli tamamen devir tarihinde ödenmek suretiyle devralındığını, anonim şirketlerde hisse devir işlemlerinde şekil şartı aranmadığını, hukuken geçerli devir işlemine rağmen müvekkilince devralınan hisselerin pay defterine tescilinin gerçekleşmediğini, bunun üzerine Ankara 2. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ancak ihtarnameye de cevap verilmediğini, davalı şirketçe hukuksuz olarak... tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını ve sermaye artırımına ilişkin karar alındığını, ancak █████/2020 tarihli hisse devir sözleşmesi ile devralmış olduğu hisseler sebebiyle müvekkilinin davalı şirket hissedarı olmasına rağmen müvekkiline devrolunan hisselerin pay defterine tescil edilmediği gibi, bu hisse devir sözleşmesinde kararlaştırılan sermaye artırımı için oy birliği şartına da aykırı olarak sermaye artırımı kararı alındığını, pay sahibi olan müvekkiline çağrı yapılmaksızın toplanan dava konusu genel kurul kararında alınan kararların yokluk ile malul olduğundan dava konusu genel kurul kararlarının usul ve yasalara aykırılık teşkil ettiğini bildirerek müvekkiline devrolunan hisselerin pay defterine tesciline ve sermaye artırımı kararının uygulanmasının de tedbiren durdurulması için tedbir kararı verilmesini talep etmiş olup, █████/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki taleplerine ilaveten ... tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan hukuksuz sermaye artırımı kararı ile bu toplantıda alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilince cevap dilekçesi vermek hususunda ek süre talebinde bulunulduğu ve mahkememizce █████/2022 tarihli müteferrik karar ile cevap süresinin bitiminden itibaren 2 haftalık ek süre verildiği ve bu sürenin █████/2022 tarihinde dolacağı, henüz cevap dilekçesi ibraz edilmediği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkeme kararında; "...TTK'nun 445. maddesinde genel iptal sebepleri düzenlenmiştir. Dolayısıyla kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya dürüstlük kuralına aykırılık nedenlerine dayalı olarak mahkemeden genel kurul kararlarının iptali talep edilebilir. Bu kapsamda kanuna aykırılık, butlan ve yokluk halleri dışındaki hükümlere aykırı olan genel kurul kararlarını ifade etmektedir. Zira iptal davası hukuken mevcut ve geçerli, ancak sakat doğmuş olan bir genel kurul kararına karşı açılabilir. Mutlak emredici hükümlere aykırılık halinde esasen ortada şeklen bir genel kurul kararı yoktur ve dolayısıyla bu karar hükümsüzdür. Hükümsüz sayılan bir genel kurul kararının da iptali değil, hükümsüzlüğünün tespiti söz konusu olur. Kanuna aykırılık, emredici hükümler haricinde yalnızca TTK hükümlerine veya anonim şirketi düzenleyen hükümlere değil yürürlükte bulunan ilgili tüm mevzuat hükümlerine ve yazılı olmayan hukuk kurallarına, özellikle -yasal istisnalar dışında- pay sahipleri arasındaki eşitlik ilkesini de içerir. Sair maddelerin iptalinin incelenmesinde kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığından talepler reddedilmiştir. A)Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas ve ████████ karar sayılı dava dosyası için; 1-Davacı ...'ın davasının aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine, 2-Davacı ...'ın davasının kısmen kabulü ile, ... tarihli genel kurul toplantısının şirket yönetim kurulu ibrasına ilişkin gündemin 5 numaralı kararının yoklukla malul olduğunun tespitine, 3-Davacı ...'ın fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, B)Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas ve ████████ karar sayılı dosyası ve ████████ esas ve ████████ karar sayılı dosyaları için; 1-Davacının davasının reddine, 2-Davacı ...'ın ████████ esas ve ████████ karar sayılı dosya kapsamında ıslah istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, C)Mahkememizin ████████ esas sayılı dosyası için; 1-Davacının davasının reddine, ..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı asıl ve birleşen dosya davacısı ve davalı tarafından yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Asıl ve Birleşen Dosyalarda Davacılar vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Asıl ve birleşen davalardaki haklılıklarının iki ayrı bilirkişi heyet raporu ile tespit edilmiş olmasına ve kesin olarak ispatlanmasına rağmen; İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere aykırı şekilde asıl ve birleşen davalarda davanın reddine ilişkin hüküm kurulduğunu, İlk Derece Mahkemesi dosyası üzerinden tanzim olunan Bilirkişi heyeti kök ve 15.02.2025 tarihli bilirkişi heyeti ek raporları ile; ...tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında genel kurulun iradesinin ortaya konulmamış olduğu, ...'ın yüzde 30 oranında şirket hissedarı olduğunun Ortaklar pay defterine kaydının gerektiği, TTK 421/1 mddesi gereğince davaya konu olan sermaye artırımı amacıyla genel kurulun şirket sermayesinin toplam 20.000TL'lik kısmı ile toplanamayacağı ve toplantıda alınan kararların geçerli olmayacağı, ... şirketinin "mali yapısında bir güçlük yaşamış olması nedeniyle ortağın şirkete borç vermesinin kaçınılmaz olması ihtimalinde" yönetim kurulunun derhal bir ara bilanço tanzim ederek durumu genel kurul gündemine taşıması gerektiği, ... şirketinin mali durumuna ilişkin bilgilerin defter kayıtları ile uyumlu olmadığı, SMM Raporu ile şirket ticari kayıtlarının tam olarak uyuşmadığı, ... şirketinin yıllık olağan genel kurulun yapıldığı şirkete ait mali tabloların genel kurulun onayından geçirilmesi beklenilmeden olağanüstü bir genel kurul ile sermaye artışına gidilmesini gerektiren bir halin olmadığı tespit edildiğinden eldeki asıl ve birleşen davalardaki haklılıklarının kesin olarak ispatlandığını, akabinde İlk Derece Mahkemesince bir kez daha bilirkişi heyeti heyeti raporu alınması kanaatine varılması üzerine yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak bir başka bilirkişi heyetince tanzim olunan █████/2025 tanzim tarihli bilirkişi raporu ile; davacılardan ... tarafından toplantıya usulüne uygun şekilde katılım sağlanamadığından, genel kurulun yeterli çoğunluk ile toplanıp karar veremediği anlaşıldığından, bilanço hakkında görüşmeler maddesinin gündeme ilave edilmesi, müzakerelerin ertelenmesi, özel denetçi talebi, ortağın bilgi alma hakkının temini hususlarında genel kurul iradesinin ortaya konulmadığı, ...'ın yüzde 30 oranında şirket hissedarı olduğunun Ortaklar Pay Defterine kaydının gerektiği, genel kurulun 50.000TL olan şirket sermayesinin ... (%5) ve ... (%15)'ın katılımıyla toplam 20.000TL'lik kısmı ile toplanamayacağı ve toplantıda alınan kararların geçerli olamayacağı sonucuna varıldığı, "ortaktan sermaye" açıklaması ile yapılan ödemelerin eğer ortağın şirketteki sermaye payına ilişkin ödeme mahiyetinde ise bunun TTK hükümlerine uygun olarak belirlenmiş usule göre yapılması gerekmekte olduğu , şirketin mali yapısında bir güçlük yaşanmış olması nedeniyle ortağın şirkete borç vermesinin kaçınılmaz olması ihtimalinde ise öncelikle yönetim kurulunun derhal bir ara bilanço tanzim ederek durumu genel kurul gündemine taşıması gerekmekte olduğu, 15.02.2022 tarihli şirket sermayesinin artışını konu alan genel kurula sunulan yönetim kurulu beyanı ile SMMM Raporunun şirket kayıtlarıyla kararlaştırılması sonucunda ulaşılan tespitlerden sermaye artırımına ilişkin yönetim kurulu beyanında şirketin mali durumuna ilişkin bilgilerin defter kayıtları ile uyumlu olmadığı, SMMM Raporu ile şirket ticari kayıtlarının tam olarak uyuşmadığı, şirketin yıllık olağan genel kurulunun yapılıp şirkete ait mali tablolarının genel kurulun onayından geçirilmesi beklenilmeden olağanüstü bir genel kurul ile sermaye artışına gidilmesi gerektiren bir halin bulunmadığının tespit edildiğini, böylelikle asıl ve birleşen davalardaki haklılıklarının ve davalı ... şirketinin muhasebe kayıtlarındaki usulsüzlük bir kez daha kesin ve somut olarak tespit edildiğini, eldeki davalarda dosya kapsamında tanzim olunan tüm bilirkişi raporları ile;... tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında genel kurulun iradesinin ortaya konulmamış olduğu, ...'ın yüzde 30 oranında şirket hissedarı olduğunun Ortaklar pay defterine kaydının gerektiği, TTK 421/1 mddesi gereğince davaya konu olan sermaye artırımı amacıyla genel kurulun şirket sermayesinin toplam 20.000TL'lik kısmı ile toplanamayacağı ve toplantıda alınan kararların geçerli olmayacağı, ... şirketinin "mali yapısında bir güçlük yaşamış olması nedeniyle ortağın şirkete borç vermesinin kaçınılmaz olması ihtimalinde" yönetim kurulunun derhal bir ara bilanço tanzim ederek durumu genel kurul gündemine taşıması gerektiği, ... şirketinin mali durumuna ilişkin bilgilerin defter kayıtları ile uyumlu olmadığı, SMM Raporu ile şirket ticari kayıtlarının tam olarak uyuşmadığı, ... şirketinin yıllık olağan genel kurulun yapıldığı şirkete ait mali tabloların genel kurulun onayından geçirilmesi beklenilmeden olağanüstü bir genel kurul ile sermaye artışına gidilmesini gerektiren bir halin olmadığı tespit edildiğinden asıl ve birleşen davalardaki haklılıklarının kesin olarak ispatlandığını, ancak ilk derece Mahkemesince bilirkişi raporundan ayrılınmasına esas teşkil edecek ve hukuken geçerli kabul edilebilecek hiçbir gerekçe oluşturulmaksızın afaki kanaatlerle ret kararı verildiğini, bilirkişi heyetlerinin açık ve net tespitlerinin dikkate alınmadığını, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davalarda davanın tam kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine ilişkin hüküm kurulmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında da açıkça anlatıldığı üzere; müvekkili ...'ın %30 oranındaki pay oranı dava konusu genel kurul kararları ile sermaye artırımı yapılması sonucunda %1,07 pay oranına doğru gerilemiş olduğundan inkar edilemez şekilde müvekkili ... yönünden müktesep hakların ihlali sonucunu doğurduğunu, diğer müvekkili ...'ın (noter onaylı) Hisse Devir Sözleşmesi ile %30 oranında payı devralmış olmasına ve bedelini de ödemiş olmasına rağmen; pay devrinin tescilinin yapılmamış olmasının, genel kurula ...'ın da çağrılmamış olmasının, hissedarlar arasında ...'a yer verilmemiş olmasının, ... yönünden de müktesep hakların ihlali sonucunu doğurduğunu, bunun yanı sıra bilirkişi heyet raporları ile de tespit edildiği üzere genel kurulun 50.000TL olan şirket sermayesinin ... (%5) ve ... (%15)'ın katılımıyla toplam 20.000TL'lik kısmı ile toplanamayacağı, genel kurulun yeterli çoğunluk ile toplanıp karar veremediği, ortaktan sermaye" açıklaması ile yapılan ödemelerin eğer ortağın şirketteki sermaye payına ilişkin ödeme mahiyetinde ise bunun TTK hükümlerine uygun olarak belirlenmiş usule göre yapılması gerekmekte olduğu , şirketin mali yapısında bir güçlük yaşanmış olması nedeniyle ortağın şirkete borç vermesinin kaçınılmaz olması ihtimalinde ise öncelikle yönetim kurulunun derhal bir ara bilanço tanzim ederek durumu genel kurul gündemine taşıması gerekmekte olduğu, 15.02.2022 tarihli şirket sermayesinin artışını konu alan genel kurula sunulan yönetim kurulu beyanı ile SMMM Raporunun şirket kayıtlarıyla kararlaştırılması sonucunda ulaşılan tespitlerden sermaye artırımına ilişkin yönetim kurulu beyanında şirketin mali durumuna ilişkin bilgilerin defter kayıtları ile uyumlu olmadığı, SMMM Raporu ile şirket ticari kayıtlarının tam olarak uyuşmadığı, şirketin yıllık olağan genel kurulunun yapılıp şirkete ait mali tablolarının genel kurulun onayından geçirilmesi beklenilmeden olağanüstü bir genel kurul ile sermaye artışına gidilmesi gerektiren bir halin bulunmadığı ispatlanmış olduğundan somut olayda "usulsüz çağrı" , "şirketin temel yapısına aykırılık (eşitlik ilkesi, dürüstlük kuralları)" ve açık şekilde hukuka aykırılığın söz konusu olduğunu,"Müktesep hakların ihlali", "usulsüz çağrı" , "şirketin temel yapısına aykırılık (eşitlik ilkesi, dürüstlük kuralları)" hallerinde muhalefet şerhinin aranmayacağını, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince hukuka aykırı şekilde muhalefet şerhi bulunmadığı sürülerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasalara aykırı olduğunu, dosya kapsamında haklılıklarının ispatlanmış olmasına rağmen; İlk Derece Mahkemesince davalının iddialarına itibar edildiğini ve adeta davalı yerine geçilerek davalının iddialarını tekrarlar şekilde dosya kapsamında tanzim olunan bilirkişi raporlarına açıklanan gerekçelerle itimat edilmediği, ıslah ile genel kurul iptali istemi hakkında ise; ıslahla kastedilenin dava konusu edilen hususların genişletilmesi veya değiştirilmesi olduğu, dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığından ıslah hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ...'ın ortak olmadığı kabul edildiğinden gerekçeler tekrarlanmaksızın ...'ın genel kurul iptali ve özel denetçi atanması noktasında aktif husumet ehliyeti olmadığının da belirtilerek davanın reddine karar verildiğini, dosya kapsamında toplanan bilgi, belge ve sair her türlü delil ile haklılıklarının ispatlanmasına rağmen; davanın reddine karar verilmesi ve dosya kapsamında tanzim olunan bilirkişi raporları ile müvekkili ...'ın korunması gereken hukuki menfaati olduğu açıkça ispatlanmış olmasına rağmen usul ve yasalara aykırı şekilde ...'ın aktif husumet yokluğu nedeniyle davasının reddine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasalara aykırı olduğundan; asıl ve birleşen davalarda davanın reddedilen kısmı yönünden istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak asıl ve birleşen davalarının tam kabulüne, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ederek asıl ve birleşen davalarda davanın reddedilen kısmı yönünden istinaf başvurularının kabulüne, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı asıl ve birleşen davalarda davanın reddedilen kısmı yönünden verilen kararların kaldırılmasına, asıl ve birleşen dosyalarda davaların tam kabulüne, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilince sunulan Katılma yolu ile sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı tarafın ... tarihli olağanüstü genel kurula ilişkin "iç yönerge eksikliği" veya "katılımın engellendiği" yönündeki iddialarının ticaret hukuku mevzuatı ve "etki kuralı" karşısında bütünüyle mesnetsiz olduğunu, ayrıca Sermaye artırımı, şirketin ... ve banka kredilerini ödeyerek "sermayenin korunması ilkesinin" tecellisi için nakit girişiyle (... Hesabındaki nakdi alacakların mahsubuyla) gerçekleşmiş şeffaf ve hukuka uygun bir işlem olduğunu, davacıların bu yöndeki istinaf talepleri esastan reddedilmesi gerektiğini, davacı ...'ın hisse devri iddiasının, okuryazar olmaması sebebiyle HMK m. 206 ve Noterlik Kanunu m. 87 uyarınca geçersiz (yoklukla malul) bir adi belgeye dayandığını, ayrıca davacının isticvap davetine de gelmeyerek iddialarının asılsızlığını HMK m. 171 uyarınca ikrar ettiğini, bu yöndeki istinaf itirazlarının da hukuken korunamaz nitelikte olduğunu, bilirkişi raporları hakkında, mahkemenin bilirkişilerin yetkilerini aşarak yaptıkları hatalı hukuki değerlendirmelere ve isticvap neticesinde ortaya çıkan ikrar durumunu görmezden gelmelerine itibar etmeyerek; yasanın emredici kuralları ve kesin deliller ışığında davanın reddine karar vermesi bütünüyle isabetli olduğunu, Katılma Yoluyla İstinaf Talebimiz: HMK 110. maddesi kapsamında "davaların yığılması" (objektif dava birleşmesi) şeklinde açılan işbu karmaşık davada, İlk Derece Mahkemesince reddedilen her bir bağımsız talep (Genel Kurul İptali, Özel Denetçi Atanması, Bilgi Alma Hakkı, Pay Defterine Kayıt) yönünden davalı ve müdahil lehine ayrı ayrı toplam 10 adet maktu vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının usul ve yasaya, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek karşı tarafın hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine, katılma yoluyla istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının sadece vekalet ücretine ilişkin aleyhe olan kısımlarının kaldırılarak, objektif dava birleşmesi kuralı gereğince sadece birleşen davalar yönünden değil her bir davanın içindeki reddedilen her bir bağımsız talep yönünden de lehlerine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
a-)Kayseri 2. ATM ████████ Esas sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirme;
Davacı ... ve ... tarafından 23.05.2022 tarihinde Kayseri 2. ATM ███████ Esas sayılı dosyasında davalı şirkete yönelik olarak ... tarihli ...-...-... yılları Olağan Genel Kurul kararlarının kesin hükümsüzlüğünün tespiti ile iptaline, davalı şirkete özel denetçi atanması amacıyla eldeki davanın açıldığı görülmüştür.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ██████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere ; Bir genel kurul toplantısından söz edebilmek için ana sözleşme ve yasanın öngördüğü yeter sayılarla alınmış bir kararın varlığı gereklidir. Eğer ortaklarca yasal bir genel kurul gerçekleştirilmemiş ise bu toplantıda alınan kararlar yok hükmündedir. Yine, toplantı veya karar yeter sayılarının sağlanamadığı, bakanlık temsilcisinin katılmadığı toplantılar da aynı şekilde yok hükmünde sayılmalıdır. Usul ve şekil kurallarına uygun olarak yapılmış olsa da konusu imkansız ya da Yasa'nın veya ana sözleşmenin emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına, şirketin temel yapısına ve sermayenin korunmasına dair hükümlere aykırı olan kararlar da batıl addedilmelidir. Yokluğun veya batıllığın tespiti hususunda dürüstlük kurallarına aykırı düşmedikçe olumlu oy vermiş paydaşlar da dahil olmak üzere menfaat sahibi tüm ilgililer herhangi bir süreye tabi olmaksızın dava açabilirler. Ancak, yokluk ve butlanı gerektiren hususun öğrenilmesinden sonra uzun süre sessiz kalıp dava açmayan ilgililer yönünden TMK'nın 2. maddesi uyarınca dava açma hakkının düşüp düşmediğinin de değerlendirilmesi gereklidir.
Yargıtay 11. HD █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamında; Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, TTK’da düzenlenmemiştir. Yokluk yaptırımının kanunda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanunî şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dâhi meydana gelmiş değildir (..., .../..., .../..., .../..., ...: ... Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378)." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.10.2022 tarihli, ███████-674 E. ve █████████ K. sayılı)6102 sayılı TTK'nun 499/4 madde fıkrası gereğince şirketle ilişkilerde, sadece pay defterinde kayıtlı bulunan kimse pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edileceği düzenlenmiş olup 6102 sayılı TTK'nun 435. Maddesi uyarıncada; Oy hakkı, payın, kanunen veya esas sözleşmeyle belirlenmiş bulunan en az miktarının ödenmesiyle doğacaktır.Davacı ...'ın şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerekmekte olup yargılamanın birleşen dava yönünden dairemiz ilamı uyarınca yapılacak tahkikat sonucu karar verilmesi gerekeceğinden davacıların istinaf talebinin bu aşamada kabulüne karar vermek gerekmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 438. maddesinde, her pay sahibinin pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olduğu taktirde ve bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmışsa, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasının gündemde yer almasa bile genel kuruldan isteyebileceğini, aynı kanunun 439. maddesinde ise, genel kurulunun özel denetim istemini reddetmesi halinde sermayenin en az onda birine halka açık anonim şirketlerde ise yirmide birini oluşturan pay sahipleri veya payların itibarı değeri toplamı en az 1.000.000,00 TL olan pay sahiplerinin şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde üç ay içinde özen denetçi atanmasını isteyebilecekleri aynı yasanın 440/2. maddesinde ise, mahkemece verilen kararın kesin olduğu belirtilmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2017 tarih █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı)
b-Kayseri 2. ATM ████████ Esas sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirme;
Davacı ... tarafından 25.02.2022 tarihinde Kayseri 2. ATM ███████ Esas sayılı dosyasında davalı şirkete yönelik olarak ... tarihli Olağanüstü Genel Kurul kararlarının kesin hükümsüzlüğünün tespiti ile iptaline, bilgi alma talebinin cevapsız bırakılması kullandırılmaması sebebiyle genel kurul dışında bilgi verilmesi için davalıya talimat verilmesine ve davalı şirkete özel denetçi atanması amacıyla eldeki davanın açıldığı görülmüştür.
6102 sayılı Kanun'un 409 uncu maddesinde, genel kurulların olağan ve olağanüstü toplanacağı, olağan toplantının her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılacağı, bu toplantılarda, organların seçimine, finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, kârın kullanım şekline, dağıtılacak kâr ve kazanç paylarının oranlarının belirlenmesine, yönetim kurulu üyelerinin ibraları ile faaliyet dönemini ilgilendiren ve gerekli görülen diğer konulara ilişkin müzakere yapılacağı ve kararın alınacağı, gerektiğinde genel kurulun olağanüstü toplantıya çağrılacağı hüküm altına alınmıştır.Bu düzenlemeye göre, genel kurul yıllık olağan toplantısını yapacak, bu olağan toplantıda hükümde örnek olarak sıralanan konularda ve gerek görülen diğer konularda müzakere yapılarak kararlar alınacaktır. Olağan dışı bir durumun ortaya çıkması hâlinde ise genel kurul olağanüstü toplantıya çağrılıp gündem çerçevesinde müzakere yapılarak kararlar alınacaktır. Olağan genel kurul toplantısı, yılda ancak bir kez yapılabilir. 6102 sayılı Kanun'un 409 uncu maddesinin yorum yoluyla genişletilmesi, yıl içinde birden fazla olağan genel kurul toplantısı yapılacağının kabul edilmesi mümkün değildir. (Yargıtay 11 HD ████████ Esas █████████ Karar)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2025 tarih ve █████████ Esas - █████████ Karar sayılı ilamında; " TTK 376. maddesi "(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.(3) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur." hükmünü havidir.
Bilindiği üzere sermaye artırımı, dış kaynaklardan ve iç kaynaklardan artırım olmak üzere ikiye ayrılır. Dış kaynaklardan sermaye artırımında şirkete yeni kaynak girmektedir; iç kaynaklardan sermaye artırımında ise, şirkete yeni kaynak girmemekte, bilançodaki kalemler yer değiştirmektedir. İç kaynaklardan sermaye artırımı, yedek akçelerin, dağıtılmamış kârların, yeniden değerleme değer artış fonlarının, iştiraklerin, gayrimenkullerin veya amortismana tabi diğer iktisadi değerlerin satışından elde edilen fonların sermayeye dönüştürülmesi suretiyle yapılan artırımdır. Anonim şirketlerde esas sermayenin artırılması kanunen tanınmış bir haktır. Kanunda belirtilen şartları yerine getirmek şartıyla şirket her zaman sermaye artırımına gidebilir. Sermaye artırımı yoluna çeşitli nedenlerle gidilebilir. Şirketin büyümesi, yeni yatırımlar yapması, birleşmesi, başka bir işletmeyi devralması, vadesi gelen borçlarını ödemesi, sermaye yapısını güçlendirmesi bu nedenlerin başında gelir. Sermaye miktarı, mevcut pay sahipleri için kazanılmış hak oluşturmaz. Ancak, bunun yanında sermaye artırımı hakkının kötüye kullanılmaması da gerekir. Artırım kararının kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı olması halinde iptali söz konusu olur. Sermaye artırımı yapılırken şirketin sermaye ihtiyacından ziyade, ortakları zarara uğratmak ve onların şirketteki kâr, tasfiye payı ve oy oranlarını azaltmak amacıyla yapılıp yapılmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Çoğunluk, azınlığın ezilmesi sonucunu doğuran haksız ve yersiz kararlar alırsa, bu kararların iptali istenebilir.(Yargıtay 11. HD █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı )
6102 sayılı Kanun'un 456/4 hükmünün yollaması ile aynı Kanun'un 353. maddesi her türlü sermaye artırım kararına uygulanmakta olup bu maddeye göre "Anonim şirketin butlanına veya yokluğuna karar verilemez. Ancak, şirketin kurulmasında kanun hükümlerine aykırı hareket edilmek suretiyle, alacaklıların, pay sahiplerinin veya kamunun menfaatleri önemli bir şekilde tehlikeye düşürülmüş veya ihlal edilmiş olursa, yönetim kurulunun, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının, ilgili alacaklının veya pay sahibinin istemi üzerine şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince şirketin feshine karar verilir". Başka bir deyişle sermaye artırım kararının ticaret sicilde tescilinden sonra yokluğu ve butlanına karar verilemeyeceği ve bu nedenle de tescilden sonraki 3 ay içerisinde ancak iptalinin talep edilebileceğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 11. HD █████████ Esas █████████ Karar; █████████ Esas ████████ Karar; █████████ E. ve █████████ K. )
Yargıtay 10.06.2021 tarih, █████████ Esas █████████ Karar (█████████ Esas █████████ Karar
sayılı kararı incelendiğinde; sermaye artırımı ana sözleşmede yer alan esas sermaye rakamının yükseltilmesi, yani kural olarak bir ana sözleşme değişikliğidir. Ancak ana sözleşmenin değiştirilmesi yanında Yasa’da bir de sermayenin artırımı kurumuna yer verilmiştir ki, bu da esas sermayenin teminat işlevinden kaynaklanmaktadır. Öncelikle sermayenin artırılması kararını alacak olan genel kurula halihazır pay sahipleri veya temsilcileri katılabilir. Ayrıca genel kurulda, alınan artırım kararının geçerliliği için toplantıda herhalde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcisinin bulunması ve toplantı tutanağını toplantı başkanı ile birlikte imza etmesi şarttır (6102 sayılı Kanun'un 422 nci maddesinin birinci fıkrası). Aksi halde alınan kararlar yoklukla malüldür. Pay senetleri menkul kıymet borsasında işlem görmeyen anonim ortaklıklarda esas sermayenin artırılmasına ailişkin ana sözleşme değişikliği kararları 6102 sayılı Kanun'un 421 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen ağırlaştırılmış toplantı ve karar yeter sayısına tabidir (bkz. Dairemizin 08.06.2016 tarih ve ████████E., ████████K. sayılı kararı:...genel kurulda alınan karar sermaye arttırımına ilişkin olup TTK'nun 421/2.a bendinde belirtilen bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük ve ikincil yükümlülük koyan kararlardan değildir. Kaldı ki şirketin bilanço zararı da bulunmamaktadır. Dolayısıyla oybirliğiyle karara bağlanması gereken bir halin mevcut olmadığı, esas sözleşme değişikliği gerektiren sermayenin arttırım kararı için TTK'nun 421/2. maddesindeki değil TTK'nun 421/1. maddesindeki toplantı ve karar yetersayılarının aranacağı gözetilmeksizin. ). Ayrıca şirket borçlarının esas sermayeye dönüştürülmesi bir sermaye artırımı yoluyla yapılacaksa rüçhan haklarının kaldırılması pek çok durumda zorunludur. 6102 sayılı Kanun'un. 461 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre pay sahibinin rüçhan hakkının sınırlandırılması için gerekli görülen öncelikli şart “rüçhan hakkının sınırlandırılması ya da kaldırılmasında haklı sebeplerin bulunması”dır. Yasal düzenlemede, haklı sebepler örnek olarak gösterilmiştir. Başka sebepler ve özellikle takas yoluyla ödeme de haklı sebep sayılabilir. Burada önemli olan, eşit işlem ve hakların sakınılarak kullanılması ilkesi göz önünde tutularak tüm pay sahiplerinin ve şirketin ekonomik menfaatlerinin korunmasıdır. Yoksa belirli bir pay grubu ya da hakim ortağın menfaatlerinin göz önünde tutularak rüçhan haklarında kısıtlamaya gidilmesi haklı nedenin oluşumuna engeldir. Yine bunun yanında finansal tabloların ertelenmesi durumunda onunla bağlantılı sayılan sermaye artırımının da ertelenmesi gerekir.
Yargıtay 11. HD 05.11.2015 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar;████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamında; sadece şirket borçlarını ödemek maksadıyla sermaye artış kararı alındığı gerekçesiyle genel kurul kararının iptaline karar verilmesi doğru değildir. Diğer bir anlatımla, karar tarihi itibarıyla değerli markaları bulunan ve bunların lisans yoluyla başkalarına kullandırılması suretiyle faaliyet gösteren bir şirketin, gerek markalarının değerini korumak ve arttırmak ve de gerekirse şirket borçlarını ödemek maksadıyla sermaye artışına gitmesi iyi niyet kurallarına aykırılık olarak görülemez.
... tarihli Genel kurul kararı incelendiğinde; Hazır bulunanlar listesinin tetkikinde şirketin 50.000 sermayesine karşılık 50.000 adet hisseden 20.000 payın asaleten 15.000 TL payın temsilen olmak üzere 35.000 TL'lık kısmın hazır bulunduğu, Firmanın net çalışma sermayesinin - 959.405,16 TL olduğu buna göre şirketin eksik sermayeyle yani tamamen dış kaynaklarla faaliyetini sürdürdüğünü, buna göre şirketin sermaye ihtiyacını açık ve net olarak ortada olduğu, bu nedenle sermaye tutarının artırılmasının talep edildiği, hali hazırda tamamı ödenmiş 50.000 TL olan şirket sermayesinin 540.000 Türk Lirasının 30.09. 2021 tarihli finansal veriler doğrultusunda mizan kalemi olan ... ortaklara borçlar hesabından yer alan 676.872,17 TL den 810.000 TL'SI ise taahhüt edilmek suretiyle toplam 1.350.000 TL daha artırılarak 1.400.000 TL'ye çıkartılması amacıyla hazırlandığı, kararın oy birliğiyle kabul edildiğinin belirtildiği, Davacı ... vekilinin vekaletnamesinin Bakanlık temsilcisine ait yönetmeliğin 18/7 fıkrası uyarınca güncel düzenlenmediği gerekçesiyle toplantıya temsil edilmediğinin belirtildiği görülmüştür.
Bu kararın ...tarih ...sayı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği görülmektedir.
6102 sayılı TTK'nun 499/4 madde fıkrası gereğince şirketle ilişkilerde, sadece pay defterinde kayıtlı bulunan kimse pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edileceği düzenlenmiş olup 6102 sayılı TTK'nun 435. Maddesi uyarıncada; Oy hakkı, payın, kanunen veya esas sözleşmeyle belirlenmiş bulunan en az miktarının ödenmesiyle doğacaktır.
Davacı ...'ın şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerekmekte olup yargılamanın birleşen dava yönünden dairemiz ilamı uyarınca yapılacak tahkikat sonucu karar verilmesi gerekeceğinden davacı ...'ın istinaf talebinin bu aşamada kabulüne karar vermek gerekmiştir.
c-Kayseri 2. ATM ████████ Esas ve ████████ Esas Sayılı dosyaları yönünden yapılan inceleme:
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında davacı ... tarafından davalı ... A.Ş'ye karşı açılan davacı ile davadışı ... arasında imzalanan 24.10.2020 tarihli adi yazılı hisse devri sözleşmesi uyarınca devri kararlaştırılan hisselerin davalı şirket tarafından tesciline ilişkin açılan dava olduğu görülmüştür. Davacı 15.03.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dilekçesi ile davasını 24.10.2020 tarihli adi yazılı hisse devri sözleşmesi uyarınca devri kararlaştırılan hisselerin davalı şirket tarafından tescili ile Şirketin ... tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan hukuksuz sermaye artırımı kararı ile bu toplantıda alınan tüm kararların iptalini şeklinde ıslah etmiştir.
Davalı Şirket davacının payın devir edildiğini ispat etmediği sürece, devralanın payın deftere yazılamayacağı açıkça düzenlendiğini davacının devre ilişkin sözleşme örneğini şirkete ihtarname ile birlikte ulaştırmadığını bu nedenle davacının pay defterine kaydedilmesi mümkün olmadığını, şirket yönetim kurulunun hiçbir dayanak, sözleşme nüshası, örneği, aslı içermeyen ihtarname gereğince sadece beyan ile işlem tesis etmediğini,şirketin ortaklık yapısının 11.09.2020 tarihinde tescil edildiğini şirketin görünüşte ortakları ... (%40), ... (%30), ... (%30) olarak gözükmesine rağmen gerçekte ... (%40), ... (%30), ... (%30) olduğunu ...' görünürde ortak olarak gözükmek istememesi davacının babasının okuma yazmasının olmaması nedeniyle ... adına tescil edildiğini, ödemenin 28.01.2020 tarihinde yapıldığını hisselerin 11.09.2020 tarihinde ...'a devir edildiğini, sözleşmenin tarihinin davacı tarafça sahte şekilde özellikle devir tarihi olan 11.09.2020 tarihinden sonraki tarih olarak atıldığını, davacı ...'ın şirket pay sahibi olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ... ile ... arasında imzalanan 24.10.2020 tarihli adi yazılı hisse devri sözleşmesi uyarınca devri kararlaştırılan hisselerin davalı tarafından davacıya devrine ilişkin açılan dava olduğu görülmüştür.
Davalı ... şirketin ortaklık yapısının 11.09.2020 tarihinde tescil edildiğini şirketin görünüşte ortakları ... (%40), ... (%30), ... (%30) olarak gözükmesine rağmen gerçekte ... (%40), ... (%30), ... (%30) olduğunu ...' görünürde ortak olarak gözükmek istememesi davacının babasının okuma yazmasının olmaması nedeniyle ... adına tescil edildiğini sözleşmeninde bu şekilde 11.09.2020 tarihinde ifa edildiğini savunmuştur.
... Anonim Şirketinin ... tarihli Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğünün tescil edilen ilan incelendiğinde; şirketin sermayesini her biri 1 TL değerini 50.000 paya ayrılmış toplam 50.000 TL değerinde olduğu, bu payların tamamının nama yazılı olduğu, ...'in her biri 1 TL değerinde 50.000 adet paya karşılık gelen 50.000 TL paya sahip olduğu, yönetim kurulu kararıyla sermayenin ödenip ödenmeyen kısımlarına bakılarak nama veya hamiline hisse senedi veya yerine il muhabir bastırılan bileceğinin düzenlemeler olduğu görülmüştür.
... Anonim Şirketinin ... tarihli yönetim kurulun kararı incelendiğinde; ...'in 15.000 hissesini ...'a 15.000 TL hissesini ...'a devir edildiğini belirtilerek karar defterine işlendiği bu kararın Ticaret Sicil Müdürlüğüne ... tarihinde tescil edildiği bu haliyle şirketin ... %40, ... %30, ... %30 ortaklık payına sahip hale geldiği görülmüştür.
... ile ... arasında... tarihli adi yazılı şekilde hisse devri sözleşmesi yapıldığı bu sözleşme uyarınca Dava dışı ... A.Ş'nin nama yazılı mevcut 50.000 payına karşılık sermaye hak ve hissesini % 30'luk kısmı olan 15.000 adet payın 15.000 TL bedel ile bütün aktif ve pasifiyle nominal değeri üzerinden devir edildiği "Devir bedelinin bugün haricen ve nakden ve peşinen tahsil eyledim. devir bedelini bugün haricen nakden ve peşin ödedim." şeklinde ibarelerin olduğu görülmüştür.
... ve ... ... tarihli beyanlarında hisse devrine dayanak yapılan sözleşmede tarihin ... tarihi yazılması gerekirken bilgisayar hatası nedeniyle sehven ... tarihi olarak yazıldığını beyan etmişlerdir.
... tarafından ... hesabına ... tarihinde "... ... hisse devri.0.3 "açıklamasıyla 15.000 TL gönderildiği görülmüştür.
... tarafından Ankara 2. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiği ihtarda; 24 10.2020 tarihli hisse devri sözleşmesi uyarınca hisse devrinin pay defterine tescilini talep edildiği görülmüştür.
... ve ... tarafından 28.11.2022 tarihli delil dilekçesi ile tanık olarak bildirilen ... mahkeme huzurunda verdiği 11.05.2023 tarihli beyanda; babası ile şirket arasında yapılan hisse devrine konu payın kendisine verileceğini ancak güvene dayalı olarak babası ile imzalandığını kabul etmiştir.
Ortaklığa karşı ancak pay defterinde kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatını haizdir. Pay devri, ortaklığa karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.10.2015 Tarihli ██████████ E. ██████████ K. sayılı ilamı). Pay defteri ise, 6102 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ticari defterlerden olup, pay defterinin tutulması, açılış ve kapanış onayları ile saklanması bakımından anlam taşır, yoksa pay defterinin özel olma karakterini etkilemez ve pay defterine yapılan kayıtlara kurucu nitelik kazandırmaz (..., Ticari İşletme ve Şirketler, 3.Baskı, s.2569).
"Pay defteri" başlıklı 499. maddesinde;- (1) Şirketin, senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi sahipleriyle, intifa hakkı sahiplerini, ad, soyad, unvan ve adresleriyle, pay defterine kaydedeceği, payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmediği sürece, devralan ve intifa hakkı sahibi pay defterine yazılamayacağı, Şirketin, kaydın yapıldığını pay senedine işaret edeceği, Şirketle ilişkilerde, sadece pay defterinde kayıtlı bulunan kimselerin pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edileceği, Merkezî Kayıt Kuruluşu tarafından kayden takibi yapılan nama yazılı paylara ilişkin Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri ile ilgili diğer düzenlemeler saklı olduğu düzenlenmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ Karar sayılı onama kararına konu uyuşmazlıkta belirtildiği gibi; kimse sahip olmadığı şirket payını devir edemeyeceği gibi, senede bağlanmış payların, senetlerin devir edilmeksizin, davalıya devir edilmesinin hukuki bir sonucu bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere Anonim şirketler için önemli bir kavram olan “pay”, üç anlamda kullanılır. Bunlardan ilki esas sermayenin bir parçasını ifade etmesidir. Esas sermayenin pay sayısına bölünmesi sonucu oluşan ve nominal (itibari) değeri olan her bir birim birer payı oluşturur. Pay sayısının ve nominal değerinin esas sözleşmede gösterilmesi zorunludur. Bir diğer anlamıyla pay; pay sahipliği konumunu yani ortaklık sıfatını ifade eder. Ortaklık sıfatından kaynaklanan hak ve borçlar paya bağlıdır. Pay elde edilirken ortaklık sıfatı da kazanılmış olur. Payın devredilmesi halinde ortaklık sıfatı ve buna bağlı hak ve borçlar da devredilmiş olur. Üçüncü anlamıyla pay; bir kıymetli evrak niteliğindeki pay senetlerini (hisse senetlerini) ifade eder. Hamiline düzenlenmiş paylar hariç olmak üzere, payın bir senede bağlanması zorunluluğu yoktur. Senede bağlanmamış paylar “çıplak pay” olarak adlandırılmıştır (..., Şirketler Hukuku, 2.basım, 2012, s.240,241 ).
Anonim şirket tarafından henüz pay senedi ihraç edilmemiş olması ve ilmühaber dahi çıkarılmaması, anonim şirkette pay devrine engel teşkil etmeyecektir. Anonim ortaklığın çıplak paylarının devri konusunda Türk Ticaret Kanunu'nda bir hüküm bulunmamakla birlikte, payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği, bu devrin 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü maddesine göre alacağın temliki hükümleri çerçevesinde olacağı kabul edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.11.2014 Tarih ███████-801 E. ████████ K. sayılı ilamı). Alacağın temliki tasarrufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçmektedir. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olacaktır. (Yargıtay 11 HD █████████ Esas ███████ Karar; █████████ Esas █████████ Karar; █████████ Esas ████████ Karar;████████ Esas, █████████ Karar, █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamı )
Borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar yönünden 6102 sayılı Kanun'un 494'üncü maddesi hükmünde; "Devir için gerekli olan onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır." şeklinde belirtilmiştir. Devir için şirketçe gerekli onay verilmediği taktirde, devre konu payların mülkiyeti ve paya ilişkin haklar devredende kalacaktır. Ancak, devir sözleşmesi şirket dışında kalan devreden ile devralanı hukuken bağlar. Maddenin üçüncü fıkrasında davalı şirket, talepten itibaren üç ay içerisinde onaylama işlemini reddetmemişse veya red haksız ise, şirketin onay verdiğinin kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Şirket onay vermeyi haksız olarak reddetmişse onay verilmiş sayılacaktır. Devralanın pay sahibi olarak tanınması istemine ilişkin bir şekil şartı ise öngörülmemiştir.
Somut olayda şirket sözleşmesinde devir için bir onay öngörülmemiştir.
... tarafından Ankara 2. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiği ihtarda; 24 10.2020 tarihli hisse devri sözleşmesi uyarınca hisse devrinin pay defterine tescilini talep edildiği davalı şirketçe cevap dilekçesinde ihtarın tebliğ alındığının beyan ettiği buna rağmen mahkemece Ankara 2. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesine ait tebliğ evrakları istenip davalı şirketçe talebin üç aylık süre zarfında reddine dair bir karar verilip verilmediği hususunda araştırma yapılmamıştır.
Bununla birlikte somut olayda payın şeklinin çıplak pay niteliğinde olduğu, buna göre devrin yazılı olarak yapılmak suretiyle şartın yerine getirildiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre temlik şartının gerçekleştiği, hisse devri için yapılan işlemin yeterli olduğu tescili gerek olmadığı, yapılan hisse devrinin geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Davalılar ...'ın esasen ortak olmadığını gerçek ortağın ... olduğunu, ... ile yapılan anlaşma uyarınca ...'ın %30'luk payının ...'a devir edildiğini ve şirket kayıtlarının bu şekilde tescil edildiğini savunmuşlardır.Davacı ... ve ...'ın bu yönde bir kabulleri bulunmamaktadır. Somut olayda ispat külfeti davalılarda olup davalılar ...tarihi sözleşmenin ... ile yapılan ortaklık gereği ... ile imzalandığını bu sözleşme uyarınca devri öngörülen %30 payın ... adına tescil edilerek gerçekleştiğini yazılı kesin deliller ile ispat külfeti altındadırlar.
Yargıtay HGK 2024/7-124 Esas ████████ Karar 2025/7-376 Esas ████████ Karar sayılı ilamları nda belirtildiği üzere;
"Delil başlangıcı HMK'nın 202. maddesinde senetle ispat kuralının istisnalarından biri olarak,
"(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.
(2) Delil başlangıcı; iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir" şeklinde hüküm altına alınmıştır. Maddenin 1. bendinde senetle ispatı zorunlu olan bir hukuki işlem hakkında delil başlangıcı bulunması durumunda tanıkla ispat imkânı tanınmış, 2. bendinde ise doğrudan delil başlangıcının tanımına yer verilmiştir.
Söz konusu tanımdan hareketle delil başlangıcından söz edebilmek için öncelikle bir "belge" bulunmalıdır. Belgeden ne anlaşılması gerektiği HMK'nın 199. maddesinde "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir" şeklinde açıklanmıştır. Dayanılan belgenin uyuşmazlık konusu vakıayı ispata elverişli olması durumunda, diğer bir anlatımla senet niteliğini taşıması hâlinde delil başlangıcı hükmüne gitmeye gerek olmadığı açıktır. Ancak bir belgenin uyuşmazlık konusu vakıanın ispatına elverişli olmaması durumunda delil başlangıcı kabul edilebilmesi için aşağıdaki iki koşulun birlikte bulunması (gerçekleşmesi) gerekir. Bunlardan ilki belgenin, aleyhine ileri sürülen veya temsilcisi tarafından verilmesi ya da gönderilmesidir. Bununla birlikte delil başlangıcı olan belgenin mutlaka karşı tarafa yöneltilmiş bir irade açıklamasını içermesinin gerekmediğini belirtmekte fayda vardır. İkinci koşul ise söz konusu belgenin, varlığı iddia edilen hukuki işlemi tam olarak ispata yeterli olmamakla beraber, o hukuki işlemin muhtemelen yapıldığını (onun varlığını) göstermesidir. Kanunun aradığı bu unsurları taşıyan bir belge delil başlangıcı sayılır ve artık senetle ispat zorunluluğunun istisnası olarak o hukuki işlem hakkında tanık dinlenebilir.
Belirtmek gerekir ki, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 292. maddesinde delil başlangıcının mutlaka yazılı olması koşulu benimsenmişken, HMK'da kavram daha geniş değerlendirilerek "yazılı" kelimesi benimsememiş ve sadece "delil başlangıcı" ibaresi kullanılarak, bir belgenin delil başlangıcı olabilmesi için mutlaka yazılı olması koşulu kaldırılmış ve ispat kuralları açısından oldukça önemli bir değişiklik yapılmıştır. (Benzer Hukuk Genel Kurulunun 28.12.2005 tarihli ve ███████-677 Esas, ████████ Karar; 14.11.2019 tarihli ve 2017/1-1254 Esas, █████████ Karar sayılı kararları).
Davalılar tarafından sunulan ...tarihli ön raporda belirtilen yazışmaların (mail ve mesajların) dava dışı ... adına kayıtlı ... numaralı hat ile ... arasında gerçekleştikleri sabittir. ... davanın tarafı olmayıp bu konuşmaların yazılı delil başlangıcı sayılarak tanık dinlenilmesi mümkün değildir. Kadı ki mahkemece bu yazışmaların yapılıp yapılmadığı tespit edilmeden karar verildiği görülmüştür.
Yazılı delil veya delil başlangıcı yoksa davacının iddiasını yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır.
O halde davalılar cevap dilekçesinde yemin deliline dayandıkları gözetilerek mahkemece davalılara davacı ...'a yönelik yemin teklif etme hakları hatırlatılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Tüm bu açıklamalar ışığında; HMK 353/1-a-6 md uyarınca,
1-Davacı ...'ın Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas ile ████████ Esas sayılı dosyalarına yönelik istinaf talebinin kabulüne,
2-Davacı ... ve ... tarafından Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasına yapılan istinaf talebinin kabulüne
3-Davacı ... tarafından Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası sayılı dosyasına yapılan istinaf talebinin kabulüne
4-Davalılar ... ve ... Anonim Şirketinin istinaf taleplerinin ise şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve birleşen dava dosyalarında ;
1-Davacı ...'ın Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas ile ████████ Esas sayılı dosyalarına yönelik istinaf talebinin kabulüne,
2-Davacı ... ve ... tarafından Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasına yapılan istinaf talebinin kabulüne,
3-Davacı ... tarafından Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası sayılı dosyasına yapılan istinaf talebinin kabulüne,
2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2026 tarih ve ████████ E - ████████ K sayılı kararın KALDIRILMASINA
3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalılar ... ve ... Anonim Şirketinin istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine ,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
8-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!