Doğumda bebekte el yokluğu anomalisi tespit edilen vakada, aydınlatılmış onam ve tarama testleri eksikliği nedeniyle açılan manevi tazminat davasında Yargıtay bozma kararı sonrası hüküm.
Özet: Bir hastanede bebekleri sağ eli olmadan dünyaya gelen davacılar, gebelik sürecinde anomali tespiti için gerekli taramaların yapılmadığı ve aydınlatılmadıkları iddiasıyla açtıkları maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemeleri davayı reddetse de, Yargıtayın ayrıntılı ultrasonla tespit edilebilecek anomali için aydınlatılmış onam eksikliğini vurgulayan bozma kararı üzerine yerel mahkeme manevi tazminata hükmetmiş, ancak her iki taraf da bu yeni kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili; müvekkili ...'in 14.07.2016 tarihinde davalı hekimlerin görev yaptığı davalı hastanede doğum yaptığını, bebeklerinin sağ eli olmadan doğduğunu, gebelik dönemindeki tetkik, tedavi ve kontrollerinin tamamının davalı hastanede yapıldığını, gebelik boyunca anormal bir durumun gözlemlenmediğinin bildirildiğini, tüm gebelere uygulanan tarama testinin dâhi müvekkiline yapılmasının gerek görülmediğini, 2'li tarama ve 3'lü tarama yapılmadığını, organ anomalisi ultrasonu çekilmediğini, sağlıklı bir bebekleri olacağını düşünen müvekkillerinin doğumla birlikte bebeklerinin sağ elinin olmadığını gördüklerinde büyük bir şok ve üzüntü yaşadıklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, her bir müvekkili için şimdilik 500,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi ve her bir müvekkili için 40.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın zarar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAPDavalılar vekili; hastanın uzuv yokluğunun genetik ve çevresel risk faktörü olmadığı için önlenemez olduğunu, anne karnında tanı konulsa da tedavisinin olmadığını ayrıca anne karnında tespit edilen başka bir anomali olmadan tek başına olan uzuv yokluklarının da gebelik sonlandırma sebebi olmadığını, meydana gelen olayda müvekkilleri davalı ... ve ...'a atfı kabil hiçbir kusur ve ihmal bulunmadığını, hastanenin adı geçen hekimleri istihdam ederken gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, müvekkili hastaneye de bir kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.III. MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesinin 18.05.2023 tarihli kararıyla; bilirkişi heyeti kök ve ek raporunda davalılara atfedilecek bir kusur olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 02.05.2024 tarihli kararıyla; kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 20.01.2025 tarihli ilamla; aydınlatılmış onamda ise ispat külfetinin hekim ya da hastanede olduğu, davalı tarafın anomali için ultrason önerildiğini iddia ettiği, ancak iddiasını ispat edemediği, 10.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere sağ fokomeli anomalisinin ayrıntılı ultrason taramasında tespit edilebileceğinin anlaşılmasına göre ailenin bahse konu testin yapılıp/yapılmaması hususunda aydınlatılma hakkı bulunduğu ve bundan mahrum edildiği, buna göre uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamında manevi tazminat dışında herhangi bir hüküm bulunmadığından usulü kazanılmış hak da dikkate alınarak bu husus dışında önceki karara aykırı herhangi bir hüküm kurulmadığı gerekçesiyle; maddi tazminat taleplerinin reddine, manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacılar yönünden ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatın 14.07.2016 tarhinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili; davalı hekimlerin gerekli özen ve yükümlülüğü yerine getirmediklerini, organ anomalisi ultrasonu ile 2'li ve 3'lü tarama testlerini yapmadıklarını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı ve yanlı olduğunu, itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkillerin bebeğinin el parmaklarının kemik uzunlukları arasındaki farktan değil bir bebeğin komple sağ kolunun olmamasından bahsedildiğini, bu kapsamda iki doktorun da bu hususta müvekkillere hiçbir şekilde bilgi vermemesinin kabul edilebilir bir durum olmadığını, davalı hekimlerin müvekkillerine 9 ay boyunca çocuklarında bir anormalliğin olmadığını söylediğini, müvekkillerinin aydınlatılmadığını, bebeklerindeki anomalinin 6. haftadan sonra fark edilebilir nitelikte olduğunu, bu konuda bilgi verilerek hamileliğin sonlandırıp sonlandırmayacağı hususunda karar vermeleri için fırsat verilmediğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının cüzi olduğunu, Anayasa Mahkemesinin ███████ E., ████████ K. sayılı kararıyla manevi tazminat talepli davalarda reddedilen tutara ilişkin karşı vekalet ücreti ödenmesi uygulaması iptal ettiğini, bu kararın dikkate alınmadığını, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin de müvekkili aleyhine hatalı hesaplandığını, müvekkillerinin maddi tazminata da hak kazandıklarının aşikar olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar ... ve ... vekili; dosyaya sunulan raporlardan sabit olduğu üzere müvekkillerinin gerçekleşen olayda herhangi bir kusur ve ihmallerinin olmadığı, bozma ilamında bahsedilen davacıların aydınlatılma haklarından mahrum bırakıldıkları hususunun doğru olmadığını, davacıların bu yönde ilk aşamadan itibaren ileri sürmüş oldukları bir iddialarının da olmadığını, gerekli tüm bilgilendirmelerin davacı yana yapıldığını, davacı anneye tıbben yapılması gerekli tüm taramalar ve testlerin yapıldığını, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, davalı hastane başka bir vekil tarafından temsil edildiğinden iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, maddi tazminat talebi konusunda verilen red kararı hakkında yapılmış bir bozma olmamasına rağmen bu konuda kesinleşmiş karara rağmen yeniden red kararı verilmiş olmasının da hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı hastane vekili; davacılara ultrason önerildiği ve buna dair belgelerin dosya kapsamında bulunduğu, davacılar ultrason önerilmediğine dair bir iddialarının olmadığını, hükmolunan manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacılar yönünden manevi tazminata hükmetme kriterleri aynı olduğu için kabul edilen miktarlar yönünden tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, aksi kabulde her iki davacı için reddedilen miktar yönünden taraflarına ayrı ayrı iki karşı yan vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ve davalı doktorların vekalet sözleşmesinden kaynaklı özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. Mahkemece; uyulan bozma ilamına uygun karar verildiği, önceki karar ve bozma ilamı ile kazanılmış hak teşkil eden yönlerin ise yeniden incelenmesine imkan bulunmadığı anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.2. Anayasa Mahkemesinin ███████ E., ████████ K. sayılı kararıyla; manevi tazminat talepli davalarda reddedilen tutara ilişkin karşı vekalet ücreti ödenmesi uygulamasına dayanak oluşturan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326. maddesinin ikinci fıkrasının manevi tazminat davaları yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, 14.03.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan mezkur kararın dokuz ay sonra, 14.12.2025 tarihinde yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife ile manevi tazminat davalarının kısmen reddi durumunda karşı taraf lehine vekalet ücreti verilmesine dair Tarife'nin 10. maddesinin ikinci fıkrasını 08.01.2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik ile yürürlükten kaldırmıştır. Temyiz inceleme tarihi itibari ile, mezkur Anayasa Mahkemesi kararı yürürlüğe girmiş, reddedilen manevi tazminat talepleri yönünden karşı vekalete hükmedilmesinin yasal dayanağı ortadan kalkmış olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanunun 370. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Mahkeme kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekillerinin tüm, davacılar vekilinin ise sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan vekalet ücretine ilişkin 7. bendi çıkartılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar haçlarının temyiz eden davalılara yükletilmesine, Temyiz eden davacılar harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz karar harcının iadesine, 09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.