İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ayıplı ticari kumaşların iadesi sonrası bedelsiz kalan senetlere ilişkin menfi tespit davası istinaf kararı.
Özet: Davacı, defolu kumaş alımı karşılığında davalıya düzenlediği senetlerin, kumaşların iade edilmesine rağmen davalı tarafından icra takibine konulması üzerine borçlu olmadığının tespiti talebiyle dava açmış; ilk derece mahkemesi, sunulan irsaliye ile defolu kumaşların iadesinin ispatlandığına, bu nedenle senetlerin bedelsiz kaldığına hükmederek davacının borçlu olmadığına ve davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına karar vermiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ███████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2022NUMARASI: █████████ Esas - ████████ KararDAVA: Menfi Tespit (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyası ile takibe konulan 05.02.2015 tarihli 30.03.2015 ödeme tarihli 1.190 USD tutarlı senet, 15.04.2015 ödeme tarihli l.150 USD tutarlı senet, 25.06.2015 ödeme tarihli 1.150 USD tutarlı senet, 30.07.2015 ödeme tarihli 1.150 USD tutarlı senet, 18.05.2018 ödeme tarihli 1.150 USD tutarlı senet olmak üzere toplam 6.940 USD tutarlı l5.08.2015 ödeme tarihli 5 Adet senet düzenleyip kumaş karşılığı olarak davalı ...'a verdiğini, kumaşların sakat ve defolu çıktığından dolayı 30.02.2015 tarihinde iade sevk irsaliyesi ile beraber kumaşların iade edildiğini ancak senetlerin tarafına iade edilmeyerek davalı tarafından icra takibine konulmuş olduğunu, takibe yaptığı itirazların süresinde olmadığından dolayı talebinin İstanbul 12. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas ███████ Kararı ile ret edildiğini ve 19.02.2018 tarihinde Bölge Adliye mahkemesine yapılan İstinaf başvurusunun 21.Hukuk Dairesinin 05.10.2018 tarih █████████ Esas █████████ Kararı ile 5 günlük süresi içinde itiraz edilmediğinden reddedilerek yerel mahkeme kararının onanarak kesin olmak üzere karar verildiğini, İstanbul .... İcra Dairesi dosyasında alacaklı görünen davalı ... ile ticari ilişkilerinin çok eskiden mevcut olduğunu, davalıya kumaş almak üzere 5 adet senet düzenleterek toplam 6.940 USD karşılığında kumaş aldığını ve kendisine senet verdiğini, ancak depoda kesim sorumlusu ...'ın kendisini telefonla aradığını, kumaşların sakat ve defolu olduğunu bildirmesi üzerine ... sorumlusu ... beyi aradığını ve bilgi verdiğini ayrıca gelip kumaşları iade alınmasını söylediğini, ancak ... beyin kendisine kumaşları geri göndermesini söylediğini, bunun üzerine kumaşları ... ve ... ile birlikte 30.02.2015 günü sevk irsaliyesi ile ... deposuna götürerek satış sorumlusu ... beye imza karşılığı teslim ettiğini ve senetlerin iadesinin istendiğini ancak ... isimli kişinin kendisini telefonla arayarak senetleri iade etmeyeceğini, Adana'dan kumaş geleceğini ve yeni kumaş göndereceklerini bildirdiğini, ancak kumaş göndermediklerini ve ellerindeki senetleri takibe koyduklarını beyanla İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasından alacaklıya borçlu olmadığının tespitini, yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi ibraz etmemiş ancak dava sürecindeki beyanlarında, malın iadesinin ispatlanamaması nedeniyle davanın reddini talep ettiğini bildirdiği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "dava bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkin olup, takibe dayanak toplam 6.940 USD bedelli 6 adet bononun, ( malen ) kayıtlı olarak davacı tarafından davalı lehine düzenlendiği görülmüştür. Davacı tarafından bono karşılığında satın alınan kumaşların davalıya iade edildiği ileri sürülerek iadeye ilişkin sevk irsaliyesi sunulmuş olup, davalıya verilen kesin süre içerisinde sevk irsaliyesindeki imzanın kendisine veya çalışanına ait olmadığına ilişkin itirazda bulunulmadığından sevk irsaliyesinde yazılı imzanın davalı tarafa ait olduğu, bono karşılığı satılan kumaşların davalıya iade edilmiş olduğu ve bonoların bedelsiz kaldığı değerlendirilerek davanın kabulü ile davacının İstanbul .... İcra dairesinin ... E. Nolu dosyası ile takibe konu edilen; keşidecisi ..., lehtarı ..., keşide yeri İstanbul olan █████/2015 keşide tarihli, █████/2015 vade tarihli, 1.150-USD bedelli; █████/2015 vade tarihli, 1.150-USD bedelli; █████/2015 vade tarihli, 1.150-USD bedelli; █████/2015 vade tarihli, 1.150-USD bedelli; █████/2015 vade tarihli, 1.150-USD bedelli; █████/2015 vade tarihli, 1.190-USD bedelli bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur. Takibe konu bonolar taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden davalıya verilmiş olup senetler bedelsiz kalmasına rağmen icra takibi başlatıldığından icra takibindeki alacağın %20 si olan 4.160,94-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tanzim edilen senetlerin ilki bir ay sonra ödendiğini ancak devam eden aylara ilişkin senetlerin ödenmediğini, senetlerin ödenmemesi üzerine davacı hakkında davalı tarafından icra takibi yapıldığını ve süresinde itiraz edilmeyen takibin kesinleştiğini, davalı, davacı ile kumaş satışına ilişkin olarak anlaşma yaptığını, kumaşların tamamını teslim aldığını ve söz konusu senetleri de davalıdan satın aldığı kumaşlara ilişkin olarak tanzim ederek davalıya verdiğini ve hatta ilk senedi de ödediğini açık bir şekilde beyan ve kabul ettiğini, davalı satın almış olduğu kumaşları geri teslim ettiğini ise dava dosyasına da sunmuş olduğu 30 Şubat 2015 tarihli sevk irsaliyesine dayandırdığını ve davasını bu şekilde ispatlayacağını beyan ettiğini, davalı ise satın aldığı kumaşları davacıya geri iade ettiğine dair bizzat kendisi düzenleyip mahkemeye sunmuş olduğu sevk irsaliyesinde düzenleme tarihini hiç mevcut olmayan 30 Şubat 2015 olarak yazdığı gibi kumaşları teslim alan kişi olarak da yine irsaliye altına soyadı dahi belirtilmemiş olan “depo sorumlusu ... beye” şeklinde bir ibare yazdığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE: Dava, kambiyo senedi(bono) nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, takibe konu bonoların bedelsiz kalıp kalmadığı noktasındadır.Davaya konu icra takibinde davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, '' 1.190 USD bedelli 30.08.2015 vadeli, 1.150 USD bedelli 15.04.2015 vadeli, 1.150 USD bedelli 20.05.2015 vadeli, 1.150 USD bedelli 25.06.2015 vadeli, 1.150 USD bedelli 30.07.2015 vadeli, 1.150 USD bedelli 15.08.2015 vadeli bonolar'' nedenine dayalı olarak 20.681,00 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 15.10.2015 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatılmıştır.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.Dava konusu icra takiplerinin dayanağı bonolar davacı ... tarafından davalı ... ... lehine düzenlenmiş 05.02.2015 tanzim tarihli bonolar olup, bonolarda malen kaydı vardır.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaat edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, ███████-1633 E.- █████████ K. Sayılı kararı).Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. maddesi ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır, şeklindedir. Ancak, ticari satımlarda satılanı incelemek veya inceletmekle, adi satışlarda ise satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Dönmenin sonuçları ise TBK'nın 229. maddesinde düzenlenmiştir.Satım konusu malların ayıplı olduğu ve ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ispat yükü HMK 190 ve TMK 6. maddelerine göre alıcıya ait olup, somut olayda bu hususların alıcı olan davacı tarafından ispatlanması gerekir. HMK'nın İspatın konusu başlıklı 187. maddesinde, İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz., düzenlemesi bulunmaktadır.TBK'nın 107. maddesi uyarınca da alacaklının temerrüte düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir.Davacı taraf, depoda kesim sorumlusunun kumaşların ayıplı olduğunu fark ettiğini, ... sorumlusu ... Bey'i arayarak haber verdiğini, ... Bey'in kumaşları geri gönder demesi üzerine kumaşları ... deposuna götürerek teslim ettiğini beyan ederek, .... Şti. tarafından düzenlenen 30.02.2015 tarihli Sevk İrsaliyesini sunmuştur. Sevk İrsaliyesinde 30.02.2015 tarihinde kumaşları ... iade ediyoruz .... Şubesi depo sorumlusu ... Beye yazılmış altına imza atılmıştır. Davalı taraf kumaşların iade edilmediğini, sevk irsaliyesinde belirtilen ... adında çalışanları olmadığı, davacının aldığı kumaş bedellerini ödemediği savunmasında bulunmuştur. Somut olayda, öncelikle davalının sevk irsaliyesinin düzenlendiği 2015 yılına ait çalışanların sicil kayıtları, davalı şirketin ticaret sicilinden ortak ve temsilcilerinin bilgileri getirtilerek, davalıya sevk irsaliyesinin isticvap yoluyla tebliğ edilmesi, davalının söz konusu sevk irsaliyesine süresinde itirazı halinde sevk irsaliyesinde imzası olan ... isimli kişinin davalı şirket yetkilisi veya çalışanı olup olmadığı araştırılarak, davacıya imzası bulunan ... isimli kişinin teşhise elverişli bilgileri de sorularak, davalıya ve tespit edilirse sevk irsaliyesinde ismi bulunan ... isimli kişi bu konuda isticvap edilip diyecekleri sorularak, gerekirse sevk irsaliyesi altındaki imza incelenip, ayıplı olduğu iddia edilen malların davalıya teslim edilip edilmediği tespit edilerek, tarafların defterleri de incelenerek, ... isimli kişiye teslime ilişkin taraflar arasında teamül olup olmadığı da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayanılarak yukarıda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026