Kambiyo senedine dayalı menfi tespit davasında, icra takibi öncesi yapılan kısmi ödemelerin tenkisi ve kötü niyet tazminatı taleplerine dair 2. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçeli kararı.
Özet: Davacı, 750.000 TLlik kambiyo senedine dayalı icra takibine karşı menfi tespit davası açarak, davalıdan 500.000 TL borç almasına rağmen, davalının kendisine yalnızca 498.000 TL gönderdiğini ancak kendi ve üçüncü kişiler aracılığıyla icra takibi öncesinde 567.000 TL ödeme yaptığını iddia ederek, borcun gerçek miktarının tespiti, yapılan ödemelerin mahsubu ve haksız takibin durdurulmasını talep ederken; davalı ise davacının iddia ettiği ödemelerin senede ilişkin olmadığını, senedin soyut niteliği gereği geçerli olduğunu ve takibin haklı olduğunu savunmaktadır.

T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
...
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
: Av. ... - .......
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ :█████/2026
Mahkememizde görülmekte olan "Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)" davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin iş arkadaşı olan davalı ...'dan aralarındaki samimiyete güvenerek 500.000,00 TL borç olarak para istediğini, karşılığında █████/2023 tarihinde 750.000,00 TL olarak geri istediğini ve söz konusu 750.000,00 TL'ye istinaden kambiyo senedi düzenlemek şartıyla havale yoluyla göndereceğini söylediğini, █████/2023 tarihinde senedin düzenlenmesi ve paranın havale edilmesinin aynı anda gerçekleşmediğini, işlerinden ara buldukları zamanlarda parça parça gerçekleştiğini, toplamda davacı ...'nin hesabına iki parça halinde 498.000,00 TL gönderildiğini, dekontların açıklamalarına da kambiyo senedine istinaden gönderilen paraların vade tarihine de davalı tarafça ayrıca belirtme ihtiyacı duyulduğunu, bu durumun havale yoluyla gönderilen paranın kambiyo senedine ilişkin gönderildiğinin bir göstergesi olduğunu, müvekkilinin ise kendisinin, abisinin ve eski eşinin banka hesaplarından günümüze kadar farklı tarihlerde söz konusu takibe dayanak gösterilen senede istinaden 567.000,00 TL ödeme gerçekleştirildiğini, borç ödemesine ilişkin dekontların sunulduğunu, davalı tarafça haksız bir şekilde müvekkilince ödenen miktarlar düşülmeden ... 8. Genel İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyasıyla takibe konu edilen senetten dolayı başlatılan icra takibinden önce yapılan 567.000,00 TL ödemenin tespit edilmesini, tespit edilen miktarın takibe konu 750.000,00 TL'den tenkisiyle takibin bakiye kısım üzerinden devam edilmesinin gerektiğini, takip sonrasında da müvekkilinin 24.200,00 TL ödeme yaptığını ve her ayın 15'inde 12.100,00 TL kesilmeye devam edeceğini, her ne kadar senede dayalı borcun 567.000,00 TL'lik kısmı takip öncesi ödenmiş sadece 183.000,00 TL'lik kısmının borç olarak kalmış olsa da alacaklının kötü niyetli olarak dürüstlük kurallarını hiçe sayarak ödenmemiş kısım için icra takibi başlatması gerekirken senedin üzerinde yazılı borcun tamamı üzerinden icra takibi başlattığını ileri sürerek, takibe konu senetten dolayı başlatılan icra takibinden önce yapılan 567.000,00 TL ödemenin tespitine, tespit edilen miktarın takibe konu 750.000,00 TL'den tenkisiyle takibin bakiye kısım üzerinden devamına, borç miktarının tespiti yapılana kadar maaş haczinin tedbiren durdurulmasına, fazla miktar üzerinden başlatılan icra takibinde ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine, ... 8. Genel İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyasında yapılan haksız icra takibinin durdurulmasına, davalı taraf aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, ihtiyati tedbir talebinin kabul edilmemesi ve haksız alacağın tahsili durumunda davaya istirdat davası olarak devam edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, takibe konu senedin davacı tarafından müvekkiline █████/2024 tarihinde, bedelinin nakden ahzolunduğunu belirtmek suretiyle tanzim ederek müvekkiline verdiğini, müvekkili tarafından █████/2023 tarihinde 250.000,00 TL ve █████/2023 tarihinde 248.600,00 TL'nin █████/2023 tarihinde ödenmek üzere borç olarak gönderilmiştir, açıklaması ile davacıya gönderildiğini, davacının ise hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde kendisine 250.000,00 TL borç gönderilmeden 1 gün önce 750.000,00 TL'lik senedi tanzim ve imza ederek müvekkiline verdiğini iddia ettiğini, henüz kendisine borç verilmeden, borç miktarından da fazla miktarlı sebepten mücerret senedin tanzim ve imza edildiği iddiasının dinlenilmesinin mümkün olmadığını, senet tanzim ve imzasından sonra banka vasıtasıyla ayrıca 498.600,00 TL gönderilmemiş olsaydı dahi bu durum senedin sebepten mücerretlik vasfı ile birlikte geçerliğini ortadan kaldırmayacağını, dosyada mübrez dekontlarda ise takibe konu senedin vade ve tanzim tarihleri ile miktarının bulunması bir yana hiçbir açıklama bulunmadığını, ödemelerin senetteki alacağa karşılık yapıldığının kabulünün de mümkün olmadığını, █████/2024 tarihinde 100.000,00 TL dava dışı ... ve 127.000,00 TL dava dışı ... tarafından hiçbir açıklama yapılmaksızın ödeme gönderildiğini, bu ödemeler ve dekontların huzurdaki dava ile hiçbir ilgisi bulunmayan başkaca borç ödemeleri olduğunu, bu açıdan takip dayanağı senet ödemesi olarak kabul edilmesi bir tarafa müvekkili tarafından davacıya gönderilen 498.600,00 TL'lik ödemeye mahsubunun dahi mümkün olmadığını, davacının müvekkiline 750.000,00 TL senede dayalı, 500.000,00 TL de bankadan gönderilen borca dayalı olarak toplam 1.250.000,00 TL borcu bulunduğunu, yalnızca bankadan gönderilen kısmına mahsuben bir miktar ödeme yaptığını, senede dayalı borca istinaden herhangi bir ödeme yapılmadığını savunarak, tedbir kararının da kaldırılmasını talep ederek haksız, mesnetsiz, usule ve yasaya aykırı, kötü niyetli davanın reddi ile asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalıdan 500.000,00 TL borç istediğini, davalının ise bu isteği borcun 750.000,00 TL olarak geri ödenmesi ve bu bedel üzerinden tanzim edilmiş senet verilmesi karşılığında kabul ettiğini, tarafların anlaşması uyarınca müvekkili tarafından 750.000,00 TL bedelli senedin tanzim edilerek davalıya verildiğini, davalının ise borç parayı 250.000,00 TL ve 248.600,00 TL olmak üzere iki ayrı banka havalesiyle müvekkiline gönderdiğini, devam eden süreçte borcun 567.000,00 TL'lik kısmının ödendiğini ancak davalı tarafça tüm senet bedeli üzerinden takip başlatıldığını belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise, davacının iddialarının aksine ortada 750.000,00 TL bedelli senetten ve 498.600,00 TL banka havalesinden kaynaklı iki ayrı borç bulunduğunu, davacı tarafça yapılan ödemelerin takibe konu senet borcuna binaen yapılmadığını, davacının abisi ile eski eşi tarafından yapılan ödemelerin ise başka borçlar nedeniyle yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bu itibarla görüldüğü üzere, davacı taraflar arasında tek bir borç olduğunu, bu borcun 750.000,00 TL'lik senetten kaynaklandığını, davalı ise taraflar arasında iki ayrı borç olduğunu, bu borçların 750.000,00 TL'lik senet ile 498.600,00 TL'lik bankadan gönderilen havaleden kaynaklandığını iddia etmektedir. Aynı şekilde davacı taraf kendi hesabından ve dava dışı abisi ... ile eski eşi ...'nin hesaplarından yapılan ödemelerin senede istinaden yapıldığını iddia ederken davalı taraf ise davacı tarafça yapılan ödemelerin bankadan gönderilen borca, davacının abisi ile eski eşi tarafından yapılan ödemelerin ise başkaca borçlara binaen yapıldığını iddia etmektedir.
Bu itibarla eldeki davanın menfi tespit davasına ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, ... 8. Genel İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyasına konu █████/2023 keşide tarihli, █████/2023 vade tarihli ve 750.000,00 TL bedelli senetten dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığı, taraflar arasında takibe konu senetten ayrı olarak bankadan gönderilen ikinci bir borç ilişkisi bulunup bulunmadığı, gerek davacı tarafından gerekse dava dışı üçüncü kişiler tarafından takip öncesi yapılan ve dekontları dosyaya sunulan toplam 567.000,00 TL ödemenin takibe dayanak borç nedeniyle yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Mahkememizce davaya dayanak icra dosyası getirtilmiş incelenmiştir. ... 8. Genel İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde, davalının, davacı aleyhine █████/2024 tarihinde 750.000,00 TL asıl alacak ve 76.402,00 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 826,402,00 TL toplam alacak yönünden icra takibi başlattığı, icra takibine dayanak olarak 750.000,00 TL bedelli senedin gösterildiği, bu kapsamda örnek 10 ödeme emrinin davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve davacı tarafından takibe itiraz edilmemesi üzerine takibin kesinleştiği görülmüştür.
Takibe dayanak senet incelendiğinde, senedin kambiyo senedi vasfında bulunan bono olduğu, unsurlarında herhangi bir eksiklik olmadığı, █████/2023 tarihinde tanzim edildiği, davacının keşideci, davalının ise lehtar pozisyonunda yer aldığı, vade tarihinin █████/2023, bedelinin ise 750.000,00 TL olduğu görülmüştür.
Davalı tarafça davacıya yapılan havalelere bakıldığında, davalı tarafından davacının hesabına,
(1) █████/2023 tarihinde 250.000,00 TL,
(2) █████/2023 tarihinde ise 248.600,00 TL olmak üzere toplam 498.600,00 TL havale yapıldığı,
havale açıklamasına ise "█████/2023 tarihinde ödenmek üzere borç olarak gönderilmiştir" yazıldığı görülmüştür.
Davalıya yapılan ödemelere bakıldığında ise,
(1) Davacı tarafça herhangi bir açıklama yapılmaksızın █████/2023 tarihinde 20.000,00 TL, █████/2023 tarihinde 20.000,00 TL, █████/2023 tarihinde 300.000,00 TL,
(2) Davacının eski eşi ... tarafından herhangi bir açıklama yapılmaksızın █████/2024 tarihinde 127.000,00 TL,
(3) Davacının abisi ... tarafından herhangi bir açıklama yapılmaksızın █████/2024 tarihinde 100.000,00 TL ödeme yapıldığı görülmüştür.
Tüm bu açıklamalar uyarınca eldeki dava dosyası incelendiğinde, öncelikle belirtmek gerekir ki, taraflar arasında davacı tarafça █████/2023 tarihinde keşide edilerek davalıya teslim edilen █████/2023 vade tarihli, 750.000,00 TL bedelli bonodan kaynaklı borç bulunduğu noktasında uyuşmazlık yoktur. Davacı taraf bu senedin davalı tarafından davacıya verilen 500.000,00 TL'lik borç para nedeniyle tanzim edildiğini belirtirken, davalı taraf bu senetten ayrı olarak 498.600,00 TL'lik ikinci bir borç olduğunu, davacı tarafça yapılan ödemelerin de ikinci borca istinaden yapıldığını iddia etmektedir. Bu nedenle Mahkememizce öncelikle tespit edilmesi gereken taraflar arasında iki ayrı borç ilişkisi olup olmadığı hususudur. Bilindiği üzere, menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıda olup, davalı iddia ettiği alacağın varlığını ve miktarını ispat etmek durumundadır. Ancak davalının alacağı borçlunun imzasını taşıyan bir belgeye dayanmakta ise, ki dava konusu senet bu niteliktedir, ispat yükü bu kez davacı borçluya geçmektedir. Borçlunun talep edilen alacaktan dolayı borçlu olmadığını ispat etmesi gerekir. Bu noktada belirtmek gerekir ki, yukarıda da bir vesileyle belirtmiş olduğumuz gibi, davalı taraf taraflar arasında tanzim edilen senetten ayrı olarak banka havalesi yoluyla gönderilen 250.000,00 TL ve 248.600,00 TL'den kaynaklı da bir borç ilişkisi olduğunu iddia ederek bu borcu ve borcun kaynağını ispat yükünü üzerine almıştır. Bu bağlamda her ne kadar davalı alacaklı taraflar arasında iki ayrı borç ilişkisi bulunduğunu, senetteki "bedeli nakden alınmıştır" kaydının da bu hususa işaret ettiğini ileri sürmüşse de, bu ibarenin senetteki temel ilişkinin varlığını, dolayısıyla senedin karşılıksız ve bedelsiz bir senet olmadığını göstermesi nedeniyle tek başına davalının iddiasını ispata elverişli bir ibare olmadığı, davalı alacaklının taraflar arasında iki ayrı borç ilişkisi olduğuna ilişkin yazılı başkaca bir delil de dosyaya sunamadığı görülmekle, davalının davacıdan iki ayrı borç nedeniyle alacaklı olduğu hususunun ispatlanamadığı kanaatine varılmış ve yargılama bu doğrultuda yürütülmüştür. Davalının iddialarını ispatlayamaması ve yemin deliline dayandığı gözetilerek, bu kez Mahkememizce davalı vekiline yemin delili ile ilgili olarak, açıkça anlaşılır şekilde yemin metnini Mahkememize sunmak üzere kesin süre verilmiş, bu kesin süre içerisinde yemin deliline ilişkin beyanda bulunulmaması ve yemin metninin Mahkememize sunulmaması halinde, yemin deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağını ve mevcut delil durumuna göre yargılamaya devam edilip hüküm tesis edileceği hususu ihtar edilmiştir. Davalı tarafça yemin deliline başvurulmamıştır. Bu nedenle taraflar arasındaki iki ayrı borç ilişkisi değil, bonodan kaynaklı tek bir borç ilişkisi olduğu sonucuna varılmıştır.
Taraflar arasında yalnızca icra takibine konu senetten kaynaklı bir borç ilişkisi bulunduğu tespit edildikten sonra bu kez davacı tarafça ve davacının abisi ile eski eşi tarafından yapılan ödemelerin bu borca binaen yapılıp yapılmadığının belirlenmesi gerekir. Bu noktada ifade etmek gerekir ki, her ne kadar davacı tarafça davalıya yapılan █████/2023 tarihli 20.000,00 TL, █████/2023 tarihli 20.000,00 TL, █████/2023 tarihli 300.000,00 TL olmak üzere toplam 340.000,00 TL'lik ödemelerde herhangi bir açıklama yapılmamışsa da, ödemelerin senedin tanzim tarihinden sonra yapıldığı da dikkate alındığında açıklama yapılmaksızın gönderilen havalelerin mevcut bir borç nedeniyle yapıldığına karine teşkil ettiği, davalı tarafça taraflar arasında başka bir borç ilişki bulunduğunun ispatlanamaması nedeniyle davacı tarafça yapılan bu ödemelerin senet borcuna binaen yapıldığının kabul edilmesi gerektiği, aynı şekilde dava dışı üçüncü kişiler ... tarafından yapılan █████/2024 tarihli 127.000,00 TL, ... tarafından yapılan █████/2024 tarihli 100.000,00 TL ödemeler yönünden de davalının cevap dilekçesinde bu ödemelerin başka bir borca istinaden yapıldığını belirtmekle ispat yükünü üzerine aldığı ancak davalının bu kişilerce yapılan ödemelerin senet harici bir borca istinaden yapıldığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, bu nedenle bu ödemelerin de uyuşmazlık konusu senet borcuna istinaden yapıldığının kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmekle, davacının █████/2023 keşide tarihli, █████/2023 vade tarihli, 750.000,00 TL bedelli, keşidecisinin davacı, lehtarının ise davalı olduğu senet dayanak gösterilmek suretiyle başlatılan ... 8. Genel İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyasından dolayı davalıya 567.000,00 TL'lik asıl alacak ile Mahkememizce re'sen yapılan hesaplama doğrultusunda bu kısma tekabül eden 50.934,66 TL asıl alacağın fer'ileri yönünden borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan belirtmek gerekir ki, Mahkememizin ön inceleme duruşmasında davacı vekiline takipteki 567.000,00 TL'lik asıl alacağa tekabül eden alacağın fer'ileri yönünden de harç yatırmak üzere verilen sürede gerekli harçlar yatırıldığından davanın tam kabulüne karar verilmiştir. Yine her ne kadar davacı tarafça takip tarihinden sonra ve dava derdestken bir kısım ödemeler yapılmışsa da, bu ödemeler davamızın konusunu oluşturmadığından bu ödemelere dair herhangi bir hüküm tesis edilmemiştir.
Nihayet ifade etmek gerekir ki, icra takibinin kötüniyetle başlatıldığı ve bu nedenle zarara uğrandığına dair davacı tarafça delil sunulmadığından, davacının kötüniyet tazminatı istemi ile davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜNE, █████/2023 keşide tarihli, █████/2023 vade tarihli, 750.000,00 TL bedelli, keşidecisinin davacı, lehtarının ise davalı olduğu senet dayanak gösterilmek suretiyle başlatılan ... 8. Genel İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyasından dolayı davacının davalıya 567.000,00 TL'lik asıl alacak ile bu kısma tekabül eden 50.934,66 TL asıl alacağın fer'ileri yönünden BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından REDDİNE,
3-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından REDDİNE,
4-Alınması gerekli 42.211,12 TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan 14.182,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 28.028,17 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 14.182,95 TL peşin ve tamamlama harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 98.690,20 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 4.572,90 TL (427,60 TL başvurma harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 84,50 TL posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
10-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!