Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesinin, şirket ortağının müdürün kötü yönetimi, finansal usulsüzlükler ve şirket tasfiye sürecindeki şahsi sorumluluğuna ilişkin istinaf başvurusunu değerlendiren kararı.
Özet: Bir şirket ortağının, eski şirket müdürü ve ortağına karşı, şirketin faaliyet ve tasfiye süreçlerindeki usulsüzlükler, bilgi eksikliği, varlıkların akıbeti ve ödenmeyen borçlar gerekçesiyle doğrudan ve dolaylı zarar tazminatı talep ettiği davada; davalı, şirketin kuruluşu ve işletilmesine önemli katkılar sağladığını, davacının da şirket kaynaklarını kendi menfaatine kullandığını (şirket parasıyla alınan araçları kendi adına tescil edip satması gibi) belirterek davanın reddini savunmuş, ilk derece mahkemesi ise, şirket müdürünün şirket tüzel kişiliğinin borçlarından şahsi sorumluluğunun bulunmadığı ve davacının doğrudan zararının söz konusu olmadığı, şirket tasfiyesi sonrası doğacak alacakların mevcut davanın konusu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

T.C.TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN :ÜYE :ÜYE :KATİP :İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ :.......... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : NUMARASI : ..../... Esas - ..../...... KararDAVACI :VEKİLİ : DAVALI :VEKİLİ : DAVA KONUSU : DAVA TARİHİ :KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalının şirket ortağı olduğunu, davalının şirket müdürlüğü yaptığı dönemde davacıyı bilgilendirmediğini, şirkete ait başkaca bankalarda hesapların bulunduğunu, şirketin faaliyette olduğu dönemde davacı tarafından bir çok ödemede bulunulduğunu bunların iade edilmediğini, şirketin üzerine kayıtı aracın bakım onarımını davacının eşinin hesabından karşılandığını, aracın daha sonra satıldığını ödemenin ne şekilde ne kadar olduğunun bilinmediğini, şirketin .............. tarihinde tasfiye sürecine girdiğini, tasfiye memuru olarak davalının atandığını, şirketin deposunda bulunan malzemelerin ve demirbaşların ne şekilde nerede muhafaza edildiğinin bilinmediğini, limited şirketlerin idaresi ile görevli müdürlerin hukuki ve cezai sorumluluklarının bulunduğunu, davacının uğradığı doğrudan zararların şimdilik 1.000-TL, şirket müdürünün şirketi uğrattığı dolaylı zararlardan şimdilik 1.000-TL olmak üzere davalı tarafından karşılanmasını talep etmiştir. Davalı vekili tarafından süresinden sonra sunulan cevap dilekçesinde özetle (davalıya dava dilekçesi ve tensip zaptının ............... tarihinde tebliğ olduğu, cevabın ........... tarihinde verildiği belirlenmekle 6100 Sayılı HMK m.128 kapsamında davalının savunması davacının iddia ettiği vakıaları inkar kapsamında kaldığı kanunen kabul edilmekle); davalının deprem bölgesinde olduğu dönemde ..............ile aralarında yapılan görüşmede Vestel tarafından yetkili servislik verildiğini, kendisinin tek başına bu işi yapamayacağını ileterek çeşitli tekliflerde bulunduğunu, davacının ısrarı ile Vestel tarafından ilgili ve yetkili ......... isimli yöneticiyi arayarak servis görüşmelerine başladığını, davalının çabası ile 2-3 hafta içinde servis için onay verildiğini, davalı iş sahibi olması sebebiyle davacıya işini hemen bırakamayacağını belirtmiş olmasına rağmen davacı, parayı sorun etmemesini belirterek davalıdan bir an evvel işinden istifa etmesini talep ettiğini, bunun üzerine davalı davacıya güvenerek işinden istifa etmiş olduğunu ve nihayetinde tarafların % 50' şer hisse ile ortak olarak mezkur şirketi kurduğunu, şirketin kuruluşunda davalı tarafından davacının şahsi hesabına paralar gönderildiğini, 17.03.2023 TC Hazine ve Maliye Bakanlığı'na 12.793,25 TL özürlü araç bedelini ödenmiş ve yine davacıya elden paralar verildiğini, şirketin faaliyete geçebilmesi için davacı .......... kendi aracını sattığını, davalıda birikmiş parası ile beraber, üç adet kredi çektiğini, bu paralarla şirkete dört adet araç alındığını, araçlardan üçü davacı adına, 1 adet kamyonet ise şirket adına tescil edildiğini, yetkili servis, daha önce var olup sonradan davalı ve davacıya devredilmiş olduğundan bu devir gerçekleşirken ...... ....... isimli şahsa 180.000,00-TL ödeme yapıldığını, .... ..........’den şirket adına kayıtlı kamyonet 370.000,00-TL ve noter masrafları ödenerek mezkur şirket adına satın alındığını, davacı, şirketin parası ile ve şirket için alınan ve kendi istemiyle kendisi adına tescil edilen üç araçtan ikisini sattığını, bedelleri konusunda açıklama yapılmadığını, şirkete veya davalıya bir ödeme yapılmadığını, kamyonetin ise davacı tarafından kullanıldığını, 17.07.2024 tarihli beyan dilekçesini tekrar ettiklerini ve dilekçeler safhası tamamlanmadan ve yokluklarında yapılan ön inceleme duruşmasına ve duruşmada verilen ara kararlara itiraz ettiklerini beyanla davanın reddini savunmuşlardır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesi "... İbranın şirket müdürünün hukuki sorumluluğu hakkında yaratacağı sonuçlar dürüstlük kuralı gereğince değerlendirilmiş olup davacının ve dava dışı eşinin davalı müdüre ve dava dışı şirkete ödemeleri bulunduğu gibi dava dışı şirketten davacıya da ödemeler bulunmakla birlikte borçların nisbiliği ilkesi ve davalı müdürün şirket tüzel kişiliğinin borçlarından şahsi sorumluluğu bulunmadığı gözetildiğinde davacının doğrudan zararından söz edilmesinin mümkün bulunmadığı, bilir kişi teknik değerlendirmesi de göz önüne alındığında davacı ortağın dava dışı şirketin tasfiyesi sonrası varsa tasfiye alacağının huzurdaki davanın konusu olmadığı, dava dışı şirketin kurulduktan sonra kara geçemeyip öz sermayesinin bir kısmını kaybederek zarara uğrayarak tasfiye edildiği anlaşılmışsa da bu zararın davalı müdürün eylemlerinden kaynaklandığına dair dosyada mevcut bilgi, belge ve deliller ile mali verilerin bulunmadığı, bu durumda davacı ortağın iddia ettiği dolaylı zararın da tespit edilemediğine ..." gerekçesiyle "1-) Davacının davasının REDDİNE ..." karar vermiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece █████/2025 tarihinde verilen davanın reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket müdürünün şirkete ait ............... plakalı aracı değerinin altında sattığını ve satış bedelini şirket hesabı yerine kendi şahsi hesabına aktardığını, müvekkilinin ödediği kuruluş sermayesini davalının kendi hesabına geçirdiğini, şirketin mali durumunu kötü göstererek haksız kazanç sağladığını, şirkete ait demirbaş ve sarf malzemelerinin satış bedellerinin akıbetinin belirsiz olduğunu, yerel mahkemenin kusurlu hareket, zarar ve illiyet bağının oluşmadığı yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu, davalının hileli ve hukuka aykırı işlemlerinin ibra kapsamına girmeyeceğini, müvekkilinin iradesinin sakatlandığını, ibra kararının geçerli olabilmesi için bilanço ve gelir gider tablolarının ayrıntılı irdelenmesi gerektiğini, dosyadaki bilirkişi raporunun bilimsellikten uzak ve soyut değerlendirmeler içerdiğini, rapora yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını ve yeni bir bilirkişi heyeti atanması taleplerinin haksız yere reddedildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.DELİLLER: ........... Asliye Ticaret Mahkemesinin ......./....... Esas - ......./....... Karar sayılı dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan/olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep şu şekildedir : Dava, davalı - ortak - şirket müdürünün (yöneticisinin) sorumluluğu kapsamında; davacı - ortak iddiası ile, dava dışı limited şirketin zararının bulunduğu davalıdan şirketin dolaylı (dolayısı ile) zararının tazmini ve dava dışı limited şirkete zararın ödenmesi istemi ile davacı ortağın doğrudan zararının davalı şirket müdüründen tazmini istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. TTK'nın 644/1-a maddesinin atfı ile 553. maddesi uyarınca limited şirket müdürünün sorumluluğundan bahsedilebilmesi için müdürün, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüğünü kusuruyla ihlal ettiği, bu nedenle şirketin zarara uğradığı ve zararın miktarının somut olarak ispat edilmesi gerekir. Yine TTK'nın 630. maddesi uyarınca şirket müdürünün görevden azli için haklı sebeplerin gerçekleştiğinin ispat edilmesi gerekir. Aynı Kanunun 555/1. maddesi uyarınca; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilir. Şirket yöneticilerinin ortaklık mal varlığını kötüleştiren davranışları, ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zarar görmelerine yol açar. Bu itibarla, şirketin mal varlığının eksilmesinin giderilmesi kural olarak ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararlarını da telafi etmektedir. TMK'nın 2. maddesinde, herkesin, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu genel bir ilke olarak düzenlenmiş ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunmayacağı kabul edilmiştir. Bunun anlamı, kötüye kullanılan hakka dayalı talep ya da savunmaların kabul edilmeyeceğidir. Hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığı her somut olayda ve yargılamanın her aşamasında hakim tarafından, karşı tarafça ileri sürülmemiş bile olsa re'sen değerlendirilir. Davacının iş bu dava ile şirket ortağı olarak TTK'nın 555. maddesi ile kendisine tanınan dava açma hakkını kullandığı, şirketin zararının şirkete ödenmesini talep ettiği anlaşılmıştır.Mahkemece, taraf delilleri toplanmış, bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve heyet raporundaki tespitler doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir. HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davalılar tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyetinden alınan raporda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. İlk derece mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler gözetildiğinde; Davadışı şirket 22.05.2023 tarihinde davacı ve davalıdan oluşan iki ortak ile kurulmuş olup şirket esas sözleşmesi ile aksi karar alınıncaya kadar davalı......... müdür seçildiği, Şirket Ortaklar Kurulu'nun oybirliği ile aldığı 28.09.2023 tarihli kararı ile şirket müdürünün tasfiye sürecine kadarki işlemleri nedeni ile ibrasına ve şirketin tasfiyesine karar verildiği görülmüş olup davacının ve davadışı eşinin davalı müdür'e ve davadışı şirkete ödemeleri bulunduğu gibi davadışı şirketten davacıya da ödemeler bulunmakla birlikte borçların nisbiliği ilkesi ve davalı müdürün şirket tüzel kişiliğinin borçlarından şahsi sorumluluğu bulunmadığı gözetildiğinde davacıların doğrudan zararının tespit edilemeyeceği, davacı ortağın davadışı şirketin tasfiyesi sonrası varsa tasfiye alacağının huzurdaki davanın konusu olmadığı, değerlendirilmiştir.TTK'nın 630. maddesin üçüncü fıkrasında; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmiş olması haklı sebep olarak kabul edilmiştir. Elbette haklı sebepler maddede sayılanlar ile sınırlı değildir. Her somut olayın özelliğine göre davacı tarafça ileri sürülen sebeplerin haklı sebep olup olmadığı mahkemece değerlendirilecektir.Somut olayda; Şirket Ortaklar Kurulu'nun oybirliği ile aldığı 28.09.2023 tarihli kararı ile şirket müdürünün tasfiye sürecine kadarki işlemleri nedeni ile ibrasına ve şirketin tasfiyesine karar verildiği, davacının ve dava dışı eşinin davalı müdüre ve dava dışı şirkete ödemeleri bulunduğu gibi dava dışı şirketten davacıya da ödemeler bulunmakla birlikte borçların nisbiliği ilkesi ve davalı müdürün şirket tüzel kişiliğinin borçlarından şahsi sorumluluğu bulunmadığı gözetildiğinde davacının doğrudan zararından söz edilmesinin mümkün bulunmadığı, bilirkişi teknik değerlendirmesi de göz önüne alındığında davacı ortağın dava dışı şirketin tasfiyesi sonrası varsa tasfiye alacağının huzurdaki davanın konusu olmadığı, dava dışı şirketin kurulduktan sonra kara geçemeyip öz sermayesinin bir kısmını kaybederek zarara uğrayarak tasfiye edildiği anlaşılmışsa da bu zararın davalı müdürün eylemlerinden kaynaklandığına dair dosyada mevcut bilgi, belge ve deliller ile mali verilerin bulunmadığı, bu tespitler doğrultusunda mahkemece yukarıdaki gerekçe ile davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin red ve gerekçesine yönelik davacı vekillerinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-)Davacının istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-)Yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazine'ye irat kaydına,3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken istinaf karar harcı 732,00 TL olmakla, peşin yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu neticesinde bakiye kalan 116,60 TL istinaf karar harcının istinaf eden davacıdan tahsiliyle Hazine'ye irat kaydına,4-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,5-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-)Artan istinaf avanslarının HMK m.333'e uygun iadesine,7-)6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,İlişkin; HMK m.361/1 gereğince; kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) haftalık kesin süre içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.BaşkanE-İmzaÜyeE-İmzaÜyeE-İmzaKatipE-İmza* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*