Muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemli davada, davacının miras payına düşen değerin temyiz kesinlik sınırını aştığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz red ek kararının ortadan kaldırılması.
Özet: Davacı tarafından, murisin mirasçıdan mal kaçırma kastıyla taşınmazı davalıya devrettiği iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince davanın reddedilmesinin ardından yapılan temyiz başvurusu üzerine, dava değerinin temyiz kesinlik sınırını aştığı tespit edildiğinden, bölge adliye mahkemesinin temyiz talebinin kesinlik nedeniyle reddine ilişkin ek kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Torbalı 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ███████ K.Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 14.08.2015 tarihinde ölen muris ...'in oğlu olduğunu, murisin kayden maliki olduğu 2 90... parsel sayılı taşınmazda bulunan 2 numaralı bağımsız bölümü 10.08.2009 tarihinde kızının eşi olan davalıya satış suretiyle devrettiğini, temlikin davacıdan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak gerçekleştirildiğini ileri sürerek dava konusu bağımsız bölümün tapu kaydının davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bedeli karşılığında satın alındığını, murisin emekli olduktan sonra geçimini sağlamakta zorlandığını, davalının da taşınmazı alabilecek maddi durumunun bulunduğunu, murisin dava konusu taşınmazı dava dışı kooperatiften devraldığını o dönemde taşınmazın bulunduğu bölgede yapılaşmanın çok az olduğunu ve bağımsız bölümün eksik bir halde murise teslim edildiğini, murisin de taşınmazı bu haliyle davalıya sattığını, buna ek olarak taşınmazın kooperatiften alındığı dönemde de murisin ödemelerine davalının yardımcı olduğunu, murisin ölene kadar bakım ve gözetiminin davalı ve eşi tarafından yapıldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muris ...'in kayden maliki olduğu dava konusu taşınmazı 10.08.2009 tarihinde davalıya satış suretiyle devrettiği, taşınmazın satış bedeli ile temlik tarihindeki gerçek değeri arasında fark mevcut ise de murise ölene kadar davalı ve ailesinin baktığı, davacı tarafça temlikin mal kaçırma kastıyla gerçekleştirildiğinin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığı, murisin sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının murisin mal kaçırmasını gerektirecek somut bir vakıa ileri sürmediği gibi dinlenen tanıkların da temlikin davacıdan mal kaçırma amacıyla gerçekleştirildiğine dair bir beyanda bulunmadığı, muris ile davacı arasında bir husumet ya da mal kaçırmasını gerektirecek bir sebebin ortaya konulamadığı belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.04.2025 tarihli ek kararı ile temyiz talebi kararın kesin nitelikte olması nedeniyle reddedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi asıl ve ek kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat... ile temyiz edilen davalı vekili Avukat... geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R-Bilindiği üzere 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca, gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda dava değerinin gayrimenkulün değerine göre belirleneceği öngörülmüştür. Dava değerinin belirlenmesinde taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanacak gerçek değerinin esas alınacağı açıktır. Öte yandan, pay oranında açılan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı davalarda dava değerinin davayı açan mirasçının payına isabet eden değer olacağı da kuşkusuzdur.Diğer taraftan, 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.Somut olayda; dava konusu taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanan değerleri üzerinden davacının miras payına isabet eden toplam 243.750 TL'nin dava tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL'nin üzerinde olduğu anlaşıldığından ek karara yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin 08.04.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Ayrıca harç yatırılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren AAÜT uyarınca gelen temyiz eden davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınmasına,Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.