İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, akaryakıt bayilik sözleşmesinin kira süresi bitimiyle erken feshinden kaynaklanan cezai şart alacak davası istinaf kararı.
Özet: Akaryakıt bayilik sözleşmesinin süresinden önce sonlandırılmasına ilişkin alacak davasında, davacı şirket, davalının istasyonu kapalı tutarak sözleşmeyi kusurlu feshettiğini iddia ederek 50.000 USD cezai şartın ticari faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalı ise yetki ve zamanaşımı itirazlarının yanı sıra, akaryakıt istasyonunu kamu kurumundan üç yıllığına kiraladığını ve kira süresi dolunca yasal zorunluluk gereği iade etmek zorunda kaldığını, bu nedenle sözleşmenin kusurlu feshinin söz konusu olmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi davanın kısmen kabulüne karar vermiş, taraflar bu kararı istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ KARAR NO:█████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2022NUMARASI:█████████ Esas, ████████ Karar DAVANIN KONUSU :Alacak Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında "... Köyü Kuruçeşme Mevkii, 189 ada, 5 pafta, 3 parselde kayıtlı Eğirdir/ISPARTA" adresinde bulunan akaryakıt istasyonunda "..." markası altında bayilik yürütülebilmesi için taraflar arasında muhtelif sözleşmeler imzalanmış ve davalı şirket ile bayilik dikey ilişkisi kurulmuş olduğunu, bu kapsamda; taraflar arasında 16.01.2015 tarihinde 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ve Bayilik Protokolü akdedilmiş olduğunu, davalı...'in müvekkili şirket ile imza ettiği sözleşme ve protokolde, müvekkili şirketin tüm hak ve alacaklarının garantörü sıfatıyla da taahhüt ettiğinden iş bu huzurdaki davanın bu yönü ile de tarafı olduğunu, müvekkili şirketin beş yıl boyunca kendi logosu ve markası altında satış yapılacağı inancı ile sözleşmeden ve bayilik ilişkisinden kaynaklanan edimlerini tam ve gereği gibi yerine getirmiş olmasına karşın davalı yan bayilik sözleşmesinin üçüncü yılından sonra istasyonu kapalı tutarak satış gerçekleştirmediğini, davalı yanın müvekkili şirket ile imza altına aldığı sözleşmenin devamına kusurlu davranışları ile imkân vermemiş olup, taraflar arasındaki sözleşmenin zamanından önce sona ermesine sebebiyet verdiğini beyanla, sözleşmeden ve kanundan kaynaklanan her türlü zarar ziyanın tazmini hakları ile fazlaya ve hataya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalı bayinin kusuru neticesinde bayilik sözleşmesinin tarafından süresinden önce son erdirilmesi nedeniyle 50.000 USD cezai şart bedelinin işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; sözleşmede matbu olarak İstanbul Mahkemeleri sözleşmenin tatbiki açısından yetkili kılınmış ise de davanın cezai şarta dayalı talebe ilişkin olması nedeniyle mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, davalının ikametgahı/adresi Eğirdir/Isparta olup davanın usul-yetki hükümleri gereğince Eğirdir Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davanın yetki yönünden reddi gerektiğini, talep zamanaşımına uğramış olup davanın zamanaşımı hükümleri gereğince ilk itiraz gözetilerek reddi gerektiğini, öncesi itibariyle ... Belediyesine ait bulunan ve ilgili Belediye tarafından işletilen akaryakıt istasyonunun tüm taşınır ve taşınmaz mallarla birlikte Isparta İl Özel İdaresinin mülkiyetine geçmiş olduğunu, Isparta ili Genel Meclisinin 05.09.2014 tarih ve 9/5-338 karar sayılı taşınmaz tahsisine ilişkin kararları gereğince işbu akaryakıt istasyonunun ... Köyü tüzel kişiliğine üç yıl müddetle tahsis edildiğini, akaryakıt istasyonunun 01.11.2014 tarihinde üç yıl süre ile taraflarınca kiralandığını, akaryakıt istasyonunun üç yıl süre ile kiralanmasından sonra davacı şirket ile ... Köy Tüzel kişiliği arasındaki sözleşmenin feshedildiğini ve davacı şirket ile yapılan görüşme neticesinde akaryakıt istasyonunun üç yıl süre ile kiralandığı belirtilerek ve kira kontratı davacıya ibraz edilerek akaryakıt bayilik sözleşmesinin 16.01.2015 tarihinde akdedilmiş olduğunu, bu tarihten itibaren akaryakıt istasyonunun taraflarınca işletilmeye başlandığını, gerek tahsis gerekse kira süresinin bitmiş olması ve Isparta İl Özel İdaresi tarafından 2886 sayılı yasa kapsamında bulunan taşınmazın yeniden kiralama ihalesine çıkılacak olması nedeniyle "idareye taşınmazın iade edilmesi gereği üzerine" faaliyet sonlandırılarak yasal prosedürler tamamlanarak 22.01.2018 tarihinde taşınmazın, istasyon ve demirbaşlarının Isparta İl Özel idaresine teslim/iade edilmek durumunda kalındığını beyanla itirazlarının kabulü ile öncelikle ilk itirazları gözetilerek davanın reddine karar verilmesini, haksız ve yersiz davanın reddi ite yargılama giderleri ile vekil ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;" ...Dosyanın bir finans uzmanı , bir sektör bilirkişisi ve bir akaryakıt sözleşmeleri alanında uzman bilirkişi olmak üzere bilirkişi heyetine tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları ile tespit edilen uyuşmazlık noktasında rapor alınmasına karar verilmiş olup █████/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle: sadece 3 yıl için kira sözleşmesi yapılmış olması, kaideten o taşınmaz üzerinde 5 yıllık bir süre için akaryakıt bayilik ilişkisi tesis edilmesine engel olmadığını, davalı, kira sözleşmesinin sonunda, kira ilişkisinin devamını sağlamak yükümünü kaideten deruhte ettiğini, ancak, eğer davalı bunun için -yani: sözleşmesel ilişkinin 3 yılın sonunda devamını temin icin tüm çabayı gösterdiğini ispat ederse ve buna rağmen uzamamanın, somut olayda davalının savunduğu gibi, ilgili Kamu İdaresi'nin dosyasında mahiyeti görülen durumdan kaynaklandığı, bunda davalının kusuru olmadığı ve somut durumun “sözleşmenin yapılmasından sonra ortaya çıkan bir objektif kusursuz imkânsızlık” olduğu, mahkemece benimsenecek olursa, bu şeçenekte, davanın reddi gündeme gelebileceği, kuşkusuz bu noktada, ... Köyü ...'ün Eğirdir Kaymakamlık Makamına yazdığı 21.11.2017 tarihli, huzurdaki davalının kira paralarının ödenmesini aksattığı, Eylül 2016 tarihinden itibaren ödemediği, akaryakıt tedarikinde aksamalara sebep verdiği yolundaki yazısının, davalının savunması yönünden takdirinin mahkemeye ait olduğunu, buna karşılık, eğer “sonradan ortaya çıkan objektif kusursuz imkansızlık” kuramının davalı yararına somut çekişmede uygulanamayacağı, davacının (mevcut ve sözleşmeden doğan bir hakkı kötüye kullanmadığı), sözleşmede/sözleşmelerde kira süresinin daha kısa olmasının sözleşmenin 5 seneden önce bitmesine davalı yararına imkan vereceği yolunda bir kloz olmadığı; bu meyanda, davalının “davacı kira ilişkisinin 3 yıl olduğunu zaten biliyordu” savunmasının ispatlanmış sayılmayacağı, bu seçenekte davacının müterafik kusurundan da söz edilemeyeceği sayın Mahkemece benimsenecek olursa, mezkur durumda, davacının cezai şart isteyebileceği kabul edilmek gerekeceğini, davacının cezai şart isteme koşullarının. mevcut olduğu benimsendiği seçenekte, ikinci etap davacının 50.000,- USD cezai şart isteminin tamamen kabul koşullarının oluşup oluşmadığının olduğu, eğer bu miktarın tamamının ödenmesi hüküm altına alınacak olursa, davalı yanın iktisaden mahvı olacaksa sayın mahkeme, mukarrer cezai şartı resen tenkis edebileceği ve buna göre ödenecek miktarı belirlenebileceği, görüş ve kanaatini bildirmiştir. Eğirdir Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak bilirkişi raporu ile tespit edilen cezai şartın davalının mahvına sebep olup olmayacağı hususunun değerlendirilmesi için mali müşavir bilirkişiden rapor alınmasının istenilmesine karar verilmiş olup █████/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle: davalı tarafından 2016-2017-2018 yıllarına ait yasal ticari defterleri inceleme için sunulduğunu, sözleşme ve protokolün yapıldığı 2015 yılına ait yasal ticari defterleri ise sunulmadığını, incelemenin 2016-2017-2018 yıllarına ait ticari defterler üzerinden yapıldığını, sunulan davalı ticari yasal defterleri üzerinde yapılan incelemelerde davalı ticaretinin ortalama %90 nın sözleşme ve protokol kapsamında akaryakıt alış satışından oluştuğu, 2018 yılında tamamen akaryakıt alış satışı faaliyeti bulunduğu başkaca bir faaliyetin olmadığı, 2018 yılı akaryakıt alış satışının önceki yıllar ile kıyaslanmasında 43 seviyelerine düştüğü neredeyse faaliyetin durma noktasına geldiğini, davalı defter kayıtlarına göre 29.09.2020 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen cezai şartın davalının mahvına sebep olacağı kanaatine varıldığı yönündeki görüşlerini bildirmiştir.Eğirdir Asliye hukuk mah ne yeniden talimat yazılarak davalının aktif ve pasifleri ile bilançoları değerlendirilerek şirket özvarlığı da belirlenmek suretiyle cezai şart alacağının davalının mahfına sebep olup olmayacağı hususunda ek rapor alınmasının istenmesine karar verilmiş olup bilirkişi raporunda özetle: 25.03.2021 tarihli kök rapor hazırlanırken davalı bilanço kayıtlarına ulaşılamamış olup davalı defter kayıtlarına göre alış satışları değerlendirilmek suretiyle kök raporun düzenlendiği, Eğirdir Vergi Dairesi Müdürlüğünce dosyaya sunulan davalıya ait 2015, 2016, 2017 (2018 yerine 2015 sunulmuş) gelir vergisi beyannamelerinin incelenmesi suretiyle davalı bilançolarına ulaşıldığı ve davalı işletmesinin kayıtlı ödenmiş sermayesinin 35.000 TL olduğu, 2015 yılı özvarlığının 82.614,60 TL, 2016 yılı özvarlığının 175.410,63 TL, 2017 yılı özvarlığının 114.829,23 TL olduğu belirlendiğini, davalının aktif ve pasifleri ile bilançolarının değerlendirilerek şirket özvarlığının belirlenmesi neticesinde cezai şart alacağının davalının mahfına sebep olmayacağı yönündeki görüşlerini bildirmiştir.Tüm dosya kapsamından davacı ile davalı arasında █████/2015 tarihinde 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesinin imzalandığı, davalının yıllık en az 700 metreküp/yıl davacı tarafından dağıtımı yapılan beyaz ürünün ve sair ürünleri davacıdan alarak satmayı taahhüt ettiği, bayilik protokolünün 4. Maddesinde '' gerek İş bu protokolün gerekse taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin ve/veya akaryakıt bayilik sözleşmesi eklerinin ve gerekse de T.C. Mevzuatının istasyonlu özellikle istasyonlu akaryakıt bayii sıfatıyla BAYİ’e yüklemiş olduğu yükümlülüklerinden herhangi birinin kısmen dahi olsa ihlali halinde; ..., akaryakıt bayilik ilişkisini feshetme hakları saklı kalmak üzere, söz konusu ihlal yaratan her bir BAYİ eylemi için 50.000 USD (elli Bin Amerikan DOLARI) tutarında olmak üzere, BAYİ’e (hiçbir kanuni merasim yürütmesine gerek olmaksızın) tek taraflı olaral şartı ceza uygulama ve tahsil etme hakkına sahiptir. Taraflar bu hususta mutabıktır'' şartının bulunduğu görülmüştür. Isparta İl Özel İdaresi'nin █████/2019 tarihli cevabi yazısından köy muhtarının █████/2017 tarihli...'in akaryakıt istasyonu kirasının ilk yıllarda aksatmalı olarak ödediğini, Eylül 2016 tarihinden itibaren kirasını ödemediği ve kira süresinin dolmuş olması, zaman zaman istasyonda benzin, motorin ve gaz bulunmamış olması nedeniyle vatandaşlar mağdur edildiğinden akaryakıt istasyonunun köy muhtarlığına teslim edilmesinin talep edildiği, ... tarafından Isparta İl Özel idaresine █████/2018 tarihli dilekçe ile başvuru yapılarak kiralama süresi sona erdiğinden faaliyetinin durdurulması talebinde bulunduğu, İl özel idaresinin █████/2018 tarihli yazısı ile... in taşınmazı teslim etmek istediği anlaşıldığından akaryakıt istasyonunun teslim alınması yönünde ...'na yazı yazıldığı ve taşınmazın █████/2018 tarihinde davalıdan teslim alındığı anlaşılmıştır.Davalı tarafça 5 yıllık bayilik sözleşmesinin imzalanması sırasında akaryakıt istasyonunun 3 yıl süre ile kiralanmış olduğu, kira süresinin sonunda kira sözleşmesinin yenilenmeyebileceği ihtimali bilinmesine rağmen 5 yıllık süre için taahhütte bulunulmuş olduğundan davalı TBK 112 maddesi gereğince borcun ifa edilmemesinden sorumludur. Dosya kapsamından ayrıca davalının bayilik sözleşmesinin devamı süresince idareden kiralamış olduğu taşınmazın kira bedelini düzenli olarak ödemediğinin köy muhtarlığınca tespit edilerek kaymakamlığa bildirilmesine ilişkin yazısı göz önünde tutulduğunda, davalının kira sözleşmesinin süresinin uzatılmaması ve bayilik sözleşmesinin devamının kendisi için imkansız hale gelmesinde kusurunun bulunmadığı da ispat edilemediğinden davalının bayilik sözleşmesinin süresinden önce sona erdirilmesi nedeniyle cezai şart bedelinden sorumlu olduğu değerlendirilmiştir.Davalının öz varlığının belirlenmesine ilişkin alınan bilirkişi raporundan davacının öz varlığının sözleşme de öngörülen cezai şart bedelinin altında olduğu anlaşılmakla TBK 182/3. Maddesi kapsamında 5 yıllık sözleşmenin ifa edilme süresi, tarafların ekonomik durumları, davalının kusur durumu gözetilerek takdiren 5.000 USD cezai şart bedelinin dava tarihinden itibaren kamu bankalarınca USD cinsinden açılan 1 yıllık mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanarak tespit edilecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.000 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, taraflarca istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirket ile imza altına aldığı sözleşmenin devamına kusurlu davranışları ile imkân vermediğini, taraflar rasındaki sözleşmenin zamanından önce sona ermesine sebebiyet verdiğini, cezai şart tutarının davalının ekonomik olarak mahvına sebebiyet vermeyeceğini açıkça ortaya konduğunu, somut dava bakımından talep edilen cezai şart tutarının davalının ekonomik olarak mahvına sebebiyet vermeyeceği yönündeki bilirkişi raporunda yapılan tespit dikkate alındığında talep edilen 50.000 USD tutarın tamamının kabulüne karar verilmesi gerekirken özvarlığın sözleşmede öngörülen cezai şart bedelinin altında kaldığı gerekçesi ile yüzde on oranına tenkis yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin kabul edilemez olduğunu, davalının yargılamanın herhangi bir aşamasında ekonomik olarak mahva sebebiyet verileceği yönünde bir savunmada bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin takdiri indirim yapmak sureti ile davanın kısmen kabulü yönünde karar verdiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... Belediyesine ait bulunan ve ilgili Belediye tarafından işletilen akaryakıt istasyonunun (6360 sayılı yasa kapsamında ... belediyesinin kapatılmış ve köye dönüşmüş olması nedeniyle) tüm taşınır ve taşınmaz mallarla birlikte Isparta İl Özel İdaresinin mülkiyetine geçtiğini, Isparta ili İl Genel Meclisinin 05.09.2014 tarih ve 9/5-338 karar sayılı taşınmaz tahsisine ilişkin kararları gereğince akaryakıt istasyonunun ... Köyü tüzel kişiliğine 3 yıl müddetle tahsis edildiğini, kira mukavelesi gereğince bu akaryakıt istasyonunun 01.11.2014 tarihinde 3 yıl süre ile müvekkili tarafından kiralandığını, akaryakıt istasyonunun 3 yıl süre ile kiralanmasından sonra davacı şirket ile ... Köy Tüzel kişiliği arasındaki sözleşme feshedilmiş ve davacı şirket ile yapılan görüşme neticesinde akaryakıt istasyonunun 3 yıl süre ile kiralandığı belirtilerek ve kira kontratı davacıya ibraz edilerek akaryakıt bayilik sözleşmesinin 16.01.2015 tarihinde akdedildiğini, bu tarihten itibaren akaryakıt istasyonunun müvekkilce işletilmeye başlanmış olup gerek tahsis gerekse kira süresinin bitmiş olması ve Isparta İl Özel İdaresi tarafından 2886 sayılı yasa kapsamında bulunan taşınmazın yeniden kiralama ihalesine çıkılacak olması nedeniyle idarece yazılan ‘’idareye taşınmazın iade edilmesi gereği üzerine‘’faaliyet sonlandırılarak yasal prosedürler tamamlanarak 22.01.2018 tarihinde taşınmazın, istasyon ve demirbaşlarının Isparta İl Özel idaresine teslim/iade edilmek durumunda kalındığını, kamuya ait taşınmazların tahsis/kira süresinin hitamında teslimi gerektiği aksi taktirde mülki amirlik/kaymakamlıklarca 15 gün içerisinde tahliye edileceğinin 2886 sayılı yasa 75. Madde amir hükmü olduğunu, bu durumu davacı tarafta bilindiğini, kamuya ait taşınmazların süre sonunda boşaltılacağı ve teslim edileceği aksi halde 2886 sayılı yasa kapsamına 15 gün içerisinde tahliye edileceğinin davacı tarafça da bilinmediğini, kamuya ait taşınmazların özel hukuka tabi kişiler gibi değerlendirilmesinin ve kiranın uzatımı için gayret sarfedilmediği gerekçesi kanuni zorunluluklar gözetildiğinde haklı ve yerinde bir gerekçe olmadığını, müvekkilinin ne köy tüzel kişiliğine nede Isparta İl Özel İdaresine hiçbir kira borcu bulunmadığını, köy muhtarlığı tarafından müvekkiline aleyhine açılan alacak/kira davalarının reddedilmiş olduğunu, köy muhtarlığının idare ile arasındaki yazışmanın içerik olarak doğru olup olmadığı dahi araştırılmaksızın karar verildiğini, Mahkemenin iç yazışmayı kararın gerekçesi olarak belirtmiş olmasının eksik incelemeyi göstermediğini, akaryakıt istasyonu 3 yıl için kiralandığını ve bu durum sözleşme akdedilirken davacı tarafça da bilinmediğini, Sözleşme akdedilirken davacının bayi olmak isteyenin taşınmazdaki hukuki durumu mülk ise tapu bilgileri/kaydı kiracı ise kira kontratını alarak ve durumu bilerek sözleşme yaptığının açıkça ortada olduğunu, cezai şart talebinin unsurları bulunmadığını, davacı tarafın hukuken korunabilir haklı bir güveni ve iyiniyetinin söz konusu olmadığını, dosyada mevcut bilanço ve aktif/pasif birlikte değerlendirildiğinde bilirkişi tarafından ancak 2017 yılı sonu itibariyle şirketin özvarlığı değerlendirme konusu yapılması gerekir iken tüm yıllar üst üste toplanarak bir değerlendirme yapıldığını, son yıl bilançosu bir önceki yılı da içinde barındırdığını, cezai şart talebi ile şirket özvarlığı arasında oldukça büyük fark bulunduğunu, 2017 tüm yıllar birlikte toplanarak değerlendirilse dahi cezai şart talebinin şirket özvarlığının çok üstünde olduğunu ve şirketin tamamen yok olmasına neden olacağının açık olduğunu, Mahkemenin davanın kısmi kabul/kısmi red kararı vermiş olmasına rağmen emek gözetilmeksizin davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmetmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, akaryakıt bayilik sözleşmesinin süresinden önce sona ermesi nedeniyle, sözleşmede kararlaştırılan ceza koşulu alacağının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasındaki sözleşmenin 43. maddesinde, davalının sözleşme süresi olan 5 yıl boyunca bayi olarak kalmayı taahhüt ettiği, 47. Maddesinde sözleşmenin feshi durumunda cezai şart ödeneceği, yine sözleşmenin eki protokol 4. Maddesi ile cezai şart hüküm altına alınmış, davalı da garantör sıfatı ile sözleşmeyi imzalamıştır. İmzalanan bayilik sözleşmesi ve eki protokol içeriği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.Dosya kapsamından; İl Genel Meclisinin 05.09.2014 tarihinde, Eğirdir İlçesi ... köyünde bulunan akaryakıt istasyonunun Köy Tüzel Kişiliğince 3. Şahıslara kiraya verilmek suretiyle işletiminin sağlanması amacı ile 3 yıl süre ile Köy Tüzel kişiliğine bedelsiz olarak tahsisine karar vermesi üzerine köy tüzel kişiliğince 01.11.2014 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesi ile davalıya kiralandığı,... Köyü Muhtarlığı tarafından davalıdan 02.11.2017 tarihli yazı ile 3 yıllık kira süresinin sona ermesi nedeniyle akaryakıt istasyonunun 10 gün içinde boşaltılmasının istendiği, Köy Muhtarlığı tarafından 21.11.2017 tarihinde Eğirdir Kaymakamlığına yazılan yazı ile davalının Eylül 2016 tarihinden itibaren kira bedelini ödemediği, defalarca yazışmalarla uyarıldığı, 3 yıllık kira süresinin sona erdiği, istasyonda zaman zaman motorin ve gaz bulunmadığının bildirildiği, davalının da İl Özel idaresine 12.01.2018 tarihli yazı ile akaryakıt istasyonunu teslim etmek istediğini bildirdiği, 13.05.2019 tarihinde de teslim tutanağı ile akaryakıt istasyonunun teslim edildiği anlaşılmaktadır.EPDK nun 10.01.2019 tarihli yazısında; ...'e verilmiş olan istasyonlu bayilik lisansının iş yeri açma ve çalışma ruhsatının Isparta İl Özel İdaresi tarafından iptal edilmesi nedeniyle, Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinin '' lisans başvurusu kapsamında aranan iş yeri açma ve çalışma ruhsatının geçerliliğini sonradan yitirdiğinin anlaşlması halinde'' hükmü gereğince 16.04.2018 tarihinde lisansının sonlandırıldığı bildirilmiştir.İl Genel Meclisi 05.09.2014 tarihinde almış olduğu kararla akaryakıt istasyonunun Köy Tüzel Kişiliğince 3. Şahıslara kiraya verilmek suretiyle işletiminin sağlanması amacı ile 3 yıl süre ile Köy Tüzel kişiliğine bedelsiz olarak tahsis etmiştir. Köy tüzel kişiliğince de akaryakıt istasyonu 01.11.2014 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesi ile davalıya kiralanmıştır. Davalının kira bedellerini düzenli ödemediği, akaryakıt istasyonunda akaryakıt bulundurmadığı, dolayısıyla kira sözleşmesinin yenilenmemesine kendi kusuruyla sebebiyet verdiği, lisansının iptal edilmemesi ve kira sözleşmesinin yenilenmesi konusunda gerekli özeni göstermediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalının kira sözleşmesinin süresinin uzatılmaması ve bayilik sözleşmesinin devamının kendisi için imkânsız hale gelmesinde kusurunun bulunmadığını ispat edememesi nedeniyle bayilik sözleşmesinin süresinden önce sona erdirilmesi nedeniyle cezai şart bedelinden sorumlu olduğuna karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Sözleşmenin süresinden önce sona erdirilmesi nedeniyle; davacının bayilik protokolüne dayalı olarak cezai şart talep hakkı doğmuştur. Bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.TTK'nın 22. maddesi gereğince, kural olarak tacirin cezai şarttan indirim yapılmasını talep hakkı bulunmasa da, genel yargı uygulamasında tacirin ekonomik olarak yıkımına yol açacak derecede yüksek olduğu saptanan cezai şarttan indirim yapılabileceği kabul edilmiştir. Bu kapsamda somut olayda davacı tarafça 50.000 USD cezai şart talep edilmiş olup, ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranış ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli, cezai şart miktarı, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. Buna göre somut olayda, davalının ekonomik durumu ve yukarıda açıklanan diğer verilere göre, Mahkemece dava konusu cezai şart tutarından yapılan tenkisin somut olayın özelliklerine göre uygun bulunmuş, bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Bununla birlikte, cezai şart miktarının fahiş olup olmadığının takdiri hakime aittir. Davacının bunu önceden takdir ve tespit etmesi mümkün değildir. Bu nedenle sözleşme ile tayin edilen bir cezai şartın tahsilini istemek hakkını haiz olan davacının açtığı dava sonunda cezai şartın mahkemece fahiş görülerek tenkis edilmesi hâlinde, tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi mümkün değildir. Aksi yöndeki istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 287,16 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 21.05.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.