Muris muvazaasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, ölünceye kadar bakma akdine dayalı taşınmaz devrinde temyiz kesinlik sınırının miras payı oranına göre belirlenmesi.
Özet: Bu hukuki süreç, ölen babanın oğluna ölünceye kadar bakma akdiyle yaptığı taşınmaz devrinin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olduğu iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasıdır; ilk derece ve istinaf mahkemeleri muvazaa bulunmadığına hükmederek davayı reddetmiş, ancak istinaf mahkemesinin kararının kesin olduğu yönündeki ek kararı, dava değerinin temyiz kesinlik sınırını aştığı gerekçesiyle Yargıtay tarafından kaldırılarak, dosyanın esas yönünden temyiz incelemesine tabi tutulmasına karar verilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar vekili; tarafların 22.04.2013 tarihinde ölen muris...'in çocukları olduğunu, murisin kayden maliki olduğu 16 51... parsel sayılı taşınmazı 18.02.2004 tarihinde davalı oğluna ölünceye kadar bakma akdi kapsamında devrettiğini, temlikin kız çocuklarından mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak gerçekleştirildiğini zira sözleşme tarihi itibariyle murisin bakıma ihtiyacı olmadığı gibi davalının da bakım borcunu yerine getirmediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının davacıların miras payı oranında iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ölünceye kadar bakım akdi ile devredildiği, davalının da bakım borcunu yerine getirdiğini, murisin davalının bakım ve gözetiminde yaşadığını, tüm bakım ve tedavi masraflarının davalı tarafından karşılandığını, murisin ve eşinin, sağlığında ekonomik nedenlerle maliki oldukları üç farklı taşınmazı sattıklarını, bu taşınmazlardan ikisi için davacı tarafça ayrıca bir dava açıldığını, muristen intikal eden taşınmazlar nazara alındığında temlikin mal kaçırma amacıyla gerçekleştirilmediğinin açık olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin kayden maliki olduğu 16 51... parsel sayılı taşınmazı 18.02.2004 tarihinde ölünceye kadar bakım akdi kapsamında davalıya devrettiği, dosya kapsamından ve tanık beyanlarından murisin gerçek amaç ve iradesinin davacı mirasçılardan mal kaçırma olmadığı, dava konusu taşınmazı bakım amacıyla devrettiği, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak devredildiğine dair somut, tarafsız ve net bir husus bulunmadığı, bu haliyle davacıların iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı belirtilerek davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 27.02.2025 tarihli ek kararı ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen 04.02.2025 tarihli kararın kesin nitelikte olduğu belirtilerek davacılar vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi asıl ve ek kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı vekili Avukat ...geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Bilindiği üzere 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca, gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda dava değerinin gayrimenkulün değerine göre belirleneceği öngörülmüştür. Dava değerinin belirlenmesinde taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanacak gerçek değerinin esas alınacağı açıktır. Öte yandan, pay oranında açılan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı davalarda dava değerinin davayı açan mirasçının payına isabet eden değer olacağı da kuşkusuzdur.
Diğer taraftan, 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.
Somut olayda; dava konusu taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanan değeri üzerinden her bir davacının miras payına isabet eden 223.372,20 TL'nin dava tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin üzerinde olduğu anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesinin 27.02.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren AAÜT uyarınca gelen temyiz eden vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınmasına,
Davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz eden davacıların adli yardım talebi aşamada kabul edilmiş olup temyiz harcının davacılar tarafından ikmal edilmediği anlaşıldığından aşağıda yazılı 3.033,70 TL temyiz başvuru harcı ile 732,00 TL onama harcının davacılardan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!