İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, fuar standı kurulum hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için icra takibine yapılan itirazın iptali davası.
Özet: Davacı şirket, davalıya ticari hizmet sözleşmesi kapsamında fuar standı kurulumu yaparak 389.078,10 TL tutarındaki alacağının ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonrası itirazın iptalini ve takibin devamını talep etmiş; davalı ise borcun mevcut olmadığını ve yetki itirazında bulunarak savunma yapmış, ancak mahkemece alınan bilirkişi raporları davacının ticari defterler ve sözleşme uyarınca davalıdan belirtilen alacağının bulunduğunu ve hizmetin yerine getirildiğini ortaya koymuştur.

T.C.

İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:████████ Esas
KARAR NO :████████
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:█████/2025
KARAR TARİHİ:█████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan █████/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ...Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi, ... Tasarım Özel Stant Uygulamaları/ Teklif Sözleşme Dokümanı kapsamında █████/2025 Tarihli sözleşme gereği, ... Tarihleri arası gerçekleşecek olan ... , ıba- ... 2025 fuarında , davalı ... Makina İhracat İthalat San. Ve Tic. Limited Şirketine ait stant kurulumunu gerçekleştirdiğini, müvekkili sözleşme gereği üzerine düşen sorumluluğunu yerine getirdiğini, davalı tarafından üzerine düşen sorumluluk yerine getirilmeyerek müvekkilinin alacağı, davalı tarafından hiçbir haklı gerekçe olmadan ödenmediğini, █████/2025 Tarihli ... Fatura numaralı 389.078,10 TL ödeme tutarı davalı tarafından ikrar da edildiğini, borçlu tarafından borcun süresi içerisinde ödenmemesi üzerine müvekkili şirketçe davalı aleyhine .... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı dosyası ile müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, ancak davalı taraf takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davacı müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın tahsilinin tehlikeye girmemesi için davalıya ait malların borca yetecek kısmının kaydına ihtiyati haciz konulması gerektiğini, müvekkili şirketin takip tarihi itibariyle 389.078,10 TL alacağı bulunduğunu, davalı █████/2025 Tarihli taraflar arasında imzalanan sözleşmeye ilişkin müvekkili şirkete ödenmesi gereken borç, davalı tarafından hiçbir haklı gerekçe olmaksızın ödenmeyerek dava açılmasına sebep olduğunu, davalı, müvekkili şirketin alacağını ödemekten kaçabileceğini, huzurdaki dava neticesinde alınacak ilamı etkisiz hale getirmek için mal varlığı değerlerini elden çıkarma yoluna gidebileceği endişesini yarattığını, davada müvekkili şirktetin alacağı rehinle temin edilmediğini, davalı hiçbir açıklama göstermeksizin likit borcunun ödemekten kaçınması müvekkilinin alacağına kavuşmasını zorlaştıracağını ve hatta imkânsız hale geleceğini gösterdiğini, davalıya ait menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının, dosya güncel hesabının çıkartılarak borca yetecek kısmının ihtiyaten haczedilmesini, davanın kabulü ile davalı .... İcra Dairesi 2025/... Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalı İİK.m.67/2.maddesi uyarınca takip konusu alacağın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan █████/2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. sayılı takip dosyasındaki borca itirazlarında açıkça ve ayrıca yetki itirazında bulunulduğunu ve müvekkili şirketin faaliyet adresinin ... ( ... ... ) No: 90/4A .../... adresi olduğunu beyan ettiklerini, yetki itirazlarının mevcut olduğunu, müvekkili firmanın davacı tarafa icra takibine konu yapılabilecek ödenmemiş bir borcu bulunmadığını, fatura kesilmiş ve gönderilmiş olması tek başına borcun varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığını, faturanın satıcı tarafından düzenlenmesi için müşteriye bir mal satmış veya hizmet sunmuş olması, müşterinin de bu malı almış veya hizmetten yararlanmış olması gerektiğini, davacı tarafın tanık dinletmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, dava konusu hukuki ilişki senetle ispatı gereken bir husus olduğunu, dava değeri senetle ispat sınırının üstünde bulunduğundan davacı tarafın tanık dinletmesine muvafakat etmediklerini, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra dosyası, ... tasarım özel stand uygulamaları teklif/sözleşme dokümanı, fatura, fotoğraf, whatsapp yazışmaları, 2025 yılına ait BA/BS formları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı.
Talimat Mahkemesince alınan Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda; "...Davalı tarafın 2024 / 2025 yıllında E- defter mükellefi olduğu ve ilgili defter beratlarının zamanında beyan edildiği, İş bu rapor davalı ticari defterleri ile dosya içeriği incelenerek hazırlandığı, 24.11.2025 takip tarihi itibari ile davacının davalı taraftan 389.078,10 TL BORÇLU olduğu..." sonuç ve kanaatini bildirmiştir.
Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda; "...Dava konusu; taraflar arasında akdedilen 12.02.2025 tarihli “... Tasarım Özel Stant Uygulamaları/Teklif Sözleşme Dokümanı” kapsamında, davacı tarafından Almanya ...ta ... tarihleri arasında gerçekleştirilen “İba-... 2025” fuarında davalı şirkete ait stant kurulum hizmetinin yerine getirilmesine ilişkin olarak düzenlenen 18.05.2025 tarihli ... numaralı, 389.078,010 TL tutarlı faturadan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali, takibin devamı, ihtiyati haciz uygulanması ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinden ibaret olduğu, Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2025 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, ayrıca davacı aynı yıl E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2025 yılına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davacının incelenen ticari defterlerine göre, davacı 120. Alıcılar hesap kodu altında davalı ile olan cari ilişkilerini takip etmekte olup, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı takibe konu edilen 18.05.2025 tarihli ... numaralı, 389.078,010 TL tutarlı faturanın davacının yasal ticari defterlerinde 120 Alıcılar hesabı altında muhasebe usul ve esaslarına uygun kaydedildiği; takibe konu faturadan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (24.11.2025) itibarıyla davalıdan 389.078,010 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, Davalı Ticari defterleri Talimat yoluyla incelenmiş olup, buna ilişkin olarak dava dosyasına Mali Müşavir ... tarafından 17.04.2026 tarihli Bilirkişi Raporu ibraz edildiği, ibraz edilen Raporun Sonuç Bölümünde aynen; Davalı tarafın █████████ yıllında E- defter mükellefi olduğu ve ilgili defter beratlarının zamanında beyan edildiği, İş bu rapor davalı ticari defterleri ile dosya içeriği incelenerek hazırlandığı, 24.11.2025 takip tarihi itibari ile davacının davalı taraftan 389.078,10 TL BORÇLU olduğu...” şeklinde tespitler yapıldığı, Davacının incelenen ticari defter ve kayıtları ile davalının talimatla incelenen ticari defterleri birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen takibe konu 18.05.2025 tarihli ... numaralı, 389.078,010 TL tutarlı faturanın her iki tarafın da ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve birbirini teyit ettiği anlaşıldığı, Davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturanın E-Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, dosya kapsamındaki incelemeye göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturanın, davacının ve talimat ile incelenen davalı ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, söz konusu faturanın “... İBA ... Fuarı Stand Hizmet Bedeli” açıklamasıyla, taraflar arasında akdedilen 12.02.2025 tarihli “... Tasarım Özel Stant Uygulamaları / Teklif Sözleşme Dokümanı” kapsamında, davacı tarafından Almanya ...ta ... tarihleri arasında gerçekleştirilen “İba-... 2025” fuarında davalı şirkete ait stand kurulum hizmetine ilişkin olarak düzenlendiği, takibe konu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve Türk Ticaret Kanunu'nun 23/2. maddesi uyarınca öngörülen 8 günlük yasal süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunulduğunu gösterir yazılı veya somut bir belgenin dosyada yer almadığı, bu itibarla düzenlenen faturanın davalı tarafça bilindiği ve içeriğinin zımnen kabul edildiği kanaatine varıldığı, Davacı tarafından davalı adına düzenlenen takibe konu faturanın e-Fatura olarak düzenlenmiş olması nedeniyle, bu faturalara ilişkin herhangi bir inceleme veya teyidin BA-BS formları üzerinden yapılması mümkün olmadığı kanaati edinildiği, Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtları ile talimat ile incelenen davalı ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 18.05.2025 tarihli, ... numaralı, 389.078,10 TL tutarlı faturanın tarafların ticari defter ve muhasebe kayıtlarında mevcut olup takibe konu faturadan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (24.11.2025) itibarıyla davalıdan 389.078,10 TL asıl alacaklı olduğu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği konaklama hizmetine ilişkin düzenlenen fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce ....İcra Dairesinin 2025/... takip sayılı dosyası getirtilmiş olup incelenmesinde; alacaklısı ... tasarım organizasyon reklam ve standt hizmetleri ticaret limited Şirketi tarafından, borçlu ... makina ihracat ithalat sanayi ve ticaret limited Şirketi aleyhine 389.078,10 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlu vekilinin borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının mahkememize İİK.m.67 hükmü uyarınca 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Davacı taraf , 12.02.2025 tarihli sözleşme gereği davalı adına stant kurulumu gerçekleştirildiğini karşılığında takibe konu faturadan dolayı alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise takipte icra dairesinin yetkisine ,mahkememiz yetkisine itiraz etmiş, faturanın tebliğ edilmiş ve itiraz edilmemiş olmasının alacağı ispatlamadığını, takibe konu borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı taraf her ne kadar icra dairesinin yetkisi ile mahkememiz yetkisine itiraz etmişse de taraflar arasında imzalanan sözleşme altındaki imzanın davalı tarafça inkar edilmediği HMK 17 maddesi gereğince tacir olan taraflarının sözleşmedeki yetki şartının usulüne uygun olduğu ve İstanbul icra daireleri ile mahkemelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı bu haliyle davalı itirazlarının yerinde olmadığına kanaat getirilmiştir.
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. TTK'nın 21/2. Maddesine göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delille ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK'nın 222. maddesine bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilen fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Hal böyle olunca tarafların mahkeme ara kararına uygun çağrıya göre ticari defterleri üzerinde yapılacak inceleme önem arz eder.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin █████/2020 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.
Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarihli █████████ E. ████████ K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarihli █████████ E. ████████ K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2015 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarihli █████████ E. ███████ K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.
Taraflara ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemede, davacı tarafın ticari defterlerinin yasal olarak usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı tarafın takibe konu faturanın davalınında ticari defterlerinde kayıtlı olduğu her iki tarafın karşılıklı ticari defterlerinin birbiriyle uyumlu olup davalının takip tarihi itibariyle davacı yana 389.078,10 TL borçlu göründüğü, davacı tarafça takibe konu edilen faturanın davalı tarafça ticari defterlerinde kayıt altına alındığı 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz ve iade edilmeyerek kayıt altına alındığı, usulüne uygun tutulan davalı ticari defterlerindeki kayıtların HMK 222 de düzenlenen diğer şartlarla birlikte değerlendirildiğinde davalı aleyhine kesin delil niteliğinde olduğu, davalının defterlerinde kayıtlı olan fatura borçlarının tamamını ifa ettiğine yönelik delil sunamadığı bu minvalde davacının takibe konu ettiği faturadan dolayı davalının ticari defterlerine göre 389.078,10TL alacaklı olduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. (İstanbul BAM 45 HD █████████ Esas- █████████ Karar)
Alacağın cari hesaba dayandırıldığı ve likit olduğu mahkememizce değerlendirilerek davacı lehine kabul edilen asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafça açılan DAVANIN KABULÜ ile;
a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki belirtilen bedellerle aynı şartlarla kaldığı yerden devamına,
b) Takip tarihindeki belirlenen asıl alacağın %20'si (77.815,62-TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 26.577,93-TL harçtan peşin yatırılan 4.699,10-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 21.878,83-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince dava değeri üzerinden hesaplanan 62.252,50-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvuru harcı ve 4.699,10-TL peşin harç olmak üzere toplam 5.314,50-TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 18.000,00-TL Bilirkişi ücreti ve 275,00-TL posta giderinden ibaret toplam 18.275,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilerek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.█████/2026
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!