Miras bırakanın taşınmaz devrinde muris muvazaası iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, aynı konuda önceki kesinleşmiş yargı kararı doğrultusunda davanın reddedilerek istinaf ve temyiz incelemesi sonucu onanması.
Özet: Miras bırakanın mal kaçırma amacıyla taşınmaz devri yaptığı iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, aynı temlikle ilgili daha önce kesinleşmiş bir davada miras bırakanın muvazaalı işlem yapmadığının sabit olduğuna dayanarak davanın reddine karar vermiş; Yargıtay ise tarafların iddia ve savunmaları, belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, ispat kurallarına ve gerekçelere göre usul ve yasaya uygun bulduğu bu kararı onamıştır.

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 5. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Dava muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Davacılar vekili; tarafların müşterek muris...'in mirasçıları olduğunu, murisin sağlığında kayden maliki olduğu 10 05... parsel sayılı taşınmazı 02.02.1977 tarihli işlemle oğlu ...'nin eşi ...'ye devrettiğini, taşınmazın imar uygulaması neticesinde 49 37... ve 15 parsel numaralarını aldığını, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı gerçekleştirildiğini, müşterek muris...'in dava dışı mirasçıları tarafından eldeki davanın davalısına karşı aynı taşınmazlara ilişkin muris muvazaası hukuki sebebine dayanılarak açılan davada Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.11.2016 tarih ve 2014/7 79... /402 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiğini ileri sürerek dava konusu 8 ve 15 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının davacıların miras payı oranında iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davalının eşi ...'nin ailenin büyük erkek çocuğu olduğunu, ailesinin bakım ve gözetiminin davalının eşi tarafından yapıldığını, dava konusu taşınmazın murisin maliki olduğu diğer taşınmazlarda hak iddia etmemek ve murisin kızlarının gözetilmesi koşuluyla davalıya temlik edildiğini, murisin maliki olduğu başkaca taşınmazların da davacılar ve diğer mirasçılar adına tescil edildiğini, Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.11.2016 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasının halihazırda temyiz incelemesinde bulunduğunu ve henüz kesinleşmediğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muris ... ile davalı arasında gerçekleştirilen ve eldeki davaya da konu temlikle ilgili dava dışı mirasçılar tarafından açılan davada Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde yapılan yargılamada davanın kabulüne karar verildiği, bilahare İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince usuli sebeplerle kararın kaldırılarak yeniden davanın kabulüne karar verildiği, kararın temyizi üzerine eksik araştırmaya değinen bozma kararı sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde murisin tüm mirasçılarına intikal eden taşınmazlarının bulunduğu, muris ile davacılar arasında mal kaçırmasını gerektirecek bir hususun da iddia ve ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, kesinleşen Mahkeme kararı ile murisin söz konusu temliki mal kaçırma amacıyla gerçekleştirmediğinin ortaya konulduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin dava dışı mirasçıları tarafından eldeki davaya konu temlikle ilgili muris muvazaası hukuki nedenine dayanılarak açılan davanın reddine ilişkin kararın temyiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmesi neticesinde murisin dava konusu taşınmazı mirasçılardan mal kaçırma kastıyla muvazaalı olarak temlik etmediğinin kesin olarak tespit edildiği, öte yandan davacılar tarafından kendilerince takip edilmeyen davanın davalı tarafından nispi vekalet ücreti alabilmek adına takip edilmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de bu itirazın 6100 sayılı Kanun'un 150. maddesinin 1. fıkrası kapsamında yerinde olmadığı belirtilmek suretiyle davacıların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde temyiz eden davacı ... vekili Avukat... ile temyiz edilen davalı vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacı ...'dan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacı ...'dan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.