Gebelikte Down sendromu ve kalpte delik teşhis edilememesi nedeniyle hekimin tarama testlerini önermediği iddiasıyla açılan maddi ve manevi tazminat davası.
Özet: Davacılar, hamilelik takibini yapan doktorun Down sendromu ve bebekteki kalp anomalilerinin teşhisi için gerekli tarama testlerini önermediği ve aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasıyla tıbbi malpraktis nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etmiş; ancak hem ilk derece mahkemesi hem de istinaf mahkemesi, doktorun mesleki özen ve tıbbi hata kusurunun bulunmadığı, gerekli bilgilendirmeyi yaptığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, davacılar ise doktorun dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı iddiasıyla kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/... E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Tüketici MahkemesiSAYISI : 2019/... E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili; müvekkili ...'nin dördüncü çocuğu müvekkili ... ...'ya hamileliği süresince takip ve kontrollerinin davalı doktor tarafından yapıldığını, müvekkilinin 12.01.2017 tarihinde doğum yaptığını, bebeğin down sendromlu ve kalbinde 3 delikle doğduğunu, müvekkilinin hamileliği sırasında 2'li ve 3'lü tarama testlerinin, gebeliğin 11. ile 14. haftalarında koryon villus biopsi testi ve 16. ile 18. haftalarında yapılan amniyosentezi testinin davalı doktor tarafından önerilmediğini ve yaptırılmadığını, davalı bebeğin sağlıklı olduğunu bir sorunun olmadığını söylediğini, yapılan doktor kontrollerinde bebeğin kalbinde bulunan deliklerin doğum öncesinde anne karnında gerek ultrason gerekse yapılacak testlerle erken teşhis-tespit edilebileceğini ve ilaç tedavisi ile bir nebze de olsa kapatılabilecekken yapılmadığını, davalının üzerine düşen mesleki özeni ve sorumluluğu yerine getirmediğini belirterek, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkili küçük ... için şimdilik 1.000,00 TL sürekli beden gücü kaybına dayalı maddi tazminat, şimdilik 500,00 TL sürekli bakım gideri, müvekkilleri ... ve ... için şimdilik 500,00 TL tedavi gideri, müvekkilleri ... ve ... için şimdilik 250,00'şer TL'den 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, müvekkili ... için 150.000,00 TL müvekkili anne ... için 250.000,00 TL müvekili baba ... için 250.000,00 TL kardeşleri ... için 30.000,00 TL ... ... için 30.000,00 TL, ... ... için 30.000,00 TL olmak üzere toplamda 740.000,00 TL manevi tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı vekili; davanın zaman aşımı yönünden reddinin gerektiğini, müvekkilinin davacılara gebeliğinin her aşamasında gerekli bilgilendirmeyi yaptığını, down sendromlu bebeklerin tümünün anne karnında saptamanın mümkün olmadığını, müvekkilinin dava konusu olayda herhangi bir kusurunun olmadığını savunarak, davanın görev ve zaman aşımı yönünden reddini, aksi halde esastan reddini istemiştir.2. İhbar olunan vekili; dava konusu olayda iddia edilen zararın, müvekkil şirket sigortalısı tarafından uygulanan teşhis ve tedavi işlemleri ile illiyetinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacıların tazminat taleplerinin dayanaksız ve fahiş olduğunu savunarak, öncelikle zaman aşımı nedeniyle, aksi halde esastan davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan ATK ve bilirkişi heyet raporu doğrultusunda, davalı doktorun uyguladığı tedavi ve teşhis işlemleri bakımından herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı, çocuğun doğumu ile ilgili uygulamaların ve tedavileri tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, davalı doktorun davacıya uyguladığı bu tedavi yöntemleriyle ilgili davalı tarafın atfı-kabil kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf isteminde bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan adli tıp kurumu raporundan; davalı hekimin herhangi bir tıbbi hatası bulunmadığı, dinlenen tanık beyanlarından gerekli testlerin yapılmasının davalı tarafından davacıya önerildiğinin anlaşıldığı, söz konusu testlerin dava dışı Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanması zorunlu bir tetkik olmadığı, kaldı ki tarama testlerinin sonuçlarının risk sınırı üzerinde çıkması halinde dahi mutlaka down sendromu olduğu anlamına gelmeyeceği, Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili; davalı doktor 2’Ii, 3’Iü, 4’Iü taramaları önerip yaptırsaydı bebeğin down sendromlu olma ihtimalinin yüksek olup olmadığı anlaşılarak müvekkillerinin aydınlatılabileceğini, davalı doktorun aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, alınan bilirkişi raporlarında kalbindeki deliklerin anne karnında teşhis ve tedavisinin mümkün olup olmadığına ilişkin açıklama yapılmadığını, davalı doktorun dikkate ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Gerekçe ve DeğerlendirmeUyuşmazlık, vekalet ilişkisinden kaynaklı hekim hatası(malpraktis) iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Temyiz olunan karardaki gerekçeye ve özellikle hem Adli Tıp Kurumundan hem de diğer bilirkişi heyetinden alınan raporlar birlikte değerlendirildiğinde, Down Sendromu tarama testlerinin Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanması zorunlu bir tetkik olarak bildirilmediği, davalı doktor eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, dava konusu olayda davalı doktorun kusur ve ihmalinin olmadığının anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.