Yargıtay, yeni yasal düzenleme sonucu temyiz kesinlik sınırı değerlendirilen muris muvazaası ve tapu iptali davasında, miras kaçırma amacını ispatlayan bölge adliye mahkemesi kararını onadı.
Özet: Yüksek mahkeme, miras bırakanın eşine yaptığı taşınmaz devrinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz kesinlik sınırını hatalı belirleyerek temyiz taleplerini reddeden ek kararlarını, yeni yasal düzenleme ve dava tarihindeki değer ölçütüne göre yerinde görmeyip kaldırarak, uyuşmazlığın esasını incelemiş ve Bölge Adliye Mahkemesinin muris muvazaası tespitine ilişkin kararını usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
EK KARAR TARİHİ : 20.06.2025 - 30.06.2025SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 45. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Davacılar vekili; davacılar murisi ...'ın 14 26... parseldeki dava konusu 17 numaralı bağımsız bölümünün 1/2 payını satış göstermek suretiyle eşi olan davalıya devrettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, murisin taşınmazını satma ihtiyacı bulunmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; dava konusu taşınmazdaki payı davalının bedeli karşılığında satın aldığını, muris ve davacıların terekeden mal kaçırdıklarını, davalı tarafından mal rejiminin tasfiyesi sonucunda ortaya çıkacak katılma alacağının tahsili için açılan davanın derdest olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; muris ile davacı oğlunun görüştüğü ancak murisin oğlunu yanında istemediği ve davacı kızı ile öncesinde yaşanan husumetin bulunduğu, davalı tarafça bedelin ödendiği iddiasının ispatlanamadığı gibi davacılar tarafından murisin mal kaçırma amacı ile taşınmazı devrettiği hususunun ispat edildiği, katılma alacağına dair davanın bekletici mesele yapılmasının eldeki davanın sonucu değiştirmeyeceği, yasal ve yeterli gerekçeye göre kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiş, davalı vekilince dava değerinin kesinlik sınırının üzerinde olduğu, karar kesin olmadığından bu hususa ilişkin sehven yazılan kısmın tavzihi talebi üzerine, 20.06.2025 tarihli ek kararla; hükmün temyiz sınırı altında kaldığı, maddi hata bulunmadığı gerekçesiyle tavzih talebi reddedilmiş, bilahare asıl ve ek kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine bu kez 30.06.2025 tarihli ek karar ile; her bir davacının miras payına göre verilen kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ek kararları ve asıl kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R -04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirildiğinden, dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın değeri üzerinden her bir davacının miras payına isabet eden çekişme konusu payın değeri 388.125,00 TL olup 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince eldeki davada dava tarihi itibariyle kesinlik sınırı nazara alındığında, anılan miktarın dava tarihi 2020 yılı itibari ile temyiz kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL’nin altında kalmadığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesinin 20.06.20 25... .06.2025 tarihli ek kararlarının ORTADAN KALDIRILMASINA, Ek karar yönünden peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 55.945,28 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.