İpotekli taşınmaz satışından kaynaklanan tapu iptal-tescil, alacak, sebepsiz zenginleşme, kira kaybı ve manevi tazminat istemlerine ilişkin çok yönlü hukuki uyuşmazlık.
Özet: Bu hukuki evrak, bir taşınmaz satış sözleşmesinden doğan, alıcı davacının ipotekleri kaldırılmayan ve icra yoluyla satılan bir mülk nedeniyle ödenen bedelin iadesi ve satışın iptali ile birlikte sebepsiz zenginleşme, kira kaybı ve manevi tazminat talep ettiği, satıcı davalının ise bakiye satış bedelini istediği uyuşmazlığı ele almakta; ilk derece mahkemesi, davacının tam ödeme yapmadığını belirterek davacının asıl ve birleştirilen taleplerini reddederken, davalının bakiye alacak talebini kısmen kabul etmiştir.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazar(Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Asıl dava, tapu iptal-tescil ve alacak; karşı dava taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan alacak; birleştirilen dava ise sebepsiz zenginleşme ile kira kaybından kaynaklanan alacak ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili asıl davada; davacı ve davalının 1957 parsel sayılı taşınmazda bulunan 1 numaralı bağımsız bölümün 147.500 TL, 16 numaralı iş yerinin ise 660.000,00 TL üzerinden satışı konusunda anlaştıklarını, daire bedelinin peşin ödendiğini, iş yeri için ise 100.000,00 TL kapora verildiğini, taşınmazlar üzerinde ipotek bulunması nedeniyle bakiye 450.000,00 TL borcun 1 yıl içerisinde ödenmesi halinde ipoteğin davalı tarafından kaldırılacağının kararlaştırıldığını, bu konuda taraflar arasında adi yazılı bir sözleşme düzenlendiğini, davacının satış bedelinin tamamını 1 yıl içinde ödediğini ancak taşınmaz üzerindeki ipoteklerin kaldırılmadığını ve dava konusu taşınmazların ipotek alacaklısı banka tarafından satışa çıkarıldığını ileri sürerek davacı adına kayıtlı 1 ve 16 numaralı taşınmazların tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline karar verilmesini ve davalıya ödenen bedelin iadesini; birleştirilen davada ise; asıl davada yürütülen yargılama sırasında 16 numaralı işyerinin ipotek alacaklısı banka tarafından başlatılan icra takibi neticesinde dava dışı üçüncü şahsa satıldığını, davacının 1 ve 16 numaralı taşınmazları satın alabilmek için kredi çektiğini ve bu kredi nedeniyle 250.000 € ödediğini, davalının hem taşınmazların satış bedelini aldığını hem de 16 numaralı taşınmazın satışı neticesinde bankaya olan borcundan kurtulduğunu ileri sürerek davalının sebepsiz zenginleşmesi neticesinde uğradığı zarardan kaynaklanan 10.000,00 TL, elde edemediği kira gelirinden kaynaklanan 10.000,00 TL ve uğradığı manevi zarardan kaynaklanan 10.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili asıl davaya yönelik cevap ve karşı dava dilekçesinde; geçerli bir satış akdi ile dava konusu taşınmazların mülkiyetini devralan davacının tapu iptali ve tescil isteği ile eldeki davayı açmasına olanak bulunmadığını, davacının taşınmazları ipotek yüküyle aldığını ve ipotekleri kaldırma yükümlülüğünün davacı üzerinde bulunduğunu, nitekim bu hususun taraflar arasında düzenlenen adi yazılı sözleşmede de hüküm altına alındığını, davacının taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bakiye satış bedelini de ödemediğini ve söz konusu borçların davalı tarafından kapatıldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuş; karşı davada, bakiye satış bedelinden kaynaklanan 90.000,00 TL ve borcun zamanında ifa edilmemesi nedeniyle uğranılan zarara karşılık 10.000,00 TL'nın davacıdan alınarak davalıya verilmesini talep etmiş, birleştirilen davada, davacının taşınmazları geçerli bir satış sözleşmesi kapsamında ipotek yüküyle temlik aldığını, sebepsiz zenginleşme iddiasının dinlenemeyeceğini, taşınmazların mülkiyetinin davacıya devredilmesi nedeniyle kira bedeline ilişkin istemin yerinde olmadığını, manevi tazminata ilişkin koşulların oluşmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl dava yönünden taraflar arasındaki adi yazılı sözleşme ile taşınmazlara ilişkin bedelin ödenmesinden sonra ipoteklerin kaldırılacağının kararlaştırıldığı, alınan bilirkişi raporunda davacı-karşı davalı tarafça satış bedelinin tamamının ödenmediğinin tespit edildiği, bundan ayrı olarak davacı-karşı davalının adına kayıtlı taşınmazın iptali ile davalı-karşı davacı adına tescil edilmesini talep etmekte bir hukuki yararı bulunmadığı gibi dava konusu 16 numaralı taşınmazın 01.09.2020 tarihinde ipotek alacaklısı dava dışı banka adına tescil edildiği belirtilerek davacının davasının reddine, karşı dava yönünden ise alınan bilirkişi raporu ile davalı-karşı davacının taşınmaz satışından kaynaklanan bakiye 118.453,51 TL alacağının bulunduğu ancak bedelin geç ödenmesi nedeniyle uğranılan bir zararın bulunmadığı belirtilerek karşı davanın kısmen kabulü ile 118.453,51 TL'nın davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, birleştirilen dava yönünden ise taşınmaz satış bedelinin halen davalı-karşı davacıya ödenmediği nazara alındığında sebepsiz zenginleşme koşullarının gerçekleşmediği, dava konusu taşınmazların davacı-karşı davalı adına kayıtlı olduğu nazara alındığında kira kaybına ilişkin istemin yerine olmadığı ve manevi tazminat koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle birleştirilen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleştirilen davada davacı - karşı davada davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava ve birleştirilen dava yönünden dava konusu taşınmazların ipotekli şekilde davacı tarafından satın alındığı, taşınmazları ipotek yüküyle satın alan davacının sözleşmenin feshi ile tapunun eski hale getirilmesi ve verdiğini geri isteme hakkının bulunmadığı gibi dava konusu taşınmazlardan birinin yargılama sırasında cebri icra yoluyla dava dışı üçüncü şahsa satılmış olması nedeniyle davalıya döndürülmesinin de fiilen mümkün olmadığı, bu nedenle davacının her iki davasının da reddinin gerektiği; asıl davada karşı dava yönünden ise taraflar arasında akdedilen adi yazılı sözleşme ile 1 yıl içerisinde alıcının bakiye borcu bankaya ödeyerek ipoteği kaldıracağının kararlaştırıldığı, bakiye ödemelerin satıcıya yapılacağına dair bir düzenlemeye yer verilmediği, buna rağmen 1 yıllık süre içerisinde davacı-karşı davalı tarafından yapılan ödemelerin davalı-karşı davacı tarafından kabul edildiği ve sözleşmenin bu şekilde yerine getirileceği hususunda karşı tarafa karşılık oluşturulduğu, bu nedenle davalı-karşı davacının iyiniyetli olduğundan söz edilemeyeceği, davacı-karşı davalının satış bedelinin bir kısmını ödemediği sabit ise de ipotek borcuna karşılık taşınmazın satılması neticesinde davacı-karşı davalının elinden çıktığı, bu haliyle davalı-karşı davacının da zımnen devraldığı ipoteğin kaldırılmasına yönelik edimini yerine getirmemesi nedeniyle bakiye bedeli hak ettiğini kabule olanak bulunmadığı belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve asıl dava ile birleşen dava ile karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacı - karşı davada davalı ... vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, duruşmalı temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacı - karşı davada davalı ... vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 518,20'şer TL bakiye onama harçlarının temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacı-karşı davada davalı ...'den alınmasına, Temyiz edilen asıl ve birleştirilen davada davalı- karşı davada davacı ... vekili duruşmaya katılmadığından lehine duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!