Ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasında, davacının bono üzerindeki imzasının kendisine ait olduğu bilirkişi raporuyla sabitlenmiştir.
Özet: Davacı, ticari işbirliğinin sona ermesinin ardından davalıya borcunun bulunmadığını ve aleyhine başlatılan icra takibine konu 100.000 TL tutarındaki iki senedin üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek menfi tespit davası açmış; davalı ise borcun ödenmediğini, senetlerin bağımsız bir borç ikrarı içerdiğini ve davanın süreci uzatmaya yönelik olduğunu savunmuş, ancak mahkemece alınan bilirkişi raporunda söz konusu senetler üzerindeki borçlu imzalarının grafolojik ve grafometrik inceleme sonucunda davacıya ait olduğu tespit edilmiştir.

T.C.
İSTANBUL14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:████████ EsasKARAR NO :████████DAVA:Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ:█████/2021KARAR TARİHİ:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ticari iş birliği yapıldığını ancak bu iş birliği karşılıklı olarak borç ve alacaklar kapatılmak suretiyle sonlandırıldığını, davalı yanın ortak şirket hisselerinin davacı müvekkiline devri karşılığında kendisinin bu senetleri düzenletip verdiği hususunun gerçek dışı olduğunu, hisse devir tarihleriyle senetlerin düzenlenme tarihleri farklı olduğunu ve uyuşmadığını, olması gerekenin senetlerin hisselerin devri sırasında hazırlanmış ve aynı tarihli olması gerektiğini, müvekkilinin davalı şirkete hiçbir borcunun olmadığını ve karşı taraf ile senet ilişkisine hiçbir zaman girmediğini, senetler üzerindeki ne yazı ne de imzanın müvekkiline ait olmadığını, ancak davalı yan müvekkili hakkında █████/2021 tarihinde 50.000,00-TL tutarında 2 adet bonoya dayanarak .... İcra Dairesi'nin 2021/... sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, söz konusu takiple ilgili .... İcra Mahkemesi'nin 2021/... esas sayılı dosyasına imzaya ve borca itiraz ettiklerini ve mahkeme ara kararına istinaden takibe konu borç tutarının %100 oranı yatırılmak suretiyle takip hakkında geçici durdurma kararı alındığını belirterek söz konusu yatırılan %100'lük teminat dikkate alınarak ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girmiş olan ve girecek olan paranın davalıya ödenmemesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; davacı tarafın mezkur davayı açmalarının amacı davalı şirketin haklı alacaklarına zamanında kavuşmasını engellemek ve süreci uzatmaya yönelik olduğunu, Mezkur davayı açmalarının hukuki yararları bulunmadığını, davacının bütün iddiaları soyut beyanlardan ibaret olup hiçbir bir somut dayanağı olmadığını, bilindiği üzere kambiyo senetleri illetten mücerret olduğunu, kambiyo senetlerinin Türk Ticaret Kanunu'nun 645. maddesinde belirtilen mücerretlik ilkesi gereği, senette yer alan hak ile bu hakkın oluşumuna neden olan temel borç ilişkisi arasındaki bağ ortadan kalktığını, senet temel borç ilişkisinden soyutlanmış, bağımsız bir varlık kazandığını, davacı, hisse devrinden sonra, uzun bir süre davalı şirket ortaklarının hisse bedellerini ve davalı şirketle yaptığı ticari işler nedeniyle olan borcunu ödemediğini, daha sonra bu borçlara karşılık davaya konu senetler düzenlendiğini, davacı taraf davalı şirketle yaptığı ticari işler nedeniyle olan borcunu ödediğini iddia ettiğini, davacı tarafın bu iddiası doğru olmadığını, davacı davalı şirket ve şirketin ortakları ile yaptığı ticari işlerden kaynaklı olan borçlarını ödemediğini, eğer davacı taraf bu konuda bir ödeme yapmış olsaydı buna ilişkin bir makbuz veya ödeme belgesi sunmuş olması gerektiğini, kaldı ki senet bağımsız borç ikrarı içermekte olup, senette bedel kaydının mevcut olması tek başına yeterli olup aksini iddia eden davacı bunu ispatla yükümlü olduğunu, davacının her türlü tedbir talebinin reddini, öncelikle davacı tarafın dava şartı olan teminat şartını yerine getirmediğinden davanın usulden reddini, aksi taktirde yapılacak yargılama sonucunda davanın esastan reddini, davacının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatını, ücreti vekaletin ve yargılama harç ve giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.Bilirkişinin 15.02.2025 tarihli raporunda özetle; İnceleme konusunu oluşturan; 1-24.08.2019 düzenleme tarihli, 24.12.2019 vade tarihli, borçlusu “...”, alacaklısı “... İnş. İth. Ve Tic. Ltd. Şti.” olan, bedeli nakden karşılanmış, 50.000 TL (Ellibin Türk Lirası) meblağlı senet aslında bulunan borçlu imzası; 2-24.08.2019 düzenleme tarihli, 24.02.2020 vade tarihli, borçlusu “...”, alacaklısı “... İnş. İth. Ve Tic. Ltd. Şti.” olan, bedeli nakden karşılanmış, 50.000 TL (Ellibin Türk Lirası) meblağlı senet aslında bulunan borçlu imzası ile; Davacı ...’e ait medarı tatbik örnek imzaların göstermiş oldukları, işleklik dereceleri, alışkanlıkları, tersim, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet ve tazyik gibi grafolojik ve grafometrik özellikleri bakımından dosyada mevcut mukayese belgelerine kıyasen benzer yapı ve görünümde imzalar olduğu, Bir başka ifade ile 24.08.2019 Düzenleme tarihli ve 50.000 TL (Toplamda 100.000 TL) bedelli iki farklı senet aslında bulunan borçlu imzalarının davacı ... tarafından atıldığı/ imzalandığı, bildirilmiştir.DELİLLER:-Bilirkişi raporu-Tarafların beyan ve dilekçeleri-Tüm dosya kapsamıDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, kambiyo senedine dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti (menfi tespit) istemine ilişkindir.Uyuşmazlığın bonolardaki imzaların davacıya ait olup olmadığı, imza ait olsa dahi taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının davalıya borçlu olup olmadığı, adı geçen bonoların bedelsiz kalıp kalmadığına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Davacı taraf, davalı şirket ile geçmişte ticari ilişki içerisinde bulunduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin karşılıklı borç ve alacakların tasfiyesi suretiyle sona erdiğini, davalı tarafın iddia ettiği şekilde şirket hisselerinin devri karşılığında dava konusu bonoları düzenlemediğini, hisse devir tarihleri ile bono düzenleme tarihlerinin birbiriyle örtüşmediğini, dava konusu bonolardaki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını, buna rağmen davalı tarafından söz konusu iki adet bonoya dayanılarak .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf ise dava konusu bonoların taraflar arasındaki ticari ilişki ve hisse devrinden kaynaklanan borçlar karşılığında düzenlendiğini, kambiyo senetlerinin mücerret nitelikte olduğunu, davacının borçsuzluk iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler ile toplanan deliller birlikte değerlendirilmiş; dava konusu bonolar üzerindeki imzaların aidiyetinin belirlenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 15.02.2025 tarihli raporda, 24.08.2019 düzenleme tarihli ve 50.000,00 TL bedelli iki adet bono üzerinde borçlu adına atılan imzaların davacı ...’in mukayese imzaları ile grafolojik ve grafometrik özellikleri itibarıyla benzerlik gösterdiği, başka bir ifadeyle imzaların davacı tarafından atıldığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Yargılama devam ettiği sırada dava konusu bonolara dayalı aynı icra takibine ilişkin .... İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/... Esas sayılı dosyasında verilen kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Anılan dosyada davacının imzaya itirazının kabulü ile .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı dosyasında yürütülen kambiyo takibinin davacı yönünden durdurulmasına karar verildiği, istinaf incelemesi sonucunda kararın kesinleştiği, ayrıca İİK’nın 170/4. maddesi uyarınca davacı lehine tazminata hükmedildiği, kesinleşen karar üzerine .... İcra Müdürlüğünce takip dosyasının iptal edilerek kapatıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 106. maddesi uyarınca menfi tespit davasının amacı, davacının ileri sürülen borç nedeniyle borçlu olmadığının tespit edilerek hukuki belirsizliğin giderilmesidir. Bu davalarda davacının hukuki yararı, hakkında mevcut veya muhtemel bir takip ya da alacak iddiasının bulunmasına bağlıdır. Yargılama sırasında dava konusu icra takibinin kesinleşen mahkeme kararı doğrultusunda iptal edilmesi ve hukuk âleminden kalkması hâlinde ise menfi tespit isteminin konusunu oluşturan hukuki uyuşmazlık da ortadan kalkmaktadır. Başka bir ifadeyle, davacının borçlu olmadığının tespitine yönelik korunmaya değer hukuki yararı yargılama sırasında sona erdiğinden, mahkemece artık uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.Somut olayda da, dava açıldığı tarihte davacı hakkında dava konusu bonolara dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yürütülmekte olup davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğu tartışmasızdır. Ancak yargılama devam ederken, aynı takip dosyasına ilişkin .... İcra Hukuk Mahkemesince verilen ve istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen karar doğrultusunda icra takibi durdurulmuş, ardından icra müdürlüğünce takip dosyası iptal edilerek kapatılmıştır. Böylece menfi tespit isteminin dayanağını oluşturan icra takibi hukuken ortadan kalkmış, dava konusuz hale gelmiştir. Bu nedenle işbu dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 331. maddesi uyarınca, davanın konusuz kalması hâlinde yargılama giderleri ile vekâlet ücreti, davanın açıldığı tarihte tarafların haklılık durumuna göre belirlenmelidir. Somut olayda davacı, hakkında başlatılan kambiyo takibi nedeniyle işbu davayı açmış olup, yargılama sırasında aynı takip dosyasına ilişkin verilen ve kesinleşen icra hukuk mahkemesi kararı ile takip davacı yönünden durdurulmuş, devamında icra müdürlüğünce takip iptal edilerek kapatılmıştır. Davanın konusuz kalmasına sebebiyet veren bu hukuki gelişme davacının iradesi dışında gerçekleşmiş olup, davanın açılmasına ise davalı tarafından başlatılan icra takibi neden olmuştur. Her ne kadar işbu dosyada alınan bilirkişi raporunda dava konusu bonolardaki imzaların davacıya ait olduğu yönünde kanaat bildirilmiş ise de, aynı takip dosyasına ilişkin olarak imzaya itirazın kabulüne dair kesinleşmiş mahkeme kararı ve bu karar doğrultusunda takibin iptal edilmiş olması karşısında, HMK’nın 331. maddesi kapsamında davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu değerlendirildiğinde davacının dava açmakta haklı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle yargılama giderleri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanacak vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;1-Dava konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına,2-Alınması gereken 732,00-TL harcın, peşin alınan 1.707,75-TL harçtan mahsubu ile bakiye 975,75-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yatırılan 1.707,75-TL peşin harç ve 59,30-TL başvuru harcı toplamı olan 1.767,05-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 9.950,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2026Katip ... Hakim ...e-imzalıdır e-imzalıdır