İnançlı işlem nedeniyle tapu iptali ve tescil davasında, borca teminat olarak devredilen taşınmazın muvazaalı işlemlerle el değiştirmesi ve davacının iddialarını kanıtlayamaması sonucu davanın reddine ilişkin karar.
Özet: Bu dava, davacının eski eşinin aldığı borca teminat olarak devredilen taşınmazın inançlı işlem gereği iade edilmediği ve sonrasında diğer davalılara muvazaalı devredildiği iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalılar, taşınmazı iyi niyetle ve bedelini ödeyerek edindiklerini, davacının önceki davalarda kiracı sıfatını kabul ettiğini, inançlı işlem iddiasının yazılı delille ispatlanamadığını ve aralarındaki borç ilişkisinden haberdar olmadıklarını savunmuştur. Ayrıca davalılar, ipoteklerin kaldırılması, iş ortaklığı ve kira ödemeleri gibi finansal detayları da açıklamışlardır. İlk derece mahkemesi, davacının inançlı işlem iddiasına dair yazılı delil veya davalılardan kaynaklanan delil başlangıcı sunamadığı ve davalı hakkındaki tefecilik soruşturmasının takipsizlikle sonuçlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Marmaris 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili; davacının eski eşi ...'ın davalı ...'tan faizle borç aldığını, borca teminat olarak borcun bitiminde iade edilmek üzere davacının maliki olduğu 1753 parsel sayılı taşınmazda bulunan 2 numaralı bağımsız bölümün 01.09.2010 tarihinde davalı ...'un isteği üzerine kardeşi ...'a devredildiğini, bu süreçte üçüncü kişilerin hacizlerinden korunmak amacıyla ... ile ... arasında kira sözleşmesi imzalandığını, bilahare çekişme konusu bağımsız bölümün davalı ... tarafından muvazaalı şekilde diğer davalı ve ... ile ...'ın teyzesinin oğlu olan ...'a devredildiğini, davacının eşi ...'ın şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada davalı ...'un davacının eski eşi ...'dan 60.000 TL alacaklı olduğunu ifade ettiğini ileri sürerek dava konusu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, mümkün olmaması halinde bedele hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; davalı ...'ın ekonomik sıkıntıları nedeniyle çekişme konusu taşınmazı satmak istediğini belirtmesi üzerine davalı ...'ın taşınmazı 375.000 TL karşılığında satın aldığını, taşınmazda davacı ve eşinin ikamet ettiğini öğrendiğinde .... Noterliğinin 23.10.2011 tarihli ihtarnamesiyle taşınmazın tahliyesini talep ettiğini, bilahare .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/4 93... /333 Karar sayılı dosyasında el atmanın önlenmesi davası açıldığını, bu davada davacının dava konusu taşınmazda kira sözleşmesine binaen ikamet ettiğini belirtmek suretiyle kiracı sıfatını haiz olduğunu ikrar ettiğini, bu nedenle eldeki davada kira sözleşmesinin şeklen akdedildiğini ileri sürmenin dayanaksız olduğunu, davacının inançlı işlem iddiasını ispata yarar delil ya da delil başlangıcı sunmadığını, davalının taraflar arasındaki borç ilişkinsinden haberdar olmadığını ve taşınmazı iyiniyetle iktisap ettiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Davalı ...; davacının eşi ... ile taşınmaz satışından öncesine dayanan arkadaşlığı bulunduğunu, ...'ın borçları nedeniyle dava konusu taşınmazı satmak ve restoranına ortak bulmak istediğini, ortaklık devrinden ve taşınmazın satışından gelen para ile borçlarını ödeyebileceğini belirttiğini, kendisinin de Marmaris'te yaşamak için bu teklifi kabul ettiğini, taşınmazı ipotek ve hacizlerle birlikte 375.000 TL'ye satın aldığını, satış bedelinden gelen para ile taşınmaz üzerinde bulunan ipotek ve hacizlerin kaldırılacağının kararlaştırıldığını ancak davacı ve eşi tarafından haciz ve ipotek dosyalarına cüzi miktarlarda ödeme yapıldığını, taşınmazın icra marifetiyle satılmaması amacıyla ipotek ve hacizlerin kendisi tarafından kaldırıldığını, davacı ve eşinin iş yeri ortaklığından kendisine kar payı vermemesi ve bu konudaki resmi işlemleri yapmaya yanaşmaması üzerine iş yeri ortaklığı için verdiği bedeli geri aldığını, bundan ayrı olarak taşınmazın satışından sonra taşınmazı davacı ve eşine kiraladığını, davacı ve eşi tarafından kendisine ödenen bedellerin iş yeri ortaklığı için ödenen bedellerin iadesi ve kira sözleşmesi kapsamında gönderildiğini, ekonomik durumunun iyiye gitmemesi üzerine taşınmazı diğer davalı ...'a sattığını, davacının taşınmazdan tahliyesini geciktirmek için eşiyle fikir birliği içerisinde olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.Davalı ...; kardeşi olan davalı ...'un bir taşınmaz alımı ve ortaklıktan söz etmesi üzerine diğer kardeşi ... ile birlikte davalı ...'a destek olduklarını bu nedenle taşınmazın kendi adına tescil edildiğini, bir süre sonra davalı ...'un taşınmazda ipotek ve hacizlerin bulunduğunu, davacının eşi ...'ın bu borçları ödemediğini ve bu nedenle taşınmazın satılabileceğini ifade etmesi üzerine taşınmazın icra yoluyla satılmaması adına taşınmaz üzerindeki ipotek ve hacizlerin kendileri tarafından kaldırıldığını, ekonomik durumunun kötüye gitmesi üzerine taşınmazın davalı ...'a satıldığını, davacı ve eşi tarafından ortaklık kapsamında uzunca bir süre hiç para ödenmediğini, sonrasında davacı tarafça bir kısım ödemede bulunulduğunu, bu ödemelerin iş yeri ortaklığı için ödenen bedellerin iadesi ve kira sözleşmesi kapsamında gönderildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça davalıdan faizle borç alındığı ve teminat olarak dava konusu taşınmazın devredildiği, borcun ödenmesine rağmen taşınmazın iade edilmediği ileri sürülmüş ise de bu iddiaya yönelik yazılı delil ya da davalıların elinden çıkmış delil başlangıcı niteliğinde belge sunulmadığı, davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığı, davalı hakkında tefecilik suçu kapsamında yürütülen soruşturmanın da takipsizlik ile sonuçlandığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu belirtilmek suretiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.20206 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... ve temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ... geldi. Davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Temyiz edilen davalı ... vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.