Vekalet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı, vekil ile eski eşi arasındaki muvazaalı taşınmaz devri iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davası.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacının vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiasıyla açtığı tapu iptali ve tescil, olmadığında bedel istemine ilişkindir; zira davacı, işçi alacağı borcunu ödemek amacıyla verilen vekaletnameye, bilgisi dışında dahil edilen taşınmazdaki 1/2 payın, vekil tarafından düşük bedelle eski eşine muvazaalı olarak satıldığını ileri sürmüş, ilk derece mahkemesi vekalet görevinin kötüye kullanıldığı ve davalılar arasında fikir birliği olduğu gerekçesiyle davayı kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi ise satış bedeli, davalı alıcının ekonomik durumu ve taşınmazın kira geliri gibi hususları incelemektedir.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 41. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ███████ K.
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Davacı vekili; dava dışı ...’in davacının çalışanı olup davacı aleyhine açmış olduğu işçilik alacağı davasının kabul edildiğini, bu nedenle başlatılan icra takibi neticesinde davacının maliki olduğu dava dışı taşınmazların tapu kaydına haciz şerhi tesis edildiğini, davacının oğlunun anlaşma sağlamaya çalıştığını ve ...'in isteği doğrultusunda davalı ...'ın dava dışı bir kısım taşınmazın satışı hususunda yetkilendirilmesi yönünde anlaşma sağlandığını ancak davacının bilgisi dışında vekaletnameye dava konusu taşınmazın da eklendiğini, yine anlaşma doğrultusunda her biri 63.000,00 TL bedelli olan iki adet boş senedin imzalandığını ve davalı ...'a teminat olarak teslim edildiğini, bu süreçte davacının ...’e olan borcunu ödediğini ve taşınmazlardaki satış kararının kaldırıldığını ancak davalı ...'ın vekalet görevini kötüne kullanarak bir dükkan ve 3 daireye isabet eden dava konusu 55 98... parseldeki 1/2 payı davalı ...'a 15.08.2016 tarihinde 131.000,00 TL bedel ile muvazaalı olarak temlik ettiğini, davalı ...’in davalı ...’ın eski eşi olduğunu ve halen birlikte yaşadıklarını, davalı ... ile davalı ...'ın davacıyı zararlandırmak amacıyla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiklerini, dava konusu taşınmazdaki daire kiralarının davacıya ödendiğini, davalı ...’ın dava dışı ... ...’e ait muhasebe bürosunda çalıştığını, davalı ...’ın da bu işyerinde çalıştığını, ayrıca davalı ...’ın teminat olarak almış olduğu senetleri eski eşi olan diğer davalı ...'e verdiğini ve anılan davalının davacının eski ortağı olduğunu, senetleri takibe koyarak davacıyı zarara uğrattığını, davalı ...’ın maaşlı bir çalışan olarak dava konusu taşınmazı satın alabilecek ekonomik gücünün bulunmadığını, satış bedeli ödenmediğini ileri sürerek dava konusu 55 98... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı takdirde dava konusu taşınmazın gerçek değerinin yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; davanın davalı ...’e yöneltilemeyeceğini, davalı ...’in davacının işçisi olarak çalıştığını, ortak olmadıklarını, aynı zamanda davalı ...’in babasının davacının halasının oğlu olduğunu, ...’in de davacının yeğeni olduğunu, davacının davalı ...’e de işçilik alacağından kaynaklı borcu olduğunu ve bu nedenle senet verdiğini, bu senetlerin davacının ...’e olan borcu ile bir ilgisinin olmadığını, senetlerin davalı ...’a değil, davalı ...’e davacı tarafından verildiğini, ...’e olan borcun ödenmesine ilişkin davalı ...’ın her iki tarafa yardımcı olmaya çalıştığını, davanın ...'in senetleri takibe koyduktan sonra ve alacağını tahsil aşamasında iken açıldığını, davacının birçok kuruma ve kişiye borcu olduğunu, vekaletnamenin de alacaklılardan korunmak amacıyla davacı tarafından düzenlendiğini, davacının davalı ...’dan da birçok defa borç para aldığını ve kendisine 97.000 USD bedelli senet verdiğini, dava konusu taşınmazın ½ payının satış bedeli ile davacının bir takım borçlarını ödediğini, davalı ... ve davalı ...’ın aynı işyerinde 2016 yılının mayıs ayında birlikte çalışmaya başladıklarını, davacının dava konusu taşınmazdaki payın davalı ...’a satılacağını bildiğini, davacı ve davalının 400.000,00 TL satış bedeli üzerinden anlaştıklarını, davacının satış bedelinin elden ödenmesini isteğini, vekalet görevinin kötüye kullanılmadığını ve davalı ...’ın iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, aksi durumda da ödenen satış bedelinin faizi ile tahsilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2020 tarih ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazdaki ½ payın satışı hususunda davacının talimatı olmadığı, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, davalılar... ve ...’ın aynı yerde çalışan kişiler oldukları gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.06.2021 tarih ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazda 6 dairelik bina olduğu, iki dairenin davacı ve ailesi tarafından kullanıldığı, 4 dairenin kirada olduğu, kiraları davacının aldığı, davacının ...'in borcunu 31.08.2016 tarihinde ödediği, davalı ...'ın taşınmazın 1/2 hissesi için 400.000,00 TL ödediğini belirttiği, banka hesabında 27.06.2016 tarihinde 440.000,00 TL olduğu, davacının kendisine kira bedelleri gönderdiğini belirttiği, bu haliyle mahkemenin davalı ...'ın taşınmaz alım tarihi ile dava tarihi arasında belirtilen banka hesabına ilişkin hesap dökümlerini dosya içerisine getirtmediği, davalının devir tarihinde hesabından para çekip çekmediğini ve davacının kendisine kira bedeli adı altında ödeme yapıp yapmadığını belirlemediği, taşınmazın tamamının devri imkanı varken ½ payının devrinin açıklığa kavuşturulmadan davanın kabulüne karar verildiği gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; banka kayıtlarının incelenmesinde davalı ...'ın satış tarihi sonrasında satış bedeli kapsamında bir hesap hareketinin bulunmadığı, davalının satış bedelini ödediğini ispat edemediği, davalılar vekili tarafından her ne kadar davacı tarafından kira ödemelerinin davalı ...'a yapıldığı belirtilmiş ise de hesap hareketlerinin incelenmesinde kira ödemelerinin düzenli olmadığı, yapılan kira ödemelerinin de bizzat davacı hesabından havale/eft şeklinde olmayıp bankadan nakit olarak yatırıldığı, davacının söz konusu kira ödemelerini gerçekleştirdiğini kabul etmediği, bu halde işlemin bizzat davacı tarafından yapıldığının kabulünün mümkün olmadığı, davalının hesap hareketlerinde başkaca kiracılar tarafından yapılan ödemelerin de görülmediği, yine taşınmazın tamamının devri mümkün iken 1/2'sinin devrinin tek başına satış işleminin gerçek olduğuna karine olmayacağı, dava konusu taşınmazın davacının talimatı ve bilgisi dahilinde satıldığı savunmasının kanıtlanamadığı ve vekalet görevinin kötüye kullanıldığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne, davalılar ... ve...’a husumet yöneltilemeyeceğinden anılan davalılar yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının borçları sebebiyle taşınmaz satış iradesinin sadece Çanakkale'de yer alan taşınmazlar için olduğu, vekilin, davacının yakını olan ...'in eski eşi olduğu ve bu tanışıklık sebebiyle oluşan güven duygusu ile vekaletnamenin düzenlendiği, dava dışı ... tarafından yapılan icra takibindeki haciz sebebiyle davacının borçlarının ödenmesi amacıyla yapılan görüşmede Çanakkale'deki taşınmaz satışından bahsedildiği, davacının vekaletname alındığı esnada iradesinin fesada uğratılmak suretiyle İstanbul'daki taşınmaz için yetki vermesinin sağlandığı, temlikin davalı vekil tarafından davacı malikin rızası dışında yapıldığı ve vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, davalı ...'ın banka hesaplarında satış bedelinin ödenmesine ilişkin bir para olmadığı ve taşınmaz devri için satış bedelinin çekilmediği, dava konusu taşınmazdaki dairelerin kira bedellerinin devirden sonra dahi davacıya ödendiğinin tanık beyanlarından anlaşıldığı, davalının banka hesabına bir defa kira bedeli gönderimi yapıldığı, diğer iki ödemenin ise açıklamasının yer almadığı ve düzenli bir kira ödemesinin bulunmadığı, davalı vekil ile davalı malikin aynı işyerinde çalışan kişiler olduğu ve davalı ...’ın durumu bilebilecek kişilerden olduğu, tapu iptali ve tescil talebinin kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de bu hususun istinaf edilmediği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacılar vekili Avukat ... ve temyiz edilen davalılardan ... ve vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 39.705,18 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...’den alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, gelen temyiz edilen davacılar vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalı ...’den alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 05.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!