Vergi dairesi tarafından 6183 sayılı Kanun uyarınca gerçekleştirilen gayrimenkul ihalesinin feshinde, yargı yolu ve görevli mahkeme konusundaki çelişik alt mahkeme kararlarının aksine, icra mahkemelerinin yetkili olduğuna ilişkin Yargıtay içtihadı.
Özet: Yargıtay, borçlunun vergi dairesi tarafından 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan taşınmaz ihalesinin feshine ilişkin talebinde, ilk derece mahkemesinin idari yargının, istinaf mahkemesinin ise iş mahkemesinin görevli olduğu yönündeki hatalı kararlarını bozarak, 6183 sayılı Kanunun 99. maddesi gereğince taşınmazın bulunduğu yerdeki icra mahkemelerinin görevli olduğunu belirtmiş ve davanın esastan incelenmesi için dosyanın bölge adliye mahkemesine geri gönderilmesine karar vermiştir.
12. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlunun, Kocaeli İcra Hukuk Mahkemesine başvurusunda, ... Vergi Dairesi tarafından yapılan satışın usulsüz olduğunu ileri sürerek taşınmaz ihalesinin feshini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince; idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine karar verildiği, borçlunun istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; iş mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın usulden reddine, dosyanın görevli ve yetkili Kocaeli İş Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği görülmektedir.
6183 sayılı Kanun’un 99. maddesi gereğince, bu kanuna göre yapılan ihalelerden gayrimenkule ilişkin ihalenin feshi istemlerinde gayrimenkulün bulunduğu yer icra mahkemesi görevli ve yetkilidir.
Somut olayda, 6183 sayılı Kanuna dayalı olarak ... Vergi Dairesi tarafından vergi alacağının tahsili için yapılan takipte, Kocaeli İli, ... İlçesi, ... Mah., ... Ada, 1 Parsel, 6 Bağımsız Bölümde kayıtlı gayrimenkul 21.05.2025 tarihinde ihale ile satılmıştır.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, icra mahkemesinin görevli olduğu dikkate alınarak, işin esasının incelenmesi suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin görev yönünden reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 12.02.2026 tarih ve █████████ E.-████████ K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla ile karar verildi.
Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı;
1-HMK'nın 353/1-a-3. bendinde; ''mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması veyahut mahkemenin Bölge Adliye Mahkemesinin yargı çevresi dışında kalması halinde Bölge Adliye Mahkemesinin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği'' belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 362/1-c bendinde ise; yargı çevresi içinde bulunan İlk Derece Mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek için verilen kararlar ile merci tayinine (yargı yeri belirlenmesine) ilişkin kararların temyiz edilemeyeceği düzenlenmiştir.
Anılan düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinde; HMK’da Bölge Adliye Mahkemesine, görev hususunda kesin nitelikte karar verme, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini sağlama ve görev uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümleme yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, kanun koyucunun görev mes'elesinin en geç Bölge Adliye Mahkemesi aşamasında kesin olarak çözümlenmesini amaçladığı açıktır. Bu nedenle, aynı bölge yargı alanında kalan, görev hususunda verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin nitelikte olup, anılan kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamaz. Dairemizin istikrarlı uygulamaları da bu yöndedir.
Somut olayda; "...6183 sayılı Kanun’un 99. maddesine göre, gayrimenkul ihalelerinin feshi, gayrimenkulün bulunduğu yerin icra mahkemesinden şikâyet yoluyla talep edilebilir.Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 88. maddesinin 16. fıkrası uyarınca, Kurumun (Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı) süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51., 102. ve 106. maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Kanun’un uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır. Aynı maddenin 19. fıkrası uyarınca ise, Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir.
5510 sayılı Kanun’un 88. maddesi, 6183 sayılı Kanun’un 99. maddesine göre daha özel bir düzenleme olup, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesinin 16. fıkrası uyarınca prim ve diğer alacaklarının tahsili için 6183 sayılı Kanun uyarınca yaptığı icra takipleri nedeniyle gerçekleştirilen taşınmaz ihalelerinin feshine ilişkin şikayetler hakkında da aynı maddenin 19. fıkrası hükmünün uygulanması gerekir.(Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Esas No: █████████ Karar
Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde, alacaklı birimin bulunduğu yer İş Mahkemesi görevli ve yetkili olduğundan..." bahisle mahkemenin görevsizliği nedeniyle istemin usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
2-İşin esası yönünden de borçlunun, Kocaeli İcra Hukuk Mahkemesine başvurusunda, ... Vergi Dairesi tarafından yapılan satışın usulsüz olduğunu ileri sürerek taşınmaz ihalesinin feshini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince; idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine karar verildiği, borçlunun istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; iş mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın usulden reddine, dosyanın görevli ve yetkili Kocaeli İş Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği görülmüştür.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan hâllere dava şartları denir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde dava şartları düzenlenmiştir.
115. maddesine göre ise mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde ise 6100 sayılı Kanunu’nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden ret kararı verilmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte; 6100 sayılı Kanun'un 138. maddesi ile 142. maddesi gözetildiğinde, dava şartlarının hak düşürücü sürelerden önce değerlendirileceği tereddütsüzdür.
6183 sayılı Kanun’un 99. maddesine göre, gayrimenkul ihalelerinin feshi, gayrimenkulün bulunduğu yerin icra mahkemesinden şikâyet yoluyla talep edilebilir.
Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 88. maddesinin 16. fıkrası uyarınca, Kurumun (Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı) süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51., 102. ve 106. maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Kanun’un uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır. Aynı maddenin 19. fıkrası uyarınca ise, Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir.
5510 sayılı Kanun’un 88. maddesi, 6183 sayılı Kanun’un 99. maddesine göre daha özel bir düzenleme olup, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesinin 16. fıkrası uyarınca prim ve diğer alacaklarının tahsili için 6183 sayılı Kanun uyarınca yaptığı icra takipleri nedeniyle gerçekleştirilen taşınmaz ihalelerinin feshine ilişkin şikayetler hakkında da aynı maddenin 19. fıkrası hükmünün uygulanması gerekir.
Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde, alacaklı birimin bulunduğu yer Kocaeli İş Mahkemesi görevli ve yetkili olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararı bu yönden de isabetli olup, kararın onanması gerekir. Dolayısıyla Dairemizin sayın çoğunluğunun icra mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin bozma kararına da katılamıyorum.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle; Yargıtayca incelenmesi istenen karar, HMK’nın 353/1-a-3 ve 362/1-c maddeleri gereğince KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca şikayetçinin temyiz başvuru talebinin REDDİNE karar verilmesi gerektiğinden, aksi yöndeki Dairemizin sayın çoğunluğunun bozma kararına iştirak edemiyorum. 22.04.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!