Vekâlet görevini kötüye kullanarak taşınmaz satışından kaynaklanan alacak davasında, vekilin hesap verme borcu ve azil sonrası zamanaşımı süresi tartışması.
Özet: Bir davacının vekaleten satın alınan taşınmazının bilgisi dışında diğer vekil davalıya satılması ve satış bedelinin ödenmemesi üzerine vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasıyla açtığı tazminat davasında, ilk derece mahkemesi vekilin hesap verme borcunun ibralaşma olana kadar zaman aşımına uğramayacağını belirterek davayı kabul etmiş; ancak bölge adliye mahkemesi, vekalet ilişkisinin azil ile sona ermesi üzerinden dava açılış tarihine kadar 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu gerekçe göstererek ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp davayı zaman aşımı nedeniyle reddetmiştir, davacı vekili ise vekilin hesap verme borcunun vekalet sözleşmesi sürdükçe devam ettiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 46. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkilinin 19.09.2011 tarihli düzenlenme şeklinde vekaletname ile kız kardeşinin eşi olan davalı ... ve yeğeni olan davalı ...'i gayrimenkul alım satımı konusunda yetkilendirdiğini, müvekkili adına satın alınan taşınmaz için davalı ...'a 34.506,65 Euro para gönderdiğini, müvekkilinin aile içi tartışma sebebiyle 02.09.2013 tarihli azilname ile davalıları vekillikten azlettiğini, azilden önce müvekkili adına alınan dava konusu taşınmazın müvekkilinin bilgisi dışında davalılardan vekil ... tarafından diğer vekil ...'a satıldığını, satış bedelinin müvekkiline ödenmediğini, davalı ...'un da taşınmazı 19.12.2019 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye sattığını, müvekkilinin tüm bu yaşananları Türkiye'ye yerleşmek üzere başka bir gayrimenkul satın almak üzere dava konusu gayrimenkulü satmak istediğinde haberdar olduğunu, davalıların kötü niyetli olarak çıkar ve işbirliği içerisinde birlikte hareket ederek vekalet görevini kötüye kullandıklarını ve kendilerine menfaat sağladıklarını belirterek, arsa vasıflı dava konusu taşınmazın güncel değerinin şimdilik 10.000,00 TL'sinin gayrimenkulün satış tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş; 26.01.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 120.000,00 TL'ye yükseltmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili; 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, taşınmazı davacı adına müvekkili ...'un bedelini ödeyerek satın aldığını, davacının taşınmazı satmak istediğini bildirmesi üzerine müvekkili ...'un davalının da kız kardeşi olan dava dışı eşi yanında iken parayı davacıya ödeyerek diğer davalı ...'den vekalete istinaden taşınmazı satın aldığını, müvekkili ...'un davacı ile aralarındaki akrabalık ilişkisi dolayısıyla yazılı belge almadığını, müvekkili ...'un parayı bankadan gönderip göndermediğini hatırlamadığını, tarafların 2013 yılında davacının müvekkili ... aleyhine açtıkları dava nedeniyle hasım olduğunu, davacının müvekkillerini bu nedenle azlettiğini, vekalet verdiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 11 yıl geçmesine rağmen dava açılmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; vekilin hesap verme borcunun vekalet sözleşmesinin kurulması ile birlikte doğduğu, işin vekil tarafından yürütülmesi sırasında ve sona ermesinde de devam ettiği, vekilinin aldıklarını geri verme borcunda zaman aşımı vekalet sözleşmesi devam ettikçe işlemeyeceği, iade borcunda muacceliyetin vekilin hesap vermesi başka bir deyişle tarafların ibralaşması ile başlayacağı, eldeki davada taraflar arasında ibralaşma olmadığından zaman aşımından söz edilemeyeceği, satış bedelinin davacıya ödendiğinin ispat yükünün davalıda olduğu, davalının gerçek satış bedelini davacıya ödediğini ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 120.000,00 TL'nin 21.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili istinaf isteminde bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 19.09.2011 tarihinde başlayan vekalet ilişkisinin azil ile 02.09.2013 tarihinde sona erdiği, dava tarihi olan 29.02.2024 tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalının süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunduğu, azil tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, dava tarihine kadar zamanaşımını durduran ya da kesen sebeplerin de bulunmadığı, Mahkemece davalı vekillerin azli ile vekalet ilişkisinin sona erdiği ve dava tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu göz ardı edilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; vekilin hesap verme borcu vekalet sözleşmesinin kurulması ile birlikte doğup işin vekil tarafından yürütülmesi sırasında ve sona ermesinde de devam ettiğini, vekilinin aldıklarını geri verme borcunda zaman aşımı vekalet sözleşmesi sürdükçe işlemeyeceğini, eldeki dava da taraflar arasında ibralaşma olmadığından zaman aşımından söz edilemeyeceğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.B. Gerekçe ve DeğerlendirmeUyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 508. maddesi hükmü gereğince vekil, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği herşeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamaya zorunludur. Bu nedenle de zamanaşımı vekalet ilişkisi sürdükçe işlemez. Bir başka deyişle zamanaşımı vekalet ilişkisinin istifa, azil, ölüm vs. gibi sebeplerle son bulması ya da vekilin hesap vermesi ile işlemeye başlar (Dairemizin 26.09.2022 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı ilamı). TBK. 147. maddesi gereğince vekalet sözleşmesinden doğan alacaklar 5 yıllık zaman aşımına tabidir.2. Dosyanın incelenmesinde; davacının davalılara 19.09.2011 tarihli vekaletname ile taşınmaz alım-satımı hususunda vekalet verdiği, taşınmazın 21.11.2012 tarihinde davacı adına satın alındığı, daha sonra davalı ... tarafından diğer davalı ...'a vekaleten 32.000,00 TL bedelle satıldığı, davalı ... tarafından dava konusu taşınmazın 19.09.2011 tarihinde dava dışı 3. kişiye satıldığı, davacının 02.09.2013 tarihli azilname ile davalıları vekillikten azlettiği anlaşılmıştır.3. Somut olayda; azil tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, süresi içinde ileri sürülen zamanaşımı defi gözetilerek verilen kararın yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.