İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, internet bankacılığı aracılığıyla gerçekleşen 40.000 TLlik izinsiz EFT işleminde bankanın güvenlik zafiyeti ve kusuruna dayalı sorumluluğuna ilişkin ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak davasında, davacı şirketin internet bankacılığı aracılığıyla rızası dışında hesabından çekilen 40.000 TLnin bankanın güvenlik zafiyetinden kaynaklandığını iddia etmesi üzerine, ilk derece mahkemesi bilirkişi raporunda her iki tarafın yüzde 50 kusurlu bulunmasına rağmen, bankanın şifrenin ele geçirilmesinde müşterinin kusurlu olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davalı bankayı zararın tamamından sorumlu tutarak 40.000 TLnin faiziyle birlikte davacıya ödenmesine hükmetmiş, davalı banka ise kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kendi kusurunun bulunmadığını ve güvenlik tedbirlerinin yeterli olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2022
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Bankacılık işlemlerinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı bankanın ... nolu müşterisi olduğunu, internet bankacılığı aracılığıyla söz konusu hesabını yönetmesi için şirket yetkilisi olarak ...'in davalı firmanın bankacılık işlemleri yönlendirdiğinin belirtildiğini, müvekkilinin hesaplarını günlük olarak kontrol ederken, bilgisi ve onayı olmadan 30.04.2015 tarihinde hesabından 40.000 TL'nin çekildiğini gördüğünü ve hesaplarından çekilen paranın kim veya kimler tarafından çekildiğini anlamaya çalışan müvekkiline davalı bankanın verdiği cevapla işlemin internet bankacılığı yolu ile gerçekleştirildiğini ve bu internet bankacılığı işlemi için müvekkilinin yetkilendirdiği ...'in kullandığı GSM numarasına SMS gönderildiği ve bu şifre kullanılarak başka bir kişiye EFT yapıldığının anlaşıldığının bildirildiğini, müvekkilinin günlük EFT limitinin 30.000 TL olarak belirlediğini ve bu miktarın üzerinde para göndermeyi yasakladığının belirtildiğini, ancak banka yetkililerinin bu durumdan haberdar olmadığını, verilen yanıt da bu durumun anlaşılmadığının görüldüğünü, müvekkili şirkete ait 40.000 TL'sının izinsiz ve habersiz hesabından çekilerek başka bir kişinin hesabına aktarılması ile oluşan suç nedeni ile eylemi gerçekleştiren kişi yada kişiler hakkında davacı olduğunun belirtildiğini, davalı bankanın güvenlik zafiyeti ve kusuru nedeniyle müvekkili şirketin hesabından izinsiz ve habersiz çekildiğini iddia ettiği 40.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında özetle; Müvekkili banka tarafından söz konusu başvuru üzerine konunun araştırıldığını ve davacı firmanın banka hesabından internet bankacılığı aracılılığı ile davacı firma tarafından yetkili kılınan ...'e şikayet konusu işlemin özenle saklanması gereken müşteri numarası, müşteri şifresi ve müvekkil banka sisteminde yer alan GSM numarasına gönderilen mobil onay kodunun kullanılması suretiyle gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davacının hesabında bulunan 40.000 TL'nin bilgisi olmadan internet aracılığıyla EFT edildiğini ve davalı bankanın güvenlik açığı ve kusurunun bulunduğunu belirterek uğradığı zararın tazminini talep ettiği, bu kapsamda bilirkişi heyetinden alınan █████/2021 tarihli raporda davalı bankanın EFT işleminin onayı için davalının telefonuna tek kullanımlık şifreyi göndermemesi, işlemin müşterinin bilgisi dahilinde olup olmadığını teyit amaçlı telefon bankacılığı sisteminin işletilmemesi nedeniyle davalı bankanın yüzde 50 kusurlu olduğunun, davacının ise şifreyi koruyamaması nedeniyle yüzde 50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, her ne kadar davacının şifreyi koruyamaması nedeniyle kusurlu olduğu iddia edilse de, davalı bankanın davacının şifre ve parolasının davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamadığı gözetilerek davalının etkili güvenlik önlemlerini geliştirememesi nedeniyle davacının zararının tamamından sorumlu olduğu kanaati ile..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile 40.000 TL'nin █████/2015 olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarına yapılan itirazların değerlendirilmediğini, müvekkili bankanın kusurlu olduğuna dair değerlendirmenin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, hiçbir somut delilin tespit edilemediğini, davacının korumakla yükümlü olduğu sadece davacının bilgisi dahilinde olup müvekkili bankanın bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşması teknik olarak mümkün olmadığı gibi bankanın gerek içeriden gerek dışarıdan sistemdeki güvenlik zafiyetlerine karşı zafiyet testinden geçtiğini, dava konusu işlemin davacıya, müşteriye ait ticari müşterisi numarası, şirket yetkilisi kullanıcı müşteri numarasına kullanıcının ticari firma için belirlemiş olduğu bankacılık şifresi karşılama resmi doğrulama ve internet şubesine ait giriş için gönderilen mobil onay kodu ile aşamalarının başarı ile tamamlanması neticesinde gerçekleştirildiğini, bu hususun banka tarafından gönderilen 23.12.2016 tarihli yazıda da açıkça belirtildiğini, mobil onay kodlarını içerir mesaj içeriklerinin ayrıca yazı cevabında yer aldığını, bankanın çift faktörlü koruma sistemini usulüne uygun işlettiğini, müşteri şifresi ve tek kullanımlık şifre girilmek suretiyle işlemlerin gerçekleştirildiğini, müvekkil bankanın kusuru ile gerçekleştiği iddiasının tamamen mesnetsiz olduğunu, hiçbir somut delilin tespit edilemediğini, bu yönde bir inceleme yapılmadığını, 23.08.2013 - 30.04.2015 tarihleri arasında 30.000,00 TL üzeri 11 adet işlem yapıldığının tespit edilmiş iken dava konusu EFT'nin hangi gerekçe ile şüpheli işlem olarak değerlendirilmesi gerektiğinin açıklanmadığını, 25.05.2021 tarihli raporda sadece işlemin gelişim şekli ifadesi ile oldukça genel geçer bir ifade ile müvekkili bankaya kusur isnat edilmeye çalışıldığını, davacının kişisel bilgilerini koruyamamış olması sebebiyle doğmasına sebebiyet verdiği zararın kısmen dahi olsa müvekkiline yükletilemeyeceğini, Yargıtay içtihatları ve mahkeme kararları ile sabit olduğunu, bankacılık ve kart işlemlerinde kullanılan şifrelerin kişisel bilgilerin korunmasının davacının yükümlülüğünde olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, banka hesabındaki paranın rıza ve bilgi dışında başka hesaba havale edilmesi nedeniyle alacak istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacının davalı bankanın ... Şubesinde hesabının olduğu, şirket yetkilisi ... tarafından telefonuna gelen şifre kullanılarak internet bankacılığı yolu ile ödemelerinin yapıldığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı hesabında gerçekleştirilen internet bankacılığı yolu ile yapılan işlemde davalı bankanın kusur ve sorumluluğunun olup olmadığı, bankanın bilirkişi raporlarına karşı yapmış olduğu itirazlarının değerlendirilip değerlendirilmediği ile mahkeme kararının usul veya yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket yetkilisi tarafından davalı bankanın şubesine 04.05.2015 tarihinde yazılı başvuruda bulunularak ,şubedeki hesaptan 30.04.2015 tarihinde saat 14:54'te bilgileri dışında 40.000,00 TL'nin internet yolu ile çıkış işleminin olduğu belirtilerek, bilgileri dışında yapılan bu işlemle ilgili bilgi verilmesinin talep edildiği, davalı banka tarafından 13.05.2015 tarihli cevabı yazıda; yapılan incelemede şikayete konu işlemin özenle saklanması ve paylaşılmaması gereken müşteri numarası, müşteri şifresi ve banka sisteminde kayıtlı cep telefonuna gönderilen onay mobil kodu kullanılarak gerçekleştirildiğinin saptandığı bu işlemin kural olarak tarafça gerçekleştirildiğinin kabul edildiği, öte yandan bankanın internet bankacılığı hizmetlerini güvenli bir şekilde kullanılması için internet sitesinde güvenlik ip uçları, güvenlik uygulamaları, dolandırıcılık yöntemleri, internet tarayıcıları ile ilgili olarak bilgilendirme yapıldığı, e-posta ve kısa mesaj gönderildiği, e-postalarda kişisel bilgilerin ve şifrenin istenmeyeceğinin belirtildiği ifade edilerek talebe yanıt verilemediğinin belirtildiği, davacı şirket yetkilisi tarafından bankanın cevabı yazısı üzerine 25.05.2015 tarihinde banka yetkilileri ile birlikte dava dışı ...hakkında nitelikli dolandırıcılık, nitelikli hırsızlık, güveni kötüye kullanma iddiaları ile şikayette bulunduğu, şikayet dilekçesinde; müvekkilinin hesaplarının kontrolü sırasında bilgisi ve onayı olmadan 30.04.2015 tarihinde hesabından 40.000,00 TL'nin çekildiğinin görüldüğünü, banka şubesine başvurularak paranın kim tarafından çekildiğinin anlamaya çalışıldığını, verilen cevapta işlemin internet yolu ile yapıldığı, müvekkilinin cep telefonuna bir internet şifresinin gönderildiği bu şifre kullanılarak başka bir kişiye EFT yapıldığının anlaşıldığının bildirildiğini, araştırmalar ile dekonta ulaşıldığını ve paranın ... ... Şubesindeki iban hesabına aktarıldığı bu hesabın ise ... olduğu, açıklama bölümünde; ... yazıldığının anlaşıldığını, paranın gönderilmesini sağlayan kişinin müvekkilinin şifresini kırarak bu eylemi gerçekleştirdiğini, nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğunun görüldüğünü ayrıca bankanın güvenliği sağlamak ve internet hırsızlığına karşı tüm önlemleri almakla yükümlü olduğunun belirtildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ Soruşturma nolu dosyasında; 28.05.2015 tarihinde hırsızlık eyleminin gerçekleştiği hesabın bankanın ... Şubesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verildiği,soruşturmanın devam edildiği, davacı tarafça şikayet sonrasında iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ve ilgili delillerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 19.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda; şüpheli işlemin yapıldığı iddia edilen IP adresi ile işlem zamanının 30.04.2015 tarih ve 14:28 saatinde başlayıp 14:57'ye kadar devam ettiği, IP işlem bilgilerinden görüldüğü, davacının davalı bankanın şubesinde bulunan hesabında 30.04.2015 tarihinde internet bankacılığı kullanılarak davacı firmanın hesabından 40.000,00 TL tutarındaki rakamın EFT edildiği, firmanın kullanmış olduğu GSM hattı ile ilgili bilgi ve beyan olmadığı, bankanın gönderdiği SMS'ler olduğu, bilgi teknolojileri ve iletişimin kurumundan istenen bilgilerde davacının kullanmış olduğu GSM hattı ile baz istasyon verisinin bulunmadığı, sonuç olarak taraflardan birinin ya da her ikisini kusurlu saymak ve her ikisini kusurlu sayıldığı hallerde kusur oranını belirlemenin mahkemeninde takdirde olmakla birlikte somut olayda her iki tarafa da izafe edilecek kusurun olduğu, dava konusu olan davacının bilgisi dışında belirttiği EFT işlemi için ilk işleme başlamanın 30.04.2015 tarihi ve 13:14 saati olup işlemin aynı tarihte üç kez gerçekleştirildiği ve son işlem tarihinin 14:54 olduğunun tespit edildiği, interaktif bankacılık sözleşmesinin 01.11.2007 tarihinde günlük limit olarak 5.000,00 YTL şeklinde tarafların protokol imzalamış oldukları ancak davacı firmanın 30.000,00 TL olduğunu iddia ettiği, davalı bankanın ise 40.000,00 TL olduğunu iddia ettiğini, herhangi bir sözleşmeye dosyada rastlanmadığı, 21.10.2019 tarihli banka yazısında EFT işlem limitinin 75.000,00 TL olduğunun belirtildiğini, olayın meydana geldiği tarihte işlemlerin gerçekleştirildiği, IP numarasının kime ati olduğu, davacı şirket yetkilisinin cep telefonunu internet korsanları tarafından bloke edilip başka bir cep telefonuna yönlendirmeye ilişkin bir emare yoksa davacının tam kusurlu sayılabileceği, dava konusu olan tek kullanımlık SMS gönderildiği, cep telefonunun imeı numarası ve cep telefonu marka ve modellerinin iletişim kurumundan celp edilmesi halinde sağlıklı rapor düzenleneceği belirtilmiştir. 25.05.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Bilgi Teknoloji Ve İletişim Kurumundan celp edilen verilerde somut olaya aydınlatıcı herhangi bilginin bulunmadığı, olay gününe ilişkin SMS kayıtları incelendiğinde internet şubesine giriş için tek kullanımlık şifrelerin internet şubesi oturumu açıkken aynı anda mobil şubesi oturumu açıldığı için ilk oturumun sonlandırıldığına dair SMS'lerin davacının banka sisteminde kayıtlı hattına gönderildiğinin tespit edildiği, ... ve baz istasyon verilerinin olmadığı, 23.08.2013 - 30.04.2015 tarihleri arasında internet bankacılığı üzerinden 30.000,00 TL üzeri 11 adet işlem yapıldığı, davalı bankanın belgesinden anlaşıldığı, bu verilerin günlük limit işleminin 30.000,00 TL üzerinde olduğuna dair teamülün teşekkül ettiğini gösterdiğini, tarafların müterafik kusurlu olduklarını kabulü halinde 20.000,00 TL'nin kabulünün gerekeceği, somut olayda taraflar arasında bankacılık hizmetleri sözleşmesinin akdedildiği, davalı bankanın şubesinde davacıya hesap açıldığı bu hesapta internet üzerinden bankacılık işlemlerinin yürütüldüğü, bu işlemlerin yürütülmesi sırasında davacının hesapta bulunan 40.000,00 TL tutarlı parasının internet korsanlığı yolu ile başka bir bankadaki hesaba aktarıldığı, bu hesaptan üçüncü kişi veya kişiler tarafından çekildiği belirtilmiştir. 17.03.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda; celp edilen Cumhuriyet Savcılığı dosyası üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda kök raporda bir revizyon yapılamadığı belirtilmiştir. Mahkemece, emsal yargı kararları dikkate alınarak, davacının şifreyi korumadığı, kusurlu olduğu davalı tarafça kanıtlamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan zararın tahsil istemine ilişkindir. Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olup, sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir. Yine TTK'nın 18/2 maddesi gereğince, tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Nitekim, bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle bankaların internet bankacılığı hizmeti vermeye başladıkları andan itibaren özen yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir.Niteliği gereği bir güven kurumu olan bankalar, TBK'nın 115. maddesi gereğince hafif kusurlarından dahi sorumludur. Banka, mudinin kastı, kötüniyeti ve suç sayılır eylemini kanıtlayamadığı sürece kendisine emanet edilen paradan ve diğer yatırım araçlarından güven kuruluşu vasfı nedeniyle sorumludur. Davacının zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ispat yükü bankadadır (Yargıtay 11. H.D'nin █████/2018 tarihli █████████ Esas-████████ Karar sayılı, █████/2013 tarihli ██████████ Esas - █████████ Karar sayılı ve █████/2014 tarihli ██████████ Esas -19841 karar sayılı ilamları).İnternet bankacılığı işlemleri bakımından uygulamada ortaya çıkan en önemli sorun, hiç kuşkusuz güvenlik sorunu olup, banka hesaplarındaki paraların, müşterilere ait özel bilgiler kullanılarak üçüncü kişilerce başka hesaplara aktarılmasıdır. Bu sorun hem bankalar hem de müşteriler açısından önemli riskler oluşturmaktadır. Güvenli bir internet bankacılık hizmetinin sunulmasında, böyle bir hizmetin alınmasında, normal bankacılık işlemlerindeki yükümlülüklerin yanı sıra hem bankanın hem de müşterinin üzerine düşen bazı ek yükümlülükler vardır. Bu bağlamda, internet bankacılığı hizmetini müşterilerine bankalar sunduğuna göre, bankaların internet bankacılığı sisteminin güvenliğine yönelik tüm tedbirleri almaları ve sistem hatalarını ve eksikliklerini gidererek sistemi bilinen en son teknolojik gelişmeye uygun hâle getirmeleri büyük önem taşımaktadır.Müşterilerin internet bankacılığını kullanmakta olması bankaların mevduatı koruma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı gibi, sorumluluğunu da hafifletmez. Bu kapsamda işlemlerini internet ortamına taşıyarak daha fazla müşteri kitlesine ulaşmak ve dolayısıyla daha fazla kâr elde etmek isteyen bankanın, buna paralel olarak gerekli teknolojik ve yazılımsal önlemleri alması, gelişen teknoloji karşısında kötü niyetli üçüncü kişilerin internet bankacılığı sistemine girişimlerini anında engelleyecek güvenlik mekanizmasını oluşturması, sistemini sürekli güncellemesi, herhangi bir usulsüz işlemle karşılaşıldığında gerekli önlemleri almanın yanı sıra müşterilerini de anında bilgilendirmesi gerekmektedir. İnternet bankacılığı işlemlerinde müşteriler de kendilerinden beklenen her türlü tedbiri almak ve her türlü dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar. Bu sebeple bilgisayarlarına başkalarının ulaşmasına imkân tanıyan her türlü gerçek ve sanal saldırıyı önleyici tedbirleri almaları ve bu konuda azami özeni göstermeleri gerekmektedir. Müşterilerin, internet bankacılığı işlemlerini yaparken kullanılmak üzere kendilerine verilen özel bilgilerini ve şifrelerini, banka ve kredi kartlarında olduğu gibi, üçüncü kişilerden özenle koruma ve saklama yükümlülükleri mevcuttur. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi hâlinde müşterinin kendi kusurundan kaynaklanan bu durumun sorumluluğuna kusuru oranında katlanması gerekmektedir.Somut olayda, davacının hesabındaki paranın bilgi ve rızası haricinde internet bankacılığı yolu ile başka bir hesaba aktarılarak çekildiği iddia edilmektedir. Olayla ilgili ceza soruşturması mevcut olup soruşturma derdesttir. 19.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda, şüpheli işlemin yapıldığı IP numarası ile davacı firmanın kullanmış olduğu internet bağlantısı IP adresinin farklı olduğu tespit edilmiştir. Davacı kullanıcının bankada kayıtlı olan cep telefonuna olay tarihi 30.04.2015 tarihinde davalı banka tarafından gönderilen 5 adet onay kodu mesajı mevcuttur. Saat 13:14 ile 14:44 aralığındadır.19.10.2020 tarihli rapor sonucunda, davacı şirket yetkilisinin cep telefonunun internet korsanları tarafından bloke edilerek başka bir cep telefona yönlendirmeye ilişkin bir emare yoksa davacının tam kusurlu sayılabileceği açıklanarak eksik belgelerin celbi ile raporun sağlıklı hazırlanabileceği belirtilmiştir.25.05.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda ise davalı bankanın standart güvenlik önlemleri dışında ek güvenlik önlemleri aldığına dair somut bulgulara rastlanmadığı, 3. bir şahsa ... 'a ait hesaba gönderilen EFT işleminin şüpheli işlem olarak değerlendirilmemesi ,işlem onayı için tek kullanımlık şifrenin davacının GSM hattına gönderilmemiş olması ve işlemin müşterinin bilgi ve onayı dahilinde olup olmadığını teyit için telefon bankacılığı işleminin somut olayda işletilmemesi, teyit alınmamasının bankanın önemli eksiklikleri olarak göze çarptığı, dava konusu işlemin tamamen kontrolsüz ve denetimsiz şekilde izin/onay verilerek zararın doğumuna sebep olan davalı bankanın önemli etkisi olduğunun değerlendirildiği belirtilmiştir.Ancak davacının internet bankacılığı yolu ile yapılan havale işlemine ilişkin kendisine gönderilen tek kullanımlık şifrenin ve parolanın başkası ile paylaşılmaması durumunda işlemin gerçekleşme olanağının olmayacağı ve tarafların eşit kusurlu olacağı görüş olarak açıklanmıştır.Davacı vekili mobil onay kodunun gönderilmediğini, EFT işlemlinin yapıldığı IP numarası ile müvekkili işyerine ait IP adresinin farklı olduğunun tespit edildiğini ,para çekme işleminden önce 1 er dakika ara ile şifrenin yanlış girilmesinin dahi şüpheli işleme delalet olacağını davalı bankanın tam kusurlu olduğunu ve davanın kabulünü talep etmiştir. Mahkemece davacının kusurlu olduğu ispat edilemediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Verilen kararın, dosya kapsamına ve mevcut deliller ile yukarıda yer verilen yasal düzenlemelere uygun olduğu kanaatine ulaşılmıştır.Açıklanan bu gereklerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.049,30 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.14.05.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!