12. Hukuk Dairesi, borçlunun alacaklıdan mal kaçırma kastıyla gerçekleştirdiği muvazaalı taşınmaz satışının tespitine ilişkin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizinde, gerekçeli karar ve temyiz sınırı konularını değerlendiriyor.
Özet: Bir borçlunun alacaktan mal kaçırmak amacıyla taşınmazı muvazaalı şekilde devrettiği iddiasıyla açılan davada, ilk derece mahkemesinin işlemi muvazaalı bularak alacaklının taşınmaza haciz ve satışını isteme hakkı tanıyan kararı bölge adliye mahkemesince onanmıştır. Temyiz incelemesinde, yüksek mahkeme, davalı vekilinin başvurusu üzerine dosyanın temyiz edilebilir nitelikte olduğunu belirterek, Anayasal bir zorunluluk olan gerekçeli karar yazma ilkesine vurgu yapmış; tüm mahkeme kararlarının, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, delillerin değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalar ve hukuki sonuçlar arasında açık ve şüpheye yer bırakmayacak bir bağ kuran detaylı bir gerekçe içermesi gerektiğini ifade etmiştir.
12. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki dahili davalı/devralan tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Davacı vekilinin dava dilekçesinde; davalı borçlunun taşınmazı esasında satma iradesi olmadığı halde sırf davacıdan mal kaçırmak maksadıyla satılmış gibi gösterdiğini, taşınmazın tapu kaydının iptali ile eski hale iadesine karar verilmesini, davalıların ise davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulü ile, davalı tasarruf işleminin muvazaalı olduğunun tespitine, davacının takip dosyasındaki alacağı ile sınırlı olmak üzere dava konusu taşınmazın haciz ve satışını isteyebilmelerine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b,1. maddesi gereğince esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararını süresi içerisinde davalı vekilinin temyiz etmesi üzerine; Daire'ce verilen 30.10.20 22... /15 26... /1857 Karar sayılı ilamın karar tarihi itibariyle kesinlik sınırının altında kalması sebebiyle kesin olarak hükme bağlandığı anlaşıldığı ancak Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinde temyiz sınırı olan 107.090,00 TL dikkate alındığında dava değerinin 109.030.00 TL olduğundan temyiz edilebilir karar olduğu anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz incelemesine geçilmiştir.
Bilindiği üzere Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.
Hukuk muhakemeleri Kanunu 298/3 maddesi ''Hükmün yazılması
MADDE 298- (1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır.
(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
(3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.
(4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda mahkeme kabul gerekçesinde ''her ne kadar inşaat bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazın dava tarihindeki piyasa değerinin 109.030,00 TL olduğu tespit edilmiş ve resmi satış senedinde de dava konusu taşınmazın 126.000,00 TL bedel ile satıldığı anlaşılmış ise de; davacının cevap dilekçesinde borçlarını tasfiye etmek amacı ile mal varlıklarını sattığına ilişkin beyanları da nazara alınarak, davacının dava konusu ikamet ettiği taşınmazı takip tarihi ile aynı günde satmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı; keza satıştan sonra da davalı ve dahili davalı arasında kira sözleşmesi yaparak söz konusu taşınmazda davalının oturmaya devam ettiği; dosyadaki mevcut delil durumuna göre; davalılar arasında satış işleminin gerçek olmadığı, satış işleminin davacının ihtiyati haciz ve haciz işlemlerini semersiz bırakmak amacı güdülerek yapıldığı anlaşılmakla, dava konusu taşınmazın satış işleminin muvazaalı olduğu vicdanî kanaatine ulaşılmıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın █████/2018 tarihinde davalı ve dahili davalı arasında yapılan satış işleminin muvazaalı olduğunun tespiti ile dava konusu taşınmaz yönünden davacı yana TBK m. 19 hükmüne kıyas yoluyla uygulanan İİK m. 283/1 hükmü uyarınca, takip dosyasındaki alacak miktarı ile sınırlı olacak şekilde taşınmazların haciz ve satışını isteyebilme yetkisi verilmesine karar verilmesine'' denilmiştir. Bu durumda, Mahkemece yukarıda açıklanan ilkelere uygun şekilde gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulması gerekirken 6100 sayılı HMK'nın 2 97... maddelerine aykırı şekilde hükümde usulsüzlük yaratacak şekilde hüküm kurulması hatalı olup hükmün bozulması gerekmiştir.
Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı ... ... vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ :
Dahili davalı/devralanın temyiz isteminin kabulü ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 20.10.2022 tarih ve █████████ E.-█████████ K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!