Uluslararası nakliyat sırasında çalınan ayakkabılar nedeniyle sigorta şirketinin taşıyıcıya açtığı rücu davasına ilişkin itirazın iptali istinaf kararı.
Özet: Nakliyat sigortası kapsamında Portekizden Türkiyeye taşınan emtianın çalınması üzerine sigortalısına tazminat ödeyen davacı sigorta şirketinin, halefiyet ilkesine dayanarak taşıyıcı davalı şirkete rücu talebiyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, davalı tarafın sigorta poliçesinin geçersizliğini, hırsızlık rizikosunun teminat dışı olduğunu, ödemenin hatır ödemesi niteliğinde olduğunu, CMR Konvansiyonundaki ihbar sürelerine uyulmadığını ve taşıyıcının sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddini istediği belirtilmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ:█████/2022NUMARASI:███████ ...- ████████ Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Nakliyat sigortası- rücu)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı sigortalı .... A.Ş.'nin Portekiz'deki ...firmasından ithalat yoluyla satın aldığı erkek ayakkabısı türü emtianın davacının düzenlediği ... sayılı ... Poliçesi ile sigorta korumasına alındığını, söz konusu emtianın Portekiz'den Türkiye'ye taşınması işini ise davalı şirketin üstlendiğini, davacının sigorta korumasına aldığı davalının da taşıma sorumluluğunu üstlendiği ürünlerin Portekiz'deki üretici firmadan sağlam ve noksansız bir şekille ... plakalı araca yüklendiğini, ancak davalının araç hamulesi ürünleri davacının sigortalısı konumundaki Türkiye'deki alıcısı .... AŞ'ne teslim edemediğini, ürünlerin nakliye sürecinde taşıma güzergâhındaki İspanya-Katalonya -Barselona şehrinde kamyondan çalındığını, sigortalının 17.05.2019 tarihli ihbar yazısında davalının taşıma sorumluluğunu üstlendiği, ... plakalı araçtaki 97 çift erkek ayakkabısının 16.05.2019 Perşembe gecesi aracın Barselona'da farklı bir yükleme adresinde beklerken gece vakti tamamının çalındığının davalı taşıyıcı tarafından bildirildiğini ve sigortalının hırsızlık olayına bağlı toplam zararın 4.850,00-Euro olduğunu beyan ettiğini, yapılan ihbar üzerine davacının 5684 sayılı hasar dosyasını açtığını ve sigortalının sunduğu bilgi ve belgeler kapsamında, davalının üstlendiği taşıma işinin tabi olduğu kurallara göre tazmininden sorumlu olduğu zarar nedeniyle 4.850,00-Euronun ödeme günündeki karşılığını 32.819,00 TL'sı olarak sigortalısına 28.05.2019'da ödediğini ve böylelikle de sigortalısının somut olaya bağlı zararını tazmin eden davacının halefiyet ve temlik esaslarına göre davalıya rücu hakkı doğduğunu, ödenen tazminatın 28.05.2019'dan itibaren işlemiş 2.226,75 TL'sı avans faiziyle birlikte rücuen tahsilini teminen davalıya keşide edilen ihbardan netice alınamaması ve aleyhine başlatılan icra takibinin de durdurulması üzerine davalı aleyhine işbu davanın açıldığını, davanın dayandığı icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile takibin aynı şartlarda devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle;Davacının, dava konusu taşıma işinin başladığı ve rizikonun da gerçekleştiği tarihten sonraki teklifi üzerine düzenlediği geçersiz bir poliçeye dayanarak sigortalısına ödediği tazminatı rücu konusu yapamayacağını, Emtia Nakliyat Sigortası Genel Şartlarının 4. Maddesine göre hırsızlık rizikosu poliçe teminatından hariç tutulduğundan davacının sigortalısına somut olay için hatır ödemesi yaptığını, bu yönüyle de davanın dayandığı takibe konu edilen ödemenin davalıdan talep edilemeyeceğini, davacının aktif husumet ehliyeti olmadığından davanın reddi gerektiğini, davacının sigortalısına hatır ödemesi yapmadan önce aldığı tazminat makbuzu temlikname başlıklı belgeye dayanarak sigortalısına ödediği tazminatı, alacağın temliki hükümlerine göre de müvekkilinden talep edemeyeceğini, bu belgenin davacıya davalıdan talep hakkı sağlamayacağını, kaldı ki dava konusu taşıma işinin tabi olduğu CMR Konvansiyonu'nun 30. Maddesinde öngörülen hak düşürücü sürelerde somut olay için taşıyıcıya yapılması gereken ihbarın da yapılmadığını, bu durumda davalıya somut olaya bağlı zarar için zaten rücu edilemeyeceğini, araç sürücüsünün güzergâh üzerindeki Katalonya Polis Merkezinde verdiği ifadede; Barselona'daki yükleme adresinde bekleme yaptığı 17.05.2019 saat 1 civarında araç içerisinde istirahate çekildiğini, saat 7'de uyandığında römorktaki 16 kolinin çalındığı ve araç tentesinin kesildiğini fark ettiğini beyan etmek suretiyle şikâyetini belirttiğini, sürücünün araç içerisinde gerekli önlemleri alıp, aracı terk etmeden istirahat ederken yükün çalınmasını önleyemeyeceğinden CMR md.17 hükmüne göre somut olayda taşıyıcıya tazminat bağlamında mesuliyet yüklenemeyeceğini, davanın reddine yönelik talepleri ...olmakla birlikte, her halükarda somut olayda davalının tazminat bağlamında sınırlı sorumluluğunun ve talep edilebilecek faizin davacının sigortalısına ödediği miktara ve talebe göre değil CMR Konvansiyonu'nun 23. ve 27. maddelerindeki düzenlemelere göre belirlenebileceğini, icra inkâr tazminatı talebinin ise hukuka aykırı olduğunu, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından ve davalının da zarar sorumlusu olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... uyuşmazlığın hırsızlık nedeniyle zayi olan emtia sebebiyle davalının sorumluluğunun olup olmadığı ve sorumlu ise sorumluluğunun sınırlı olup olmadığı noktasında toplandığı, taraflar arasında dava dışı sigortalı... Şirketinin dava dışı Portekiz ... firmasından ithalat yolu ile satın aldığı erkek ayakkabının Portekiz'den Türkiye'ye taşınması işini, davalı şirketin ... plakalı aracı ile üstlendiği anlaşılmış olup, belirtilen noktalarda taraflar arasında da bir uyuşmazlık söz konusu değildir. Yine dosyanın tetkikinde davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısı şirkete 27.05.2019 tarihinde 32.819,00-TL hasar ödemesinin yapıldığı, makbuzunun dosyaya sunulduğu ve sigortalıdan 24.05.2019 tarihli devir ve temlik beyanı aldığı sabit olup,davacı sigorta şirketi tarafından 02.02.2019-02.02.2020 vadeli ve ... Sayılı “Abonman Sigorta Sözleşmesine” bağlı olarak, davaya konu ... plakalı araç hamulesi erkek ayakkabısı türü emtianın nakliyat muhataralarına karşı 16.05.2019 tarihli teklif üzerine, %10 ilave bedel dâhil 36.101,95-TL sigorta bedeli üzerinden, geniş kapsamlı olarak “...” klozunun karayolu taşımacılığına uygulanabilir şartları çerçevesinde ve 01.01.1953 tarihinde yürürlüğe giren ve son düzenlemesi de 11.05.2002'de yapılan Nakliyat Sigortası Genel Şartları dâhilinde düzenlediği, taşıma işinin davalının sorumluluğu altında ve onun tarafından düzenlenen CMR eşliğinde icra edilmeye başladığı 15.05.2019 tarihi ve rizikonun gerçekleştiği 17.05.2019 tarihinde, davacı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçenin geçerli olduğu dönem içerisinde vuku bulduğu ve yine sigortalı ile arasında devir ve temlik bulunduğu anlaşılmakla davacının davada aktif husumeti bulunduğu anlaşılmıştır. Taşımaya konu emtianın yüke ve ambalajına çekince konmadan gönderenden 15.05.2019 tarihinde teslim alındığı, ... plakalı dorsede Portekiz`den Türkiye`ye taşınması gereken 16 koliye istiflenmiş brüt 158 kg ağırlığındaki erkek ayakkabısı türü emtianın sürücünün aynı güzergâhta taşınacak başka yükü teslim almak için bekleme yapıp, araç içerisinde istirahat halindeyken 17.05.2019 tarihinde çalındığı ve araç sürücüsünün polis merkezine verdiği ifadesinde ''17.05.2019 saat 01.00'de dinlenmeye çekildiğini, saat 07.00'de uyandığını ve römorktaki yükün çalındığını gördüğünü; ayrıca römorkun bezinin de kesildiğini, içeriden 16 koli ayakkabının tamamının alındığını ve şikâyetçi olduğunu” beyan etmiş olduğu, yine polis tutanaklarından aracın yol üzerinde park halinde iken ve araç sürücüsü içinde istirahat halinde iken hırsızlık hadisesinin meydana geldiği anlaşılmıştır. Hal böyle olmakla davaya konu hırsızlık olayının meydana gelmesinde, davalıdan yüke özen borcu kapsamında basiretli bir tacire yakışacak azami tavrı sergilemesi, öncelikle yükün güvenliğini sağlayacak tedbirleri alması, en basitinden aracın güvenlikli ve kamera sistemi olan otoparka park etmesi gerekmektedir. Taşıma konusu ürünlerin park halindeki araçtan çalındığı dosya kapsamına göre sabit olup,davalının şoförünün emtia yüklü aracını yol üzerinde park etmesinde CMR 29. maddesi hükmüne göre ağır kusurlu sayılacağından ve bu konvansiyonun taşıyıcının sorumluluğunu kaldıran, sınırlayan veya ispat yükünü diğer tarafa yükleyen hükümlerinden davalı taşıyıcı yararlanamayacaktır. Yine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin bir çok içtihadında belirtildiği üzere, bu tür hırsızlıklar nedeni ile oluşan zararın Türk Ticaret Kanunu'nun 886. maddesi kapsamında kaldığı, anılan madde hükmünde , zarara kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, bu kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağının belirtildiği göz önüne alındığında davalı taşıyıcı tüm zararlardan sorumlu olacaktır. Netice itibariyle taşıyıcının sorumluluktan kurtulma hallerini tespit eden anılan yasanın 876. ve devamı maddelerindeki hallerin hiç birinin mevcut olmaması karşısında açıklanan hukuki gerekçeler ve anılan madde hükümleri doğrultusunda davalı şirketin meydana gelen zararın tamamından sorumlu olduğu anlaşılmakla savunmalarına itibar edilmemiştir. Bilirkişi raporu ile de uğranılan hasar miktarı 32.819,00-TL olarak tespit edilmekle, denetime elverişli ve usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafından işlemiş faiz ve icra inkar talebinde bulunulmuş ise de ödeme sonrası davalıya 24.06.2019 tarihli rücu yazısının keşide edildiği ancak bunun tebliğine ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığı dolayısıyla davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir delil mevcut olmadığından ve CMR Konvansiyonu'nunda da ödeme anından itibaren faize hükmedileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmaması karşısında işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı , yine davacının davalıya rücu hakkının bulunup bulunmadığı, rücu hakkı varsa rücu edebileceği miktarın belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 12.10.2020 tarih, ███████ ..., █████████ Karar; 09.06.2020 tarih, █████████ ..., ████████ Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 20.05.2019 tarih, █████████ ..., █████████ Karar) Açıklanan gerekçeler ile davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile; takibin 32.819,00-TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinde belirtilen faiz oran ve cinsi uygulanmak suretiyle aynen devamına, fazlaya ilişkin işlemiş faiz isteminin reddine, yasal koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 32.819,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinde belirtilen faiz oran ve cinsi uygulanmak suretiyle aynen devamına, davacının fazlaya ilişkin işlemiş faiz isteminin reddine, davacının yasal koşulları oluşmayan icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, her iki tarafı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemenin gerekçeli kararında, davacı tarafça işlemiş faiz ve icra inkar talebine ilişkin istemlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, takip öncesi işlemiş faiz bakımından ret kararının yanılgıya dayalı olduğunu, gerekçede rücuya dayalı yazının tebliğine rağmen tebliğe dair bilgi ve belge bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddedildiğini, davalının temerrüte düşürülmesi için ayrıca bir merasime gerek olmadığını, çünkü taşımaya konu emtiaların tamamının davalı tarafça çaldırıldığını, tesliminin hiç gerçekleşmediğini, davalının uluslararası taşımacılık işiyle iştigal eden profesyonel bir şirket olduğunu, çalınan emtialarla ilgili ödeme yapması gerekirken hiç ödeme yapmadığı gibi ödeme davetlerine cevap vermeyerek iyi niyetten yoksun davranış gösterdiğini, icra inkar tazminatının bütün koşullarının somut olayda mevcut olduğunu, borcun likit ve belirli muayyen olmasının yeterli olduğunu, CMR belgesi ve eklerinde emtiaların ithalat fatura bedelinin 4.850,00 EURO olarak kayıtlı olduğunu, CMR 23.maddesi kapsamında sorumluluğun kabulü durumunda yükün kaybından dolayı 1.316,14 SDR karşılığını ödemesi gerekirken davalının hiç ödeme yapmadığı gibi sözlü ödeme davetlerini cevapsız bıraktığını iddia ederek, kararın takip öncesi işlemiş faiz ve icra inkâr tazminatın reddi yönünden kaldırılmasını ve davanın kabulüne dair yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava konusu ihtilafta CMR 29.madde hükmünün şartları oluşmadığından kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, CMR 29.madde hükmünde; kast ve kasta eşdeğer kusurun taşıyıcının sınırlı sorumluluğunu kaldıracağının ifade edildiğini, davaya konu olayda araç sürücüsünün yol kenarında park etmesi ve aracı terk etmeyerek istirahata çekilmesinin belki bir ihmal olarak değerlendirilebilecek olmakla birlikte sürücünün zarar kastı ile hareket ettiği ya da sürücünün kastı olmasa dahi sonucu öngördüğü ve bunu engellemediği gibi delilin mevcut olmadığını,CMR 23.madde hükmüne istinaden sınırlı sorumluluğu aşan talepleri kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 3095 sayılı Kanun 2/2.maddesine göre kabul edilen faiz oranının hukuka aykırı olduğunu, CMR 27.madde kapsamında %5 faiz oranında faize karar verilmesi gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ... poliçesi kapsamında ödenen hasar bedelinin, davalı taşıyandan rücuen tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı ile dava dışı sigortalı .... AŞ şirketi arasında sigorta poliçesinin varlığı, sigorta konusu emtianın davalı şirket tarafından taşımasının gerçekleştirildiği ve emtianın çalındığı ,sigortalıya teslim edilmediği hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, takip öncesi işlemiş faiz alacağına dair talep şartlarının oluşup oluşmadığı ayrıca uyuşmazlık konusu alacağın likit ve bilinebilir olup olmadığı ile davalı taşıyıcının kusurunun ve kusur miktarının sınırlı sorumluluk kapsamında kalıp kalmadığı ve CMR 27.maddesi gereğince somut olayda %5 oranında faizin uygulanmasının gerekip gerekmediğine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı şirket arasında ...poliçesinin düzenlendiği, sözleşmenin başlangıç tarihinin 02.02.2019 olarak poliçede belirtildiği, sigorta konusunun erkek ayakkabısı olduğu, emtia bedelinin 32.819,95 TL , taşıma aracının kamyon, sefer başlangıç yerinin Portekiz, sefer bitiş yerinin İstanbul/ Türkiye olduğu, söz konusu emtianın Portekiz'deki üretici firmadan teslim alınarak Beynelminel Hamule Senedi ile davalı taşıyıcının aracına yüklendiği, alıcı ithalatçı olan dava dışı sigortalının Türkiye/İstanbul'daki adresine teslim edilmek üzere aracın Portekiz'den yola çıktığı, söz konusu emtianın İspanya'da çalındığı ve sigortalıya teslim edilemediği, hasar dosyası neticesinde 32.819,00 TL sigorta tazminatının 28.05.2019 tarihinde sigortalıya ödendiği, ödeme sonucunda 24.05.2019 tarihli makbuz ve ayrıca temliknamenin düzenlenmiş olduğu, davalı şirketten ödenen bedelin tahsili için 24.06.2019 tarihli iadeli taahhütlü mektubun davacı şirket tarafından hazırlandığı ancak söz konusu mektubun davalıya ulaşmış olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosya içerisinde olmadığı, davacının bu kez 02.10.2019 tarihinde dava dışı sigortalıya ödenen 32.819,00 TL asıl alacak ile 2.226,75 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 35.045,75 TL alacağın tahsili amacı ile davalı hakkında İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... ... sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlu şirketin takip ve borç ile birlikte ferilerine itiraz ettiği, davacının ise İİK 67.maddesi kapsamında iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 07.03.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davada; yüke ve ambalajına çekince konmadan gönderenden 15.05.2019'da teslim alınan ve davalının düzenlediği CMR'ye kayden ... plakalı çekiciye takılı ... plakalı dorsede Portekiz'den Türkiye'ye taşınması gereken 16 koliye istiflenmiş brüt 158 kg. ağırlığındaki erkek ayakkabısı türü gümrüklü malın sürücünün aynı güzergâhta taşınacak başka yükü teslim almak için bekleme yapıp, araç içerisinde istirahat halindeyken vuku bulan hırsızlık hadisesi neticesinde kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce çalındığından, araç sürücüsünün durumu fark ettikten sonra “17.05.2019-S:11,07'de” Katalonya Polis Merkezine verdiği ifadesinde; “17.05.2019 saat 01'de dinlenmeye çekildiğini, saat 07'de uyandığını ve römorktaki yükün çalındığını gördüğünü; ayrıca römorkun bezinin de kesildiğini, içeriden 16 koli ayakkabının alındığını (yani davacının sigortalısına teslim edimesi gereken yükün tamamının çalınmış olduğunu) ve şikâyetçi olduğunu” beyan etmiş olması noktasından hareketle, somut olayın “gasp” olaylarında olduğu gibi “taşımacının önlemesine olanak bulunmayan” mücbir sebep sayılabileceğini ya da taşıyıcının bekleme yaptığı ve alarm tesisatı olan araç içerisinde istirahata çekildiği mahallin, “güvenlik görevlilerince kontrol altında tutulan ve giriş çıkışları kamerayla izlenebilen bir TIR parkı” olduğunu; dosyaya intikal eden bilgi ve belgelere göre davalının sorumluluğu mucip zararın CMR md.17'nin 2 ve/veya 4. fıkralarında yer alan hallerden birinden doğduğunu veya davalının zaten malumu olan somut olayın CMR Md.30'da yer alan düzenlemelere göre ona ayrıca yazılı olarak da ihbar edilmesi gerektiğini, dolayısıyla da davalı taşıyıcının somut olayda “dava dışı alıcı .... AŞ veya onun sigortacısı konumundaki davacı karşısında kendisini sorumluluktan kurtarabilecek beyyinelerin herhangi birinden istifade edebileceğini” söyleyebilmenin mümkün görünmediği, taşıyıcının somut olayda olduğu gibi tazminat bağlamında kendisini sorumluluktan kurtarabilecek beyyinelerden istifade edemeyeceği ve nakliye süreci nihayete ermeden vuku bulan hırsızlık hadisesine bağlı zarardan/hasardan alıcıya ya da göndericiye karşı (dolayısıyla onlardan birinin zararını telafi eden sigortacıya karşı da) sorumlu tutulabileceği durumlarda (eğer ki taşıyıcı ; “Hasar, taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurundan ileri gelmiş ise taşımacı, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahut da kanıt yükünü karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden yararlanamaz” şeklinde düzenlenen CMR Md.29/1'e göre mesuliyetine sınırlama getiren hakkını kaybetmemiş ise) CMR Konvansiyonunun 23/1. maddesi; taşıyıcıyı yükün kısmen veya tamamen kaybından dolayı “yükün taşınmak üzere kabul edildiği yer ve zamandaki kıymetine” göre tazminat ödemekle sorumlu tutmuş ve aynı maddenin 3. fıkrasında (taşıyıcının ağır kusurlu olmadığı durumlarda) tazminat miktarının eksik brüt ağırlığın kilogramı başına 8.33 hesap birimini (SDR'yi) aşamayacağı, 23/7- 2. maddesi uyarınca da üst sınırın belirlenmesinde kullanılacak olan SDR kurunun, taraflar aksini sözleşme ile kararlaştırmamış ise Mahkemenin karar verdiği tarihteki SDR kuru olması icap ettiğinin hükme bağlandığı, bu madde nazarından somut olayda davalı taşıyıcının taşıma sorumluluğunu üstlendiği brüt 158 kg. ağırlığındaki parsiyel yükün kaybından dolayı tazminat bağlamında (CMR md.29/1 hükmü kapsamında “ağır kusurlu olmadığın” kabulü halinde, CMR md.23(3'e göre) sorumlu tutulabileceği miktar (158 kg x 8,33 SDR-) 1.316,14 SDR ve 1.316,14 SDR'nin karşılığı da “sadece fikir vermesi amacıyla” işbu raporun düzenlendiği tarihte geçerli “TCMB Bülten No: ...'deki” 1 SDR-19,6756 TL. olan SDR/TL kuruyla (1.316,14 SDR x 19,6756 SDR /TL-) 25.895,84 TL. sı olarak hesaplandığı, bu bağlamda davacı sigortacının derdest davada tartışılan hasar için sigortalısına tazminat ödedikten sonra davalı taşıyıcıya keşide ettiği 24.06.2019 tarihli “rücu yazısının” davalıya tebliğ edildiğinin belgelenmesi halinde davacının TL üzerinden takip konusu yaptığı alacağına; (CMR Md.27'de “döviz üzerinden” taşıyıcıya yöneltilen talepler için öngörülen 965 oranında maktu faiz yerine, TL. üzerinden derdest davaya konu edilen rücuen tazminat alacağı için) 3095 SK. Md.2/2'ye göre “avans faizi” oranında ticari faiz de istenebileceğinin değerlendirildiği, davalı taşıyıcının somut olayda (CMR md.29 nazarında) ağır kusurlu olduğuna ve tazminat bağlamında mesuliyetine sınırlama getiren haklardan yararlanamayacağına hükmedilmesi halinde, “davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına ödediği hasar bedelinin tamamını”, derdest davanın dayandığı icra takibine konu ettiği asıl alacak miktarı üzerinden 32.819, TL olarak “davalı taşıyıcıdan rücuen” talep edebileceği, davalı taşıyıcının dava konusu olayda ağır kusurlu sayılmasının yerinde olmayacağının ve mesuliyetine sınırlama getiren haklarını kaybetmediğinin kabulü halinde ise “davalı taşıyıcının dava konusu brüt 158 kg. ağırlığındaki parsiyel yükün kaybından dolayı” (CMR md.23'de yer alan düzenlemelere göre) tazminat bağlamında sorumlu tutulabileceği miktarın, karşılığı karar tarihinde geçerli SOR/TL kuruyla belirlenmek üzere “1.316,14 SDR” ile sınırlı kalacağı ve davacının sigortalısına tazmin ettiği bedelden bağımsız olarak davalı taşıyıcıdan bu miktarı rücuen talep edebileceği, aşan miktarı (dava dışı sigortalısı davalı taşıyıcıdan talep edemeyeceğinden, sigortalısının halefi veya temlik alacaklısı olarak davacı sigortacının da) rücu konusu yapamayacağı, itirazın iptali istemi ile ikame edilmiş olan işbu davanın kabul edilmesi durumunda, davacının hükmolunacak alacağına; davacı sigortacının derdest davada tartışılan hasar için sigortalısına tazminat ödedikten sonra davalı taşıyıcıya keşide ettiği 24.06.2019 tarihli “rücu yazısının” davalıya tebliğ edildiğinin belgelenmesi halinde, miktarı infaz aşamasında belirlenmek üzere 24.06.2019 tarihinden (rücu yazısının tebliğ şerhinin ibraz edilememesi halinde ise takip tarihinden) itibaren (döviz üzerinden taşıyıcıya yöneltilen tazminat talepleri için CMR Md.27'de öngörülen %5 oranında maktu faiz verine) 3095 SK. Md.2/2' ve göre avans faizi de işletilebileceği belirtilmiştir.Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; bilirkişilerin takip öncesindeki işlemiş faize dair yorumlarının yanılgıya dayalı olduğunu belirterek ,davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu itirazında; davaya konu olayın araç sürücüsünün gece vakti araç içinde istirahata çekildiği ve uyuduğu sırada aracın brandasının kesilerek mal çalınmasına yönelik müvekkili taşıyıcının CMR 17.maddedeki sorumsuzluk beyyinelerinden faydalanamayacağının belirtildiğini, esasen araç sürücüsünün yükleme esnasında park halinde ve kendisinin aracı terk etmeyerek içinde gece vakti zorunlu olarak istirahatta olduğunu, uyuduğu sırada meydana gelen olayı önleme imkanı bulunmadığının gözetilerek davanın reddine karar verilmesini, sorumluluk atfı halinde ise CMR 23/3 hükmü gereğince taşıyıcının azami sorumluluğunu aşan taleplerini reddedilmesini istemiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu ve davalı sürücüsünün pervasızca davranışta bulunduğunun kabulü ile ağır kusurlu sayılacağı belirtilerek davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Dava konusu emtiaların Portekiz'den ve İstanbul / Türkiye'ye taşındığı, bu nedenle somut olayda Karayoluyla Eşya Taşınmasına İlişkin Uluslararası (CMR) Sözleşmenin hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. CMR Konvansiyonu'nun 17/1. maddesine göre taşıyan, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. 17/2.madde ise, "Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz." şeklindedir. Bu durumda kural olarak, taşıyan kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat edemedikçe eşyaya gelen hasarı tazmin borcu altındadır. Bir başka deyişle, taşıyanın kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Sorumluluktan kurtulabilmesi için kusurlu olmadığını ispat etmesi zorunludur. Somut olayda, dava dışı araç sürücüsünün vermiş olduğu ifadelerden, aracı yol kenarına park ettiği ve istirahat halinde iken hırsızlık olayının meydana geldiği anlaşılmıştır. Araç sürücüsü tarafından araç herhangi bir tır parkına veya güvenli bir alana park edilmemiştir. Aksi ispat edilememiştir.CMR'nin 29. maddesinde ise "Hasar taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurdan ileri gelmiş ise, taşımacı, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahutta kanıt yükünün karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden faydalanamaz" denilmek suretiyle taşımacının sınırsız sorumluluk hâlleri sayılmıştır. Somut olayda, davalı tarafın sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı kanaatine varılarak verilen hükümde, olayın oluş şekli nedeni ile herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.CMR Konvansiyonunun 27.maddesinde, hak sahibinin ödenen tazminat için faiz isteyebileceği, yılda %5 üzerinden hesap edileceği bu faizin ödeme isteğinin yazılı olarak taşımacıya gönderildiği tarihten başlayacağı, böyle bir istekte bulunulmamış ise tahakkukun dava açıldığı tarihten itibaren yapılacağı ifade edilmiştir. Somut olayda, davacı tarafça her ne kadar takip öncesinde davalı şirkete iadeli taahhütlü belge düzenlenerek rücu talebinde bulunulmuş ise de söz konusu belgenin davalı tarafa tebliğine dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge mevcut değildir. Bu durumda CMR 27.maddesi kapsamında davacı tarafın icra takip öncesindeki işlemiş faiz talebi yerinde olmayacağından davacı vekilinin buna dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, her ne kadar hırsızlık sonucu zayi olan emtia bedeli belirli ise de CMR Konvansiyonu kapsamında yapılacak hesaplama ile zarar miktarı tespit edileceğinden ayrıca zarar haksız fiil sonucu meydana geldiğinden İİK 67.madde kapsamında alacağın likit ve bilinir nitelikte olduğunun kabulü mümkün olmayacağından icra inkar tazminat talebinin ret kararında da bir herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Diğer taraftan, dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedeli Türk Lirası cinsindendir. CMR 27.madde kapsamında döviz üzerinden taşıyıcıya yöneltilen talepler için öngörülen %5 oranındaki faiz işletilmesi mümkün olmayacağından davalı vekilinin aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı ve davalı vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.681,22 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 14.05.2026KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.