İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, kurye hizmetleri kaynaklı cari hesap alacağı için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasının gerekçesi.
Özet: Bu dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir; davacı, müvekkiline kurye hizmeti karşılığında oluşan 111.461,78 TL bakiye alacağı için davalının itirazının iptalini ve icra inkar tazminatı ödenmesini talep etmiş, davalı ise hizmetin ifa edilmediğini ve alacağın ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Yapılan incelemelerde, mali müşavir bilirkişi raporuyla davacının ticari defterlerine göre 111.462,78 TL alacaklı olduğu, davalının defterlerine göre ise 99.462,70 TL alacak bulunduğu ve belgesiz 12.000 TLlik bir ödemenin mahkeme takdirinde olduğu belirtilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:████████ Esas
KARAR NO :████████
DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:█████/2025
KARAR TARİHİ:█████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Sözleşme konusunun, firma tarafından müşteriye teslim edilmek üzere üretimi ve paketlenmesi hazır ürünlerin müvekkiline bildirilen müşteri adresine tesliminin sağlanmak üzere hizmet bedelinin müvekkile ödenmesi olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme gereğince müvekkilince davalıya kurye hizmeti gerildiğini ancak cari hesap ilişkisine göre müvekkilinin 111.461,78-TL bakiye alacağının bulunduğunu, bu nedenle davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını ancak davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu iddia ederek; davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Tek taraflı düzenlenen faturaların müvekkilinin alacaklı olduğunun ispatına yeterli olmadığını, davacının iddia ettiği hizmetin ifası müvekkiline karşı gerçekleşmediğini, davacının hizmetin fiilen yetine getirildiğine dair somut delil sunmadığını iddia ederek; davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
.... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Sayılı İcra Dosyasının İncelemesinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine 108.372,78-TL asıl alacak ve 3.089,00-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 111.461,78TL borcun ödenmesi amacıyla █████/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin █████/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun █████/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
Davalı adresinin ...'da bulunduğunun ve davacının defterlerini elektronik ortamda dosyaya sunduğunun anlaşıldığı, bu nedenle Mahkememizin █████/2026 tarihli ara kararı ile tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi amacıyla ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmasına karar verildiği, talimatın ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/... talimat sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
Mali Müşavir Bilirkişinin █████/2026 Tarihli Raporunda Özetle; "Davacı şirketin incelenen 2024 ve 2025 yılları incelenen ticari defterlerinin, Türk Ticaret Kanunu'nun 64., 65. ve 82. maddesi hükümleri ile HMK’nın 222. maddesi hükümlerini karşılamakta olduğu, adı geçen defterlere yapılan kayıtların, Türk Ticaret Kanunu' nun (TTK) Defter Tutma ve Envanter başlıklı 64. Maddesinin 5. fıkrasında, “Bu Kanuna tabi gerçek ve tüzel kişiler, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili hükümleri ile aynı Kanunun 175 inci ve mükerrer 257 nci maddelerinde yer alan yetkiye istinaden yapılan düzenlemelere uymak zorundadır.” hükmüne uygun olarak, Vergi Usul Kanunu'nun T.C. Maliye Bakanlığına vermiş olduğu yetki uyarınca yayımlanmış olan "Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ve Tek Düzen Hesap Planı" öngörüleri çerçevesinde yerine getirilmiş olduğu, davacı tarafından sunulmuş olan ve dava dosyası kapsamında bulunan cari hesap özetine göre davacının 111.462,78-TL alacaklı olduğu, davalının incelenen ticari defter kayıtlarına göre ve ayrıntısı yukarıda verilmiş olduğu üzere, davacının 99.462,70-TL alacaklı olduğu, ancak belgesi ibraz edememiş olan 05.05.2025 tarihinde yapılmış ve Yevmiye Defter kayıtlarında yer alan 12.000.00-TL ödemenin kabulünün mahkemeniz takdirinde olduğu, bu tutar eklendiğinde (99.462,70+12.000=) davacının 111.462,70-TL alacaklı olacağını" görüş ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLER:
-.... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... sayılı icra dosyası,
-Davacı vekili tarafından sunulan; 3.089,00-TL, 54.684,00-TL, 7.686,00-TL, 50.904,00-TL, 36.792,00-TL, 68.964,00-TL (2 adet), ....264,00-TL, 44.100,00-TL, 41.664,00-TL, 18.984,00-TL bedelli fatura suretleri, █████/2024 tarihli ... ... Lojistik Hizmet Sözleşmesi sureti, kuryeler vasıtasıyla gerçekleşen hizmet edinimlerine ilişkin evraklar,
-Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davacıya ait BA/BS formlarını içerir müzekkere cevabı,
-Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davalıya ait BA/BS formlarını içerir müzekkere cevabı,
-Tarafların beyan ve dilekçeleri,
-Bilirkişi raporu,
-Arabuluculuk son tutanağı,
-Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, cari hesaptan doğan alacak için başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında taşıma işine ilişkin sözleşme bağıtlandığı, davacının taşıyan davalının taşıtan sıfatında olduğu ticari ilişki kapsamında davacı, fatura bedellerinin ödenmemesinden bahisle itirazın iptalini talep ederken, davalı faturanın tek başına borç doğurmayacağını, hizmetin yerine getirildiğinin ispatı gerektiğini, fatura ile ... sayısının uyuşmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. Md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. Maddesi ile mahkemenin ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceğine karar verilmiştir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır.
Ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Cari hesap TTK 89 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Cari hesap sözleşmesinin yazılılık şartı, geçerlilik şartı olarak düzenlenmiştir. Taraflar arasında yazılı geçerlilik şartını taşıyan sözleşme hükmü bulunuyor ise de bir tarafın sürekli taşıma hizmeti verip diğer tarafın karşılığını ödemeyi taahhüt ettiği ticari ilişkide, tarafların alacaklarından karşılıklı olarak vazgeçme esasına, diğer deyişle teknik olarak cari hesap sözleşmesine uygun bir ilişki bulunmamaktadır. Nitekim cari hesapta alacağın muacceliyeti sözleşmenin sona ermesine bağlıdır. Dönem veya devre belirlemesi alacağın yenilenmesi ve teyidine yöneliktir. Netice olarak sözleşmeyi alacaklı olarak miktar itibariyle önde bitiren tarafın alacağı, sözleşmenin sona ermesiyle muaccel olacaktır. Taraflar arasındaki sözleşme içerisinde ise ödeme dönemleri bulunmaktadır. Faturaların da aylık kesilip 7 günlük sürelerle ödenmesi gerektiği kararlaştırılmıştır. Dolayısıyla taraflar arasında TTK 89 maddesinden ziyade açık cari hesap ilişkisi bulunmaktadır. Tarafların nitelendirmesi hakimi bağlamayacağından Türk Hukuku resen uygulanacaktır.
Açık cari hesap ilişkisi yönünden tarafların ticari defterleri karşılıklı olarak incelenmiş, 2024 yılı sonu itibariyle 40.134,28 TL itibariyle davacının alacaklı olduğu noktasında defterlerin mutabık olduğu, uyuştuğu görülmüştür. Bu tarihten sonraya ilişkin faturalar dosyaya sunulmuş, faturaların karşılıklı olarak uyumlu, ödeme miktarlarının ise sadece 12.000,00 TL yönünden uyuşmadığı, bu yönden de ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, ancak davalının kendi defterlerinde ödemenin dayanağı olacak belge bulunmadığı, defterler mali bilirkişi tarafından yerinde incelenmesine rağmen bu yöndeki kayıtların sunulmadığı anlaşılmıştır. Ticari defterlerin şeffaf, dayanaklı ve üçüncü kişiler tarafından izlenebilir olması, işletme gidişatının, alacak borca dair mali durumunun dayanak belgeleriyle birlikte açıkça görülmesi gerekirken davalı yanın bu ödeme kaydı dayanaksızdır. Faturaların kabulü ve kaydı itibariyle defter kayıtlarında bir uyuşmazlık bulunmadığına göre 12.000,00 TL'lik dayanaksız ödeme miktarını da ekleyince tarafların alacak ve borç durumlarına dair defter kayıtlarının davacı lehine 111.462,78-TL alacak itibariyle uyuştuğu, davacının da bu miktarı gözetecek ve aşmayacak şekilde 108.372,78 TL asıl alacak talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Vade farkının hukuki niteliği tartışmalı olup asıl alacak, cezai şart, temerrüt faizi veya ana para faizi olduğuna dair görüşler uygulama ve doktrinde ileri sürülmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmede, ödemenin tam ve zamanında yapılmaması ihtimali için aylık %3 vade farkı, ödemedeki gecikmenin karşılığı ve asıl alacağın ferisi olacak şekilde, asıl alacağa ilave bir bedel olmayacak şekilde, temerrüt faizi niteliğinde belirlenmiş, nitekim takipte de bu oranda işleyecek faiz talep edilmiştir.
Sözleşme 5.1.4. maddesi ile vade farkı adı altında 7 günlük ödeme süresi ve temerrüt durumu belirlenmiştir. 1-31 mart arası ilişkide faturanın █████/2025 tarihinde düzenlendiği, 7 gün süre eklendiğinde 50.904 TL için aylık %3 ve █████/2025 temerrüt -█████/2025 takip tarihine kadar 2.494,29 TL işlemiş faiz hesabı yapılması gerektiği,
Aynı hesap 01-31 ocak 2025 dönemi için düzenlenen 68.964,00 TL'lik fatura için yapıldığında █████/2025 temerrüt █████/2025 takip tarihi arasındaki 101 gün için 6.965,36 TL vade farkı/işlemiş faiz hesabı yapılması gerektiği, bu faturanın dahi tek başına takipteki vade farkı/işlemiş faiz tutarını aştığı, dolayısıyla takipteki asıl alacak, işlemiş faiz ve işleyecek sözleşmesel faiz oranının yerinde olduğu, davalı itirazının haksız olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne ve takipteki asıl alacak ile işlemiş faize ilişkin itirazın iptali karar vermek gerekmiştir.
İcra İnkar Tazminatı Yönünden; Dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takipten sonra asıl alacağa aylık %3 temerrüt faizi uygulanmasına, takibin ödeme emrindeki kayıt ve şartlarla takibin aynen devamına,
2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 22.292,35 -TL'nın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine
3-Alınması gereken 7.613,95-TL karar ve ilam harcından 1.346,18-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 6.267,77-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvuru harcı ve 1.346,18-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.961,58-TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan toplam 9.500,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı █████/2026
Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!