İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 2.000.000,73 TLlik altın faturasına dayalı menfi tespit davası istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, davalının 2.000.000,73 TL değerindeki 24 ayar altın faturasına dayalı başlattığı icra takibine konu borcun mevcut olmadığını, altınların teslim edilmediğini ve faturanın tek başına borcu ispatlamadığını ileri sürerek menfi tespit davası açtığını belirtir. Davacı, icra takibinin durdurulması ve borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunurken, davalı ise faturanın gerçek bir ticari ilişki ve altın teslimatına dayandığını, davacının faturaya yasal sürede itiraz etmemesi ve vergi bildirimlerinde bu faturayı kullanması nedeniyle borcu kabul ettiğini iddia ederek davanın reddini savunmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2026NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, müvekkili hakkında █████/2023 tarihli faturanın dayanak edildiği ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi yaptığını, yapılan takibin açıkça usule aykırı olduğunu, davalı tarafından başlatılan söz konusu icra takibine konu alacakların kesinlikle hiç bir hukuki dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin böyle bir borcunun bulunmadığını, mezkur faturanın konusunun 2.000.000,73 TL değerindeki 24 ayar altın olduğunu, ancak taraflar arasında böyle bir alışveriş olmadığını, söz konusu altının hiçbir zaman müvekkiline teslim edilmediğini, davalı tarafın yalnızca kendisinin düzenlediği faturaya dayanarak alacağını ispat edemeyeceğini, bilindiği üzere faturanın tek başına delil niteliğinde olmadığını, dileyen herkes tarafından her zaman düzenlenebilen adi nitelikte bir belge olduğunu, davalının herhangi bir sözleşme ve mal alım satımı yapıldığına dair bir yazılı belge davaya sunamayacağını, çünkü müvekkilinin böyle bir alışveriş yapmadığını, ticari işlerinde her şeyi usulüne uygun olarak yaptığını, davalının faturaya dayanarak alacaklı olduğunu iddia ediyorsa bunu somut ve inandırıcı ıslak imzalı yazılı delillerle ispat etmesi ve aynı zamanda faturaya konu malların tesliminin kanıtlamasının gerektiğini, faturanın sadece davalı satıcının defterinde kayıtlı olmasının malın teslimine karine teşkil etmeyeceğini, somut olayda benzer mahiyette olduğundan tek taraflı düzenlenen faturayla alacağın varlığının ispatının mümkün olmayacağını, borcu kabul etmediklerini, bununla beraber icra takibine konu işlemiş faize de itiraz ettiklerini, taraflarınca söz konusu hususa ilişkin olarak davalı taraf ...ile arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak taraflar arasında anlaşma olmadığını, öncelikle müvekkilinin üzerinde doğuracağı telafisi güç zararların önlenebilmesi amacıyla, yargılama sonuna kadar icra dosyasındaki işlemlerin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, işbu davanın kabulüne karar verilerek, müvekkilinin ....İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından davalıyı borçlu olmadığının tespitini, davalının kötü niyetli olması sebebiyle %20′den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı arasında gerçekleşen ticari ilişki nedeniyle 13.12.2023 tarih ve ...Nolu 2.000.000,73-TL bedelli faturanın düzenlendiğini, davacının işbu borcunu ödeyeceğinden bahisle uzun süre müvekkilini oyaladığını ve sonrasında bu borcunu ödememesi üzerine davacı/borçlu hakkında ....İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından 05.09.2024 tarihinde icra takibine geçildiğini ve takibin kesinleştiğini, ....İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından davacı borçlu ...'ın adresinde hacze gidildiğini ve mahalde yapılan araştırmada hacze kabil mal bulunmadığı tespit edildiğini ve haciz işlemi yapılmadığını, davacı/borçlu hakkında yapılan haciz işlemlerinde borçlu adına gayrimenkul tespit edilmemesi üzerine, borçlunun yapılan TAKPAS sorgusunda, adına kayıtlı 3 ayrı taşınmazı takip konusu alacağın doğumundan sonra kardeşi davacı ...'a devir edildiğinin tespit edilmesi üzerine Bakırköy 8.AHM'nin ████████ Esas Sayılı dosyasından İİK md 277 vd. gereğince tasarrufun iptali davası açıldığını, tüm bu cebri icra ve davalardan sonra davacı tarafın, ....İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu fatura borcunun gerçekte mevcut olmadığını iddia ederek menfi tespit davasını açtığını, ancak bu iddialar gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında gerçek bir altın satışına dayalı ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davacıya, müvekkili tarafından 2.000.000,73-TL bedelli 24 ayar altın satışı yapıldığını ve bu altınların fiilen teslim edildiğini, davacı söz konusu faturaya ilişkin borcu bilerek ve isteyerek kabul ettiğini, takibe konu alacağın dayandığı fatura tarihi █████/2023 olduğunu ve icra takibinden önce olduğunu, buna göre söz konusu fatura ile BA Formu düzenleyen davalının 8 günlük faturaya itiraz süresi içinde faturaya itiraz etmediğini, itirazının olduğu yönünde bir delilinde bulunmadığını, davacının vergi dairesine böyle bir bildirim yapmasının, faturanın içeriğinin benimsendiği ve faturada yazılı malların alındığını gösterdiğini, faturanın yalnızca tek taraflı düzenlendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, vergi kayıtları, KDV beyannameleri ve mali belgeler, söz konusu işlemin davacı tarafından da fiilen yapıldığını kanıtladığını, teslimatın ticari teamüller çerçevesinde yapıldığını, tanık dinletilmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, tüm bu sebeplerle, davacının açmış olduğu haksız ve dayanaksız menfi tespit davasının reddini, davacının kötü niyeti nedeniyle, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72/3. maddesi uyarınca %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Mahkememizce toplanan deliller ve belgeler ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mahkemece resen SMMM bilirkişisi seçilmiştir. Dosyaya sunulan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı şirketin 2023 yılında BA formu ile davalı şirketten yapılan fatura alışların iki adet fatura ile KDV hariç 2.021.500,73-TL toplam alışlarının bulunduğu, davalı şirketin 2023 yılında BS formu ile davacı şirkete iki adet fatura ile KDV hariç 2.021.500,73-TL toplam satışlarının olduğunun tespit edildiği, BA-BS beyanları olduğu davacı tarafından ticari defterlere kayıt yapılmama şeklindeki usulsüz yöntem ile ticari ilişkinin gizlendiğini, davalı şirketin borç alacak kaydına esas alınan tutarlarla davalının alacaklı olduğu 2.000.000,73-TL tutarın birbirini doğruladığını, davacının ticari defter kayıtlarında davacı işletmenin 120-Alıcılar Hesabının 120.01.A12-... hesap konunda/ adında kayıt altına alındığı, davacının davalıya icra takip tarihi █████/2024 itibariyle icra takibine konu edilen asıl alacak 2.000.000,73-TL borçlu olduğu, fatura tarihinden itibaren TTK 1530.maddesi gereği işlemiş faiz hesaplanabileceği görüş ve kanaatini bildirmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında; davacı ile davalı arasında altın ticaretine dayalı ticari ilişki bulunduğu, incelenen taraf defterleri ve celp edilen vergi kayıtları uyarınca satıcı davalı tarafından davacıya hitaben 2023 yılında düzenlenmiş olan 21.500,00-TL ve 2.000.000,73-TL tutarındaki iki adet faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu ve BA-BS formları ile vergi dairesine bildirilmiş olduğu, buna göre fatura içeriği malın (altınların) davacıya teslim edildiğinin kabulünün gerektiği, davacının 21.500,00-TL tutarlı faturaya yönelik olarak aynı tarihte kredi kartı ile ödemede bulunduğu, davacının başkaca bir ödemesinin bulunmadığı anlaşıldığından davacının icra takibine konu faturalar kapsamında 2.000.000,73-TL ana para borcunun bulunduğu anlaşıldığından davacının takipteki asıl alacağa yönelik menfi tespit istemi yerinde görülmemiştir. Ancak takipten önce temerrüt oluşmadığından davacının işlemiş faize yönelik menfi tespit istemi yerinde görülerek bu kapsamda davanın kısmen kabulüne, ..." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu, teknik sınırları aşarak hukuki niteleme yapmış ve "kayıt olmamasını" hatalı bir şekilde "gizleme" olarak yorumlandığını, bu durumun HMK m. 279'a aykırı olduğunu, ispat yükünün ters çevrildiğini, malın tesliminin ispatlanamadığını, BA formlarının tek başına teslimin ve borcun ispatı olamayacağını, "bekletici mesele" yapılması gereken vergi incelemesinin göz ardı edildiğini, faiz yönünden verilen kararın yerinde olduğunu, davalı yanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iddialarına dayalı Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ E., ████████ K. sayılı kararının, aleyhine olan (Asıl alacağın reddine ilişkin) kısımlarının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, dosyanın, teslim olgusunun ispatlanamadığı ve ticari defterlerde kayıt bulunmadığı gözetilerek yeniden incelenmek üzere mahkemesine gönderilmesine veya davanın kabulüne (Borçlu Olmadığımızın Tespitine) karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, takibe konu faturaya konu altınların teslim edilip edilmediği, BA bildiriminin teslim yönünden delil niteliği bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davalı tarafından davacıya █████/2023 tarih ve 2.000.000,73 TL bedelli 24 ayar gr altın açıklaması ile fatura düzenlenmiştir.Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "fatura" sebebine dayalı olarak 2.000.000,73 TL asıl alacağın 710.534,50 TL işlemiş faizi ile birlikte tahsili istemiyle █████/2024 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır.Davacı tarafça, taraflar arasında ticaret olmadığı ve kendisine altın teslim edilmediği iddiasıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Davalının incelenen ticari defterlerine göre █████/2023 tarihli ve 21.500,00 TL ile █████/2023 tarih ve 2.000.000,73 TL faturalar olmak üzere toplam 2.021.500,73 TL tutarında davacının borçlandırıldığı, davacının 21.500,00 TL bedelli faturayı kredi kartı ödediği; Davacının ticari defterlerinde ise taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair kayıt bulunmadığı tespit edilmiştir. Buna karşın davacı, davalının bahsi geçen faturalarını B/A bildirimleri ile vergi dairesine bildirmiştir. Davacının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi faturaya konu malların davacıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacak olup daha sonra düzeltme beyannamesi verilmesi hali dahi davalı yararına oluşan bu karineyi ortadan kaldırmayacaktır (Yargıtay 11. HD'nin █████/2024 Tarih ve █████████ E. - █████████ K. sayılı kararı). Bu halde davacının B/A formlarının aksini ispatlaması gereklidir.(Yargıtay 19. HD'nin █████/2014 Tarih ve ██████████ E. - ██████████ K. sayılı ve Yargıtay 19. HD'nin █████/2017 Tarihli ve ██████████ E. - █████████ K. sayılı kararı), dosya kapsamında bu yönde de bir ispat bulunmadığından ilk derece mahkemesince davanın takibe konu asıl alacak yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026