İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin ödünç sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, ticari işletme devri öncesi şahsi borcun şirketin sorumluluğuna girip girmediği ve görevli mahkeme tespiti.
Özet: Davacı, davalı şahıslara ve şirkete verdiği 2.000 USD borcun ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, avans faizi ile ödenmesini ve haksız itiraz nedeniyle %20den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesini talep ederken; davalı şirket, borcun ticari faaliyetleriyle ilgili olmadığını, şirketi devralmasından dört yıl öncesine ait şahsi bir borç olduğunu, ticari defterlerde kaydı bulunmadığını ve davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın usulden veya esastan reddini, kendi lehine %20den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesini istemiştir; mahkeme ise öncelikle uyuşmazlığın görevli mahkeme açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
DAVA:Davacı vekili mahkememize sunduğu █████/2026 havale tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; Davacı alacaklı --------- vermiş olduğu 2.000 USD borç para karşılığında borçlular -------- ve --------- Şti.'den icra takibine dayanak olan borç senedini aldığını, davalı borçlu belirtmiş olduğu 27.03.2021 tarihinde borcunu ödemekten imtina etmiş olup ödemeyince, --------- İcra Dairesi'nde ----------- E. Sayılı icra takibi yapıldığını, ancak borçlu şirketin haksız bir şekilde işbu icra takibine ve borca itiraz ederek takibin durdurulmasına neden olduğunu, ----------- Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nca yürütülen görüşmelerde de ---------- nolu taraflar arasında borcun ödenmesine dair bir anlaşma sağlanmadığını beyan ederek, davalı borçluya ait itirazın iptaline, icra takibinin devamına ve borcunu avans faizi ile birlikte ödemesine, haksız itiraz nedeni ile % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı borçludan alınarak tarafımıza verilmesine karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu edilen alacağın müvekkili şirketin ticari faaliyetinden kaynaklanmadığını, dayanak yapılan belgenin 27.03.2020 tarihli adi yazılı şahsi borç ikrar ettiğini, belgede borcu üstlenen kişinin ----------- olduğunu, müvekkili şirket adına kurulmuş bir borç ilişkisinin mevcut olmadığını, belge içeriğinin tamamen şahsi borçlanma niteliği taşıdığını, müvekkili şirketin ticari işletmeyi 28.08.2024 tarihinde devraldığını, davaya konu belgenin ise bu tarihten yaklaşık dört yıl öncesine ait olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu borcun kurulmasında herhangi bir dahli bulunmadığını, şirketin ticari defter ve kayıtlarında bu borca ilişkin tek bir kayıt dahi mevcut olmadığını, davacı tarafından iddia edilen paranın şirkete hangi tarihte, hangi yöntemle ve hangi amaçla verildiğini açıklamadığını, müvekkili şirketin ticari işletme devrini 28.08.2024 tarihinde gerçekleştirdiğini, müvekkili şirkete icra ödeme emri tebliğ edildiğinde ayrıca ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, davacı, şirketin hangi hizmeti aldığı, hangi malı teslim aldığı, hangi taahhüt altında kaldığı veya hangi sözleşme kapsamında borçlandığına dair açıklama yapmadığını, bu durumun davacının iddiasını ispat yükü açısından son derece önemli olduğunu beyan ederek, davanın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması nedeniyle öncelikle usulden reddine, aksi kanaate varılması halinde, davacının iddia ettiği alacağın müvekkil şirkete ait olduğunun ispatlanamamış olması, borcun şahsi nitelikte bulunması, temel borç ilişkisinin ortaya konulamaması, şirket ticari defter ve kayıtlarında davaya konu borca ilişkin herhangi bir kaydın bulunmaması ve davacının kötü niyetli şekilde müvekkil şirketi borç altına sokmaya çalışması karşısında davanın esastan reddine, davacının haksız ve kötü niyetli icra takibi başlatmış olması nedeniyle, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi gereğince takip konusu alacağın tamamı üzerinden müvekkil lehine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama sırasında toplanacak deliller ve yapılacak incelemeler neticesinde davaya konu belgenin sonradan düzenlendiğinin yahut muvazaalı işlemler yapıldığının anlaşılması halinde, ilgili kişiler hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç ihbarında bulunulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT :Dava, ileri sürülüş şekline göre ödünç sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.Dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır.
Görev hususu da kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası;
"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: █████/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: █████/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " düzenlemesi mevcuttur.
Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, ---------- sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi;
“(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: █████/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
(3) (Değişik fıkra:█████/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükümlerini havidir.
Somut uyuşmazlıkta, ---------- İcra Dairesi'nde ------------ Esas sayılı dosyasındaki takip dayanağı belgenin kambiyo senedi olmadığı anlaşılmış, uyuşmazlığın tacirler arasındaki ödünç sözleşmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti için davacı ve davalının tacir olup olmadığı ilgili kurumlara müzekkere yazılmak suretiyle araştırılmış, yapılan araştırma neticesinde davacı ---------- tacir olmadığı tespit edildiğinden görevsizlik kararı vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE,
2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ---------- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tefhim/tebliği ile İHTARINA,
4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,
5- Sair hususların gerekçeli kararda açıklanmasına,
Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!