İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, trafik sigorta sözleşmesi kaynaklı rücuen kazanç kaybı tazminat davasında zamanaşımı ve kusur iddiaları değerlendiriliyor.
Özet: Davacı, davalı şirketin şoförünün kusurlu olduğu trafik kazası sonucu ticari aracının onarımda kalması nedeniyle uğradığı kazanç kaybının tazminini talep ederken, davalı şirket, talebin haksız olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, kazadan yaklaşık beş yıl sonra açıldığı için yasal iki yıllık zamanaşımı süresini aştığını ve sürücünün kendi çalışanı değil uzun süreli kiracısı olduğunu belirterek davanın reddini savunmaktadır.

T.C.
İSTANBUL3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ███████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)DAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle : " ... tarih ve 17:50 sularında meydana gelen trafik kazasında davalı şirketin malik olduğu sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı aracın ... mevkiinde emniyet şeridinde seyrederken aracın ön tampon ve yan kısımlarıyla ... Plaka sayılı müvekkil aracına çarptığını, çarpma sonucu maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, kazanın oluşumunda davalı şirket sürücüsü ...'in kusurlu hareketlerinin neden olduğunu, müvekkilinin ticaretle servis işletmeciliği ile uğraştığını, ... plakalı aracın şoförünün 96100 kusurlu olduğunu, trafik kazası tespit tutanağında sürücü beyanları incelendiğinde, davalı sürücü yazılı ve imzalı beyanıyla kazaya tam kusuruyla sebebiyet verdiğini açıkça ikrar ettiğini, işbu kaza sebebi ile temlike konu araçta maddi hasar meydana gelmiş olup, ortaya çıkan hasar sebebi ile Müvekkile ait aracın onarımda kaldığını, müvekkile ait ticari aracın onarımda kalması hasebiyle müvekkilin hali hazırda bulunan nakliye işlerini tamamlamak adına araç kiralamak zorunda kaldığını, bu süre içerisinde ticari işlevini yerine getiremediğinden kazanç kaybına ilişkin alacak oluştuğunu, müvekkile ait aracın ticari gelir elde ettiği söz konusu olduğundan dolayı kazanç kaybına uğradığını, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları *A-6 Teminat Dışı kalan Haller” maddesinde kazanç kaybı teminat kapsamı dışında bırakıldığını, kazanç kaybına ilişkin alacak değerinin tam ve kesin olarak belirlenememesi sebebiyle bu hususta yapılacak tespit sonucu artırılmak üzere kazanç kaybı tazminini" talep ve dava etmiştir.SAVUNMA:Davalı ...'nun dilekçesinde özetle: "Davacının talepleri zamanaşımına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacının emniyet şeridinde giderek KTK 47/1-c maddesini ihlal ederek kusurlu olduğunu, aynı zamanda davacının ani fren yaparak trafik güvenliğini tehlikeye soktuğunu, davacının aracında basit hasar oluştuğunu ve davacının herhangi bir kaybının bulunmadığını, davacının zararının trafik sigortası tarafından karşılandığını, kazanın meydana gelmesinde davacının bizatihi kusurlu olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini" talep etmiştir. Davalı ... Şirketi'nin dilekçesinde özetle: "Davacı, sevk ve idaresi kendisinde olan ... plakalı aracı ile 24.05.2018 tarihinde, sevk ve idaresi, diğer davalı ...'da olan ve müvekkile ait ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazasından doğan kazanç kaybını müvekkil şirketten talep etmektedir. Belirtmek gerekir ki bu talep haksız olup, Sayın Mahkemenizce yapılacak inceleme neticesinde reddedilmesi gerekmektedir. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılması hukuka aykırıdır. Zarar davacı tarafından da tespit edilebilecek durumdadır. Kaza tarihinden bu yana 5 yıla yakın bir süre geçmiştir. Bu nedenle huzurdaki dava belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğinden, usul yönünden reddi gerekmektedir. Hiçbir şekilde davalı müvekkil şirketin kazadan doğan herhangi bir sorumluluğu olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, huzurdaki dava bakımından zamanaşımı süresi geçmiş bulunmaktadır. Davacı, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. Ve 85. Maddesine dayandırmaktadır.Kanun metninde açıkça görüleceği üzere, davacının talebine ilişkin zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımı uğramaktadır. Davacının talebine konu motorlu araç kazası 24.05.2018 tarihinde gerçekleşmiş olup, davacı, olası bir tazminattan sorumlu tutulabilecek tek kişi olan diğer davalının kimliğinden de haberdardır. bu husus, kazaya ilişkin tutanaklar ile de sabittir. kazanın üzerinden hemen hemen 5 yıl geçtikten sonra huzurdaki dava ikame edilmiştir. zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davanın usulden reddini talep ederiz, dava dilekçesinde davacının da belirttiği üzere, müvekkil şirket, kazaya konu aracı diğer davalı ...'ya uzun süreli olarak kiraya vermiştir. Davacı, diğer davalının müvekkil şirketin sürücüsü olduğunu iddia etse de, bu iddia tamemen asılsız olup, her türlü resmi belge ile kanıtlanabilecek durumdadır. Diğer davalı ile müvekkil şirket arasında işçi-işveren ilişkisi değil, uzun süreli araç kiralama sözleşmesinden doğan ilişki mevcuttur.Müvekkil ... firması ve .... hizmeti veren bir firma olması sebebiyle genişletilmiş kasko ve trafik poliçeleri tanzim edilmiştir. Kabul anlamına gelmemekle beraber davacı tarafın bir an için haklı olduğu kabul dahi edilse bu talebin muhatabı dilekçemizde beraber davanın ihbar edilmesini talep edeceğimiz mapfre firmasınca karşılanması gerekmektedir. dilekçemiz ekinde trafik sigortamızı sunmuş olmakla beraber davacının talep ettiği bedel araç tamir bedeli olup bu bedelin trafik sigortamızca karşılanması gerekirken davacı taraf bu bedeli kendisi karşılamıştır. bu bağlamda davacının taleplerinin yerinde görülmesi halinde dahi davanın ihbar olunan sigorta firmasına yöneltilmesi gerektiğinden davanın bizim yönümüzden esasen reddi gerekmektedir.Kiralanan araç bakımından işleten sıfatı, kaza esnasında kiracı olan diğer davalıda bulunmaktadır. Bu nedenle, olası bir tazminattan müvekkilin sorumlu tutulması mümkün değildir. değer kaybına ilişkin zamanaşımı süresi dolmamış olsaydı dahi müvekkilin işbu talep bakımından sorumlu tutulamayacağı açıkça görülecektir. Bu nedenle huzurdaki dava, esas yönünden de mesnetsizdir. Tüm bu nedenlerle davanın reddini" talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE:Mahkememizde görülmekte olan işbu dava meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının uğradığı kazanç kaybının tazmini isteminden ibarettir. Davalı ... aleyhine açılan dava bakımından yapılan değerlendirmede;6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. Maddesi son cümlesinde; "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde; "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. " şeklinde düzenleme yapılmıştır.Mahkememizce...Esas... Karar sayılı karar ile uyuşmazlığın mutlak ya da nisbi ticari dava olmadığından bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. Davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin... E... K Sayılı İlamı İle "Somut olayda, davacı gerçek kişi ise de █████/2018 günlü trafik kazasında hasarlanan davacıya ait ... plaka sayılı aracın kullanım amacının "okul servisi-ticari" olduğu dosyada mevcut araç kaydından anlaşılmaktadır. Kazaya karıştığı ileri sürülen ve davalı şirket adına kayıtlı bulunan aracın da kullanım amacının "ticari-okul servisi" bulunduğu görülmektedir. Bu durumda, talep konusu kazaya karışan her iki aracın da ticari amaçla kullanılan ticari nitelikli araçlar olduğu gözetilerek taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yerinin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu kabul edilmek suretiyle işin esasına girilerek toplanan ve toplanacak delillere göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde görevsizlik kararı verilmiş olması doğru olmadığından," şeklindeki gerekçe ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın nisbi ticari dava olduğu belirtilerek mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. İstinaf kaldırma ilamından sonra yukarıda yazılı esas numarası verilerek yargılamaya devam olunmuştur.6102 sayılı TTK'nın 5/a maddesi uyarınca konusu bir miktar para olan tazminat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. İstinaf kaldırma ilamında da anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık nisbi ticari dava olduğu da gözetilerek TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. Bu doğrultuda davacı tarafından dava açılmadan evvel davalılar yönünden arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Ancak somut olayda davacı tarafından sunulan arabuluculuk son tutanağının incelenmesinde davalı şirket ve dava dışı sigorta şirketi aleyhine arabulucuya başvurulduğu ancak davalı ... yönünden arabulucuya başvurulmadığı sabittir. Bu sebeple TTK'nın 5/A madesi ve 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi son cümlesi uyarınca ... aleyhine açılan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... aleyhine açılan dava bakımından yapılan değerlendirmede; Olayın meydana geliş şekli ve kusur durumu bakımından yapılan değerlendirmede; Dosya kapsamında alınan kusur raporu ile kaza tespit tutanağı arasında çelişki bulunması nedeniyle kusur durumunun tespiti için ATK'dan rapor alınmasına karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından ATK'dan alınan kusur raporuna itiraz edilmediği anlaşılmıştır.ATK Raporunda özetle; "Davacı sürücü ... idaresindeki minibüs ile seyir halinde iken yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, banket alanında seyretmemesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği, ön ilerisinde yavaşlayarak duran ambulansa karşı başvurduğu fren tedbirinin yetersiz kalması ile bu araca yavaşlayarak çarpması sonucu meydana gelen olayda, araçların aldığı hasarlar da dikkate alındığında kusurludur. Davalı sürücü ... idaresindeki minibüs ile seyir halinde iken yola gereken dikkatini vermesi, görüş alanını kontrol altında bulundurması, zorunlu haller dışında girmesinin yasak olduğu bankette nizamlara aykırı bir şekilde seyir halinde iken ön ilerisinde bulunan davacı idaresindeki araç ile arasına uygun mesafe bırakması ve bu aracı uygun mesafe uzağından kontrollü bir şekilde geçmesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla meydana gelen olayda, araçların aldığı hasarlar da dikkate alındığında kusurludur. Sürücü ... idaresindeki ambulans ile banket üzerinde seyir halinde iken ön ilerisinde duraklayan araç sebebiyle yavaşlayıp durmasının akabinde gerisinden gelen davacı sürücü idaresindeki aracın kendi idaresindeki ambulansa çarpmasına maruz kaldığı olayda, kusursuzdur. Sürücü ... idaresindeki araç ile banket üzerinde durakladığı esnada meydana gelen çarpışma akabinde savrulan ambulansın ötelenerek kendi idaresindeki araca çarpmasına maruz kaldığı olayda, kusursuzdur. Sürücü ... idaresindeki araç ile sağ şerit üzerinde seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde sağ tarafındaki banket alanında meydana gelen çarpışma sonrası ön ilerisine savrulan davalı sürücü idaresindeki araca çarpması sonucu meydana gelen olayda, olayın oluşumu dikkate alındığında kusursuzdur. Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; Davacı sürücü ...’nın %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olduğu, Davalı sürücü ...’nun %70 (yüzde yetmiş) oranında kusurlu olduğu" şeklinde rapor sunmuştur.24.05.2018 günü saat 17:50 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı ambulans aracı ile ... yönüne doğru ... üzerinde emniyet şeridini takiben seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde ön ilerisinde duraklayan veya kazayı önlemek adına emniyet şeridinden alçak bankete doğru yönelen sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç sebebiyle yavaşlayıp durduğu esnada idaresindeki ambulansın sol arka kısımlarına, gerisinden olay mahalline gelen davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı minibüsün ön kısımları ile çarpması, bu çarpma akabinde ... plaka sayılı minibüsün sol arka kısımlarına, gerisinden gelen ve olay mahallinde sola yönelen davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı minibüsün sağ ön kısımları ile çarparak sağ şeride yönelmesi, bu çarpma akabinde ... plakalı minibüsün sol arka kısımlarına sağ şerit üzerinden olay mahalline gelen sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın sağ ön kısımlarının çarpması sonucu, ... plaka sayılı aracın hasarı ile neticelenen dava konusu olayın meydana geldiği anlaşılmıştır. Ambulans sürücüsünün beyanı ile davacı sürücünün beyanı dikkate alındığında ambulans sürücüsünün durmasının akabinde onu arkadan takip eden davacının frene bastığı ancak aralarındaki mesafenin yakın olması nedeniyle ambulansa arkadan çarptığı da dikkate alınarak olay mahallinde ilk çarpmanın davacı tarafından gerçekleştirildiği, akabinde ise emniyet şeridinde hızlı bir şekilde seyreden davalının duramayarak davacıya çarptığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla kazanın meydana gelmesinde davacının yola gereken dikkat ve özeni göstermediği anket alanında seyretmemesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği, ön ilerisinde yavaşlayarak duran ambulansa karşı başvurduğu fren tedbirinin yetersiz kalması ile bu araca yavaşlayarak çarpması sonucu meydana gelen olayda %30 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'nun ise idaresindeki minibüs ile seyir halinde iken yola gereken dikkatini vermediği, görüş alanını kontrol altında bulundurmadığı ve zorunlu haller dışında girmesinin yasak olduğu bankette nizamlara aykırı bir şekilde seyir halinde olduğu esnada ön ilerisinde bulunan davacı idaresindeki araç ile arasına uygun mesafe bırakmadığı ve bu aracı uygun mesafe uzağından kontrollü bir şekilde geçmesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla meydana gelen olayda %70 oranında kusurlu olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur.Davacının talep edebileceği tazminat miktarının tespiti bakımından yapılan değerlendirmede; Dava konusu olay nedeniyle davacının aracında hasar meydana geldiği, hasarın onarımına ilişkin eksper raporu ve faturaların ibraz edildiği, bilirkişiler tarafından yapılan incelemede hasar ile yapılan onarımın illiyet bağının bulunduğu ve faturanın kadri marufunda olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda davacının meydana gelen hasar nedeniyle hasar onarım bedeli olarak zararının 34.389,00 TL olduğu ve ilgili hasar onarımı için gereken makul sürenin 7 gün olduğu, aracın günlük kiralama bedelinin ise piyasa koşulları değerlendirildiğinde kaza tarihi itibariyle 1.500,00 TL olacağı ve 7 günlük araç mahrumiyet bedelinin ise 10.500,00 TL olacağı bilirkişilerce değerlendirilmiştir. Bilirkişiler tarafından tazminat hesabına ilişkin yapılan değerlendirmenin usul ve yasaya uygun olduğu, dosya kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşılmakla mahkememizce hükme esas alınmıştır. Ancak yukarıda da izah edildiği üzere davalı şirkete ait araç sürücüsünün olayın meydana gelmesinde %70 kusurlu olduğu da dikkate alındığında davacının talep edebileceği tazminat miktarının(davalının kusuru oranında) 31.422,30 TL olduğu anlaşılmış ve bu yönden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ayrıca taraflar arasındaki uyuşmazlığın haksız fiile dayanıyor olması da dikkate alınarak kaza tarihinden itibaren taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda yasal faiz işletilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : Davanın KISMEN KABULÜNE,1-31.422,30 TL'nin davalı şirketten █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davalı ... aleyhine açılan davanın USULDEN REDDİNE, 3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.146,46 TL harçtan peşin ve ıslah harcı olan toplam alınan 3.079,90 TL'nin mahsup edilerek 933,44 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre 2.240,00 TL'sinden davalı tarafın, 960,00 TL'sinden davalı tarafın sorumlu olması kaydı ile tahsili ve hazineye irat kaydına,5-Davacı tarafından yatırılan 3.079,90 TL peşin ve ıslah harcı, 179,90 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 3.259,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen kabul edilen 31.422,30 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereği takdir olunan 31.422,30 TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,7-Davalı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen red edilen 13.466,70 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereği takdir olunan 13.466,70 TL'nin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,8-Davalı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereği takdir olunan 44.889,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ya verilmesine,9-Davacı tarafından yapılan 1.192,50 TL tebligat, posta gideri, 5.200,00 ATK masrafı ile 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.892,50 TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 6.924,75 TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,10-Davalı ... tarafından yapılan 2.500,00 TL tebligat, bilirkişi posta masrafının kabul ve red durumuna göre 750,00 TL'nin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,11-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair; davacı vekilinin, davalı ... vekilinin yüzüne karşı davalı ... vekilinin yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır