3. Ceza Dairesi, 7188 sayılı Kanun sonrası terör propagandasında yüz kapatma, görevli memura direnme ve örgüt adına suç işleme mahkumiyetlerinin temyiz sınırlarını inceliyor.
Özet: Yüksek Mahkeme, sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesince onanan terör örgütü propagandası yapma, görevli memura direnme ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme mahkumiyet kararlarını temyiz yoluyla incelemiştir. Mahkeme, terör propagandası suçuna yönelik temyiz başvurusunu, kanunen temyiz edilemez nitelikte olması sebebiyle reddetmiş; görevli memura direnme suçundan verilen mahkumiyet kararını ise yasal temyiz yolu açıldığından esastan inceleyerek, yargılama sürecinde herhangi bir aykırılık tespit etmeyip hükmü onamıştır. Üçüncü suç olan silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçuna ilişkin incelemenin sonucu ise metinde eksik kalmıştır.
3. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde kimliğini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatma
HÜKÜM : a)TCK’nın 314/3 ve 220/6. maddeleri yollamasıyla 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 53/1-2-3, 58/9, 62, 63. maddeleri;
b)TMK'nın 7/3 TCK'nın 53/1-2-3, 62, 63. maddeleri uyarınca hükmedilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama
Bölge adliye mahkemesince kesin olarak verilen hükümler, 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’rnn 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanun'a eklenen geçici 5. maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşma talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK'nın 299/1 inci maddesi uyarınca REDDİNE,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin başlık kısmında, temyiz başvurusu bulunmayan ve haklarında verilen hükümler istinaf edilmeden kesinleşen ..., .... ve... isimli kişilerin isimleri de yazılmış ise de anlatım kısmında sadece temyiz başvurusu bulunan sanık ... yönünden değerlendirme yapıldığı anlaşıldığından bu husus tevdii nedeni yapılmamıştır.
A) Sanık hakkında 3717 sayılı TMK'nın 7/3 maddesine muhalefet suçundan hükmedilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi kararına karşı yapılan temyiz başvurusunun incelenmesinde;
İlk derece mahkemelerince verilen beş yıldan az hapis ve adli para cezasına mahkumiyet kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca temyiz edilemez nitelikte olduğu; ayrıca incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3 üncü maddesine 7188 sayılı Kanun'la eklenerek temyiz kanun yolu açılan suçlar kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin bu suça ilişkin temyiz talebinin 5271 sayılı CMK’nın 298/1. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
B) Sanık hakkında görevli memura direnme suçundan hükmedilen erteli mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi kararına karşı yapılan temyiz başvurusunun incelenmesinde;
7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinde değişiklik yapılarak daha önce temyiz yasa yolu kapalı olan bir kısım suçlar için temyiz incelemesinin mümkün hale getirildiği, 2911 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin birinci fıkrası ile 31... nci maddelerinin de temyiz yasa yolu açılan suçlar kapsamına alındığı, 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinde düzenlenen görevli memura direnme suçunun 7188 sayılı Kanun ile temyiz incelemesi mümkün hale gelen suçlar arasında sayılmadığı ancak 2911 sayılı Kanun'un 32 inci maddesinde, 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesine atıf yapıldığı, her ne kadar ilk derece mahkemesince hüküm kurulurken 2911 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi atıf maddesi olarak gösterilmemiş ise de olay tutanakları, görüntü kayıtları, ifade tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu olayın, ihtara rağmen kolluk görevlilerine karşı cebir veya tehdit kullanılarak direnilmesi şeklinde gerçekleştiği ve bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesi gereğince sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğunun ve temyizi kabil kararlar kapsamında olduğunun anlaşılması karşısında;
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri
değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,
C) Sanık hakkında hükmedilen silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan hükmedilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi kararına karşı yapılan temyiz başvurusunun incelenmesinde;
Sanığın TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, 08.12.2023 tarih ve 32393 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli ve ████████ esas - ████████ sayılı kararı ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve Resmi Gazete'de yayımlanmasından 4 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, bu hükmün iptal edilmesi üzerine iptal hükmünün yürürlüğe gireceği 08.04.2024 tarihinden önce yasa koyucu tarafından 02.03.2024 tarihinde çıkartılan 7499 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinde düzenlemeye gidildiği, buna göre, “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” şeklinde düzenleme yapıldığı, ayrıca TCK'nın 314/3'üncü maddesine ise “(3) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.” şeklindeki fıkranın eklendiği ve diğer fıkranın buna göre teselsül ettirildiği; söz konusu yasal düzenlemelerin de somut norm denetimine konu edilmeleri üzerine 7499 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi ile değiştirilen TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve ███████ esas - ████████ sayılı kararı ile ikinci kez iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği ve iptal edilen kanun hükümlerinin yerine yeni bir düzenleme ihdas edilmediği; Anayasa'nın 153/5'inci maddesinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin belirtildiği, bununla birlikte Anayasa'nın 38'inci maddesine göre kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı ve ceza normlarının ancak kanunla konulabileceğinin belirtildiği, Anayasa normuna paralel şekilde suç ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen TCK'nın 2'nci maddesinde kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı düzenlemesinin bulunduğu, yine ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen TCK'nın 7'nci maddesinde de, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli, 2023/1-345 esas ve ████████ sayılı kararı ile 14.06.2023 tarihli, 2021/1-427 esas ve ████████ karar sayılı somut olaya benzerlik gösteren emsal nitelikteki kararlarında da Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında ortaya
çıkan duruma ilişkin değerlendirmeler yapılmış, Anayasa'nın 38'inci maddesi ile TCK'nın 7'nci maddeleri gereğince iptal kararı sonrasında sanıklar lehine olarak ortaya çıkan durum dolayısıyla sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi maksadıyla hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu işlediği kabul edilerek TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilen sanığın, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği gözetilerek Anayasa'nın 38'inci ve CMK'nın 223/2-a maddeleri gereğince beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu nedeniyle sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesi uyarınca Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!