İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari satımdan doğan ve ticari defter kayıtları ile ispatlanan cari hesap alacağına ilişkin itirazın iptali davası istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, davacının ticari bir cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağı için başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yaptırdığı bilirkişi incelemesinde defter kayıtlarının alacak-borç ilişkisini teyit ettiğini, davalının iddialarını yazılı delille ispatlayamadığını ancak davacının da temerrüdü ispatlayamadığını tespit ederek, davacının ana alacak talebini ve %20 oranında icra inkar tazminatını kabul ederken işlemiş faiz talebini reddettiğini gösteren bir kararı özetlemektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2026NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil, davalı şirketten ekte delillerimiz arasında sunulu cari hesap ekstresi gereği 106.166,50.-TL alacaklı olduğunu, Davalı yanın cari hesap konusu bedeli ödemeye yanaşmaması üzerine ....İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, ödeme emri borçlu yana 16.08.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, Davalı yan tarafından söz konusu takibe alacaklı yana karşı herhangi bir borçlarının bulunmadığından bahisle 18.08.2025 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, Arz ve izah edilen nedenlerle; itirazın iptalini, davalı yan tarafından itiraz edildiğinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı müvekkil şirket arasında dönem dönem ticari faaliyetler gerçekleştirildiğini, ancak davalı yan, müvekkil davalı aleyhine 08.07.2025 tarihinde haksız ve mesnetsiz şekilde ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, Oysa ki takip tarihi itibari ile icra takibine konu edilebilecek nitelikte herhangi bir borç mevcut olmadığını, Somut olayda, davacı tarafça dosyaya sunulmuş herhangi bir yazılı cari hesap sözleşmesi mevcut olmadığı gibi, davalı müvekkil şirketin cari hesap ilişkisinin tarafı olduğuna dair imzalı bir belge veya ticari taahhüt de bulunmadığını, Özellikle de ticari ilişkilerde mal teslimine dair irsaliye, tesellüm belgesi, taşıma evrakı ya da dijital teslimat kaydı gibi somut belgelerle bu iddianın ispatlanması gerekirken davacı tarafından bu hususa ilişkin bir belge de sunulmadığını, Arz ve izah edilen nedenlerle; davanın reddine, davacı tarafa %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı tarafça davalı ile aralarında devam eden ticari ilişki olduğu ve bu sebeple cari hesap ilişkisi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddia edilmiş, davalı tarafça ise bahse konu faturalara konu ürünlerin kendisi tarafından teslim alınmadığını bu hususu ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu savunulmuştur. Mahkememizce yapılan duruşma neticesinde defter inceleme günü tayin edilmiş ve tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Taraflarca sunulan ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfını haiz olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın defterlerinin bilirkişi tarafından yapılan incelemesinde takip tarihi itibariyle bahse konu faturalar nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu, davalı tarafın defterlerinin incelenmesinde de takip tarihi itibariyle bahse konu faturaların davalının ticari defter ve kayıtların işlendiği ve davacıya aynı miktarda borçlu olduğu tespit edilmiş ve her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının birbirini teyit ettiği anlaşılmıştır. Emsal alınan istinaf ilamlarında da belirtildiği üzere bir tacir kendi defterine aleyhine kayıt düşemeyeceğinden, davacı tarafından kesilen faturaların davalı defterlerine kayıt edilmiş olması ile davacı taraf emtianın teslim edildiğini ve alacak iddiasını ispat etmiştir. Aksinin davalı tarafça yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir. Davalı tarafça söz konusu emtianın kendisine teslim edilmediğine ilişkin yazılı bir delil sunulamadığı gibi bahse konu fatura tutarını davacıya ödediğine dair herhangi bir belge de sunulamamıştır. Bu sebeple davacının asıl alacak bakımından davasının kabulüne, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari ilişkiden kaynaklanması, alacağın likit ve muayyen olması nedeniyle %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve işlemiş faiz yönünden ise davacı tarafından davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğü ispat edilemediğinden talebin reddine, ..." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin hiçbir nam altında davacı yana herhangi bir borcu olmadığı sabit olup bir an için borcun varlığının kabulü varsayımında dahi, davacı yanın dava konusu icra takibine dayanak gösterdiği cari ekstrenin yazılı olmadığı ve taraflarca imza edilmek suretiyle mutabık kalınmadığını, kaldı ki yalnızca cari ekstrenin alacağın varlığını sabit kılmadığını, hatta taraflarca dava konusu faturalara itiraz edilmeksizin ticari defterlere kayıt edilmesinin dahi alacağın varlığını sübuta erdirmediğini, yerleşik içtihatlar gereğince fatura konusu malın tesliminin davacı yanca ispat edilmesi gerektiğini, somut olayda ise davacı yanın herhangi bir teslim tesellüm belgesi ve benzeri evrakları dosyaya ibraz edemediğinin aşikar olduğunu, kaldı ki hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla alacağın var olduğunun kabulü halinde dahi alacağın zaman aşımına uğradığının sabit olduğunu, dolayısıyla davacının huzurdaki davaya konu takipte tümüyle haksız kazanç gayesi içerisinde olduğunun şüphesiz olup, davanın reddi gerektiğinin izahtan vareste olduğunu, açıklanan nedenlerle istinaf kanun yolu başvurularının kabulüne, hukuka aykırı olarak tesis edilen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2026 tarihli ████████ E., ████████ K. Sayılı ilamın kaldırılmasını, ayrıca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari (açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, cari(açık) hesabı oluşturan faturalara konu malların teslim edilip edilmediği, davacı alacağı bulunup bulunmadığı, alacağın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı ve icra inkar tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesap" sebebine dayalı olarak 106.166,50 TL asıl alacağın 900,96 TL işlemiş faizi ile birlikte tahsili istemiyle █████/2025 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2)6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 106.166,50 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle davacıya 106.166,50 TL borçlu görünmektedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Yani TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur(Yargıtay 23. HD'nin 09.07.2015 Tarih ve █████████ E. - █████████ K sayılı kararı). Buna göre borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır(Yargıtay 11. HD'nin █████/2018 tarih ve █████████ E. - █████████ K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin █████/2016 tarih ve █████████ Esas - ██████████ Karar sayılı ilam). Bu durumda davalı, davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Ancak, dosya kapsamında davalı, kendi ticari defterindeki kayıtların aksini yazılı delille ispatlanamamıştır. Davalı zaman aşımı define dayanmış ise de, davacının faturaları 2025 tarihli olup, 10 yıllık zaman aşımı süresi dolmamıştır. Ayrıca TTK'nın 89. Maddesi uyarınca bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, takip cari hesap sözleşmesine dayalı olmayıp açık hesap ilişkisine dayalı olduğundan söz konusu iddia yerinde değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi tarafından davanın asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu cari(açık) hesap alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.813,06 TL harcın, alınması gerekli olan 7.252,23 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.439,17 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Karardan sonra davacı yan gider avansından karşılanan 315,00 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026