Yargıtay 3. Ceza Dairesinin suça sürüklenen çocukların terör örgütü adına suç işleme hükümlerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iki kez iptal edilmesinin yargılamaya etkileri üzerine hukuki değerlendirmesi.
Özet: Suça sürüklenen çocukların tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma suçundan verilen mahkûmiyet kararına ilişkin temyiz başvurusu yasal gereklilikleri karşılamadığından reddedilirken, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan verilen hükmün dayanağı olan Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerinin (314/3 ve 220/6) Anayasa Mahkemesi tarafından iki kez iptal edildiği ve son iptal kararı yürürlüğe girmesine rağmen yerine yeni bir kanuni düzenleme yapılmadığı; bu durumun, suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan bir kanunla tanımlanmadığı için suç ve cezada kanunilik ilkesi gereğince sanıkların cezalandırılamayacağı sonucunu doğurduğu belirtilmektedir.
3. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme
HÜKÜM : TCK'nın 314/3 ve 220/6. maddeleri yollamasıyla 314/2, 174/1-2, 31/3, 53/1-2-3, 62/1, 63. maddeleri uyarınca hükmedilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Bölge adliye mahkemesince kesin olarak verilen hükümlerden bir kısmı, 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanun'a eklenen geçici 5. maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü:
A. Suça sürüklenen çocuklar hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçu yönünden ilk derece mahkemesince hükmedilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara karşı yapılan temyiz başvurularının incelenmesinde;
SSÇ'ler müdafiinin sunmuş olduğu temyiz dilekçesinde atılı tüm suçlara ilişkin temyiz nedenleri ileri sürüldüğü anlaşıldığından tebliğnamede tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçu yönünden temyiz başvurusunun bulunmadığı şeklindeki görüşe iştirak edilmemiştir.
İlk derece mahkemelerince verilen beş yıldan az hapis veya adli para cezasına mahkumiyet kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca temyiz edilemez nitelikte olduğu, ayrıca incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3 üncü maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, SSÇ'ler müdafiinin temyiz taleplerinin 5271 sayılı Kanun'un 298/1 inci maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
B. Suça sürüklenen çocuklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan hükmedilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara karşı yapılan temyiz başvurularının incelenmesinde;
Diğer temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
SSÇ'lerin TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verildiği, 08.12.2023 tarih ve 32393 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli ve ████████ esas - ████████ sayılı kararı ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve Resmi Gazete'de yayımlanmasından 4 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, bu hükmün iptal edilmesi üzerine iptal hükmünün yürürlüğe gireceği 08.04.2024 tarihinden önce yasa koyucu tarafından 02.03.2024 tarihinde çıkartılan 7499 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinde düzenlemeye gidildiği, buna göre, “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” şeklinde düzenleme yapıldığı, ayrıca TCK'nın 314/3'üncü maddesine ise “(3) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.” şeklindeki fıkranın eklendiği ve diğer fıkranın buna göre teselsül ettirildiği; söz konusu yasal düzenlemelerin de somut norm denetimine konu edilmeleri üzerine 7499 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi ile değiştirilen TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve ███████ esas - ████████ sayılı kararı ile ikinci kez iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği ve iptal edilen kanun hükümlerinin yerine yeni bir düzenleme ihdas edilmediği; Anayasa'nın 153/5'inci maddesinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin belirtildiği, bununla birlikte Anayasa'nın 38'inci maddesine göre kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan
kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı ve ceza normlarının ancak kanunla konulabileceğinin belirtildiği, Anayasa normuna paralel şekilde suç ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen TCK'nın 2'nci maddesinde kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı düzenlemesinin bulunduğu, yine ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen TCK'nın 7'nci maddesinde de, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli, 2023/1-345 esas ve ████████ sayılı kararı ile 14.06.2023 tarihli, 2021/1-427 esas ve ████████ karar sayılı somut olaya benzerlik gösteren emsal nitelikteki kararlarında da Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında ortaya çıkan duruma ilişkin değerlendirmeler yapılmış, Anayasa'nın 38'inci maddesi ile TCK'nın 7'nci maddeleri gereğince iptal kararı sonrasında sanıklar lehine olarak ortaya çıkan durum dolayısıyla sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi maksadıyla hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu işlediği kabul edilerek TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verilen SSÇ'lerin, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği gözetilerek Anayasa'nın 38'inci ve CMK'nın 223/2-a maddeleri gereğince beraatlerine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu nedeniyle SSÇ'ler müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükümlerin 5271 sayılı CMK’nın 302/2'nci maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!