2547 sayılı Kanunun 38. maddesi kapsamında KKTCdeki enstitüde görevlendirilen öğretim elemanının işçi statüsü, kıdem, ihbar tazminatı ve ücret farkı alacaklarına ilişkin yargısal uyuşmazlık.
Özet: Bir üniversite tarafından yurt dışındaki bir enstitüye geçici olarak görevlendirilen öğretim elemanının, kurumdan kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret ve fazla çalışma alacakları talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi iş akdinin feshedildiği gerekçesiyle kısmen kabul kararı vermişken, Bölge Adliye Mahkemesi, Uyuşmazlık Mahkemesinin görevli yargı kolunu belirlemiş olmasına rağmen taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının Yükseköğretim Kanunu kapsamında görevlendirilen bir akademik personel olduğunu ve bu nedenle iş hukuku mevzuatına dayalı tazminat ve alacaklara hak kazanamayacağını belirterek davanın reddine karar vermiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 52. İş MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 5 yıl süre ile davalının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde (KKTC) bulunan biriminde müdür sıfatıyla çalıştığını,...Enstitüsü Başkanlığının (Enstitü) 27.06.2014 tarihli yazısı ile davacıya 2 yıl süre ile aylık net 2.000,00 Sterlin ücret verilmesinin kararlaştırıldığını ve bir yıl bu şekilde ödeme yapıldığını, bir yıl sonra ise 31.07.2015 tarihli yazı ile davacının rızası alınmadan kur farkından ... maliyet artışından etkilenmemek gerekçesiyle davacının ücretinin 7.750,00 TL olarak sabitlendiğini, davacının kadrosunun bulunduğu ... Üniversitesi Rektörlüğünün 5 yılın ardından 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun (2547 sayılı Kanun) 38. maddesi kapsamındaki görevlendirmesini uzatmama kararı aldığını, bunun üzerine davacının 2013 yılındaki kazanılmış hakkına istinaden Üniversitedeki kadrolu görevinden istifa edip Enstitü bünyesinde işine devam etmek istediğini bildiren 20.09.2019 tarihli dilekçesini sunduğunu; ancak davacıya verilen cevabî yazıda 2013 yılındaki hakkının geçerli olmadığı ve müdür alımları için yönetim kurulu kararı gerektiği, ayrıca hâlihazırda müdür ihtiyacının bulunmadığının belirtildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret farkı, yemek alacağı farkı ve fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davanın tarafları arasındaki ilişkinin iş hukukundan değil, statü hukukundan kaynaklandığını, görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğunu, Enstitünün tüzel kişiliğinin olmadığını, bu nedenle davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, taraflar arasındaki ilişkinin sonlanma şekli bakımından da davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, davacının kadrolu olarak çalıştığı ... tarafından 2547 sayılı Kanun'un 38. maddesi doğrultusunda davalı nezdinde görevlendirildiğini, davalı ile davacı arasında bir iş sözleşmesinin bulunmadığını, davalının böyle bir sözleşmeye imza atma yetkisinin de bulunmadığını, davacıya ilgili mevzuat gereği yapılması gereken ödemelerin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlık mahkemesi tarafından iş mahkemesinin görevli olduğuna karar verildiği, davacının davalı iş yerindeki çalışma süresinin 27.06.2014-06.09.2019 tarihleri arasında 5 yıl 2 ay 10 gün olarak belirlendiği, iş sözleşmesinin haklı neden bildirilmeden feshedildiği, davacının ücreti ile yemek ücretinin yazılı rızası alınmadan düşürüldüğü gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek Uyuşmazlık Mahkemesinin 07.10.2024 tarihli kararı uyarınca, uyuşmazlığın adli yargı görev alanına girdiği kabul edilmişse de bu tespitin davacının statüsünün “işçi” olarak nitelendirilmesini gerektirmediği, davacının ... Üniversitesi kadrosunda görev yapan bir öğretim elemanı olduğu ve 2547 sayılı Kanun’un 38. maddesi uyarınca geçici olarak...Enstitüsünde görevlendirildiği, taraflar arasında işçi işveren ilişkisinin olmadığı, davalı tarafından feshedilen iş sözleşmesi olmadığından davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağı,...Enstitüsünün 5653 sayılı...Vakfı Kanunu uyarınca kurulmuş, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu kapsamında “özel hukuk tüzel kişiliğine sahip kamuya yararlı vakıf” statüsünde faaliyet gösteren bir Kurum olduğu, ücretinin Türk lirasına çevrilmesi işleminin genel mali politika gereği ve tasarruf tedbirleri kapsamında yapıldığı, davacıya özgü keyfî bir uygulama bulunmadığı, davacının da bu değişiklikten sonra uzun süre itirazsız görev yaptığı, davacının fazla çalışma ücreti adı altında ödeme almasının mümkün olmadığı gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;1. Taraflar arasında ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu uygulanarak çözümlenmesi gerektiğini,2. Müvekkilinin davalı tarafından yurt dışı görevlendirmesine tâbi tutulduğunu, bu nedenle ödeme alamadığını,3. Bilirkişi raporunun hatalı olduğunu,4. Alacak taleplerinin artırılması için süre verilmediğini,5. Faiz ve başlangıç tarihlerinin hatalı tespit edildiğini,6. Yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı ile davalı arasında iş ilişkisi bulunup bulunmadığına, varsa alacakların hesaplanmasına, faiz, yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.