İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinde incelenen, trafik kazası kaynaklı cismani zarar nedeniyle sigorta şirketinin ödediği tedavi giderlerinin SGK ve diğer davalılardan tahsili istinaf davası.
Özet: Bu hukuki evrak, 2017 yılında yaya geçidinde ticari taksinin çarpması sonucu yaralanan sigortalısının Almanyada devam eden tedavi masraflarını karşılayan davacı sigorta şirketinin, sürücü, araç işleteni, trafik sigortası şirketi ve sosyal güvenlik kurumundan toplam 25.679,01 Euro tutarındaki zararın tazminini talep ettiği bir davanın istinaf incelemesidir; ilk derece mahkemesi sürücüyü tam kusurlu bularak, Karayolları Trafik Kanunu madde 98 kapsamında sosyal güvenlik kurumunun Türkiyedeki belgeli tedavi giderlerinden, kalan masraflardan ise trafik sigorta şirketi ve diğer davalıların sorumlu olduğuna hükmetmiş ve bu karar davalılarca istinaf edilmiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2023NUMARASI : ████████ ESAS ████████ KARARDAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)KARAR TARİHİ : 26.06.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26.06.2026 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.09.2023 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili, davalı ... Şirketi vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... sigorta kuruluşunun sigortalısı dava dışı ...'un 22.04.2017 tarihinde ... ili ... ilçesinde yaya geçidini kullanmakta iken davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı ticari taksinin kendisine çarpması sonucu yaralandığını, kaza oluşumunda sürücünün tam kusurlu bulunduğunu ve aynı eylem sebebiyle Antalya 24. Asliye Ceza Mahkemesinde mahkûmiyetine karar verildiğini, kazada yaralanan dava dışı sigortalının tedavisinin yerleşik olduğu Almanya'da devam ettiğini ve bu tedavi masraflarının müvekkili sigorta kuruluşu tarafından karşılandığını, davacı müvekkilinin ödediği toplam 25.679,01 Euro tedavi giderinin KTK m.98 kapsamına giren kısmının davalı ... ile davalı işleten ve sürücüden, bu kapsam dışında kalan kısmının ise davalı sigorta şirketi ile davalı işleten ve sürücüden, ... ve sigorta şirketi bakımından başvuru tarihinden, davalı işleten ve sürücü bakımından haksız eylem tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yabancı uyruklu kişilerin trafik kazasına bağlı tedavilerin devamını yabancı ülkede sürdürmeleri hâlinde yurt dışında verilen tedavi hizmetleri bedelinin kurumca karşılanmayacağına ilişkin 2015/5 sayılı genelge kapsamında müvekkil kurumun davacı sigorta şirketine karşı hukuki sorumluluğunun bulunmadığını, dosyada tedavi giderlerinin belgeli olup olmadığının ve dava konusu kaza ile illiyet bağının araştırılması gerektiğini, davanın öncelikle Antalya Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini belirterek yetkisizlik kararı verilmesini, esastan ise davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görüldüğü mahkeme yönünden yetki itirazında bulunduğunu, davacının davalı kuruma yönelik talebinin KTK m.109/1 uyarınca iki yıllık zamanaşımına uğradığını, dava dışı zarar görenin izinle Türk vatandaşlığından çıktığından yabancı uyruklulara ilişkin 2015/5 sayılı genelge kapsamında kurumun sorumluluğunun bulunmadığını, belgesiz tedavi giderlerinden de kurumun sorumlu olmayacağını, kusur dağılımının yeniden bilirkişi incelemesiyle saptanması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının zorunlu dava şartı olan ...'ya yazılı başvuru yükümlülüğünü yerine getirmediğini, talebin zamanaşımına uğradığını, kaza ile zarar arasındaki illiyet bağının araştırılması gerektiğini, tazminat hesabında TRH 2010 tablosu ve %1,8 teknik faizin esas alınması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu ve daha önce yapılan 119.816,00 TL ödemenin mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 22.04.2017 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında davalı araç sürücüsü .....'nun yaya geçidini kullanan dava dışı yaya ....'a çarptığı, kazanın oluşumunda ....'nun 2918 sayılı KTK m.74 hükmünü ihlal eder nitelikte tam kusurlu olduğu, dava dışı yayanın kural ihlal niteliğinde herhangi bir davranışının bulunmadığı, bilirkişi heyetince hazırlanan 28.03.2023 tarihli kök rapor ile 11.09.2023 tarihli ek raporun dosya kapsamına uygun, nesnel ve denetime elverişli olduğu, talep edilen 25.679,01 Euro tedavi giderinin 16.904,63 Euro'luk kısmının dava dışı sigortalının Türkiye'deki belgeli tedavi giderleriyle ilişkili olduğundan KTK m.98 kapsamında ... sorumluluğunda bulunduğu, bakiye 8.774,38 Euro'nun ise ... sorumluluğu dışındaki transfer, ulaşım ve ambulans giderleri niteliğini taşıdığından davalı sigorta şirketi ile diğer davalılar yönünden tazminat kapsamında olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili, davalı ... Şirketi vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yetkisizlik ve zamanaşımı itirazlarının ilk derece mahkemesince değerlendirilmediğini, davanın açıldığı mahkeme önünde yargılama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, dava dışı zarar görenin yabancı uyruklu olması nedeniyle yurt dışında yapılan tedavi giderlerinin 2015/5 sayılı genelge uyarınca kurum tarafından karşılanamayacağını, talebin KTK m.109/1'deki iki yıllık zamanaşımına uğradığını, 5510 sayılı Kanun kapsamındaki bu uyuşmazlığın İş Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının ...'ya yazılı başvuru dava şartını yerine getirmeksizin dava açtığını, tazminat hesabında progresif rant yöntemi yerine ZMSS Genel Şartları uyarınca %1,8 teknik faiz ve TRH 2010 tablosunun esas alınması gerektiğini, davalı .... tarafından kaza dışı sigortalıya önceden 119.816,00 TL maluliyete ilişkin ödeme yapıldığını ve bu tutarın poliçe limitinden düşülerek sorumluluğun kalan limit üzerinden belirlenmesi gerektiğini, bilirkişi heyetinin tedavi gideri kapsamı dışında nitelendirdiği 8.774,38 Euro tutarındaki bakiye kalemlerin kaza ile illiyet bağının yeterince incelenmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; görev ve yetki itirazlarının ilk derece mahkemesince değerlendirilmediğini, davacının davalı kuruma yönelik talebinin iki yıllık zamanaşımına uğradığını, KTK m.98 kapsamında bulunan tedavi giderlerinden yalnızca ...'nın, bu kapsam dışında kalan tedavi giderlerinden ise yalnızca davalı ZMSS sigortacısının sorumlu olduğunu, kendisine kusur atfedilmediği hâlde müşterek ve müteselsil sorumluluk kapsamında hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, kısa karar ile gerekçeli kararın çeliştiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, yabancı sigorta kurumu tarafından sigortalısının trafik kazası nedeniyle karşılanan tedavi giderlerinin kazaya sebebiyet veren aracın ZMMS sigortacısı, işleteni, sürücüsü ve ...'dan halefiyete dayalı olarak rücuen tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Halefiyet, bir kişinin hukuken diğerinin yerine geçmesi anlamına gelir. 6102 sayılı TTK m.1472/1 hükmünde sigorta tazminatını ödeyen sigortacının, hukuken sigorta ettirenin yerine geçeceği ifade edilmiştir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsi ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. (Yargıtay HGK 05.02.2019 tarih ve ███████-1088 E. – ███████ K.) Rücu davası, sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Bu nedenle sigortacı tarafından açılan rücu davası aslında bir tazminat davasıdır; zamanaşımı yönünden sigortalı için uygulanacak hükümler sigortacı için de uygulanacak, zamanaşımı sigortalı için hangi tarihte işlemeye başlamışsa sigortacı için de aynı tarihte başlayıp dolacaktır. Görev yönünden davalı ... ve davalı ... vekillerinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5/1-b hükmünde ...'nın taraf olduğu uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde görüleceği düzenlenmişse de söz konusu hükmün kapsamı, sosyal güvenlik mevzuatından doğan uyuşmazlıklarla sınırlıdır. Eldeki dava, davacı yabancı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısının kaza nedeniyle maruz kaldığı tedavi giderlerini karşılaması üzerine, zarar sorumlusuna karşı ve haksız fiil hukukuna dayalı olarak yönelttiği bir rücu ve tazminat davasıdır; davacı ile davalı ... arasında 5510 sayılı Kanun kapsamında sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu itibarla Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla, davalıların göreve ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Zamanaşımı yönünden itirazların incelenmesinde; KTK m.109/2 uyarınca davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş olması hâlinde ve Ceza Kanununda bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı öngörülmüşse bu süre tazminat talepleri için de uygulanır. Dava dışı ....'un yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasında, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK m.89/1 ve m.66/1-e hükümlerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Somut olayda kaza tarihi 22.04.2017, dava tarihi ise 28.10.2021 olup dava tarihinde sekiz yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından davalıların zamanaşımına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Yetki yönünden itirazların incelenmesinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ve ZMSS Genel Şartlarının C.7. Maddesi ile düzenlenen "Motorlu araç kazalarından dolayı hukukî sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." hükmü uyarınca araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre şube müdürlüğüne göre daha geniş yetkileri bulunan sigortacının bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Bu düzenleme, kesin yetki kuralı niteliğinde olmayıp davacıya seçimlik bir yetki hakkı tanımaktadır. Kesin yetki kuralı bulunmadığından yetki itirazı ilk itiraz niteliğinde olup, bu itiraz ileri sürülmüş olsa dahi mahkemenin öncelikle KTK m.110 kapsamında yetkili olup olmadığını titizlikle araştırması zorunludur.(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 12.12.2012 tarih ve ██████████ E. – ██████████ K. sayılı ilamı) Somut olaya gelince; davalı ... Şirketi'nin "...." unvanıyla ... Caddesi No:., .... Binası, Kat:... adresinde fiilen faaliyet göstermekte olup bu bölge müdürlüğü, şirketin organizasyon yapısı içinde hasar süreçleri bakımından aktif ve yetkili bir birim niteliğindedir.Bu durumda KTK m.110 uyarınca davalı sigorta şirketinin bölge müdürlüğünün İzmir'de bulunması nedeniyle İzmir mahkemeleri dava tarihi itibarıyla yetkili mahkemeler arasındadır. Davacının, kanunun kendisine tanıdığı seçimlik yetkiyi kullanarak davayı İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde açması hukuka uygundur. Açıklanan nedenlerle davalıların yetkiye ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1., 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeniyle oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücü, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumludur. (Yargıtay HGK 15.6.2011 tarih ve ███████-142 E. – ████████ K., 17. HD 20.05.2013 tarih ve █████████ E. – █████████ K.) Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve ███████ E. – ███████ K. sayılı kararı ile KTK m.90'daki genel şartlara atıf ibaresi iptal edilmiş olduğundan davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri ve Yargıtay uygulamaları çerçevesinde belirlenmesi gerekmektedir. 6111 sayılı Kanunun 59. maddesiyle değişik KTK m.98 uyarınca trafik kazaları sebebiyle sunulan belgeli sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ... tarafından karşılanacağı hükme bağlanmış olup belgesiz, paramedikal giderler ile transfer ve ulaşım giderlerinden ise ZMMS sigortacısı ile işleten ve sürücü sorumlu olmaya devam etmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 28.11.2022 tarih ██████████ Esas ██████████ Karar sayılı ilamı) Davalı ... vekilinin KTK m.98 kapsamı ve yabancı uyruklu zarar görene ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; KTK m.98 hükmünün uygulanmasında kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığının ve Türk vatandaşlığının bir önemi bulunmamakta olup 6111 sayılı Kanunun geçici 1. maddesiyle Kanunun yayımı tarihinden önceki kazalar da kapsama alınmıştır. İdari düzeydeki genelge hükümlerinin kanun hükmünü sınırlandıracak ya da ortadan kaldıracak nitelikte olmadığı aşikârdır; normlar hiyerarşisi karşısında bu yöndeki itiraz yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin bu husustaki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı ... Şirketinin poliçe limitinden mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürdüğü 20.08.2019 tarihli 119.816,00 TL ödemeye ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; söz konusu ödemenin dava dışı sigortalının maruz kaldığı trafik kazasında maluliyete ilişkin olarak dava dışı sigortalı adına yapıldığı davalı şirket tarafından dosyaya sunulan müzekkere cevabından anlaşılmakta olup, görülmekte olan davanın konusunun tedavi gideri teminatına ilişkin olduğu, davalı tarafça yapılan sürekli sakatlık ödemesinin ise sürekli sakatlık teminat limitinden düşülebileceği, bu nedenle sürekli sakatlıkla ilgili yapılan ödemenin 330.000,00-TL tutarlı tedavi giderleri teminatı limitinden düşülmemesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı gözetilerek davalı sigorta vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı ... vekilinin kısa karar ile gerekçeli kararın çeliştiğine ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; ilk derece mahkemesince gerekçeli karar yazımı sırasında kısa karardaki toplam tutarın 25.979,01 Euro yerine 25.679,01 Euro olarak yazılması gerektiğini resen tespit ederek bu düzeltmeyi gerekçeli kararda açıkça belirttiği, özellikle gerçekleştirilen değişikliğin açık yazım hatasının düzeltilmesine dair olduğu, her ne kadar hükmün tashihine ilişkin 6100 sayılı HMK'nın 304.maddesine ilişkin prosedürün gözetilmemesi hatalı olmuş ise de özellikle değişikliğin davalı taraflar lehine gerçekleştirildiği dikkate alındığında usul ekonomisi ilkesi uyarınca gelinen aşama itibariyle bu hususun tek başına kararın kaldırılmasını gerektirmeyeceği değerlendirilmekle aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı vekillerinin kusur dağılımına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; dosyaya sunulan trafik uzmanı, aktüer-tıp hesap bilirkişisi ve sigorta hesaplama uzmanından oluşan üç kişilik bilirkişi heyetince hazırlanan 28.03.2023 tarihli kök rapor ile 11.09.2023 tarihli ek raporun kaza oluş şekline ve dosya kapsamına uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu, aynı yönde sonuca ulaşan kök ve ek raporlar arasında çelişki bulunmadığı, raporlara karşı ileri sürülen itirazlar bilirkişi heyetince gerekçeli biçimde değerlendirildiği, kazada davalı araç sürücüsünün %100 oranında tam kusurlu bulunduğuna dair bilirkişi tespitinin dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı ve kaza oluş şekliyle örtüştüğü anlaşılmakla, davalı vekillerinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delillere göre, bilirkişi heyeti raporlarındaki tespit ve değerlendirmelerin kaza oluş şekli ve dosya kapsamıyla uyumlu olmasına, raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte bulunmasına, hükmedilen maddi tazminat kalem ve miktarlarının dava konusu kaza nedeniyle oluşan yaralanmaya bağlı olarak tedavi ve tedavi amaçlı ulaşım ve sair giderleri kapsadığının tespit edilmesine, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarıyla hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenen yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeksizin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... vekilinin, davalı ... Şirketi vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı .... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı ... Şirketi yönünden istinaf karar harcı olan 6.283,09-TL'den peşin alınan 5.635,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 647,49-TL'nin davalı ... Şirketi'nden alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 18.388,00-TL'den peşin alınan 4.838,95-TL'nin mahsubu ile bakiye 13.549,05-TL'nin davalı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle davalıların yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026