Mirasçıdan mal kaçırma amaçlı muvazaalı devirler ile feragat sözleşmesinin geçersizliği iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil ile sözleşme iptali talepli davanın yüksek mahkemece incelenmesi.
Özet: Miras bırakanın mal kaçırma amacıyla yaptığı iddia edilen tapu devirlerinin iptali ve tescili talebiyle açılan asıl dava ile bir mirasçının belirli bir bedel karşılığında miras payından feragat ettiğine dair sözleşmenin geçersizliği iddiasıyla açılan birleştirilen davada, yargılama sürecinde alınan birden fazla bozma kararı sonrası mahkeme, davacının hukuki sonuçlarını bilerek imzaladığı ve miras payının devrine ilişkin şartları taşıdığı kabul edilen sulh, taksim ve feragat sözleşmesinin geçerli olduğuna hükmederek, davacının miras payı oranında tapu iptali ve tescil ile sözleşmenin geçersizliği taleplerini büyük ölçüde reddetmiş olup, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ███████ K.
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA
Asıl dava muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava ise sözleşmenin iptali isteklerine ilişkindir.
Asıl davada davacı, mirasbırakanı ...'ün 44, 45, 222, 299, 4 99... parsel sayılı taşınmazlarını; mirasbırakanı ...'nin ise 181, 415, 547, 550 parsel sayılı taşınmazlarını kız çocuklarından mal kaçırmak amacı ile muvazaalı olarak oğulları olan ... ve ...'a devrettiğini, ... ve ...'un da taşınmazları muvazaalı olarak... ve ... ...'ye, anılan kişilerin de ... ve ...'un çocukları olan davalılara temlik ettiklerini ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Birleştirilen davada davacı, 27.05.2013 tarihli "sulh taksim ve feragat sözleşmesi" başlıklı belgenin geçersiz olduğunu, taşınmazların değeri ve miktarı konusunda kendisine herhangi bir bilgi verilmediğini, bu belgenin hile ile düzenlendiğini, çok yüksek değerdeki taşınmazların düşük bedelle devredildiğini, edimler arasında orantısızlık olduğunu ileri sürerek orantısızlığın giderilmesine, mümkün olmazsa sözleşmenin geçersizliğine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, taraflar arasında feragat sözleşmesi yapıldığını, davacının muristen intikal edecek haklarından feragat ettiğini, sözleşme gereğince davacıya anlaşma bedelinin ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece eksik harç tamamlanmadığından davanın açılmamış sayılmasına ilişkin verilen ilk karar Dairece; davacıya miras payına isabet eden kısım için Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca harcı yatırması için süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yasal koşulları taşımayan kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde 550, 547, 415 parsel sayılı taşınmazlar dava dışı 3. kişiler adına kayıtlı olduğundan anılan parseller yönünden asıl davanın reddine; 44, 45, 181, 222, 299, 4 99... parsel sayılı taşınmazlar bakımından ise temliklerin mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu, birleştirilen davaya konu feragat sözleşmesi başlıklı belgenin ise geçerli olmadığı gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece 181 parsel sayılı taşınmazın mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak temlik edildiği saptanarak bu taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesi ile anılan taşınmaz yönünden kararın onanmasına; imzası davacı tarafından inkar edilmeyen 27.05.2013 tarihli ''Sulh, Taksim ve Feragat Sözleşmesi'' ile 02.05.2013 tarihli ''Sözleşme'' başlıklı belgelerin şeklen geçerli olduğu dikkate alınarak değerlendirme yapılması ve dava konusu 499, 299, 815, 44, 45, 222 parsel sayılı taşınmazlar bakımından sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 27.05.2013 tarihli sulh, taksim ve feragat sözleşmesine göre davacının 499, 299, 815, 44, 45, 222 parsel sayılı taşınmazlara karşılık 340.000,00 TL bedelin tarafına ödendiğini, mirasçılardan herhangi hak ve talebinin bulunmadığını imza altına aldığı, bu haliyle sözleşmenin miras payının devrine ilişkin olduğu, miras payının devrinin yazılı olmasının yeterli olduğu anlaşıldığından taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu, davacının sözleşmenin imzalandığı esnada yapmış olduğu işlemlerin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme kabiliyetine sahip olduğu, sözleşme içeriğinin davacı ve ailesi tarafından okunması ile birlikte taraflar arasında sözleşme içeriğine dair bilgi verildiği, dava konusu taşınmazların tarafların murislerine ait olduğu, bu sebeple davacının taşınmazlara gitmese bile hangi köyde olduğunu ve değerlerini araştırma imkanının mevcut olduğu, dava konusu 550, 5 47... parsellerin ise dava tarihi itibariyle 3. kişiler adına kayıtlı olduğu gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davaların reddine, 181 parsel yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacı vekili Avukat ... ile temyiz edilen asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen kararın bozma ilâmına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Davacının adli yardım talebi yargılama aşamasında kabul edildiğinden, başlangıçta alınmayan 3.033,70'er TL temyiz başvuru harcı ile 732,00'şer TL onama harcı olmak üzere toplam 3.765,70'er TL'nin asıl ve birleştirilen davalar için ayrı ayrı temyiz eden davacıdan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, gelen temyiz edilen davalılar vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın Gölbaşı (Ankara) 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!