İflas eden inşaat şirketinden bağımsız bölüm alan davacının, yarım kalan projenin tamamlama maliyeti alacağının sıra cetveline kaydı için itiraz davası.
Özet: Müflis bir inşaat şirketinden konut satın alan davacının, şirketin sözleşmeye aykırı olarak bağımsız bölümü zamanında ve eksiksiz teslim etmemesi nedeniyle uğradığı, bilirkişi raporuyla da desteklenen 1.317.330,00 TLlik tamamlama maliyeti veya alternatif olarak 143.466,51 TLlik sökülen malzeme bedeli alacağının iflas sıra cetveline kaydedilmesi talebiyle açtığı itiraz davasında, davalı taraf talebin hak düşürücü süre içinde açılmadığını ve alacağın muteber belgelerle ispatlanamadığını, kabulünün diğer iflas alacaklıları arasındaki eşitliği zedeleyeceğini ileri sürerek davanın reddini savunmaktadır.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : █████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müflis ..... Yapı İnşaat San. ve Tic. A.Ş. tarafından 2009 yılında inşaatına başlanan İstanbul İli, ..... İlçesi, ..... Mevkii, ..... Ada, ....Parsel'de yer alan 3.296 bağımsız bölümlü .... konut/yeri projesinden,B3 Blok, 126 numaralı bağımsız bölümü, Mayıs 2012 anahtar teslim şartlı (Dosyad: Mübrez, Alacak kaydı Dilekçesi EK-1İ) 09.02.2010 Tarihli “Sayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi" ile satın aldığını ve bu satıştan müflis şirkete borcunujn kalmadığını, Bu hususun, sunduıkları(Dosyada Mübrez, Alacak kaydı Dilekçesi EK-2) ödeme belgeleri ile de sabittir. Satışa konu tüm ödemeleri müflis şirkete yaptıktan sonra (Dosyada Mübrez, Alacak kaydı Dilekçesi EK-3) kat irtifak tapusu tüm takyidattan ari olarak adına tescil edildiğini, müflis şirketin, sözleşme konusu bağımsız bölümü, iskanı alınmış oturuma hazır halde Mayıs 2012 tarihinde teslim etmeyi sözleşmenin Vİ/1. maddesi taşınmazın teslimi başlığı altında taahhüt ettiğini ancak projenin teslim tarihi olan 2012 yılında inşaatı 4050-55 imalat seviyesinde yarım bırakarak temerrüde düştüğünü, aradan geçen 13 yıla rağmen inşaatı tamamlayıp iskanı alınmış oturuma hazır teslim etmediğini, müflis şirketin yarım bıraktığı inşaatı kendi mali imkanları ile tamamlamak isteyen kat irtifak tapu sahiplerinin kurduğu inşaatı tamamlama yönetimi, öncelikle yarım kalmış inşaatın tamamlama maliyetini tespit etmek amacıyla Bakırköy .... Tüketici Mahkemesinde █████/2025 tarih, ..... D.iş sayılı tespit davası açtığını, söz konusu dava dosyasına sunulan 11.08.2025 tarihli (Dosyada Mübrez Alacak kaydı Dilekçesi EK-4) denetime elverişli bilirkişi raporunda proje bazında eksik imalatları tamamlama maliyetinin 6.781.017.580,00 TL olduğu tespit edildiğini, buna göre tarafının 77 m2 büyüklüğündeki dairesine isabet eden bedelin ise 1.317.330,00 TL olduğunun hesaplandığını, bu tutar,müflis şirketin inşaatı tamamlama borcunu ifa etmemesi nedeniyle tarafımın uğradığı doğrudan zararı olduğunu, bu alacağın İİK'na göre müflisin iflası ile muaccel hale gelmiş olmakla tarafına ödenmesi gerektiğini beyan ederek davanın kabulü ile öncelikle İstanbul İli, .... İlçesi, .... Mevkii, .... Ada, ... Parsel' de .... konut/iş yeri projesinde maliki olduğum B3 Blok, 126 numaralı bağımsız bölüm inşaatının tamamlama maliyeti bedeli olarak Bakırköy ..... İflas Müdürlüğü .... İflas Dosyasına 268 kayıt No ile kaydı talep edilen 1.317.330,00 TLalacağının tamamının faizi ile birlikte Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi .... D. İş sayılı dosya bilirkişi raporu doğrultusunda sıra cetveline kayıt ve kabulüne, ilk talebinin kabul edilmemesi halinde; alacağın başvuru dilekçesinde terditli olarak talep ettiği müflis şirketin dava konusu yarım kalmış mevcut inşaat bloklarından hukuka aykırı olarak söküp yerlerine takmadığı eksilen yapı malzemelerinin maliyetinin tespitine yönelik müflis şirket tarafından bilirkişiye tespit ettirilerek taraflara yayınlanan dosyada mübrez ilan doğrultusunda, maliki olduğu B3 Blok, 126 numaralı bağımsız bölüme isabet eden 143.466,51 TL alacağının tamamının faizi ile birlikte sıra cetveline kayıt ve kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dosyanın öncelikle 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının tespiti ile hak düşürücü süre içerisinde açılmamış ise esasa girmeden davanın usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak iflas masasına sunulan alacak başvuru dilekçesinde davacı 1.317.330,00 TL talepte bulunduğunu; bu talebini ispat edecek muteber hiçbir belge sunamadığını, huzurdaki dava dilekçesinde de başvuru dilekçesinde olduğu gibi inşaat tamamlanmadığı için uğranılan zarar varsayımıyla 1.317.330 TL; işbu taleplerinin kabul görmemesi halinde sökülen yapı malzemeleri dolayısıyla 143.466,51 TL masadan alacaklı olduklarını beyan ettiğini, denilen tutarların nereden alındığının belli olmadığı ve meblağın büyüklüğü göz önünde bulundurulduğunda söz konusu taleplerin yargılamayı gerektirir mahiyette olduğu açıkça ortada olduğunu, bu halde bir an için iflas idaresinin söz konusu talebi kabul ettiği varsayımında inşaat şirketi olan müflisten her alacaklı olduğunu beyan eden kişilerin benzer mahiyette gelen her başvuruyu kabul olarak değerlendirmesi gerekeceği ve bu durumun iflas alacaklıları arasındaki eşitlik ilkesini bozacağı izahtan vareste olduğunu, gerek yasal düzenleme ve gerekse Yargıtay içtihatları karşısında, delil tespitlerinin kural olarak karşı tarafa tebligat yapılmak ve karşı tarafın da tespit esnasında hazır bulunmasını sağlamak suretiyle gerçekleştirilmesi gerektiği hukuksal ve ihtilafsız bir gerçek olduğunu ancak somut olay yönünden müflisin yokluğunda gerçekleştiğini, İİK m. 194 'e aykırı bir şekilde işlemler gerçekleştirildiğini, bu bağlamda somut olaya bakıldığında, tespit isteyen tarafin iddiaları ile tespit edilen hususların niteliği, yasanın öngördüğü olağanüstü şartların mevcut olmadığını açıkça gösterdiğini, somut olayda taşınmaz halihazırda yerinde durduğunu, durum böyle iken, HMK.m.403 hükmü ihlal edilir şekilde gıyapta delil tespitine karar verilmiş olup; bu nedenle anılan tespit işlemi ve akabinde tanzim edilen bilirkişi raporu geçersiz olduğunu beyan ederek davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması durumunda dava şartı yokluğundan usulden reddine, aksi bir durumda davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı ile aralarında sözleşme kapsamında satın alınan İstanbul ili .... ilçesi, .... mevkii, ..... Ada, .... parselde yer alan, B5 Blok, 29 numaralı bağımsız bölüme kayıtlı taşınmazın davacı adına tescil edilmesine rağmen sözleşmeye uygun olarak teslim edilmediği, taşınmazda eksiklerin bulunduğu iddiası ile asıl talep yönünden inşaatın tamamlanma bedelinin, olmadığı takdirde terditli olarak davalının inşaat üzerinden söktüğü iddia edilen ürünlerin bedellerinin belirlenerek Bakırköy ..... İflas Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasında iflas masasına kayıt ve kabul istemine ilişkindir.
-Her ne kadar davacı tarafça dava dilekçesinde B3 Blok 126 nolu bağımsız bölüm yönünden talepte bulunulmuş ise de celp edilen tapu kayıtlarında ve talep sonuç kısmındaki bilgilere göre davacının B5 Blok, 29 numaralı bağımsız bölümün maliki olduğu, bu hususunda maddi hatadan kaynaklandığı anlaşılmakla 29 nolu bağımsız bölüm yönünden inceleme yapılmıştır.
-Dava tarihinden önce iflas edilmesi halinde, 2004 sayılı İİK'nın 191. maddesi gereğince, iflas açıldıktan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlamaya uğrar; müflis artık masa mevcudunu azaltıcı nitelikteki tasarruflarda bulunamaz. Bu mallar ve haklar topluluğunu, iflas açıldıktan sonra aynı Kanun`un 226. maddesi gereğince, kanuni mümessil olan iflas idaresi temsil edeceğinden, açılacak davalarda husumetin iflas idaresine yöneltilmesi ve varlığı iddia olunan alacakların, 2004 sayılı İİK. 219. maddesi gereğince, masaya karşı ileri sürülmesi gerekir. Bu nedenle kural olarak iflastan sonra müflis aleyhine masaya giren mal ve haklara ilişkin olarak doğrudan dava açılamaz. İflas masasından hak iddia eden alacaklının alacağının masaya kaydını talep etmesi, bu talebin İflas idaresince kabul edilmemesi halinde, İİK.nun 235/2. maddesinde öngörüldüğü şekilde sıra cetveline itiraz davası açması gerekmektedir. Buna rağmen, iflâstan sonra müflise karşı bir alacak davası açılırsa, bu davaya, iflâs idaresine karşı sıra cetveline itiraz davası olarak devam edilmelidir. Sıra cetveline itiraz davasında da, görevli mahkeme ise 2004 sayılı İİK'nın 235/1 maddesi gereğince iflas kararını veren ticaret mahkemesinin bulunduğu yerdeki Ticaret Mahkemesidir.
-Somut olayda taraflar arasında varlığı ihtilafsız olan "Satış Vaadi Sözleşmesi" uyarınca dava konusu taşınmazın davacı adına tescil edildiği sabit olup, davacı taraf taraflar arasındaki sözleşme kapsamında müflis şirkete satış bedelinin ödendiğini, müflis şirket tarafından anahtar teslim olarak taşınmazların satış ve devrinin taahhüt edilmesine rağmen yalnızca tapudaki bağımsız bölüm mülkiyetinin inşaatın belirli bir aşamaya gelmesi üzerine devredildiğini ve fakat müflis şirket tarafından ilgili taşınmaz inşaatının anahtar teslim olarak tamamlanmadığını ve süreç içerisinde satıcı şirketin iflas ettiğini, taşınmaz inşaatının yarım kaldığını iddia etmektedir.
-Borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesini düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 112. Maddesi şu şekildedir:"MADDE 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür."
-Borcun taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak aynen ifa edildiğini ispat yükü müflis şirket üzerinde olup, bu yönde müflis şirket tarafından herhangi bir delil sunulmamıştır. Bilindiği üzere 2004 sayılı Kanun'un 195. Maddesi gereğince iflas sonucunda müflisin tüm borçları muaccel hale gelmekte olup, yine aynı kanunun 198. Maddesi gereğince müflisin para borcu niteliğinde olmayan borçları para borcuna eş kıymete çevrilerek müflis borcu olarak sıra cetveline kaydedilmektedir.
-Bu bağlamda davacıya projeden anahtar teslim olarak taşınmaz satış ve devrini taahhüt eden müflis şirketin yalnızca mülkiyetini devrettiği taşınmazları anahtar teslim hale getirmek yönünden davacıya yönelik borcunun müflis tarafından gereği gibi ifa edilmediği bu yönden müflis şirketin davacıya karşı borçlu olduğu, taraflar arasındaki sözleşme ve projeden satışa göre davacının borcun aynen ifasını isteyebileceği, borçlu şirketin iflası neticesinde tüm borcunun muaccel hale geldiği ve müflisin anahtar teslim olarak satış ve devrini vaat ettiği ve davacıya karşı borçlandığı taşınmazın yalnızca tapu üzerinden devrinin müflis şirketin "anahtar teslim" şekli yönelik davacıya olan borcunu ortadan kaldırmayacağı, davacının borcun aynen ifasını isteyebileceği ancak borçlu şirketin iflası neticesinde 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gereğince müflisin anahtar teslim şekline yönelik borcunun para alacağına çevrilerek davacı adına sıra cetveline alacak olarak kaydı gerektiği anlaşılmaktadır.
-Anahtar teslim olarak kararlaştırılan bir taşınmaz satışında, mülkiyetin tapuda devredilmiş olması inşaatın tamamlanmadığı gerçeğini ve buna bağlı hukuki sonuçları ortadan kaldırmaz. Bu durum hukukumuzda kural olarak sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi kapsamında "eksik iş" hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.
-Sözleşmedeki "anahtar teslim" olgusu, taşınmazın sadece tapuda devrini değil, yapının fen ve sanat kurallarına uygun, tamamen bitmiş ve yapı kullanma izni (iskân) alınmış şekilde fiilen teslimini kapsar.
-Yargıtay ve doktrine göre, inşaat tamamen bitirilmeden ve özellikle anahtar teslim sözleşmelerde iskân ruhsatı alınmadan mülkiyet devredilse dahi, hukuken geçerli bir teslimden söz edilemez.
-Mülkiyetin devredilmiş olması inşaatın bittiği anlamına gelmez. İnşaat tamamen bitirilmedikçe, mülkiyet devredilse dahi hukuken geçerli bir teslimden söz edilemez.
-Davacıya projeden anahtar teslim olarak satış yapan müteahhüt konumundaki müflis şirket yönünden inşaatın tamamlanmaması bir "ayıp" (nitelik kusuru) değil, "eksik iş" (nicelik/ifa eksikliği) niteliğindedir.
-İnşaatın anahtar teslim olarak müflis şirket tarafından tamamlanmamış olması ve iflasın borçları muaccel kılması neticesinde müflis şirketin davacıya karşı taşınmazın anlaşmaya uygun teslimi hususunda temerrüt halinde olduğu açıktır.
-Davalı müflis vekili tarafından davacının alacağının zamanaşımına uğradığı iddia edilmiş ise de davalı müflis şirket tarafından davacıya hiçbir zaman usulüne uygun olarak taşınmazın teslim edilmediği bu nedenle teslim ile başlayacak olan zamanaşımının işlemeye başlamadığı anlaşılmakla bu yöndeki zamanaşımı iddiasına itibar edilmemiştir.
-Yukarıda yer verilen 6098 sayılı Kanun'un 112. maddesi, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumunda borçlunun sorumluluğunu düzenleyen temel tazminat hükmü niteliğindedir.
-Bu madde uyarınca; borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.
-Özetle tapuda taşınmaza yönelik mülkiyetin davacı tarafından devralınmış olması müflis yüklenicinin davacıya karşı inşaatı proje ve fenne uygun olarak anahtar teslim biçimde bitirme ve davacıya teslim etme borcunu ortadan kaldırmaz. İnşaatın tamamlanmaması TBK 112 uyarınca borca aykırılık teşkil eder ve bu nedenle davacıya projeden anahtar teslim olarak satılan bağımsız bölümlere yönelik olarak taşınmazın fenne ve projeye uygun anahtar teslim hale getirilebilmesi yönünden davacı bakımından uğranılan zarara ilişkin eksik iş bedeli müflisten alacak olarak talep edilebilecektir.
-Mahkememizce keşif icra edilmiş, dava konusu taşınmaz incelenerek dosyada mevcut değişik iş tespit dosyasında yer alan tespitler, mevcut tapu ve belediye kayıtları ile taraflar arasındaki sözleşme dikkate alınarak; taşınmazın tapu kayıtları dikkate alınarak güncel malikinin belirlenmesi, dava konusu taşınmazın tamamlanma oranının bağımsız bölüm ve tüm ortak alanlar dikkate alınarak belirlenmesi, varsa eksik işler ve tamamlanma oranları dikkate alınarak taşınmazlar sözleşme kapsamındaki teslim edileceği nitelikler nazara alınarak eksik iş bedelinin iflas ve dava tarihi itibariyle ayrı ayrı belirlenmesi davacıların terditli talepleri yönünden ayrıca değerlendirme yapılması amacıyla dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2026 tarihli raporda özetle; sunulan tapu kaydına göre dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğu, dava konusu taşınmazın inşaatının tamamlanmadığı, müflis yüklenicinin taraflar arasında akdedilen satış vaadi sözleşmesi edimlerini, tam ve zamanında yerine getirmediği, dava konusu taşınmazın mevcut tamamlanma oranları; taşınmazın uzun süre korunmasız bir halde bırakılmış ve taşınmaz cephelerine ait bazı kaplama malzemelerinin sökülmüş olması nedeniyle taşınmazda oluşan tahribat ve hasarlar göz önüne alınarak gerekli indirimler yapılmak sureti ile hesaplandığı, taşınmazın tamamlanmamış olan kısımları ile ilgili olarak davacının, İflas ve dava tarihi (her 2 tarih te 2025 yılının 2. Yarısı) itibarı ile;; B5 Blok, 4. Kat, 29 nolu dairesi için: 984.637,50 TL + KDV bedel talep edebileceği, davacı yanın terditli talebine ilişkin olarak; talep konusu sökülen malzeme bedellerini de içerecek şekilde taşınmazların tamamlanmamış olan kısımlarının maliyet hesabının İflas ve dava tarihi itibarı ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Birim fiyatları üzerinden hesaplanarak sunulmuş olup söz talep konusu ödemenin yapılması halinde; binanın tamamlanma maliyeti hesaplamasında anılı imalatlar da yer aldığı için yapılacak ödemenin mükerrer ödeme olacağı, davacının ana talebi reddedildiği takdirde müflis yüklenici tarafından henüz teslim etmediği inşaatta yapmış olduğu söküm işleminin; yüklenici tasarrufu kapsamında kabul edilip edilmeyeceğinin, bu bağlamda davacının hak talebinde bulunup bulunamayacağının hukuki takdirinin Mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Düzenlenen rapora taraflar itirazlarını sunmuş, dosya itirazların değerlendirilmesi amacıyla yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen ek raporda; kök rapordaki görüş ve kanaatlerde değişikliğin bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.
-Davacı tarafın itirazlarının incelenmesinde; davacının itirazının site altyapı, ortak kullanım alanları, peyzaj vs düzenlemelerin dikkate alınmadan ve yalnızca dava konusu bağımsız bölümün iç imalatları esas alınarak rapor düzenlendiği hususuna dayanmaktadır. Davacının işbu itirazı yönünden yapılan değerlendirmede; bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda raporda yer alan pursantaj tabloları üzerinden gerçekleştiği, maliyetlerin yapının tamamının tamamlanmasına yönelik olarak hesaplandığı, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda müteferrik işler başlığı altında yapılan hesaplamalarda ortak alan, çatı, merdiven, aydınlatma, temizlik vs hususların dikkate alındığı, diğer ortak alanlar olan otopark, sığınak vs alanların tamamlanmış vaziyette olduğu, ekstra maliyet hesabına yer olmadığı, tüm blokların tamamlanmış haline göre hesaplama yapıldığı görülmekle, davacı tarafın bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir.
-Davacı tarafın bir diğer itirazının Bakırköy ...... Tüketici Mahkemesinde █████/2025 tarih, ..... D.İş tespit dosyasında belirlenen bedelden düşük bir tamamlanma bedelinin hesaplanmasına ilişkindir. İlgili tespit raporunun incelenmesinde raporda tüm blok ve taşınmazlar yönünden götürü bir bedelle hesaplama yapılarak eksik iş bedelinin belirlendiği, davacılar tarafından işbu raporda belirlenen bedelin davacıya ait taşınmazın m2'sine bölünerek bedelin hesaplandığı, Mahkememizce taşınmazlar üzerinde ayrı ayrı inceleme yapılarak her bir taşınmaz yönünden eksik iş bedelinin hesaplandığı, her bir blok ve bağımsız bölüm yönünden tespitlerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, keşif mahallinde yapılan tespitlerde de yer verildiği üzere bir kısım blokların tamamlanma oranlarının yüksek olduğu, yine aynı bloklarda bulunan taşınmazlarda dahi farklılıkların bulunduğu, bir kısım bloklarının ise yalnızca temel seviyesinde olduğu, bu haliyle davacı tarafın tespit dosyasında yer alan bedele ilişkin taleplerinin yerinde olmadığı görülmekle, davacı tarafın bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir.
-Yine davacı tarafın rapora itirazlarında diğer malikler tarafından açılan farklı dosyalardaki raporların emsal gösterildiği ve işbu raporlara göre hesaplama yapılarak karar verilmesi talep edilmiş ise de her bir davacının taşınmazının keşif tarihi itibariyle farklı vaziyette olduğu, yukarıda belirtildiği şekilde aynı blokta dahi farklı duruma sahip taşınmazların bulunduğu, bu haliyle işbu davaya emsal olamayacak nitelikteki taşınmazların dikkate alınamayacağı anlaşılmakla davacı tarafın bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir.
-Davacının bir diğer itirazının ise terditli talebi yönünden hesaplamalara ilişkin olduğu görülmektedir. Mahkememizce dava konusu taşınmaz üzerinde keşif icra edilmiş, tamamlanma oranları ve maliyetleri keşif mahallinde yapılan tespitlere göre taşınmazın güncel haline göre değerlendirilmiştir. Bu nedenle keşif tarihinden önce davalı şirket tarafından söküldüğü/söktürüldüğü iddia edilen malzemelerin tamamlanma oranların yönünden sonucu etkisinin olmayacağı, varsa bu işlerin eksik iş kapsamında değerlendirilerek hesaplama yapıldığı görülmekle, davacı tarafın bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir.
-Müflis şirket iflas idaresi vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi sunulmuş olup, her blok ve taşınmaz için tamamlama oranları ve bedellerin ayrı ayrı tespiti gerektiği iddia edilerek rapora itiraz edilmiş ise de bilirkişi raporunda davacıya ait taşınmazın ve diğer taşınmaz bloklarının hepsinin ayrı ayrı değerlendirildiği ve bloklar ile tamamlanma oranlarının farklılığının ayrı ayrı değerlendirilerek her taşınmaza özgü eksik işlerin taşınmazın mevcut tamamlanma oranlarına göre ayrı ayrı değerlendirilerek gerekçelendirildiği ve eksik iş bedellerinin tespit edildiği anlaşılmakla yerinde olmayan itiraza itibar edilmemiştir.
-Müflis şirket iflas idaresi vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz olarak taşınmazın tespit edilen tamamlanma oranlarının daha yüksek olması gerektiği iddia edilmiş ise de dosya içerisindeki delil tespiti raporu ve Mahkememizce alınan bilirkişi raporu karşılaştırıldığında; Mahkememizce alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin usul ve yasaya uygun gerekçeli ve mühendislik ilkelerine uygun olduğu, dava öncesinde alınan tespit raporunda taşınmazların tek tek gezilerek eksik işlerin ayrıştırılmadığı buna karşılık Mahkememizce alınan raporda taşınmazların tek tek gezilerek blok ve inşaat durumuna göre tamamlanma oranlarının inşaatın mevcut durumuna göre ayrıştırıldığı dolayısıyla söz konusu delil tespitindeki tamamlanma oranlarının değil tek tek taşınmazlara ve bloklara göre özgülenmiş Mahkememiz dosyasındaki raporun taşınmazın mevcut durumu ve tamamlanma oranlarına uygun olduğu anlaşılmakla müflis vekilinin bu yöndeki itirazına itibar edilmemiştir.
-Davalı tarafın itirazlarında mevcut tamamlanma oranlarına ve bedellere itiraz ettiği, bilirkişiler tarafından ek raporda da belirtildiği üzere keşif mahallinde yapılan incelemede, blokların farklı seviyeleri ve ilgili bloklardaki tespitler üzerinden pursantaj değerlerinin usulüne uygun tespit edildiği, ek raporda davalı tarafın elektrik alt yapısı yönünden teknik itirazlarının karşılandığı, taşınmazın atıl kalması sebebiyle meydana gelen zararların belirlendiği, ancak taşınmazın atıl kalmasının yüklenici-satıcı olan müflis şirketten kaynaklanması nedeniyle davalı tarafın işbu itirazlarının yerinde olmadığı görülmüş davalı tarafın bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir.
-Davalı tarafın rapora itirazlarında tamamlanma oranlarının ve bedellerinin taşınmazın mevcut haliyle uyumlu olmadığı iddia edilmiş ise de keşif mahallinde yapılan tespitlerde de yer verildiği üzere taşınmazların dava ve keşif tarihi itibariyle oturmaya elverişi durumda olmadığı, eksiklerin yalnızca ince işlerden kaynaklanmadığı ve bilirkişiler tarafından fiili duruma uygun şekilde eksiklerin belirlendiği görüldüğünden davalı tarafın bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir.
-Son olarak müflis iflas idaresi vekili tarafından taşınmazın müflis şirketten kaynaklanmayan mücbir sebep kapsamındaki dava süreçleri, idare süreçleri nedeniyle davacıya teslim edilemediği bu süreçlerin mücbir sebep olarak kabul edilmesi ve müflisin kusursuz olarak kabul edilmesi bu suretle zarardan sorumlu olmadığı iddia edilmiş ise de; müflisin öne sürdüğü süreçlerin mücbir sebep olarak kabulünün mümkün olmadığı gibi müflisin davacıya olan borcunun kısmi ifa imkansızlığı ya da tam imkansızlık olarak değerlendirilemeyeceği aynen ifanın halen mümkün olduğu dolayısıyla mücbir sebepten kaynaklı imkansızlık sebebiyle borcun sona ermediği gibi ilgili durumların sonradan ortaya çıkan ifa güçlüğü olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı, davacı tarafından müflis şirkete para borcunun tamamen ödenerek ifa edilmesi kapsamında inşaatın devam ettiği süreç ile inşaatın yarım bırakılması, taraflar arasındaki ilk sözleşmelerdeki teslim tarihine göre dahi müflis tarafından sözleşmenin tamamen ifa edilmediği, iddia edilen yasal süreçler ve idari süreçlerin normal taahhüt edilen teslim tarihinden çok sonra ortaya çıktığı, müflis şirketin ilk sözleşme tarihi ve sonrasındaki yıllara sari yaklaşık 10-12 yıllık tutumu ve projeye uygun ifaya yönelik tutumu bir arada değerlendirildiğinde bu tutumun basiretli tacir yükümlülüğü ile bağdaşmadığı gibi mücbir sebep olarak da kabul edilemeyeceği bu suretle müflis şirketin kusursuz olduğu ve mücbir sebepten kaynaklandığına yönelik itirazlara itibar edilmemiştir.
-Açıklanan nedenlerle Mahkememizce alınan bilirkişi raporunun ve davaya konu taşınmaz ile taşınmazların bulundukları blokların inşaat tamamlanma durumu, inşaattaki eksik işler, taşınmaz projesi, iflas tarihi itibariyle müflis tarafından davacıya fenne ve projeye uygun bir ifanın ve teslimin gerçekleştirilmiş olmadığının açık olması, müflis şirketin proje ve fenne uygun olarak taşınmazı anahtar teslim inşa ederek davacıya teslim etmediği, bilirkişi tarafından taşınmazların tek tek incelenerek projedeki eksikleri ve iflas tarihi itibariyle tamamlanma bedellerini iflas tarihindeki rayiçlere uygun olarak tespit etmeleri, raporun gerekçeli, denetime elverişli ve yerleşik içtihatlar ile iflas tarihindeki rayiçlere uygun olması karşısında bütün halde değerlendirilmesi neticesinde hükme esas alınması gerektiği, davacı tarafın seçimlik hakkı kapsamında taşınmazdaki eksiklerin tamamlanmasına ilişkin bedeli tahsil talebinin yerinde olduğu görülmektedir. Davalı tarafın müflis sıfatına sahip olması nedeniyle davacı tarafın adına tescil edilen taşınmazdaki eksiklerin davalı tarafça tamamlanmasının mümkün olmadığı, yine davalı tarafça bu yönde çalışmalar yapıldığına ilişkin bir projenin sunulmadığı, talep edilebilecek eksik iş-tamamlanma bedelinin iflas tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiği, müflis şirketin taşınmazları eksik inşa ettiği, eksikliklerden taraflar arasındaki sözleşme ve taahhütler gereği müflisin sorumlu olduğu, müflis tarafından kusursuzluğun ispatlanamadığı bu suretle eksik inşaat ve imalat bedellerinden davacıya karşı sorumlu olduğu sabittir.
-Bu doğrultuda davacı taraf adına sözleşme kapsamında tescili yapılan taşınmazın iflas ve dava tarihi itibariyle tamamlanmamış olduğu, iflas tarihi ve dava tarihi arasında rayiçler yönünden farklılığın olmadığı, davacı tarafın iflas tarihi itibariyle belirlenen rayiçler üzerinden bilirkişi raporuyla belirlenen bedel üzerine, iflas tarihinin 2025 yılı olması nazara alınarak %20 oranındaki KDV bedelinin eklenmesi ile toplam 1.181.565,00 TL alacağının iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerektiği, iflas masası tarafından aksi yönde verilen kararın yerinde olmadığı görülmekle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-Davacı tarafın davalı müflis şirketten olan 1.181.565,00 TL alacağının Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... İflas sayılı dosyasında iflas masasına kayıt ve kabulüne,
-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 615,40-TL başvurma harcı, 24.000,00 TL bilirkişi ücreti, 5.188,00-Keşif harcı, 2.000,00 TL keşif yol ücreti, 1.310,40-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 32.498,40-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%89,69) göre hesap edilen 29.149,09-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen maktu 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacının yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026
Katip ....

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!