İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin, bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan müteselsil kefalet borcuna itirazın iptali talebiyle ilgili istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, davacı bankanın, bir şirkete kullandırılan ve davalılarca müşterek müteselsil kefil sıfatıyla garanti edilen kredinin ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasını ele almaktadır; banka, genel kredi sözleşmesi ve kefalet şartları doğrultusunda borcun ve ferilerinin tahsilini talep ederek, davalıların borca itirazlarının hukuken dayanaksız olduğunu, kefaletin geçerliliğini ve borcun ödenmediğini vurgulayarak icra takibinin devamını ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemektedir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2023NUMARASI : ████████ E. ████████ K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptaliKARAR TARİHİ : 09.07.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09.07.2026 İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.11.2023 tarih ████████ E. ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, davalıların İzmir 17. İcra Müdürlüğünün █████████E. sayılı dosyasına 10.02.2022 tarihinde itiraz ettiklerini, İcra Müdürlüğünce takibin İİK 'nun 66. Maddesi uyarınca durdurulmasına karar verildiğini, itirazın iptali, icra inkar tazminatına hükmedilmesi ve takibin devamını temin etmek üzere itirazın iptali davası açılmadan önce 02.03.2022 tarihinde 6102 Sayılı TTK’nın 5/A maddesi gereğince arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, davalılara kullandırılan kredinin ödenmediğini, buna rağmen borca itiraz edilmesinin hukuken gerçeklikten uzak olduğunu, müvekkili banka ile dava dışı .... Şirketi arasında 19.08.2019 tarihli 1.750.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, nakdi ve gayrinakdi kredi kullandırıldığını, davadışı .... ve.... tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzalandığını, kredi borcunun zamanında ödenmemesi nedeniyle borçlu ve kefiller aleyhine İzmir 31. Noterliğince 28.07.2021 Tarih Ve 17915 yevmiye nolu muacceliyet ihtarı ve hesap özetinin tebliğ edildiğini, kredi alacaklarının tahsil ve tasfiyesini temini için davalı borçlu hakkında İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 02.09.2021 tarih ████████ D.İş sayılı ihtiyati haciz kararı alındığını ve 03.09.2021 tarihinde İzmir 17. İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz uygulandığını, icra dosyasında davalı .... ...'na gönderilen ödeme emrine ilişkin tebligatın bila iade olunduğunu, borçlunun mernis adresi olmadığından tebligat yapılamadığını, borçlulardan .....'na gönderilen tebligatın █████/2021 tarihinde tebliğ edilmiş ise de sehven borçlu soy isminin yanlış yazıldığından yeniden tebligat çıkarılmak istenmiş ise de borçlunun mernis adresi olmadığından tebligatın çıkarılamadığın, davalının █████/2022 tarihinde ilamsız takibe itiraz ettiğini, davalıların itirazın yasa usul ve içtihatlara aykırı olduğunu, icra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz edildiğini, davalıların müvekkili banka alacağına müteselsilen kefil olduğu ve kefaletin geçerli olduğundan itirazlarının haksız ve dayanaksız olduğunu, dava dışı şirket ile müvekkili banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil olma iradesini açıkça ortaya koyduğunu, kefilin borçtan sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihini de kendi el yazısı ile yazdığını ve yine kendi el yazısı ile müteselsil ifadesini eklediğini ve kefaletin hukuki tüm şartlarının oluştuğunu, davalı borçlunun itirazında haksız olduğunu, genel kredi sözleşmesinin faiz hükümlerini düzenleyen maddelerinde müvekkili bankanın uygulanacak faiz oranlarını günün koşullarına göre belirleme yetkisine sahip olduğunu, cari faiz oranlarında, gecikme ve temerrüt faiz oranlarında ortaya çıkan artışların müşteriye aynen yansıtılacağının açıkça ifade edildiğini, müşteri ve kefil kullanılan krediye ilişkin masraf, istihbarat ücreti ve diğer ücretleri ödeyeceğini, kabul ve taahhüt ettiğini, kullandırım şekillerine ilişkin hükümleri düzenleyen maddelerde de müşteri anapara tutarı ile birlikte vade tarihinde tahakkuk edecek faiz, BSMV, komisyon, masraf ve diğer fer’ileri ile birlikte vade/taksit tarihinde ödemeyi, bu miktarları ödemediği takdirde bankaca borcuna muacceliyet verileceğini kabul ve taahhüt ettiğini, genel kredi sözleşmesinde davalıların, müvekkili ile akdedilen kredi sözleşmelerinden dolayı borçlandığı ve borçlanacağı tutarlarla ve anapara, akdi faiz, temerrüt faizi, komisyon, gider vergisi, kredi hesabına borç kaydedilen her türlü masraflar, vergiler, resimler, kanuni takip giderleri ve avukatlık ücretlerini de kapsayan miktarlardan sorumlu olduğunu kabul ve taahhüt ettiklerini, davalıların, kefil oldukları genel kredi sözleşmesine konu borcun ödendiğini iddia ettiklerini, söz konusu iddiaların gerçekliği yansıtmadığını, takibe konu kredi sözleşmesine ilişkin borç nedeni ile firma ve kefillerden herhangi bir tahsilat yapılmadığını, davalı borçluların bu hususta herhangi bir ödeme belgesi ibraz etmediklerini beyan etmiş, davalıların İzmir 17. İcra Müdürlüğü’nün █████████E. sayılı dosyasına konu borcun tamamına ve fer’ilerine yönelik hukuki itirazın iptali ile takibin takip talebinde yazılı şartlarla aynen devamına, davalı borçlu tarafından inkar edilen alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, kefalet sözleşmesinin TBK ve TTK’ya aykırı olduğunu, müvekkillerinin bu dosya itibari ile bir kefaletinden söz edilemeyeceğini, kefaletin kanuni unsurlarının eksik olduğunu, borcun kredi kullanan şirket tarafından ödendiğini, müvekkillerinin sorumlu tutulduğu krediden doğan bir borcunun olmadığını, kredi borçlusu şirketin daha sonraki dönemlerde kullandığı kredilerin önceki tarihte imzalanan kredi borçlularına yüklenemeyeceğini, itiraz dilekçelerinde takibe itiraz ettiklerini ancak alacaklı vekilince İİK58/5 e göre ödeme emri gönderilmediğini, yasaya uygun bir takip yapılmadığını, davaya konu icra takibinin yasal unsurları taşımadığını, alacaklının ana para olarak takibe koyduğu miktarın ana para borcu olmadığını, davacı alacaklı tarafından gönderilen hesap kat ihtarnamesindeki alacaklı miktarı ile icra takibindeki asıl alacak miktarı ve yasa ile sözleşmeden kaynaklı gerçek borcun birbirini tutmadığını, kredi sözleşmesinde belirtilen faize en fazla hesap katından sonra 1/2 oranında artırım yapılarak faiz talep edilebileceğini, asıl borçlu şirketin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ Esas sayılı dosyası ile geçici mühlet kararı aldığını, davacı alacaklının hesap katı göndererek temerrüde düşürmesinin söz konusu olmadığını, konkordato sürecinde asıl borçlu için hesap katının mümkün olmadığını, kefil yönünden istenilen faiz ve miktarının yasal olmadığını, asıl alacağın yanlış ve yüksek faiz oranı ilavesi ile oluşturulduğunu, kredi sözleşmelerinde 3. şahsın kefil yönünden yasal unsurlarının mevcut olmadığını, müvekkillerinin bu borca kefil sayılamayacaklarını, sözleşmedeki imzaların varlığı ve yokluğu müvekkillerince bilinmediğini, kredi sözleşmesi örneklerinin müvekkillerince görülmediği için bu aşamada imzaya itiraz etme zorunluluğunun olduğunu, asıl borçlunun konkordato ile hukuki koruma altında olduğunu, İİK 149'a göre kefil ile asıl borçlu mecburi takip arkadaşı olduğunu ve asıl borçlunun hukuken korunduğu durumlarda mecburi takip arkadaşlığı söz konusuyken kefilin de korunmasının esas olduğunu ve bu nedenle yapılan takip ve açılan davanın yasaya aykırı olduğunu beyan etmiş, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davalılar aleyhine İzmir 17. İcra Müdürlüğünün █████████ sayılı takip dosyasında başlatılan icra takibine davalıların itirazlarının iptaline yönelik işbu davanın açıldığı, icra takibinin █████/2021 tarihinde başlatıldığı, takip talebi ve ödeme emrinde davalıların soy isminin "...." olarak yazıldığı ancak T.C. Kimlik numaralarının yazılı olduğu ve ödeme emri tebligatlarının davalıların soy isimleri "...." olarak yazılmak suretiyle çıkartıldığı ve söz konusu ödeme emrinin .....na █████/2021 tarihinde tebliğ edildiği, ....'na ise ödeme emrinin tebliğ edilemediği, icra dosyasından yeniden davalıların soy isminin "...." olarak yazılı █████/2021 tarihli ödeme emrinin düzenlendiği, ancak tebliğe çıkmadığı, takip dosyasında davalılar vekilinin █████/2022 tarihli itiraz dilekçesi ile takibe ve borca itiraz ettikleri, davalı .....na gönderilen █████/2021 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrinin tebliğ tarihine göre davalı .... yönünden takibin kesinleşmiş olduğu bu nedenle davacı tarafın işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı davalı ..... yönünden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiği; Davalı ....'nun davacı banka ile dava dışı .... Şti. arasında düzenlenen █████/2019 tarihli genel kredi sözleşmesinde 1.925.000,00 TL kefalet limiti ile müteselsil kefil olduğu, kefaletinin TBK 583 ve 584. Madde hükümlerine uygun olduğu, davalı tarafın sözleşmeye ilişkin itirazlarının dosya kapsamıyla sübut bulmadığı,bankacı bilirkişi tarafından davacı bankanın takip tarihi itibariyle 1.553.320.87-TL Asıl alacak, 5.539.06-TL İşlemiş tem. faizi, 276.95-TL Faizin %5 gider vergisi, 157.00-TL İht.Haciz. Gideri, 910,00 İht. haciz. vek. Ücreti toplamı 1.560.203.88-TL Nakdi, 35.000.00-TL Gayri nakdi alacağının tespit edildiği, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefilin çek depo sorumluluğuna ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığı nazara alındığında davanın bilirkişi raporu ile tespit edilen nakit alacak miktarı üzerinden kısmen kabulü fazlaya ilişkin talebin sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkemece kabul edilen kısım yönünden itirazın olmadığı ancak kısmen kabul yönündeki verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın kaldırılması gerektiği şöyle ki davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan 19.08.2019 tarihli ve 1.750.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmakla nakid ve gayrinakdi kredi kullandırıldığı, sözleşmelerin davalı .... ve .... tarafından müşterek ve müteselsil kefil olarak imzalandığı, zamanında borcun ödenmemesi üzerine kat ihtarı düzenlenmekle tebliğ edildiği, alacağın tahsilini teminen alınan ihtiyati haciz kararının İzmir 17 İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyası üzerinden 1.571.661,01 TL nakdi ve 35.000,00 TL gayrinakdi alacak yönünden takibe başlanılmakla birlikte davalı borçlunun icra dosyasına ferileri ile birlikte itiraz ettiği, alacağın tespiti için rapor alınmış ise de itiraz üzerine alınan kök raporda faiz yönünden itirazların karşılanması gerekmesine karşılık itirazlar değerlendirilmeksizin kanaat belirtilmesi üzerine hatalı rapora dayanılarak hüküm kurulduğu oysaki kredi sözleşmesinde ödemelerdeki gecikme sebebiyle talep edilecek faizin akdi faizin %50 si oranında ilave yapılmak suretiyle talep edilebileceği dolayısıyla davacının alacağının gecikmeden temerrüt tarihine kadar %27 gecikme faizi üzerinden talep hakkına sahip olduğu dolayısıyla tutarın eksik hesaplandığı, gayrinakdi alacağın reddedilmesinin doğru olmadığı zira gerek sözleşmede bu yönden taahhüt verildiği gerekse de mahkemenin ara kararı kapsamında harcın ikmal edildiği, tüm bu hususlar ve Dairece nazara alınacak sebeplerle..... hakkında verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar kaldırılarak kabul yönünde karar verilmesi, kabul edilen kısımlar yönünden itirazın bulunmadığı hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında başlatılan ilamsız takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davalı .... yönünden dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, .... yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 341. maddesi uyarınca ilk derece mahkemeleri tarafından verilen miktar veya değeri 1.500,00 TL'yi geçmeyen malvarlığına ilişkin kararlar kesin olup, anılan miktar aynı yasanın Ek. 1. maddesi uyarınca 01.01.2022 tarihi itibariyle 107.090,00 TL'dir. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebin kabul edilmeyen bölümünü geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. Ayrıca 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20.maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır. Somut olayda davacı İzmir 17. İcra Müdürlüğünün █████████ esas sayılı dosyası üzreniden 1.571.661,01 TL nakdi toplam alacak ile 35.000,00 TL gayri nakdi alacaktan oluşan tutar yönünden davalılar aleyhine takip başlatılmakla birlikte yapılan itiraz üzerine iş bu davanın açıldığı göz önünde bulundurulduğunda esasen itirazın iptali isteminin toplam 1.606.661,01 TL'ye yönelik olduğu, mahkemece .... yönünden takibin davadan evvel kesinleşmesi nedeniyle hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine, .... yönünden ise nakdi alacağın 1.560.203,88 TL'si yönünden kabul, 35.000,00 TL'lik gayri nakdi alacak ile 11.457,13 TL nakdi alacak yönünden ise ret kararının verildiği, yukarıda belirtildiği üzere hüküm davalı .... yönünden istinaf edildiği göz önüne alındığında reddedilen miktar dava tarihi itibariyle yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca istinaf sınırının altında kaldığı anlaşıldığından istinafı kabil olmayıp, davacı vekilinin istinaf dilekçesinin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- HMK'nın 352. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinin REDDİNE, 2- İstinaf harcının talep halinde istinaf yoluna başvuran davacı yana iadesine oybirliği ile kesin olarak karar verildi. █████/2026