Yargıtay 10. Ceza Dairesi, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunda mükerrer dava nedeniyle davanın reddi ile HAGB ihlali durumunda ayrı dava açılamayarak davanın düşmesi gerektiğini belirtti.
Özet: Yüksek Mahkeme, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü, aynı eylem için mükerrer kamu davası açılması ve durma kararı verilen dosyanın hatalı yönetilerek yargılamaya devam edilmesi; ayrıca, önceki bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı denetim süresinde işlenen yeni bir eylem için TCK 191/4 maddesi uyarınca davanın düşmesi gerekirken ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması gibi ciddi usul hataları ve kanuna aykırılıklar tespit ederek oy birliğiyle bozmuştur.

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmaHÜKÜM : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : DüşmeBozma üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:A. 16.02.2014 tarihli eyleme ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;Dairemizin 02.11.2022 tarihli ve ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı bozma ilamına uyularak, Çarşamba 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.04.2022 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile verilen durma kararının gereği olarak sadece erteleme kararı ile birlikte verilen denetimli serbestlik tedbirinin infazının devamına karar verilip, ihlali halinde dosyasına bildirimde bulunulması ile yetinilmesi gerekirken, “durma kararının” davayı sonlandıran nihai bir hüküm olmadığı ve yargılamanın bu dosya üzerinden yürütülmesi gerektiği gözetilmeksizin, sanık hakkında ikinci kez 21.02.2023 tarihinde düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı üzerine denetimli serbestlik tedbirinin ihlali üzerine ikinci kez açılan 15.09.2023 tarihinde düzenlenen iddianame ile Çarşamba 2. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası üzerinden açılan mükerrer kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiği aynı eylemin daha önce Yargıtay incelemesinden geçmiş olması nedeniyle Dairemizin görevli olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinin yedinci fıkrasında yer alan, “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince aynı eylemden dolayı sanık hakkında mükerrer dava açılmış olması nedeniyle, durma kararı verilen dosya ile incelenen dosyanın birleştirilip ihlalin gerçekleşip gerçekleşmediğinin birleşen dosya üzerinden tartışılması, sanığın UYAP sisteminde görülen birden fazla kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan Mahkeme ve Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde açık ve kapalı dosyalarının bulunduğu gözetilerek, UYAP üzerinden yapılan araştırma kayıtları da denetime olanak verecek şekilde dosya arasına alınıp, gerektiğinde Cumhuriyet Başsavcılığından da başkaca kayıt bulunup bulunmadığı da sorularak, dosya ve soruşturma kayıtlarının akıbeti araştırılıp, aslı veya onaylı örneklerinin getirtilip incelenen dosya arasına konulması ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi, 15.09.2023 tarihli iddianame ile açılan kamu davası yönünden ise mükerrer açılmış olması nedeniyle ayrı hüküm kurularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında mükerrer açılan kamu davası üzerinden yargılamaya devam ederek mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun'a aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle hükmün BOZULMASINA, B. 22.01.2015 tarihli eyleme ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;Sanığın incelemeye konu 16.02.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, Ceyhan 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2014 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasına hükmedildiği ve 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verildiği ve hükmün31.10.2014 tarihinde kesinleştiği, denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymama nedeniyle mahkemenin tensip tarihinin 12.05.2015 olduğu, sanığın 22.01.2015 tarihli eyleminin, 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinde belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren ilgili mahkemeye ihbarda bulunulmasına karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun'a aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle hükmün BOZULMASINA, C. 25.06.2015 tarihli eyleme ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;(A) ve (B) numaralı bozma sebeplerinin sonucuna göre, Sanık hakkında 16.02.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu yönünden 03.04.2014 tarihinde düzenlenen iddianame ile açılan kamu davasında Ceyhan 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.10.2014 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı karar ile 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. fıkrası çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, dolayısıyla bu eylem yönünden verilen 14.06.2023 tarihli KDAE kararının hukuka aykırı olacağı da dikkate alınarak, Sanık hakkında 25.06.2015 tarihli eylemine ilişkin, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2 ve 3. maddeleri uyarınca, 2. kez 23.02.2023 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının, 27.02.2023 tarihinde sanığa başka suçtan hükümlü olarak bulunduğu Ceza İnfaz Kurumunda 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesine aykırı şekilde tebliğ edildiği, dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla; 10.09.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile, bu kararın kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, bu kapsamda sanığın yükümlülüklere uymaması eylemini, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden gerçekleştirdiği anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle, CMK'nın 223/8. maddesi gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine, yargılamaya devam edilerek sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun'a aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, diğer yönlerden incelenmeksizin, Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle hükmün BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,05.03.2026 tarihinde karar verildi.