Rus vatandaşının Telegram üzerinden sazan sarmalı dolandırıcılığıyla 40.000 USDsini kripto paraya dönüştürme girişiminde, ayıplı hizmet iddiasıyla açılan davanın sözleşme yokluğu gerekçesiyle reddedilmesi ve temyiz başvurusu.
Özet: Davacı, fiziki 40.000 USDsini kripto paraya dönüştürmek üzere davalıya teslim etmesinin ardından dijital paranın üçüncü bir kişinin hesabına gönderilmesi sebebiyle ayıplı hizmet iddiasıyla dava açmış; ancak ilk derece ve istinaf mahkemeleri, her iki tarafın da üçüncü bir kişi tarafından gerçekleştirilen "sazan sarmalı" dolandırıcılığının mağduru olduğunu, taraflar arasında irade uyuşmazlığı nedeniyle bir hizmet sözleşmesi kurulmadığını ve davalının fiilinde bir kusur bulunmadığını tespit ederek davanın reddine karar vermiştir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/... E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 4. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; Rus vatandaşı olan müvekkilinin 40.000 Amerikan dolarının bulunduğunu, bu birikimini kripto para ile değerlendirmek istediğini, bunun için fiziki paranın dijital dolara dönüştürülmesi gerektiğini, ... uygulaması üzerinden tanıştığı ... isimli kişinin belirli bir komisyon karşılığı fiziki parayı dijital paraya çevirme işi ile uğraşan tanıdığının olduğunu söylediğini ve kendisini ... isimli iş yerine yönlendirdiğini, müvekkilinin ilk defa davalıyı burada gördüğünü, davalıya paranın kendi hesabına gelmediğini söylediğinde davalının dijital parayı ... isimli kişinin hesabına gönderdiğini söylediğini, ancak kendisinin dijital paranın havale edilmesi konusunda sözlü ve yazılı hiçbir talimatının olmadığını, davalının dijital parayı başkasının hesabına göndermek suretiyle ayıplı hizmet sunduğunu ileri sürerek dövizin kur karşılığı olarak 760.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; ... isimli kişinin ... uygulaması üzerinden müvekkili ile irtibata geçerek dijital hesabına yatırılmak üzere 40.000 USD göndereceğini beyan ettiğini, müvekkilinin de komisyon alarak bu işi yapabileceğini söylediğini, davacının ... isimli kişinin talimatı ile bu döviz bürosuna gelip dövizi teslim ettiğini, paranın sayıldığını, paranın tamamen teslim alındığının söylenmesi üzerine müvekkilinin ... isimli kişinin kendisine bildirdiği dijital hesaba komisyon keserek yatırdığını, müvekkili ile davalı arasında bir hizmet akti kurulmadığını, müvekkili ile davacı arasında bir sözleşme kurulmadığı için ayıplı hizmetten bahsedilemeyeceğini, ceza soruşturmasında davacının ... isimli kişi ile yaptığı konuşma dökümünü ibraz etmediğini, davacı ile ... isimli kişinin birlikte hareket etme ihtimallerinin de bulunduğunu, müvekkilinin eyleminin sadece kendisine bildirilen hesaba dijital parayı havale etmek olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının iddia ettiği gibi hizmet kusuru anlamında yapılan değerlendirme neticesinde davacı ile davalının sazan sarmalı denilen dolandırıcılık ağına düştükleri, kendilerini dolandıran ... isimli kullanıcının hem davacıya hem davalıya ayrı ayrı ulaşarak kendini ve yapılacak işi farklı şekilde tanıttığı, davalıya kendisine ait olan paranın bir arkadaşı tarafından getirilip dijital paraya çevrileceği konusunda davalıyı da kandırdığı, davacının Türkçe bilmediğinden yine dolandırıcının iş bu durumdan faydalandığı, ... isimli dolandırıcı ile davalı arasında bir irtibat da ispatlanamadığı ve davalının yapmış olduğu işlemlerin hayatın olağan akışına ve uygulamaya da uygun olduğu, davalının hizmet kusuru tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının meslek faaliyet kapsamında iş yaptığı, Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu, davacı ile davalı birbiriyle yüz yüze ve mesajla görüşmediği, her ikisinin de ... kullanıcı rumuzlu ... kullanıcısı ile irtibat halinde olduğu, davalının bu paranın gerçekte parayı getiren kişiye ait olduğu, bu işlemin davacı nam ve hesabına yapılacağı ve dijjital paranın da parayı getirenin hesabına havale edileceğini bilmediği, davacının iradesi ile davalının iradesi tam olarak uyuşmadığından taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi kurulduğundan söz edilemeyeceği, davacı hizmetin ayıplı olduğunu iddia ettiği hukuki ilişkiyi (sözleşme) yazılı delil ve delil başlangıcı ile ispatlamayamadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; müvekkilinin dijital paranın ... isimli kişinin bildirdiği hesaba gönderileceği yolunda sözle ve yazılı bir talimatının bulunmadığını, müvekkilinin kendi nam ve hesabına paranın çevrilmesi amacıyla döviz bürosuna gittiğini, davalının kendisine ait ... Kuyumcular çarşısında dükkanı olmasına rağmen müvekkilini ... isimli kullanıcı ile anlaşarak iş bu ticaret ile alakasız bir döviz bürosuna yönlendirdiğini, yine konudan habersiz vezneciler ile muhatap ettiğini, müvekkilin 40.000 USD parasına davalı tarafından el konulduğunu, davalının ayıplı hizmette bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalının ayıplı hizmet sunması nedeniyle hesabına yatırılmayan kripto para değerinin tahsili istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta öncelikle irade beyanı, icap (öneri) ve kabul kavramlarının açıklanması gerekmektedir. İrade beyanı, bir ruhî hâdiseden bir başkasını haberdar etmek üzere yapılan ve bununla özel hukuk alanındaki ilişkilerde değişiklik yapılması, yeni ilişkiler yaratılması veya bu gibi ilişkilerin ortadan kaldırılmasının istendiği, hayatta edinilen tecrübelere, örf ve âdete göre halin icaplarından anlaşılan iradenin hareket ve faaliyeti olarak tanımlanabilir. (..., Hikmet: Akitlerde Sükutun Ehemmiyeti, AÜHF Dergisi, Yıl:1944, Sayı:2, Sahife:221) İrade beyanları açık (sarih) olabileceği gibi, örtülü (zımni) de olabilir. (Mülga 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.1/II.fıkra) Beyanın anlam ve konusu hiçbir yoruma ve karışıklığa meydan vermeyecek şekilde beyan vasıtalarından, yani kullanılan söz, yazı veya işaretlerden anlaşılıyorsa, bu, açık bir irade beyanıdır. Zımni irade beyanı ise, iradenin varlığını gösteren davranışı ifade eder. Bu anlamda, açık olmayan her türlü irade beyanı, zımni irade beyanıdır. İrade beyanının anlamının, yani sonuç (işlem) iradesinin doğrudan doğruya söz veya işaretlerden çıkmaması, anlaşılmaması halinde, zımni irade beyanı söz konusu olur. Başka bir deyişle, zımni irade beyanlarında beyan sahibinin davranışı, işlem iradesini dolaylı bir şekilde ifade eder; onun davranışından, dolaylı olarak işlem iradesine sahip olduğu sonucu çıkar. (Eren, Fikret: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 11.Baskı, ... 2009, Sahife:124)
İcap, bir akdi meydana getirmek amacı ile bir şahsın teklifini ihtiva eden ve karşı tarafa yöneltilen bir irade beyanıdır. Kabul ise, yapılan bir öneriye karşılık karşı taraf(muhatap) tarafından önerene yöneltilen ve sözleşmeyi öneriye uygun olarak meydana getirme arzusunu kesin olarak ifade eden irade beyanıdır. Kanunun veya tarafların anlaşması ile yapılacak sözleşme için bir şekil öngörülmüş olmadıkça ya da önerene kabul için bir şekle uyulmasını şart kılmış olmadıkça, kabul beyanı bir şekle bağlı değildir; sözle, yazı ile veya kanaat verici bir davranışla yapılabilir. (Oğuzman/Öz:Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, ... 2012, Sahife:51, 66)
Bilindiği üzere sözleşme; iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun surette irade açıklamasıyla meydana gelmektedir. Bir tarafın bir şeyi teklif etmesi (icap-öneri) ve karşı tarafın onu kabul etmesi (kabul) ile sözleşme kurulur. İcap, tek taraflı ve karşı tarafa varması ile sonuç doğurabilen, sözleşmenin objektif-subjektif yönden bütün esaslı unsurlarını ihtiva etmesi gereken bir irade açıklamasıdır. İcap, icapçının bir sözleşme yapma konusundaki iradesini “ciddi surette" yansıtmalıdır. Diğer yandan kabul için süre belirlenmeksizin hazır olan kişiye yapılan icabın hemen kabul edilmemesi halinde; icapçı icabıyla bağlılıktan kurtulmaktadır (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 4).
Bu açıklamalar ışığında dava dosyasının incelenmesinde; savcılık tarafından yürütülen kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen soruşturma dosyasına ve dava dosyasına davacının ... kullanıcı adlı ... hesabı kullanıcısı ile yapmış olduğu görüşmelere ilişkin ekran çıktılarını ve yazışmalarını sunmadığı, davacı ile davalı birbiriyle yüz yüze ve mesajla görüşmediği, her ikisinin ... kullanıcı rumuzlu ... kullanıcısı ile irtibat halinde olduğu, davacının iradesi ile davalının iradesi tam olarak uyuşmadığı, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi kurulmadığı, sözleşme ilişkisi davacı tarafça yasal delillerle ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Temyiz eden taraf harçtan muaf olduğundan peşin alınan harcın iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!