İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde, taşıma sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan tazminat davasında ilk derece mahkemesinin ret kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı, davalı ile imzaladığı servis taşıma hizmet sözleşmesinin davalı tarafından herhangi bir gerekçe sunulmaksızın, sözlü olarak ve yazılı bildirim yapılmaksızın haksız yere feshedilmesi nedeniyle tazminat talep etmektedir. Davacı, tek taraflı ve aleyhine olan ağır şartlara rağmen kusursuz hizmet sunduğunu, davalının ise hizmeti başka bir şirkete devrederek kendisini maddi zarara uğrattığını ve ticari itibarını zedelediğini ileri sürmektedir. İlk derece mahkemesince davanın reddedilmesi üzerine davacı vekili bu kararı istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ :İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2022NUMARASI:████████ E. - ████████ K. DAVANIN KONUSU:Tazminat (Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan)Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında servis taşıma hizmet sözleşmesi başlıklı kiralama ve hizmet sözleşmesi akdedildiğini, 2018 yılından bu yana davacının davalıya ve davalının yolcularına hizmet verdiğini, sözleşmeler kapsamında ve sözleşmede özelliklerinin belirtildiği şekilde 2 aracın davalıya hizmet edebilmesi için gerekli tüm masrafların davacı tarafından karşılandığını, ehil personel istihdam edildiğini, sözleşme yasaklarına riayet edilerek araçlar yalnızca davalının hizmetine hasredildiğini, sözleşmeden doğabilecek hemen hemen bütün yükümlülüklerin davacının üzerine bırakıldığını, araçların giydirmeleri ve vergileri ile bunların ruhsata işlenmesi ve çıkarılması, sözleşmenin feshi halinde dahi logo bedeli, aracın tüm teknik donanımı ile aracın ve personelin sigortaları, aracın yetkili teknik servisinde yapılacak tüm onarım ve bakımları ve yedek araç temini yükümlülüğü, aracın bir kazaya karışması halinde kaza sonrasında sigorta miktarını aşan tüm zararlar, sözleşmenin damga vergisi ve hatta yolcu eşyasının kaybı halinde davalının karşılaşacağı tazminatların dahi davacıya yükletildiğini, buna karşın davalının aracı istediği şekilde tasarlayabileceğini, boyatabileceğini, istediği reklam ile kaplayabileceğini, kiralanan aracın bedelsiz şekilde 3.kişilere kiralayabilecek olmasına karşın müvekkilin bu işlemlerin sonucunda gelirden pay almasının dahi yasaklandığını, davacının aynı zamanda bilet acentesi olduğunu, davalı ile mevcut müspet ilişkisinin devamı amacıyla bu tek taraflı ve haksız şartlar içeren sözleşmeye taraf olduğunu, sözleşme süresince kusursuz bir şekilde hizmet verdiğini, buna karşın gerekçesi bildirilmeksizin ve önceden herhangi bir sözlü/yazılı uyarı yapılmaksızın bir akşam vakti davalı şirketin yetkilisi ...tarafından yapılan sözlü bildirim ile araçların ertesi gün hizmet alanına gelmemesinin talep edildiğini, araçların hizmete hazır olduğu ve sözleşmesel bir kusuru olmadığının izah edilmesine karşın hizmetin sonlandırılması kararından dönülmediğini, herhangi bir yazılı bildirim olmaması ve akdin yazılı olarak feshedilmemiş olması nedeni ile müvekkilinin araçları hizmete hazır tuttuğunu, tekrar gelecek talep uyarınca araçların ve personelin hizmete hazır olduğunun davalı yetkilisine bildirildiğini, davacıya e sözleşmenin feshedildiğine ilişkin bir yazılı bildirim gelmediği gibi hak edişlerine ilişkin de bir ödeme yapılmadığını, davacının aynı zamanda davalı şirketin grup şirketi olan turizm şirketinin biletleme acentesi olarak 2017 yılından beri hizmet verdiğini, halen İzmir'in 3 farklı ve önemli ilçesinde davalının biletleme hizmetlerin davacı tarafından verildiğini, davacının hizmet kusuru olmadığı mevcut durumdan da anlaşılabildiğini, davalının şirket servis taşımacılığı hizmetini sonlandırmadığını, biletleme acenteliğine ilişkin davacı ile ilişkisini devam ettirirken servis taşımacılığını başka bir şirkete devrettiğini, davacının ticari itibarını da zedelediğini, her iki araç için araç başına aylık 9473 TL kira ödenmesi kararlaştırıldığını, davacının uğramış olduğu zararın iki araç için tespit edilmiş kira bedelinden de fazla olduğunu, haksız feshe bağlı olarak davacının istihdam etmiş olduğu personeline karşı yükümlülükleri ile bağlı kalmaya devam ettiğini, başkaca işlere özgülenememesi nedeni ile iş planlaması ve nakit akışının zedelendiğini, davacının hizmet verdiği süre içinde davalı şirketin İzmir Şehir içinde davalı şirketin servis hizmeti kusursuz şekilde işlediğini, müşteri memnuniyeti üst düzeyde tutulduğunu, davalının hiçbir gerekçe göstermeden sözleşmeyi fiili olarak sonlandırmasına karşın müvekkili tarafından sunulan hizmeti benimseyen yolcuların doğal olarak davalının müşterisi olmaya devam ettiğini, davacının davalının servis acentesi olarak nizami çalışması, davalının prestijini artıracak saygınlıkta hizmet vermesi ve olası aksamaların önüne geçmek için sarf etmiş olduğu çabalar sayesinde davalının taşımacılık şirket çevresinde tercih edilen bir konuma yükseldiğini,davacının temin etmiş olduğu bu hizmet sayesinde saygınlığının da arttığını, buna karşın tek taraflı ve gerekçesiz feshini takiben bu saygınlıkla yükseltilmiş müşteri portföyüne ilişkin her hangi bir tazminat da ödenmediğini, davalının gerekçeye dayanmaksızın ve müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmaksızın sözleşmenin feshedilmesi nedeni ile uğradığı ticari zararı, portföy tazminatı ve itibar kaybı için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 25.000,00 TL maddi 5.000 TL manevi tazminat talepleri olduğunu, ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.000 TL maddi tazminatın iş ilişkisinin sonlandırıldığı tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile 5.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının davaya konu talepleri zamanaşımına uğramış olup huzurdaki davanın bu nedenle reddine karar verilmesini, ikame edilen işbu dava taraflar arasındaki ihtilafın kira sözleşmesinden kaynaklandığını görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemeleri olduğunu, dosyada mevcut kira sözleşmelerini kabul etmediklerini mahkememize sunulan sadece davacı yanın imzaladığı 01.10.2018 tarihli sözleşmede müvekkil şirkete ait herhangi bir kaşe ve imza bulunmadığını, 02.01.2020 tarihli her iki sözleşmedeki imza da müvekkil şirketin müşterek imza yetkisini haiz şirket yetkililerine ait olmadığını, müvekkili şirket ile davacı yan arasında 01.10.2018 yılında imzalandığı iddia edilen taşıt kira sözleşmesini kabul etmemekle birlikte 01.10.2018 tarihli sözleşmenin müvekkili şirket yönünden bağlayıcı olmadığını, bu sebeple 01.10.2018 tarihli hükümsüz bir sözleşmeye dayanarak taşıt kiralama sözleşmesinin 2018 yılından beri var olduğu şeklindeki hukuka aykırı ve mesnetsiz iddialara itibar edilmemesi gerektiğini, ayrıca 2020 yılında imzalanmış olduğu iddia edilen her iki sözleşme de incelendiğinde ayrıca sundukları imza sirkülerinde yönetim kurulu başkanı ... ve yönetim kurulu üyesi ...'ün davalıyı temsile yetkili kişiler olduğunu, mahkemeye sunulan sözleşmelerde görüleceği üzere ... AŞ. adına başka bir adres gösterildiğini, atılan tek imza da müvekkil şirketin yetkililerinin imzaları ile örtüşmediğini, müşterek imza gereken bir sözleşmede şirket yetkililerine ait olmayan tek taraflı bir imza mevcut olduğunu, söz konusu sözleşmeye itiraz etmekle ve kabul etmemekle birlikte söz konusu sözleşmelere dayalı olarak müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, manevi tazminatı gerektiren kişilik haklarına saldırı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, mahkemece sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi her iki tarafın tacir olduğunu ve TBK hükümleri gereğince sözleşme serbestisinin olması sebebiyle davacı yanın basiretli tacir gibi davranması gerektiğini, davacı yanın dayanmış olduğu her iki sözleşmede de karşı tarafın sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkı olduğunun belirlendiğini, her tacirin basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü, sözleşmelerde aleyhe olan hususlara dikkat etmesi, bağlı bulunduğu - iş yaptığı sektöre ilişkin bilgi sahibi olması ve söz konusu sözleşmeleri ortak çıkara dayalı olarak imzalaması gerektiğinin vurgulandığını, davaya konu sözleşmeleri kabul etmemekle birlikte davacı yanın dayanmış olduğu her iki sözleşmede sözleşmenin karşı tarafının, her iki sözleşmenin sözleşmenin feshi başlıklı 9.maddesinin 1.fıkrasında "Kiracı istediği zaman, sözleşmeyi hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın tek taraflı olarak feshedebilir. Bu durumda kullandığı kadar bedelden sorumludur. Kiralayan bu durumda kiracıdan hiçbir hak ve talepte bulunamaz. Kiralayan ise ancak kira süresinin sona ermesinden 1 ay önce sözleşmeyi feshedebilir. Aksi takdirde sözleşme kendiliğinden yenilenir." hükmü mevcut olup kiracı tarafın her zaman fesih hakkının bulunduğunu, davacı yanın da dava dilekçesinde beyan etmiş olduğu üzere sözleşmenin karşı tarafının sözleşmeyi feshettiğini, feshe ilişkin olarak da bir şekil şartı sözleşmede belirtilmediğinden ilgili feshin de hukuka uygun olduğunu, yine taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca kiralayan davacının yan hiçbir hak ve talepte bulunamayacağını, bu sebeple tek taraflı fesih imkanı olması sebebiyle şartları oluşmayan ticari zarar, portföy tazminatı ve itibar kaybı tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, taraflar arasında akdedilen servis taşıma hizmet sözleşmesinin davalı tarafça usulüne uygun sonlandırılmadığı iddiasıyla uğranıldığı belirtilen maddi ve manevi zararlara ilişkin tazminat davasırıd.Mali müşavir bilirkişi ... ve taşıma uzmanı bilirkişi ... tarafından müşterek imzalı █████/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; davacının 25.000,00TL Maddi, 5.000,00TL manevi tazminat talebinden ibaret olduğu, davacı ve Davalı şirketin 2018 yılına ait Ticari defterleri ve dayanağı belgeler yardımcı defterlerin birbirini teyit etmesi nedeni ile TTK 85md ve HMK 222. Maddesi gereğince delili niteliğine haiz olabileceği kanaatinin oluştuğunu, davacı tarafın yukarıda detayları gösterilen taraflar arasında akdedilen sözleşmede belirtilen plakalara ait 2017-2018-2019 yıllarına ait (Ocak-Aralık) kiralama faturalarının kesildiğinin, taraflar arasında akdedilen 01.10.2018 tarihli sözleşmenin süresinin 1 Yıl olduğunun, davacı tarafından söz konusu plakaya ait 2017-2018-2019 yıllarına ait araç kiralama bedeli olarak faturaların kesildiğini, söz konusu sözleşme bitişi 01.10.2019 tarihli olduğu göz önüne alındığında ... Plakalı araca ait kira faturasının 31.12.2019 tarihinde son bulduğu ve söz konusu ... Plakaya ait davacı tarafından fatura kesilmediğini, yine taraflar arasında akdedilen 02.01.2020 tarihli sözleşmenin süresinin 1 yıl olduğu, davacı tarafından söz konusu plakaya ait 2017-2018-2019 yıllarına ait araç kiralama bedeli olarak faturaların kesildiğini, söz konusu sözleşme bitişi 02.01.2021 tarihli olduğu göz önüne alındığında...Plakalı araca ait kira faturasının 31.12.2019 tarihinde son bulduğu ve söz konusu...Plakaya ait davacı tarafından fatura kesilmediğinin, davacı sözleşmenin feshi ile sözleşme kapsamındaki faaliyetler için kiraladığını iddia ettiğini, araçlara ait kiralama sözleşmesini feshetmesi sebebi ile fesih tazminatlarının davalı tarafından karşılanmasının iddia edildiğini, ancak sunulan delillerden davacının araç kiralama sözleşmesinin feshi ile ödemek zorunda kaldığı miktarların tespitine dair delilin tespit edilmediğini, davalının kiralanan araçların sözleşmesinin erken feshi sebebi ile ödenmesi gereken tazminat bedelinden sorumlu olduğu kabul edilse bile davacının tazminat bedelini ispat etmeden davalıya rücu etmesi olanağı bulunmadığı tespit ve rapor edilmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde; Davacı taraf dava dilekçesinde; davalı ile aralarındaki sözleşmenin haksız ve geçersiz olarak, herhangi bir sözlü/yazılı uyarı yapılmaksızın davalı tarafından feshi nedeniyle uğradığı zararlara ilişkin şimdilik 25.000,00-TL maddi ve 5.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmektedir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere davacının dayandığı taraflar arasındaki sözleşmede davacının kiralayan, davalının ise kiracı olduğu, 9.maddesinde sözleşmenin feshi hususunun yer aldığı ve bu madde uyarınca kiracının istediği zaman hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmadan tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebileceğinin kararlaştırıldığı görülmüş olup, anılan madde doğrultusunda davalının sözleşmeyi feshinin haksız olarak niteledirilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde davalının herhangi bir sözlü/yazılı uyarı yapılmaksızın feshettiğini iddia etmiş ve devamında dava dilekçesinin açıklamalar kısmının 6.maddesinde davalı şirketin yetkilisi ...tarafından sözlü bildirimle hizmetin sonlandırıldığını ifade etmiştir. Davacının sözleşmenin davalı tarafça haksız ve geçersiz olarak feshi dayanak gösterilerek tazminat isteminde bulunulmuşsa da sözleşmenin 9.maddesinde davalı tarafa bu hususta oldukça açık bir şekilde tek taraflı fesih hakkı tanındığından ve sözleşmenin feshinin haksız olarak nitelendirilemeyeceği kanaatine varıldığından davacının davalıdan talep edebileceği tazminat bulunmadığı anlaşılmakla ham maddi tazminatı hem de manevi tazminat talepleri yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı yanca sunulan savunmada maddi gerçeğe ve hukuka aykırı şekilde sözleşmelerin yetkisiz kişilerce imzalandığı ve bu nedenle bağlayıcı olmadığı iddia edildiğini, bu iddianın kabulü halinde sözleşmeye dayalı olmayan bir hizmet ilişkisinin gerçekleştiği kabul edilmemesi ve sözleşme hükümleri dava konusu uyuşmazlığa tatbik edilmemesi gerektiğini, buna bağlı olarak da mahkemece kanaat edildiğinin aksine sözleşmede var olan tek taraflı ve süresiz fesih hakkının bir taraf lehine tanınmış olduğu olgusunun var olmadığından hareketle hüküm kurulması gerektiğini, davacının davalıya üç yıl boyunca şehir içi servis hizmetleri alanında hizmet vermiş olduğunun tartışmasız oluğunu, davanın ikamesine neden olan yenileme sözleşmesinin Ocak ayının başında imzalandığını, kısa süre sonra araçlar ve şoförlerin hizmet vermeye devam ettiği sırada ve mesai saatlerinden sonraki bir anda sözlü olarak araçların hizmet alanına gelmemesinin istendiğini, bu yöntemin sözleşmenin kurulu olduğu yazılı usule aykırı olduğunun açık olduğunu, kural olarak her sözleşmenin teşekkül ettiği yöntemle feshedilebileceğini, müvekkiline hiçbir vasıta ile yazılı bir bildirim yapılmadığını,davalının İzmir Otogarındaki temsile yetkililerinin mahkemece araştırılmadığını, davalı yanın cevabında sözleşmenin aslında yetkili temsilci tarafından imzalanmamış olması nedeni ile kurulmamış olması karşısında hizmetin sonlandırılmasının da yetkili bir temsilcinin talimatı ile gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılmadığını, buna karşı davacının gerek araçları gerekse çalışanlarını hizmete hazır şekilde tutmaya devam ettiğini, kiraya verebileceği aracı kiraya veremediğini, personel harcaması yapmak durumunda kaldığını, bilirkişi raporunun sunulması öncesinde müvekkilin kayıtlarının İzmir'de olduğundan bahisle sunulacak ön raporla temini gereken belgelerin belirtilmesi halinde talimat yoluyla incelenebileceği gibi mahkemeye sunulmasının da mümkün olabileceği beyan ettiklerini, raporda geçtiği üzere taraflar arasında 2020 yılının başında yeni bir sözleşme yapılmasına karşın son faturalaşma tarihi Aralık 2019 olup yeni sözleşmenin imzalanmasının hemen akabinde yazılı usule riayet edilmeksizin hizmet alımının sonlandırılmasının sözleşmenin kurulma şekline aykırı olduğunu, sözleşmelerin tadil ve feshinin kurulduğu usule göre yapılması gerektiğini, bu nedenle davalı yanın usule uygun bir fesih iradesini ortaya koyamadığını,ancak bu itirazlarına itibar edilmediğini, davacının verdiği hizmetin sadece araç kiralama olmayıp araçların üzerine şirket logosunun giydirme yaptığını, davalının üniformasını giymesinin istendiğini, aracın bir başka işte kullanılmasını da yasakladığını, davacının vermiş olduğu hizmetin kalitesinin davalı şirketin sattığı yolculuk hizmetinin başı ve sonuna denk geldiğinden müşterileri üzerinde bırakacağı intiba nedeni ile önem arz ettiğini, bir nevi acentelik hizmeti verildiğini, TTK 122/c uyarınca somut olayın şartlarının değerlendirilmesinin ın mahkemeye ait olduğundan uygun bir miktar tazminata hükmedilmesi gerektiğini beyan etmiş iseler de mahkemece rapora yönelik itirazlarının ve davacının vermiş olduğu hizmetin davalının itibarında ve mal varlığında getirmiş olduğu artış nazara alınarak bir tazminata hükmedilmesi taleplerinin kabul görmediğini, sözleşmenin gerekçesiz ve müvekkilinin kusuru olmaksızın sonladırıldığının her türlü şüpheden uzak olup bunun aksi davalı yanca da iddia edilmediği gibi müvekkili şirketin davalının kardeş şirketi olan seyahat firmasının bilet acenteliğini de yürütmeye devam ettiğini, bilirkişi raporuna itirazları ile İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yazı yazılmasını ve müvekkili şirketin ... ve...plakalı araçlarla Otogar İşletmesinden şehir içi yolcu taşıması için izin alıp almadığının bu izin belgeleri için ne kadar ücret ödendiğinin sorulmasını talep etseler de bu taleplerine de itibar edilmediğini, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, kurulduğu usule göre sonlandırılmayan sözleşmenin tanıdığı koşullar ile sözleşmenin her zaman tek taraflı olarak ve talep hakkı olmaksızın sonlandırılabileceğine hükmeden eksik incelemeye dayalı haksız ve hukuki mesnetten yoksun kararın kaldırılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇEDava, taraflar arasındaki servis taşıma hizmet sözleşmesi başlıklı kiralama ve hizmet sözleşmesinin süresinden önce haksız feshedilmesinden dolayı doğduğu iddia edilen maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı taraf; davalı ile aralarında 01.10.2018 tarihli taşıt kiralama sözleşmesi bulunduğunu, ayrıca 02.01.2020 tarihli servis taşıma hizmeti sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmelerin haksız feshedildiğini ileri sürerek, maddi ve manevi zararının tazmini isteminde bulunmuş; davalı vekili ise, söz konusu 01.10.2018 tarihli sözleşmede davalının imza ve kaşesinin bulunmadığını, 02.01.2020 tarihli iki ayrı sözleşmedeki imzaların ise davalı şirket yetkililerine ait olmadığını, aksi kabul edilse dahi sözleşmelerin 9.maddesinde kiracıya tek taraflı fesih hakkı tanındığını savunmuştur. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacı ve davalının 2018 yılına ilişkin ticari defter ve belgelerinin birbirini teyit ettiği, davacının ... plakalı araç için 31.01.2018 tarihinden, ... plakalı araç için 31.08.2017 tarihiden 31.12.2019 tarihine kadar araç kiralama bedeli adı altında davalı adına fatura düzenlendiği tespit edilmiştir.Davalı yanca söz konusu sözleşmeler kabul edilmemiş, şirket yetkilisince imzalanmadığı savunulmuştur. Ancak, davalı sözleşmeyi kabul etmese de, ticari defter kayıtlarına göre taraflar arasında taşıt kiralama ve servis hizmeti konusunda bir ticari ilişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Somu olayda, davacı taraf her ne kadar maddi ve manevi zararı bulunduğunu ileri sürmekte ise de, zararını ve bu zararına davalının eylemlerinin sebep olduğunu ispatlayıcı delil sunamadığı görülmektedir. Kaldı ki, sözleşmenin 9.maddesinde davalı tarafa açık bir şekilde tek taraflı fesih hakkı tanındığı ve sözleşmenin bu hükmü uyarınca feshin haksız olarak nitelendirilemeyeceği anlaşılmaktadır.Bu sebeple mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle,HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 28.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.