Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinden doğan 67.117 TL alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itirazın iptali ve takibin devamı istemli ticari dava.
Özet: Davacı, davalıya sunulan iş yeri hekimliği ve iş güvenliği hizmetlerinden kaynaklanan 67.117,00 TL tutarındaki fatura alacağının tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını talep etmiş olup, davalının cevap dilekçesi sunmaması üzerine mahkeme, icra dosyası ve ticari defterleri inceleyerek davacının ticari ilişki ve edimlerini ispat yükümlülüğünü değerlendirmiştir; bu kapsamda, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222. maddesi ve Yargıtay içtihadı uyarınca, usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerin davacı lehine kesin delil teşkil etme şartlarını, özellikle davalının defter ibraz etmemesi veya aksi ispatlanamaması halinde nasıl ele alınacağını detaylıca incelemiştir.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : █████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin davalı tarafa muhtelif tarihlerdeki iş yeri hekimliği ve iş güvenliği hizmetlerinden kaynaklanan toplam 67.117,00 TL Asıl Alacağın tahsili talepli olarak Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı Dosyası icra takibi başlattığını, davalı borçlu şirketin takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, itirazın haksız ve dayanaksız olduğunu, açıklanan nedenlerle davalı/ borçlunun Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... Esas Sayılı vaki haksız ve dayanaksız itirazının iptali ile takibin devamını, davalı/ borçlu şirketin asıl alacağın %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyası ile fatura alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine, davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 67.117,00 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "ihtarname, fatura alacakları" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ███████-1634 Esas - ████████ Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında iş yeri hekimliği ve iş güvenliği hizmetleri verildiği, düzenlenen fatura bedellerinin ödenmediği hususuna dayanmaktadır.
-Bu kapsamda davacı tarafın öncelikle ticari ilişki ve faturaya konu edimlerini ifa ettiğini ispat külfeti bulunmaktadır.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-███████ md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin █████/2018 tarih █████████E. █████████K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2015 tarih █████████ Esas ██████████ Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2026 tarihli raporda özetle; davacı tarafın duruşma salonunda yapılan incelemeye gelmiş ticari defterlerini incelemeye sunmuş olduğunu, davalı tarafın ise ise incelemeye gelmediği, evrak belge sunmamış, yerinde inceleme talebinde de bulunmamış olduğu, davacı şirketin 2024-2025-2026 yıllarına ait defterlerinin açılış ve kapanış onaylarını zamanında yaptırdığı, 2026 yılı açılış ve kapanış onayı mahiyetindeki ███████-██████ aylar e defter berat yükleme zamanlarının inceleme tarihi itibariyle henüz gelmemiş olduğu, incelenen defter kayıtlarının birbirlerini doğrular nitelikte olduğu dolayısıyla, T.T.K.'nun amir hükümlerine göre, davacı şirketin Ticari Defterleri lehine delil teşkil ettiği, davalı tarafından davacının düzenlediği faturalara karşı yasal 8 günlük süre içerisinde itiraz edildiğine dair herhangi bir itiraz belgesi dosyaya sunulmadığı, davacının davalıya düzenlediği faturaların üzerinde kapalı fatura olduğu anlamına gelen herhangi ibareye rastlanmadığı, dolayısı ile bu faturaların açık fatura mahiyetinde olduğu, davacının ticari defterlerinde davalının hesabı “31.03.2025-1-TAHSİLAT” açıklaması ile 67.128,00 TL alacak kaydı yapılarak hesap sıfırlandığı, davacı 01.10.2025 tarihli .... yevmiye numaralı muhasebe kaydı ile düzeltme yaptığı, davacının ticari defter kayıtlarında davalının takip tarihi itibariyle 0,00 (sıfır TL) davacıya borçlu olduğu, dava tarihi itibariyle ise davalının davacıya 67.128,00 TL (düzeltme kaydı neticesinde) borçlu olduğu, davacı taraf 2024 yılında 12 adet belge ile KDV hariç 72.000,00 TL davalıya satış yaptığı hususunda BS beyanında bulunduğu, davalının aynı şekilde 2024 yılında davacıdan 12 adet belge ile KDV hariç 72.000,00 TL alım yaptığı hususunda BA beyanında bulunduğu, 2023 yılında düzenlenen faturalar 5.000,00 TL lik beyan verme limitinin altında olduğundan taraflar BA- BS beyanında bulunmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmış, davalı tarafça yerinde inceleme talep edilmiş ve adres bildirilmiş, bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere yerinde inceleme yönünden bilirkişilere inceleme yaptırılmadığı görülmüştür.
-Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
-Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir.
-Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen fatura alacaklarının alacağının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır.
-Ayrıca bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması ve davalı tarafın teslime ilişkin kabulü nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı yanın sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin ██████████ E., █████████ K. ve ██████████-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)
-Bu kapsamda Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan 67.128,00-TL alacak bedelinin usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir.
-Ancak incelenen ticari defter kayıtlarına göre davacı tarafın takip tarihi itibariyle alacağının bulunmadığı, takip tarihi ile dava tarihi arasında geçen süreçte davacı tarafın ticari defterlerinde düzeltme kaydının yapıldığı, takip tarihi itibariyle alacak bakiyesinin 0-TL göstermesinin davacı tarafın; “31.03.2025-1-TAHSİLAT” açıklaması ile 67.128,00 TL alacak kaydı yapmasından kaynaklandığı görülmektedir.
-Davacı tarafın takip tarihi ile dava tarihi arasında geçen süreçte işbu kayıtta düzeltme yaptığı, ödeme kaydını defterlerinden düzeltme yoluyla çıkardığı ve dava tarihi itibariyle davacı tarafın defter ve kayıtlarına göre 67.128,00-TL alacaklı olduğu görülmektedir.
-Bu kapsamda davacının takip tarihi itibariyle kendi kayıtlarında yer alan ödeme kaydının dava tarihi itibariyle düzeltilmesinin davacı yönünden bağlayıcılığının irdelenmesi gerekmektedir.
-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin .... Hukuk Dairesi’nin .... Esas ..... Karar sayılı ilamında; "basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olan davacının 374,80 TL ödeme kaydını sehven 84.523,76 TL kaydettiğine ve davacının bu kaydı yaptıktan 1 yıl sonra fark ettiklerinden ödeme yapılmış gibi olan kaydı düzelttiğine ilişkin iddiası ispatlanamadığı, söz konusu ödeme kaydının ticari defterlere kaydedilmesinin doğurduğu sonucu ortadan kaldıracak nitelikte olmadığından, bu savunmaya itibar edilmemiştir. Dava, takip tarihindeki şartlara göre incelenecek olup, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre, dava ve takip tarihinde davacının davalıdan alacaklı olmadığı borçlu olduğu görülerek, davacı tarafından dava tarihinden sonra yapılan borçlandırma kaydı davanın konusu olmadığından sonuca etkisi olmayacağından, davacının defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olmasına göre Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir." hususlarına yer verildiği görülmektedir
-Görüleceği üzere bir kısım içtihatlarda dava ve takip tarihi itibariyle yapılan değerlendirmelere göre takip tarihi itibariyle alacak-borç durumunun değerlendirilmesi gerektiği ve yine davacı tarafın takip tarihi itibariyle kendi kayıtlarında yer alan ödeme kaydından aleyhe sonuç doğuracak şekilde sorumlu olması gerektiği kabul edilmiştir.
-Mahkememizce yargılama sırasında davalı vekiline 67.128,00 TL ödeme kaydı yönünden ödeme belgesinin onaylı örneğini ibraz etmek ve/veya varsa ilgili ödeme belgesinin temin edilebileceği kurum-kuruluşları bildirmek üzere itibaren 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde istenilen bilgi ve belgelerin ibraz edilmemesi halinde bu hususta tekrar delil bildirme hakkında vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş, kesin süre içerisinde davalı tarafça ödeme belgesinin ibraz edilmediği görülmüştür.
-Bunun yanında davacı kayıtlarında yer alan ve ödeme kaydının dayanağı olan ...bank kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmış, yer alan hesap dökümlerinde davacı tarafın ticari defterlerinde yer alan ödeme kaydının bulunmadığı görülmüştür.
-Yapılan açıklamalar, celp edilen kayıtları nazara alınarak yapılan değerlendirmede; her ne kadar yukarıda yer verildiği şekilde bir kısım içtihatlarda takip tarihi itibariyle alacak-borç durumunun değerlendirilmesi gerektiği ve yine davacı tarafın takip tarihi itibariyle kendi kayıtlarında yer alan ödeme kaydından aleyhe sonuç doğuracak şekilde sorumlu olması gerektiği hususlarına yer verilmiş ise de davacı tarafın kendi kayıtlarında yer alan ödeme kaydını dava tarihine kadar düzelttiği, işbu kaydın herhangi bir dayanak belgesinin bulunmadığı, yine ödeme yönünden davalı tarafça herhangi bir ödeme belgesinin ibraz edilmediği ve/veya davalı tarafça bu yöndeki aksi bir iddiada bulunulmadığı anlaşılmakla, davacı kayıtlarında yer alan işbu kaydın davacı yönünden aleyhe sonuç doğurmayacağı, davacının ticari defter kayıtları, davalı tarafın ticari defter ve belgelerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtlarıyla varlığı ispat edilen 67.128,00-TL alacağın ödendiği hususunun davalı tarafça ispat edilemediği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre takip tarihi itibariyle davacı kayıtları ile dava tarihi arasındaki kayıtlar arasında farklılığın bulunduğu, davacı tarafın kendi kayıtlarında dahi açık şekilde belirlenemeyen alacağın davalı tarafça likit ve belirlenebilir olduğunun kabul edilemeyeceği, bu nedenle takip ve itiraz tarihi itibariyle belirlenebilir bir alacağın bulunmadığı anlaşılmakla icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına,
-Alacak takip tarihi itibariyle likit ve belirlenebilir olmadığından icra inkar tazminatı taleplerinin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.584,28-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.146,08-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.192,55- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.146,08-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 8.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 122,90-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 8.738,30-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 45.000,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosunun .... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!