Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi, hatalı üretilen ve monte edilen yangın söndürme sisteminin donması sonucu oluşan su baskınına bağlı zarardan kaynaklı itirazın iptali davasında yetki itirazını değerlendiren istinaf kararını inceledi.
Özet: Davacı vekili, davalının ürettiği ve montajını yaptığı yangın söndürme sistemi kaynaklı su baskını hasarı nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan yetki itirazının iptali davasında, Kayseri mahkemelerinin haksız fiilin vuku bulduğu, zararın meydana geldiği, sözleşmenin ifa edildiği ve zarar görenin yerleşim yeri olması gibi çeşitli yetki kurallarına göre yetkili olduğunu, davalının kendi montajını ve donma kaynaklı patlamayı kabul eden beyanı ile eksper raporunun hatalı üretim veya montajı işaret etmesi karşısında, davalının yetki itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve reddedilmesi gerektiğini savunmaktadır.

T.C.

KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: █████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2025
NUMARASI: ████████Esas- █████████Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM
TARİHİ: █████/2026
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin ████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı- borçlunun icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazının hukuki mesnet ve dayankatan yoksun olduğunu, davaya konu hasarın oluşmasına neden olan ...in davalı/borçlu tarafından üretilmekte olduğunu, yine dosya içerisinde yer alan ve davalı-borçlu tarafından verilmiş █████/2022 tarihli yazıda davalı-borçlu "Okula montajını yapmış olduğumuz ..., mekanın soğuk olması nedeniyle donmaktan kaynaklı patlamıştır. Bilgilerinize sunarız" denilerek söz konusu ...in montajının davalı-borçlu tarafından yapıldığını davalı-borçlu kendisi ikrar ettiğini, söz konusu beyandan işin ifa yerinin ...in montajının yapıldığı yer olan "..." olduğu açıkça anlaşılmakta olduğunu, davalı-borçlu üretici olduğundan ve üreticinin arada sözleşme olmasa dahi hukuken haksız fiil hükümlerine göre sorumluluğu bulunduğundan icra takibine ve davaya haksız fiilin vuku bulduğu, zararın meydana geldiği, zarar görenin yerleşim yeri olan "Kayseri" icra daireleri ve mahkemeleri yetkili olduğunu, ... davalı-borçludan satın alındığından ve montaj davalı-borçlu tarafından gerçekleştirildiğinden sözleşmenin ifa edildiği yer olan "Kayseri" icra daireleri ve mahkemeleri yetkili olduğunu, yine para borçları götürülecek borçlardan olduğundan ve davacının sigortalısı ...'de bulunduğundan "Kayseri" icra daireleri ve mahkemeleri yetkili olacağını, dolayısıyla Kayseri icra daireleri ve mahkemeleri birden fazla yetki kuralı çerçevesinde yetkili olduğunu, bu nedenle de davalı-borçlunun yetki itirazı açıkça hukuki mesnet ve dayanaktan yoksun olup reddi gerekmekte olduğunu, bu kapsamda, YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin █████/2007 tarih ve E.██████████, K. █████████ sayılı ilamının, YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin █████/2021 tarih ve E. █████████, K. █████████ sayılı ilamının, YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin █████/2014 tarih ve E. ██████████ , K. ████████ sayılı ilamının, YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin █████/2021 tarih ve E. █████████ , K. █████████ sayılı ilamının, YARGITAY 17.HUKUK DAİRESİ'nin █████/2013 tarih ve E. ██████████ , K. ██████████ sayılı ilamının, YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ'nin █████/2016 tarih ve E. ██████████ , K. ██████████ sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini, dava konusu su baskınının meydana geldiği işyeri için ... A.Ş. tarafından davacı şirkete ... poliçe numarası ile "... Sigorta Poliçesi" yaptırılmış olduğunu, sigortalıya ait iş yerine davalı-borçlu tarafından üretilen-satılan ve yine montajı davalı-borçlu tarafından yapılan yangın söndürme sistemi yapılmış olduğunu, eksperin, firma yetkilileri ile yapmış olduğu görüşme neticesinde yangın söndürme sisteminin █████/2021 tarihinde ... A.Ş. Tarafından satın alındığı ve montajının davalı-borçlu tarafından yapıldığı öğrenilmiş olduğunu, ... tarihli eksper raporunda anlatıldığı şekliyle dava konusu hasar; "Sigortalı işletme beyanıdır. Aynen aktarılmıştır. -...Mah. ...Bulvarı ...Sok. No:..., ... ...-Kayseri adresindeki eğitim kurumumuzda ... günü saat 17:05 sularında ... patlaması sonucu hasar meydana gelmiştir. Hasar tespit edilir edilmez gerekli önlemler güvenlik personelimizce alınmış olup sonrasında idari yetkililere bilgi verilmiştir. Hasar neticesinde zemin katta bulunan idari işler odası, veli görüşme odası, muhasebe odası ve yönetici asistanı, eksi birinci katta bulunan bilgisayar odası ile satranç odası ve fen bilgisi laboratuvarının, eksi ikinci katta spor salonu koridorlar ve duvarlarının etkilendiği tespit edilmiştir. Meydana gelen hasarımızın sigorta poliçemizden karşılanması için gereğinin yapılmasını rica ederiz." şeklinde meydana gelmiş olduğunu, su baskınının...den su siyareti neticesinde meydana geldiği tespit edilir edilmez sigortalı tarafından davalı-borçluya durum bildirilmiş ve davalı-borçlu ... tarihli yazı ile "Okula montajını yapmış olduğumuz ..., mekanın soğuk olması nedeniyle donmaktan kaynaklı patlamıştır. Bilgilerinize sunarız" şeklinde cevap vermiş olduğunu, oysa söz konusu hasarın meydana gelme sebebi eksper raporuna göre; davalı-borçlunun üreticisi olduğu...in hatalı üretilmesi veya montajının hatalı yapılması olduğunu, her ne kadar davalı-borçlu dava sigortalı şirkete vermiş olduğu cevapta ; söz konusu olayın mekanın soğuk olması ...in donması nedeniyle meydana geldiğini iddia etmişse de bu iddiası mesnet ve dayanaktan yoksun olduğunu, zira su baskının olduğu tarihte sigortalı iş yeri faaliyettedir ve ısınma sistemi çalışmakta olduğunu,...in patladığı yer icra kurulu başkanının odası olup ısıtılmadığının düşünülemeyeceğini, yine tüm okulda aynı sitemin kurulu olduğu ve ...den sadece birinin problem çıkarttığı düşünüldüğünde bu iddianın gerçeği yansıtmadığı da açıkça ortada olduğunu, şayet bir donma söz konusu olsa idi tüm...lerin donması gerekeceğini, tüm bu hususlar davalı-borçlunun iddiasının gerçeği yansıtmadığını açıkça ortaya koymakta olduğunu, davacı sigortalı iş yerinde ...in patlaması neticesinde dava dilekçesi ekinde sunmuş oldukları eksper raporunda ayrıntısı yazılı olan nitelikte ve miktarda hasar meydana gelmiş olduğunu, davacı şirket tarafından sigortalısına iş yerinde meydana gelen hasar nedeniyle █████/2022 tarihinde 70.434,90 TL ödeme yapıldığını, davalı zararın oluşmasına sebep olduğundan zarardan sorumlu olup davacı tarafından yapılan ödemeyi faiziyle birlikte davacıya iade etmekle yükümlü olduğunu, TTK.nın Halefiyet başlıklı md. 1472’nin dikkate alınması gerektiğini, ilgili düzenleme ile sigorta şirketine, ödediği rakamı sorumlulara rücu etme imkânı tanımış olduğunu, zarara sebep olan kimseye karşı sigortalının haiz olduğu tazminat talep hakkı, ödediği oranda sigortacıya geçmekte olduğunu, davalı-borçluya yapılan ihtara rağmen davalı/borçlu, davacı şirketin zararını gidermediğini, bunun üzerine Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu, Davalı/borçlu takibe itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu, Davalı/borçlunun davacı şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, Davalı-borçlunun itirazı ile takip durmuş ve davacının alacağına kavuşması engellenmiş olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde de davalı/borçlunun borcu ödemeyi kabul etmediğini, bu nedenlerle de yapılan itiraz tamamen kötüniyetli ve haksız olup davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekli olduğunu, İİK.'nun 67/2’nin dikkate alınması ile YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ'nin 06.07.2004 tarih ve █████████ E., ██████████ K. Sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini belirterek, fazlaya Dair Hakları Saklı Kalmak Kaydıyla; Davalı-Borçlunun İcra Dosyasına Yaptığı Yetki İtirazının Reddine, Davalı-Borçlunun Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E. Sayılı Dosyasına Yapmış Olduğu İtirazın İptali ile Takibin Kaldığı Yerden Devamına, Davalı-Borçlunun % 20 den Aşağı Olmamak Üzere davacıya İcra İnkar ve Kötüniyet Tazminatı Ödemesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatlarına göre alacaklının, takip talebine eklemediği belgelere dayanarak itirazın iptali talep edemeyeceğini, huzurdaki olayda davacı, takip talebinde alacağın sebebini açıklamadığı gibi takip talebine herhangi bir belge de eklememiş olduğunu, bu itibarla, itirazın iptali davasının icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olmasının bir gereği olarak huzurdaki davanın reddine karar verilmesi lazım gelmekte olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.12.2011 tarih ve ██████████ E., ████████ K. Sayılı içtihadının, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 27.04.2018 tarih ve ██████████ E., █████████ K. Sayılı içtihadının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 14.10.2020 tarih ve █████████ E., ████████ K. Sayılı içtihadının dikkate alınması gerektiğini, davacı tarafından davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibinde, alacağın sebebi açıklanmadığı gibi takip talebine herhangi bir belge de eklenmemiş olduğunu, davacının takip talebinde alacağın sebebini açıklamamış, ilgisiz bir takım belgeleri sıralamış ve fakat sıraladığı bu belgeleri ise takip talebine eklememiş olduğunu, tüm bu hususların, icra dosyası ile tartışmasız bir biçimde sabit olduğunu, üstelik, davacının takip talebinde sıraladığı ve fakat takip talebine eklemediği belgelerin bir kısmının ise huzurdaki olayla en ufak bir ilgisi olmadığını, Örneğin, "trafik kayıtları ve kaza tespit tutanağı"nın huzurdaki olayla nasıl bir ilgisi olacağını, anlaşılmaktadır ki davacı, önüne gelen her olayda, ezbere bir biçimde aynı matbu ifadeler ile icra takibi başlatmakta ve karşı tarafın takibe itiraz etmemesini ummakta olduğunu, hal böyle olunca, yukarıda atıf ve alıntı yapılan Yargıtay içtihatları uyarınca, itirazın iptali davasında davacı tarafından sunulan yeni delillere itibar edilmeksizin huzurdaki davanın reddine karar verilmesi lazım gelmekte olduğunu, İcra Dairesi yetkisiz olduğu için huzurdaki davanın başkaca bir inceleme yapılmaksızın usulden reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, Mahkemenin icra dairesinin yetkisiz olduğuna kanaat getirmesi halinde, bakmakta olduğu itirazın iptali davasını başkaca bir inceleme yapmadan “dava şartı yokluğu” nedeniyle usulden reddetmesi gerekmekte olduğunu, bu kapsamda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nın 04.07.2019 tarih, ███████-261 E., ████████ K. sayılı içtihadının dikkate alınması gerektiğini, 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu yürürlüğe girmeden önce, üretici ile doğrudan bir sözleşme ilişkisi bulunmaması durumunda, ticari satışlarda doğrudan üreticinin sorumluluğa gidilip gidilemeyeceği tartışmalı olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, doğrudan üreticinin sorumluluğa gidilemeyeceğini, ayıp hükümlerine dayanılarak satıcının sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini içtihat etmekte olduğunu, buna karşılık Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise, haksız fiil hükümleri gereği doğrudan üreticinin sorumluluğuna gidilebileceğini içtihat etmekte olduğunu, bu ve başkaca içtihat farklılıklarının giderilmesi ve diğer sebeplerden dolayı 11 Hukuk Dairesi ile 19. Hukuk Dairesi birleştirildiğini, bu arada, 7223 sayılı Kanun yürürlüğe girdi ve söz konusu Kanunun 6. maddesinde üreticinin sorumluluğu düzenlenmiş olduğunu, yani, 7223 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, üretici ile sözleşmesel bir ilişki bulunmasa dahi, ürünün sebep olduğu zararlar nedeniyle üreticinin sorumluluğuna gidilebileceği yasal olarak düzenlenmiş olduğunu, demek oluyor ki, 7223 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte, üreticinin sorumluluğu yasal zemine kavuşmuş olduğunu, nitekim, bu hususların davacının dava dilekçesinde atıf yaptığı 11. Hukuk Dairesi'nin içtihatlarında da açıklanmış olduğunu, davalı şirket ile davacının sigortalısı arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki olmadığını, yani davalı şirket, satıcı veya montajcı olmadığını, Davacıya servis de vermediğini, davalı şirket sadece ürünü üreten firma olduğunu, yine dilekçe açıklandığı üzere, davacının davalı şirket aleyhine dava ikame etmesinin sebebi 7223 sayılı kanunun 6. Maddesi olduğunu daha doğru bir ifade davacı, 7223 sayılı yasanın 6. maddesine dayanarak davalı şirket aleyhine dava ikame ettiğini, dolayısıyla, huzurdaki davada "yetkili icra dairesi" nin belirlenmesinde haksız fiile göre yorum yapılamayacağını, zira, 7223 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile yorum yoluyla haksız fiile başvurma olanağı kalmadığını, yine huzurdaki olayda, sözleşmenin ifa edildiği yer mahkemesine başvurma olanağı da olmadığını, zira, davalı şirket ile davacının sigortalısı arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki de olmadığını, keza, huzurdaki olayda para borcu kavramına da gidilemeyeceğini, zira, huzurdaki olayda "alım satım" veya "ariyet" gibi para borcu doğuracak bir ilişki söz konusu olmadığını, huzurdaki olayın konusu, zarar iddiasına dayalı tazminat olduğunu, yani davacı, zararın tazminini talep etmekte olduğunu, bu itibarla, huzurdaki olayda icra dairesi yetkisiz olduğu gibi mahkemenin de yetkisiz olduğunu, dolayısıyla, huzurdaki davanın başkaca bir inceleme yapılmaksızın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davada HMK'nın 329. Maddesinin uygulanması zorunluluk arz etmekte olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 12.11.2001 tarih, ██████████ sayılı içtihadının, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 05.06.2012 tarih, █████████ E, ██████████ K sayılı içtihadının dikkate alınması gerektiğini, davacının, gerçeğin ortaya çıkmasından hiç endişe etmeden "belge tahrif etmiş" ve davalı şirketin ürün montajı yaptığını iddia etmiş olduğunu, dava dilekçesi incelendiğinde davacının temelde bir iddiası bulunmakta olduğunu, bu iddia, meydana gelen olayın "ya ürünün üretim hatasından" ya da "ürünün montaj" hatasından kaynaklandığı iddiası olduğunu, işte davacı dava dilekçesinde, ürünün montajının davalı şirket tarafından yapıldığını ve bu hususun davalı şirket tarafından yazılı olarak ikrar edildiğini iddia etmekte olduğunu, oysa ki, bizzat davacı tarafından sunulan yazılı belge ile sabit olduğu üzere, ürünün montajı davalı şirket tarafından yapılmadığını, davacı ve eksperi, ya okuduklarını anlamada zaafiyet içerisindedir, ya da bile isteye gerçek dışında beyanda bulunmakta olduklarını, görüldüğü üzere metinde "okula montajını yapmış olduğunuz" ibaresi yazmakta olduğunu, yapmış olduğumuz yazmadığını, hal böyle iken, davacının gerçeğin ortaya çıkmasından hiç endişe etmeden ve tabiri caiz ise gözümüzün içine baka baka gerçek dışında beyanda bulunmasını ve söz konusu yazıda "yapmış olduğumuz" ibaresinin yazdığını iddia etmesi anlaşılır olmadığını, davalı şirketin ürünün sadece üreticisi olduğunu, davacının sigortalısını tanımadığını, Ürünün montajını da davalı şirket yapmadığını, davalı şirketin montaj faaliyeti de olmadığını, davacının sigortalısı, davalı şirkete haricen ulaşarak ürünün patladığını ve üretici olarak sebebinin araştırılmasını talep etmiş ve patlayan ürünün test edilmesini teminen ürünü davalı şirkete göndermiş olduğunu, davalı şirket tarafından yapılan analiz ve testler sonucunda, davacının sigortalısı tarafından montajı yapılmış ürünün "donmadan kaynaklı olarak patlamış olabileceği" sonucuna ulaşılmış ve bu durum davalının sigortalısına yazı ile bildirilmiş olduğunu, söz konusu yazıda aynen: "Okula montajını yapmış olduğuNUZ..., mekanın soğuk olması nedeniyle donmadan kaynaklı patlamıştır. Bilgilerine sunarız" ifadelerine yer verildiğini, davalı şirket tarafından verilen yazı davacı tarafından dosyaya sunulmuş olduğunu, hal böyle iken davacının eksperi ve davacı, her halde okumakta zorluk yaşıyor olsalar gerek, yazıdaki "olduğunuz" ibaresinin "olduğumuz" şeklinde takdim etmekte olduklarını, yani, gözümüzün içine baka baka yazıyı tahrif etmekte ve Mahkemeyi aldatma gayretine girmekte olduklarını, yangın söndürme ...inin patlamaması için, mekanın belli bir sıcaklıkta olmasının zorunlu olduğunu, bu husus, suyun sıfırın altında donması ile alakalı olduğunu, davacının sigortalısı tarafından davalı şirkete gönderilen ürün üzerinde yapılan test ve analizlerde, ürünün donmadan dolayı patlamış olabileceği sonucuna ulaşılmış e bu durum yazı ile davacının sigortalısına da bildirilmiş olduğunu, yani, ürünün patlamasının muhtemel sebebi davacının sigortalı olduğunu, hal böyle iken, patlamanın %50 ihtimal ile montaj hatasından patladığı ve montajı da davalı şirketin yaptığı (ki, montaj davalı şirket tarafından yapılmamıştır) iddiası ile davalı şirket aleyhine dava ikame edilmesi komik olduğunu, dava dilekçesine dayanak yapılan eksper raporunda, üretim hatası tespit edilmediğini, sadece, alelade bir mantıkla "ya montajdan" ya "üretimden" denilmiş olduğunu, başlı başına bu husus dahi, davanın ispat edilemediğini kanıtlamaya yetmekte olduğunu, davacının, huzurdaki davayı kendi eksperinin hazırladığı rapora dayandırmış olduğunu, davacının eksperi tarafından hazırlanan raporda, en ufak bir bilimsel analiz yapılmaksızın sadece alelalde mantık yürütülerek meydana gelen patlama olayının "ya üretimdeki hatadan" ya da "montaj hatasından" kaynaklandığı belirtilmiş olduğunu, hiç bir bilimsel veriye ve teknik inceleme dayalı olmayan bu rapora itibar edilemeyeceği bila şek vela şüphe olduğunu, durum bu olmakla birlikte, davacının davasının dayanağı yaptığı eksper raporu bile davanın ispat edilemediğini kanıtlama yetmekte olduğunu, zira, eksper raporuna göre 2 ihtimal vardır : "ya üretim hatası - %..." ya da "montaj hatası- %...". Dolayısıyla, böyle bir senaryoda üretim hatası bulunduğunu söyleme olanağı olmadığını, Montajın davacının sigortalısı tarafından yapıldığı sabit olduğuna göre, bizzat davacının delillerine göre davanın reddi gerektiğini, zira, bizzat davacının deliline göre meydana gelen patlamanın montaj hatasından kaynaklanması da aynı oranda ihtimal dahilinde olduğunu, davacının eksperi okuduğunu anlamamış ve davacının sigortalısının sözlü beyanına göre rapor hazırlamış olduğunu, bu husus, davacının delil olarak sunduğu eksper raporundaki ifadeler ile sabit olduğunu, bu itibarla, huzurdaki davada ispat yükünün davacının üzerinde olduğu ve davacının hiç bir şekilde üretimde ayıp olduğunu ispatlayamadığı, dahası belge tahrif ederek mahkemeyi aldatma girişimde bulunduğu açık olduğunu, dolayısıyla, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, Haksız, kötü niyetli ve ispatlanamayan davanın reddine, Haksız ve kötüniyetli davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; " Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davacı tarafça Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E. Sayılı Dosyasında dava dışı sigortalı ...A.Ş.’ye yapılan ödemenin davalıya rücu amacı ile takip başlatılmış ve davalının takibe itirazı üzerine Mahkememizde itirazın iptali davası açılmış ise de, zarara davalının sebep olup olmadığının tespiti için deliller toplanmış, zararın oluştuğu okulda keşif yapılarak bilirkişi heyetinden █████/2025 tarihli rapor alınmış ve rapor düzenlenmeden önce ispat yükü kendisinde olan sigorta şirketi tarafından zarara sebep olan ... ürününün ve diğer bilgilerin heyete inceleme için sunulması yönünde ara kararlar oluşturulmasına rağmen ilgili ürün ve delillerin dosyaya kazandırılmadığı ve davalı tarafında montaji kendilerinin yapmadığı beyan edip bunun aksini gösteren delillerinde davacı tarafça dosyaya sunulmadığı gibi davalının ürettiği ürünün ayıplı olup olmadığının da net şekilde tespitinin mümkün olmaması bir bütün halinde değerlendirilmiş ve davacının davasının ispat edememesi nedeni ile davanın reddi gerektiği anlaşılmış ve böylece, Davanın REDDİNE, davalı tarafça takibin haksız ve kötü niyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK mad. 67/2 gereğince reddine, davalı tarafın HMK madde 329 gereğince vekalet ücreti talebinin reddine karar vermek gerekmiş...." gerekçesiyle Davanın REDDİNE, 2-Davalı tarafça takibin haksız ve kötü niyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK mad. 67/2 gereğince reddine, karar verilmiştir.
İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava üçüncü kişi elindeki belgelerin ve ...'in üçüncü kişiden celbi gerekirken müvekkil şirketin sahip olmadığı ve müvekkil şirketin hiçbir şekilde üzerlerinde tasarruf hakkı bulunmadığı belgelerin ve ...in müvekkil şirketçe mahkemeye sunulmadığından bahisle davamızın reddine karar verilmesi açıkça hukuka aykırı olup yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılması (bozulması) gerektiğini, yargılama sırasında yerel mahkemece keşif yapılmış ve bilirkişiler ile dava dışı ... A.Ş müdürü keşif sırasında hazır bulunduğunu, bilirkişi heyeti keşif mahallinde evrak incelemesi yapabilecekleri halde keşif mahallinde hiçbir belge veya emtia talep etmediğini, daha sonra bilirkişiler █████/2024 havale tarihli dilekçeleri ile, rapor düzenlemek için eksik belgelerin celp edilmesini talep ettiğini, ara karar gereğini yerine getirebilmek adına 3 kişi ile görüşülmüş ancak istenilen evraklar temin edilemediğini, müvekkil şirketin 3 kişiye herhangi bir zorlama veya yaptırım yetkisi de bulunmadığından yerel mahkemeye sunulan ... tarihli dilekçe ile; tarafından söz konusu evrakların mahkemeye sunulmak üzere ...ndan talep edildiği ancak verilmediği, ... ile müvekkilimiz şirket arasında herhangi bir organik bağ olmadığı söz konusu evrakların mahkemece...ndan istenmesi veya bilirkişilere bu kurumda evrak inceleme yetkisi verilmesi talep edildiğini, yerel mahkeme önce talebini kabul ederek ...ndan evrakları istemesine rağmen daha sonra yazı cevabını beklemekten vazgeçtiğini ve davanın reddine karar verdiğini, dava dışı 3 kişi elindeki evrakları müvekkil şirketin zorla alma yetkisi olmadığını, ancak mahkemenin 3 kişiden bu evrakları isteme ve vermemesi halinde yaptırım uygulama hakkı olduğunu, müvekkil şirketin elinde olmayan ve 3 kişiden zorla alma hakkı bulunmadığı evrakları mahkemeye sunmadığı gerekçesi ile davamızın reddine karar verilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece davanın her ne kadar davalının montajı gerçekleştirdiğinin ispat edilemediği gerekçesi ile red edilmiş ise de davacı davaya konu ...in üreticisi ve satıcısı olduğundan kanun gereğince zarardan üretici- satıcı olarak sorumlu olduğunu, bu nedenle de üretici- satıcı olarak sorumluğunun varlığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi açıkça hukuka aykırı olup yerel mahkeme kararının bu nedenlerle de ortadan kaldırılması gerektiğini, davaya konu hasarın oluşmasına neden olan ... davalı-borçlu tarafından üretildiğini, davalı aynı zamanda satıcı olduğunu, davalı-borçlu üretici olduğundan ve üreticinin arada sözleşme olmasa dahi hukuken haksız fiil hükümlerine göre sorumluluğu bulunduğunu, eksper raporu ile bilirkişi raporu açıkça çeliştiği halde söz konusu çelişki giderilmeden hüküm tesis edilmesi açıkça hukuka aykırı olup yerel mahkeme kararının bu nedenle de ortadan kaldırılması gerektiğini , eksper raporları hukuken taraf bilirkişi raporu mahiyetinde olup, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile eksper raporunun çelişmesi halinde söz konusu çelişkiyi gideren yeni bir rapor almadan hüküm tesis edilemeyeceğini, yerel mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda dış etkenler ve kullanıcı hatası kesin olarak dışladığını, bu durumda hasarın üretim hatasından kaynaklandığı hukuken sabit olduğunu, bu nedenle de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi açıkça hukuka aykırı olup yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılması (bozulması) gerektiğini , yerel mahkemenin red gerekçelerinden biri de ; patlayan fiziksel ... başlığının dosyaya fiziken sunulmaması gerektiğini, oysa dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda, davalının yegane savunması olan "donma" iddiasını bilimsel ve teknik olarak kesin bir dille çürüttüğünü, raporda ortam sıcaklığının +15 derecenin üzerinde olduğu, sistemin sulu sistem olduğu ve donma ihtimalinin bulunmadığı açıkça zikredildiğini, hazırlanan raporda dış etkenler ve kullanıcı hatası elendiği için geriye sadece üretim hatasından kaynaklanan gizli ayıp kaldığını, nitekim bilirkişi raporunda da arızanın imalat veya montaj hatasından kaynaklanmasının yüksek muhtemel olduğu bildirildiğini, Arz Ve İzah Etmeye Çalıştığı Ve Makamca Re'sen Göz Önüne Alınacak Sair Nedenlerle; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2025 Tarih Ve ████████ Esas, █████████ Karar Sayılı İlamının ORTADAN KALDIRILMASINA (BOZULMASINA) Karar Verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Yerel Mahkeme tarafından yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda özetle; "... patlamasının ... başlıklarının montajının doğru yapılmaması veya... başlıklarının hatalı ya da eksik işlemlerden dolayı olduğunun muhtemel olduğu, ...in rutin bakımlarının yapıldığına dair dosyada belge bulunmadığı, dolayısıyla patlamanın kaynağının net bir şekilde tespitinin mümkün olmadığı" belirtildiğini, bunun üzerine Yerel Mahkeme,...in montajının müvekkil şirketçe yapılmadığının sabit olduğu ve üretim ayıbı iddiasının kanıtlama yükümlülüğünün davacıda olduğundan bahisle davanın reddine karar verdiğini, bu noktada, şu sarsılmaz gerçeği hemen ifade etmesi gerektiğini, müvekkil şirket, dava konusu ürününün sadece üreticisi olduğunu, söz konusu ürünün montajı veya rutin bakımları müvekkil şirket tarafından yapılmadığını, yapılmadığını, montaj ve bakımlar, davacının sigortalısı tarafından üçüncü kişilere yaptırıldığını, bu hususlar tartışmasız olduğunu ve davacının da kabulünde olduğunu, teknik bilirkişi heyeti raporunda da belirtildiği üzere, ...in patlamasının sebebi, montaj hatası da dahil olmak üzere bir çok sebepten meydana gelmiş olabildiğini, takdir edileceği üzere, huzurdaki davada ispat yükü davacı üzerinde olduğunu, davacı, davaya konu ...de üretim hatası olduğunu ispatlamak zorunda olduğunu, davacı, bu ispat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, üstelik, bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere, ortada üretim ayıbı bulunduğunu net bir şekilde söyleyebilmek imkânı ASLA olmadığını, ...de üretim hatası olup olmadığını tespit edebilmek, gözle muayene etmekle veya ortamın sıcaklığını hissetmekle tespit edilemediğini, meslek hayatında belki de 1 tane dahi ...üretmemiş davacı eksperinin, kerameti kendinden menkul iddialarla üretimde ayıp olma ihtimali olduğunu söylemesinin hiçbir bilimsel tarafı olmadığını, en ufak bir bilimsel teknik analiz yapılmaksızın sadece alelalde mantık yürütülerek meydana gelen patlama olayının "ya üretimdeki hatadan" ya da "montaj hatasından" kaynaklandığı bilimsel ciddiyetle bağdaşmadığını, dahası, hiç bir bilimsel teknik analize dayalı olmayan bu yaklalım uyarınca, üretim ayıbı bulunduğunu söyleyebilme imkanı ASLA olmadığını, aksine, başlı başına bu ikili ihtimal dahi, huzurdaki davanın reddi için fazlasıyla yeterli olduğunu, dolayısıyla, böyle bir senaryoda üretim hatası bulunduğunu söyleme olanağı olmadığını, montajın davacının sigortalısı tarafından yapıldığı sabit olduğuna göre, bizzat davacının delillerine göre davanın reddi gerektiğini, bizzat davacının deliline göre meydana gelen patlamanın montaj hatasından kaynaklanması da aynı oranda ihtimal dahilinde olduğunu, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu dikkate alındığında, Yerel Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması son derece isabetli olduğunu, izah edilen nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava; davacının işyerinde bulunan yangın tesisatına bağlı vanada meydana gelen su patlaması nedeniyle, davacının sigortalısına ödediği maddi zararın sorumlulardan tazminine ilişkin bulunmaktadır.
Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarara sebep olduğu iddia edilen davalı üreticiden rücuen tahsilini içeren icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sigortacının rücu hakkı, zarar sigortalarında geçerli olan halefiyet ilkesinden kaynaklanır. Halefîyet ilkesine göre sigortacı ödediği tazminat dolayısıyla sigortalının haklarına sahip olur ve üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya dava açabilir (TTK.m.1472; 1481). Bu ilkenin bir sonucu olarak sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren kişinin yerine geçer, onun halefi olur. Böylece, zarara neden olan kişilere karşı sigorta ettirenin açabileceği tüm davaları sigortacı açar ve meydana gelen zararın tazminine ilişkin talep haklarını kullanır. Bu şekilde üçüncü kişilere karşı haksız fiilden kaynaklanan tazminat talep yetkisi, zararı tazmin ettiği takdirde sigortacıya intikal eder.
İlk derece mahkemesi tarafından aldırılan bilirkişi heyet raporunda...başlığının imalatında hata olup olmadığının, ayıbın montajdan mı üretilen üründen mi kaynaklı olduğunun belirlenemediğinin belirtildiği, rapor neticesinde davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Bu durumda 6098 sayılı yasanın taşınır satımında ayıba ilişkin hükümlerin somut olayda uygulama alanı bulacaktır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde; “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” denilmektedir.
TBK 223.maddede ise "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." hükmü düzenlenmiştir.
Açık ayıp, teslimden sonra makul süre içerisinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilebilecek ayıplardır. Gizli ayıplar ise basit bir kontrol ve muayene ile ortaya çıkmayıp kullanılmaya başlamasından sonra ortaya çıkan ayıplardır. Maddi ayıplar, açık veya gizli olsun; ortaya çıkan, gözle görülen ve duyu organları ile hissedilen ayıplardır. Bunun dışında gözle görülmeyen ancak yapılmamış olması nedeni ile karşı tarafça fark edilen ayıplarda bulunmaktadır. Örneğin, projenin onaylatılmaması, yapı kullanma izin belgesi alma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi gibi.
İlk derece mahkemesince yapılması gereken dava dışı sigortalıdan yangın tesisatına bağlı sorun arz eden o günkü (...) vanaların durup durmadığı, duruyor ise istenerek bilirkişi heyeti tarafından incelenmesine imkan tanınması, bu ...in alımına dair sözleşme var ise sözleşme getirtilerek sözleşme hükümlerinin sorumluluğun tespiti amacıyla değerlendirilmesi, bu vanaların montajının kim tarafından ne zaman yapıldığı, bakımın yaptırılıp yaptırılmadığı, yaptırılmışsa ne zaman kim tarafından bakımının yapıldığının sorularak bilirkişi heyetinden bu müzekkereye gelen cevap doğrultusunda ek rapor alınıp üründe ayıp olup olmadığı, “açık” yada “gizli” ayıp olarak nitelendirilip nitelendirilemeceyeği , kullanıcı hatası olup olmadığı, zararın montajdan kaynaklı olup olmadığının, belirlenerek sonuca gidilmesi gerekmiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE ,
2-HMK'nın 353/1-a.6 md. Gereğince, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin ████████ Esas █████████ sayılı kararın KALDIRILMASINA,
3-HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!