Haksız tutukluluk sonrası terör suçundan beraat eden davacının koruma tedbirleri nedeniyle açtığı tazminat davasında maddi ve manevi tazminat miktarı ile ilgili temyiz incelemesi.
Özet: Haksız gözaltı ve tutukluluk tedbirlerine maruz kalan bir şahsın açtığı tazminat davasında, ilk derece mahkemesi belirli miktarda maddi ve manevi tazminata hükmetmiş, ancak malvarlığı tedbiri, cezaevi harcamaları gibi bazı talepleri ispat eksikliği nedeniyle reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise maddi ve manevi tazminat miktarlarını düşürerek ve faiz başlangıç tarihini değiştirerek ilk derece hükmünü düzeltip, tarafların istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Davacı vekili, maddi tazminatın asgari ücret yerine maaş üzerinden hesaplanması gerektiğini, cezaevi harcamalarının dikkate alınmasını ve manevi tazminatın yetersizliğini ileri sürerek kararı temyiz ederken; davalı vekili davanın reddedilmesi gerektiği ve yargılama giderlerine ilişkin itirazlarla temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, davalı temyizini kesinlik sınırı nedeniyle reddetmeyi, davacı temyizini ise hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğu gerekçesiyle kabul ederek hükmün bozulması yönünde görüş bildirmiştir.
12. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : ████████ E., █████████K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma, Temyiz isteminin reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız yakalama, gözaltı, tutukluluk, hukuka aykırı el koyma ve adli kontrol tedbiri uygulanmış olması nedeniyle 500.000,00 TL maddi ve 1.500.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile davacının mal varlığı üzerine tedbir konulması nedeniyle zarara uğradığına dair bilge ve belge sunmadığı; davacının ve ailesinin davacının cezaevinde olmasından dolayı masraflar yaptığını belirtmiş ise de cezaevi harcamalarının koruma tedbirleri nedeniyle tazminat kapsamında olmadığı; davacının cep telefonun şifresini unutması nedeniyle telefonunu kullanamadığını belirtmiş ise de buna ilişkin somut bir zarar gösterilmediği belirtilerek bu taleplerin maddi tazminat kapsamında değerlendirilmeyeceği gerekçesiyle gözaltı ile tahliye tarihleri arasında net asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama ile 20.492,01 TL maddi, 90.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 12.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat hesabının davacının en son Ağustos maaşı aldığı dikkate alınarak 14.09.2016 ile tahliye tarihleri arasında hesaplanması gerektiğinden bahisle maddi tazminatın 18.874,87 TL'ye indirilmesi ve faiz başlangıç tarihinin de 14.09.2016 olarak belirlenmesi, manevi tazminatın 38.000,00TL'ye indirilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekilince temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, davalı vekilinin temyiz isteminin kesinlik sınırı itibariyle reddine, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmolunan manevi tazminatın düşük olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; maddi tazminat hesabının maaş üzerinden yapılması gerekirken asgari ücret üzerinden yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, cezaevi harcamaları ile yol masraflarının da tazminat hesabında dikkate alınması gerektiğine, atılı suçlamanın niteliği ve müvekkili üzerindeki olumsuz etkileri nazara alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının çok eksik olduğuna, diğer tazminat talepleri bakımından bir değerlendirme yapılmadığına, müvekkilinin malvarlığı üzerine tedbir konulması nedeniyle, adli kontrol hükümleri uygulanması nedeniyle de tazminata hükmolunması gerektiğine, ilişkindir.
Davalı vekilinin temyiz sebepleri; eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulduğuna, davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, reddedilen kısım yönünden Hazine lehine vekalet ücretine hükmolunmaması ve yargılama giderlerinin Hazine üzerine bırakılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 12.08.2016-06.11.2017 tarihleri arasında 452 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama neticesinde 20.03.2019 tarihinde beraatine karar verildiği, beraat kararının 28.03.2019 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhli gerekçeli kararın tebliğ edilmediği, 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı tarafından aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, Kanun'da öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşürülmesi, maddi tazminat faiz başlangıç tarihinin değiştirilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Davalı vekilinin temyiz isteminin, davacı vekilinin 22.12.2021 tarihli temyiz dilekçesinin tebliğ edilmesinin ardından 24.12.2021 tarihinde yapıldığı ve bu itibarla katılma yoluyla temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki kesinlik sınırı itibariyle ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1- 5271 sayılı Kanunun 141/1-j bendinde ise "Eşyasına veya diğer mal varlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde el konulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer mal varlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,...." kişilerin tazminat isteyebileceklerinin hüküm altına alındığı, davacının tazminat istemi arasında tüm malvarlığına, banka hesaplarına hukuka aykırı bloke konulması nedeniyle maddi zararı olduğunu belirtmesi karşısında Mahkemece el koyma karar ve tutanaklarının dosya arasına alınması ve talep yönünden değerlendirme yapılması, özellikle bloke konulan banka hesaplarına ilişkin tedbirin konulduğu ve blokenin kaldırıldığı aralık esas alınmak üzere bu döneme ilişkin faiz işletilip işletilmediği, faiz işletilmemiş olması halinde bilirkişi marifetiyle bu döneme ilişkin uygulanacak yasal faizin tespiti ile maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.04.2026 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!