Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinde trafik kazası sonrası sigorta rücuen tazminat davasında sürücünün olay yerini terk etme ve ayakta yolcu taşıma iddialarının istinaf incelemesi.
Özet: Bir minibüsün ani fren yapması sonucu yolcuların yaralanması ve sigorta şirketinin mağdurlara tazminat ödemesi üzerine, sigortacının bu tazminatı sigortalısından rücuen talep ettiği davada; davacı sigorta şirketi, araç sürücüsünün kaza sonrasında yaralı yolcuları bırakıp olay yerini terk etmesi, tutanak düzenlememesi ve istiap haddinden fazla ayakta yolcu taşıması gibi eylemlerinin sigorta genel şartlarına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerken, davalı sigortalı ise yolcunun kendi rızasıyla ayakta ve tedbirsiz seyahat etmesi ile sürücünün ani fren yapmasının nedenlerini vurgulayarak rücu talebini reddetmektedir.

T.C.
KAYSERİBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ6. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2026NUMARASI: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ: █████/2026 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2026 tarih ve ████████ E - ████████ K kararına karşı süresi içinde davalı tarafın istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Kayseri ili ... ilçesinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı ... minibüsü ile, ... mahallesi ... caddesini takiben ...istikametinden gelip ... istikametine doğru seyir halindeyken, ... kavşak girişinde seyrine göre solundan önüne çıkan... renkli ... marka araca çarpmamak için etkin firen yapması sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan ... ile ayakta yolcu olarak bulunan ...'nın sarsılarak ve dengesini kaybederek araç içerisinde düşmesi ve yaralanması sonucunda yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ..., araç içinde düştükten sonra kolunun kırıldığını araç sürücüsüne söylemesine rağmen sigortalı araç sürücüsünün kaza tutanağı ve kazanın oluş koşullarına ilişkin belgeleri düzenlenmesi gerekirken yolcuları indirip yoluna devam etmesinin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlar B4.f bendi gereğince sigortalıya rücu koşullarını oluşturduğunu, B4 f bendinde;"Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu gibi kazanın oluş koşullarına ilişkin belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması "durumunda, sigortacının meydana gelen zararı sigortalıya rücu hakkı verdiği belirtildiğini, dava konusu olayda da dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, kazazede ... kolunun kırıldığını, çok acı hissettiğini sürücüye söylemesine rağmen araçtan indirilmek suretiyle olay yeri terk edildiğini, kaza tespit tutanağı düzenlenmediğini, araç sürücüsü zorunlu haller hariç olay yerini terk ederek kazanın oluş koşullarına ilişkin belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davrandığını, 6102 Sayılı TTK'nun 1409.maddesi uyarınca, meydana gelen rizikonun sigortanın teminatı kapsamı dışında kaldığının ispat yükü sigortacıya ait olduğunu, ancak aynı kanunun 1447.maddesi uyarınca da sigortalının, sigortacıdan bilgi saklamama, araştırma hakkını ihlal etmeme, kendisinden beklenen uygun tedbirleri alma yükümlülüğü olduğunu, araç sürücüsü olay yerini terk ederek kaza tutanağının düzenlenmesine engel olduğunu, araç sürücüsünün olay yerini zorunlu olmayan sebeplerle terk etmesi sonucu araç sürücüsü olduğu belirtilen ...'ın olay anı itibariyle alkollü olup olmadığı tespit edilemediğini, ayrıca zmms genel şartlar ç bendi gereğince ayakta yolcu taşımasının istiap haddinden fazla yolcu taşıması nedeniyle somut olayda rücu şartlarının gerçekleştiği açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile 389.610,00-TL tutarındaki tazminatın █████/2023 ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacı sigorta şirketi, kendileri tarafından ... poliçe numarasıyla Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigorta edilen müvekkili şirkete rücu talebinde bulunduğunu, davacı taraf dava dilekçesinde müvekkili şirketin aracını süren sürücünün 2918 Sayılı Kanun'un 52/1-b maddesi'ni ihlal etmesinden dolayı asli kusurlu olduğunu iddia ettiğini, söz konusu kusura dayanak olarak Kayseri 17. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26.10.2023 tarihli ████████E. ve ████████K. Sayılı kararını gösterdiğini, ceza dosyasındaki bilirkişi raporunda sigorta şirketinden tazminat alan ... ile ilgili şu şekilde kusur tayin edildiğini, müşteki yolcu ...'nın binmiş olduğu aracın içerisindeki koltuk satısına göre...minibüsü olduğunu, araç içerisindeki ayakta yolcuların tutunacak yerlerin bulunmadığını, bu gibi araçlarda yolcuların koltuk sayısına göre koltuklarına oturarak emniyet kemerlerini takarak seyretmeleri ancak müşteki yolcunun kendi rızası ile araç içerisine binerek araç içerisinde gerekli tedbirlerini almadan ayakta yolculuk yaptığı sıralarda, araç şoförü ...'ın kavşaklara aracının hızını azaltmadan giriş yaptığında kavşak kollarından önüne çıktığını iddia ettiği bir başka araca çarpmamak için ani fren yaparak araç içerisine dengesini kaybederek düşüp yaralanmasına sebebiyet verdiğinden dolayı 2918 sayılı K.Y.T.K.'nunda belirtilen kusurlardan 84.maddenin ve yönetmeliğin 110/B3 - Yolcu olarak bulunduğu araçtan kontrolsüz şekilde inip, binmek. yolcu trafik kurallarını ihlal ettiğini, görüş ve Kanaatinde olduğunun belirtildiğini, buradan da anlaşılacağı üzere dava dışı ... kusurlu olduğunu, ancak kabul anlamına gelmemekle beraber dava dışı yaralanan ... her ne kadar ayakta yaralandığını beyan etmişse de neden koltuğa oturmadığı ya da koltukların dolu olup olmadığı hususu belli olmayıp bu nedenle davacının istiap haddini aşılması nedeniyle rücu talebi tamamen varsayıma ve yoruma dayalı olduğunu, trafik kazalarında sigorta şirketinin rücu hakkı belli koşullarda olduğunu, sigorta şirketi en başta gelen yükümlülüğü rizikoyu yani zararı taşıma yükümlülüğü olduğunu, korunan menfaat ile ilgili bir tehlike gerçekleştiğinde bu tehlikeden sigortacı sorumlu olacağını, bazı durumlarda sigorta şirketi ödediği zararı zarar verenden tahsil edebileceğini, sigorta şirketinin rücu imkanının doğması için belirli şartların sağlanması gerektiğini, şartların sağlanmaması halinde sigorta şirketinin rücu hakkı olmadığını, davacı tarafın dilekçesinde bahsettiği istiap haddinden fazla yolcu alınmasından dolayı kazanın meydana geldiği iddiası doğru olmayıp istiap haddinin aşılmasından dolayı kusur isnadı yapılabilmesi için sadece istiap haddinin aşılması yeterli olmayıp kazaya istiap haddinin aşılmasının sebebiyet vermesi gerektiğini, ayrıca davacı taraf müvekkili şirketin araç sürücüsünün olay yerine terk ettiği iddiasını ortaya attığını, ancak bu iddia doğru değildir Sigorta Şirketi'nden tazminat alan ...'nın Ceza dosyasındaki ifadelerinde ve olayı gören tanıkların ifadelerinde de yer aldığı üzere müşteki ... istediği yere bırakılmış olup söz konusu rücu sebebi oluşmadığını, şahsın evinin önüne bırakıldığını, kaldı ki olay araç içerisinde meydana gelmiş olup, olay yeri terk ya da yaralının sağlık kuruluşuna götürüleceği bir durum söz konusu olmadığını, olayda tazminat alan şahıs araç sürücüsüne kızmakta kolunun acıdığını söylediğini beyan ettiğini, bu nedenle acil bir durum olmadığını, böyle bir talep gelmediğini, durumdan böyle bir çıkarım olmadığını ve tazminat alan şahsın kendi iradesiyle araçtan indiğini ve sonrasında hastaneye giderek kolunun kırıldığını farkettiğini ve şikayetçi olduğunu, açıklanan nedenlerle davacının davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin saklı kalmak kaydıyla karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "... davalı malikin, dava dışı sürücüsünün %70 kusur ile kazaya sebebiyet verdiği; ... kararı gereği 389.610,00TL'nin dava dışı yolcu ...'ya ödendiği; yukarıda izah edildiği üzere HMK 190 maddesi gereği ispat edilmiştir. Çekişme konusu olan durum; bu ödenen bedelin rücusunun mümkün olup olmadığı hususudur. Davalının araç sürücüsünün, olay yerini terk ettiği ve ayakta yolcu taşıdığı iddiası incelenmelidir. Bu hususta Ceza dosyası ve Tahkim dosyası incelenmiştir. Ceza Dosyasında savcılık ve mahkeme aşamalarında verilen ifadeler incelendiğinde, dava dışı sürücü ..., annesi ...'ın ve tanık ...'ün araçta herkesin oturduğunu beyan ettiği, kimsenin araçta yere düşmediğini beyan ettikleri görülmüştür. Dava dışı yolcu/mağdur ...'nın ve mağdurun görümcesi olduğunu beyan eden ...'ın ise "ikimiz de ayaktaydık" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Ceza Mahkemesinin kararında mağdur ...'nın ayakta yolculuk yaparak tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu karar kesinleşmiştir. Mahkememizce aldırılan ATK kusur raporunda da dava dışı yolcunun ayakta olması nedeniyle kusur taksiminde %30 oranında kusur verilmiştir. Olayın oluş şekli, Ceza Mahkemesi'nin maddi vakıa tespiti, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu ve taraf/tanık ifadeleri, Mahkememizce alınan ATK raporundaki tespitler ile kaza sonucundaki yaralanma vakıası birlikte değerlendiğinde; davalı araç malikinin dava dışı sürücüsünün, somut olayda ayakta yolcu taşıdığı; ani fren nedeniyle dava dışı yolcunun araçta yere düştüğü, bu düşme neticesinde dava dışı yolcunun kolunun kırılması suretiyle yaralandığı, bu nedenle eldeki davada; istiap haddinden fazla yolcu taşınması sebebiyle rücu şartlarının oluştuğu kabul edilmiştir. Olay yerinin terk edilmesi hususunda; dava dışı yolcu ... ile sürücü arasında tartışma ve hakaretleşmenin yaşandığı her iki taraf ifadesinde sabittir. Dava dışı yolcunun "kolum kırıldı" şeklinde bir ifade ile yaralandığını beyan ettiği, dava dışı sürücünün annesinin de "canım yanıyor" ifadesini duyduğunu beyan ettiği görülmüştür. Şu halde sürücü, yolcunun kaza nedeniyle yaralandığını görmüştür. Buna rağmen kaza tutanağı tanziminden kaçınıp yolcuyu indirerek, ZMMS Genel Şartları B 4 f bendi gereği somut olayda rücu şartlarının oluştuğunun kabulü gerekmiştir. Nihayet davacının; haksız fiil, illiyet bağı, kusur ve zarar unsurları yanında rücu şartlarının kamilen sağlandığı ve alacak kalemlerini; ceza dosyası ve bu dosyadaki bilirkişi raporu, taraf ve tanık ifadeleri, ... Adli Tıp raporu, Tahkim dosyası, dekont, ATK kusur raporu ve bilirkişi raporları marifetiyle HMK 190 maddesi gereği kısmen ispat ettiği görülerek davanın kusur oranı gereği kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalının daha önce temerrüde düşürülmediği görülerek arabuluculuk tarihi temerrüt tarihi kabul edilerek, alacağa bu tarihten itibaren faiz işletilmiştir. Davacı ... şirketi, davalı tacir olduğundan alacağa avans faizi işletilmiştir. Neticede aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 272.727,00-TL'nin █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, ..." şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı tarafça yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece tesis edilen hükümde, müvekkili şirkete ait aracın istiap haddini aşarak ayakta yolcu taşıdığı ve bu sebeple meydana geldiği kabul edilerek rücu şartlarının oluştuğu kanaatine varıldığını, yine mahkemenin gerekçesinde sürücünün olay yerini terk ettiğini ve bu nedenle de rücu şartlarının oluştuğunu kabul ettiğini, ancak dosya kapsamındaki teknik raporlar, bilirkişi beyanları ve kazanın oluşumuna dair somut veriler birlikte değerlendirildiğinde; istiap haddi ihlali ile meydana gelen zarar arasında hukuki anlamda bir illiyet bağının bulunmadığı, kazanın münhasıran (...) yolcu sayısından kaynaklanmadığının açıkça görüleceğini, yine sürücünün olay yerini terk etmediği ve mevzuat kapsamında buna dayalı bir rücu durumu olamayacağının açık olduğunu, Sigorta hukukunda rücu mekanizmasının işletilebilmesi için ihlal edilen kuralın kazanın "münhasır sebebi" olması zorunluluğunun, yerel mahkemece göz ardı edildiğini, dava konusu kazanın, ... tarihinde, Kayseri ili ... ilçesi ... Caddesi üzerinde, trafik akışının oldukça yoğun olduğu "..." mevkii yakınlarında meydana geldiğini, müvekkili şirkete ait ... plakalı ... minibüsünün, seyir halindeyken ...kavşak girişinde, sol taraftan aniden önüne çıkan ve plakası tespit edilemeyen ... renkli ... marka bir araca çarpmamak adına refleksif bir tepkiyle "etkin fren" yapmak durumunda kaldığını, bu ani frenlemenin, Karayolları Trafik Kanunu kapsamında bir trafik kuralı ihlali değil, aksine daha büyük bir maddi ve bedeni zararın (çarpışmanın) önlenmesi amacıyla gerçekleştirilen bir savunma manevrası olduğunu, kazanın meydana geldiği bölgenin ... yeri olması sebebiyle yaya ve araç trafiğinin karmaşıklığının sürücü ...’ın azami dikkatle hareket etmesini zorunlu kıldığını, sürücünün, önüne aniden çıkan araca çarpmamak için fren sistemine başvurduğunu, bu esnada araç içerisinde bulunan yolculardan ..., ...transferi ve sarsılma neticesinde dengesini kaybederek düştüğünü, araç içinde ister bir kişi olsun ister on kişi, aynı fiziksel ivmelenme her durumda gerçekleşecek ve emniyet tedbirlerini (oturma, tutunma) tam olarak yerine getirmeyen her yolcu benzer bir sarsıntıya maruz kalacağını, dolayısıyla kazanın teknik dinamiği, yolcu sayısından tamamen bağımsız, trafik akışındaki ani değişimden kaynaklandığını, dosya kapsamında hükme esas alınması gereken en temel teknik verinin, Makine Mühendisi Bilirkişi ... tarafından hazırlanan ... tarihli rapor olduğunu, bu raporun, kazanın oluşumunu teknik parametrelerle incelediğini ve yerel mahkemenin rücu kabulüne temel teşkil eden "..." iddiasını bilimsel olarak çürüttüğünü, somut olayda, araçta tescil belgesinde belirtilen sayının üzerinde yolcu bulunması bir trafik kuralı ihlali (...) olabileceğini, ancak bu durumun kazanın "nedeni" olmadığını, kazanın nedeninin, sürücünün önüne çıkan araca çarpmamak için yaptığı ani fren olduğunu, eğer istiap haddi aşımı nedeniyle aracın frenleri tutmasaydı veya araç dengesini kaybedip devrilseydi, o vakit bir illiyet bağından söz edilebileceğini, oysa dosyadaki makine mühendisi raporunun aracın teknik donanımlarında bir sorun olmadığını, kazanın tamamen sürücü manevrasına dayalı olduğunu tespit ettiğini, bu kararın, huzurdaki dava ile birebir örtüştüğünü, müvekkili şirketin aracında meydana gelen kaza da münhasıran istiap haddi aşımı nedeniyle değil, trafik akışındaki zorunlu bir manevra nedeniyle gerçekleştiğini, kazanın meydana gelmesinde istiap haddi aşımının teknik ve hukuki bir etkisi bulunmadığı, kazanın münhasır sebebinin trafik akışındaki ani frenleme olduğu dosya kapsamındaki bilirkişi raporu ve yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğunu, bu nedenle, yerel mahkemenin bu husustaki hatalı değerlendirmesi bozmayı gerektirdiğini, dava konusu olayda sürücünün alkollü olduğuna veya ehliyetsiz olduğuna dair dosyada tek bir delil bulunmadığı gibi, bu yönde bir iddia dahi ileri sürülmediğini, sürücünün annesi ... ve diğer tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere, sürücü kaza sonrası yolcularla diyalog kurduğunu, kaçma girişiminde bulunmadığını ve yolcuları güvenli şekilde indirecekleri yere ulaştırdığını, bu durumda, sürücünün "iyi niyetli" davrandığı, kaçma kastının bulunmadığının sabit olduğunu, yerel mahkemenin tesis etmiş olduğu hükmün, dosya kapsamındaki teknik bilirkişi raporları ile yerleşik Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları arasındaki açık çelişkiyi gidermekten uzak, eksik incelemeye dayalı ve hukuki niteleme hataları içeren bir karar olduğunu, mahkemenin rücu müessesesinin istisnai niteliğini ve bu hakkın doğumu için kanun koyucu ile Genel Şartlar tarafından aranan "münhasırlık" ve "illiyet bağı" kriterlerini somut olaya tatbik ederken yanılgıya düştüğünü, özellikle kazanın oluşumuna dair teknik dinamiklerin, rücu sebepleriyle olan nedensellik bağı kurulmadan, sadece varsayımsal bir kusur atfı üzerinden hüküm kurulmasının, savunma haklarını kısıtladığı gibi hakkaniyete de aykırılık teşkil ettiğini, yerel mahkeme kararının; rücu şartlarının "münhasırlık" ve "illiyet bağı" prensipleri çerçevesinde değerlendirilmediği, teknik bilirkişi raporlarının sonuç kısmındaki "kazanın istiap haddinden kaynaklanmadığı" yönündeki açık beyanların hukuki nitelemede dikkate alınmadığı ve yerleşik Yargıtay içtihatlarının aksine bir kanaatle tesis edildiği için bozulmayı gerektirdiğini, rücu hakkının doğumu için aranan "kasta yakın ağır kusur" ve "hasarın artmasına sebebiyet verme" unsurlarının hiçbiri somut olayda gerçekleşmediğini, sürücünün trafik güvenliği gereği yaptığı ani frenleme, araçtaki yolcu sayısından bağımsız bir trafik vakıası olduğunu ve bu vakıa ile istiap haddi arasında rücuya esas teşkil edecek bir nedensellik bağının bulunmadığını ileri sürerek davalı müvekkili şirketin istinaf başvurusunun kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden yapılacak yargılama neticesinde, rücu şartlarının (münhasırlık ve ağır kusur unsurlarının) somut olayda gerçekleşmemesi nedeniyle davanın reddine, yerel mahkeme aşamasındaki ve istinaf aşamasındaki tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu olayda yaralanmalı trafik kazasının, davalı sigortalıya ait aracın işletilmesi sırasında ve aracın seyir halinde bulunduğu esnada meydana geldiğini, kazanın araç içerisinde gerçekleşmiş olmasının, olayın trafik kazası niteliğini ortadan kaldırmadığını, nitekim ayakta yolcu taşınması ve istiap haddinin aşılması nedeniyle ani fren sonucu yolcuların düşerek yaralanması, doğrudan araç işletilmesinden kaynaklanan bir zarar olduğunu, kaza sonrasında araç sürücüsünün, kolluk birimlerine bildirimde bulunmaksızın yaralı şahsı araçtan indirerek olay yerinden ayrılması nedeniyle alkol durumunun, olayın oluş şekli ve diğer maddi vakıaların derhal ve sağlıklı şekilde tespiti mümkün olmadığını, bu nedenle yerel mahkemenin kararı usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuştur. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dava dışı üçüncü kişilere ödeme yapan sigorta şirketinin sigortalısı ile arasındaki poliçeye dayalı olarak rücu koşullarının oluştuğu gerekçesiyle ödediği bedelin sigortalısından rücuan tazminine ilişkin açılan tazminat davasıdır.Uyuşmazlık, davalı sigortalı araç sürücüsünün yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu taşıyıp taşımadığı, kaza sonrası olay yerini terk edip etmediği noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır .Sigortacı, KTK 95/2. maddesi ve ZMSS Genel Şartları B.4. maddesi gereğince tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına dair halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye dair kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Sigortacının kendi sigorta ettirenine karşı açtığı içe rücu davası ile sigortacının sözleşme ve kanun gereği sigorta sözleşmesinin diğer tarafını oluşturan sigorta ettirene karşı defi hakkına dayanarak kendi âkidine dönmesi sağlanmaktadır. Sigortacının rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesinden almaktadır.Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması Ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı " başlıklı B.4 maddesi incelendiğinde;Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. (1) Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir.Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, b)(Değişik:RG-...-...)(1) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa, e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde, Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." şeklinde düzenlemeler içerdiği görülmüştür.01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4-f maddesinde ise ''Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde'' sigortalıya rücu edilebileceği düzenlenmiştir.Sürücünün olay yerinden haklı neden olmamasına rağmen ayrılması, sigortacının durumunu ağırlaştırmaya elverişlidir. ZMSS Genel Şartları m.B.4-(b) ve (c) sürücü belgesi olmayan bir kişinin veya uyuşturucu ya da alkol etkisi altında bulunan bir sürücünün kazaya yol açması hallerinde de işletene rücu edilebileceğini belirtmektedir. Kaza yerinin terk edilmesi olasılığında bu rücu hakkını kullanma şartlarını kanıtlama imkanı sigortacının elinden alınmış olabilir. Bu açıdan bir kaza söz konusu olduğunda, sürücünün olay yerinde kalmasının istenmesi makul bir beklenti sayılabilir. (..., ..., "Motorlu araç sigortalarında sürücünün kaza yerindenayrılması-II",... sigortalarinda-surucunun-kaza-yerinden-ayrilmasi-ii/) Olay yerini terk eden sürücünün kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğünü yerine getiremeyeceği açıktır. Sürücünün yokluğunda kaza tutanağının resen kolluk kuvvetlerince tutulması mümkün ise de, alkol raporu düzenlenemez. (..., ...: Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Uyarınca Sigortacının Sigorta Ettirene Rücu Davası, ... Dergisi 2017 (133), s. 638)Olay yerini terk ile içe rücu sebebi gerçekleşmiş olup olay yerini Genel Şartların B.4-f maddesinde sayılan haller ile benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini, dolayısıyla rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükü ise sigortalıdadır. Sigortalı kaza yerini ancak Genel Şartların B.4-f maddesinde sayılan zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini ispatlar ise rücu durumundan kurtulacaktır. Açıklanan nedenlerle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlarının B.4/f bendine göre kaza yerinin terk edilmesi halinin salt maddi hasarlı trafik kazalarında da içe rücu sebebi olduğu açıktır.(Yargıtay 4.HD ██████████ Esas █████████ karar) 2918 sayılı KTK'nun "Trafik kazalarına karışanlar ile ilgili kurallar" başlıklı 81. Maddesinde Trafik kazalarına karışanlar: a) Hareket halinde iseler trafik için ek bir tehlike yaratmayacak şekilde hemen durmak, kaza mahallinde trafik güvenliği için gereken tedbirleri almak, b) Kazada ölen, yaralanan veya maddi hasar var ise bu kaza trafiği, can ve mal güvenliğini etkilemiyorsa, sorumluluğun saptanmasında yararlı olacak kanıt ve izler dahil, kaza yerindeki durumu değiştirmemek, c) Kazaya karışan kişiler tarafından istendiği takdirde kimliğini, adresini, sürücü ve tescil belgesi ile sigorta poliçe tarih ve numarasını bildirmek ve göstermek,d) Kazayı; yetkili ve görevli memurlara bildirmek, bunlar gelinceye kadar veya bunların iznini almadan kaza yerinden ayrılmamak, e) Sürücüsü, mal sahibi veya ilgili kişilerin bulunmadığı sırada araç, eşya veya yüklere zarar veren sürücüler, zarar verdikleri araç, eşya veya mülkün sahibini veya ilgili kişileri bulmak, ilgilileri bulamadıkları takdirde durumu tespit etmek ve zarar verilen şey üzerine yazılı bilgi bırakmak, ilgili zabıtaya en kısa zamanda bilgi vermek, Zorundadırlar. Yalnız maddi hasar meydana gelen kazalarda, kazaya dahil kişilerin tümü, yetkili ve görevli kişinin gelmesine lüzum görmezlerse, bunu aralarında yazılı olarak saptamak suretiyle kaza yerinden ayrılabilirler. "Somut olayda dava dışı sürücünün ... tarihinde kullandığı araçta ani fren yapıp yolcu ...'nın yaralanmasına sebep olmasına rağmen davalı sigorta araç sürücüsünün yaralanan şahsı hastaneye götürmediği, kolluğa haber vermeden sefere devam ettiği bu şeklide davranarak Kara Yolları Trafik Kanunu 81/1 Maddesi uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeden olay yerini terk ettiği sabittir.Bu durumda rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçmiş olup davalının rücu koşullarının oluşmadığını ispat etmesi gerekmektedir.Davalının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı görülmüştür. ... uyuşmazlık hakem heyetinin 19.4.2023 2023 E/163946 23. 10.2023 karar tarih 2023 K/353140 sayılı kararı incelendiğinde; sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, sigortalı ...'ın kaza sonucu ... Üniversitesi ... Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının... tarihli adli kurul raporuna göre %4 sürekli iş göremez, 1 ay geçici iş göremez şekilde bedensel zarara uğradığı dikkate alınarak rapor tarihi (...) tarihi itibariyle güncel asgari ücretler üzerinden TRH 2010 yaşam tablosu %0 teknik faiz oranı kullanılarak yapılan hesaplama sonucu 6.471 TL geçici bakıcı gideri 392.179,23 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplamda 398.650,23 TL tazminata hükm edildiği görülmüştür. Mahkemece alınan 28.03.2025 tarihli heyet raporunda; "Davacı tarafından kazaya ödenen tutarlar yönünden davalıya rücu edilebilecek olan kısımların hesap edilebilmesi maksadıyla öncelikli olarak kazaya ilişkin dava dışı sürücü ve yolcunun kusur oranının tespit edilmesi ve sonrasında kusur oranını tekabül edecek tazminat miktarını hesap edilmesi gerekmektedir." şeklinde beyan bulunduğu görülmüştür.Kayseri 17.Asliye Ceza mahkemesi'nin ████████ esas ████████ karar sayılı ilamı incelendiğinde; mağdurun yaralanmasına tali kusurlu ile sebebiyet verdiği belirtilerek hüküm tesis edildiği görülmüştür.Mahkemece aldırılan 28.03.2025 tarihli kusur raporunda; sigortalı araç sürücüsünün asli mağdurun tali kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüştür. Adli Tıp kurumunun ... tarihli raporu incelendiğinde; sürücü ...'ın yaralanmanın meydana gelmesinde %70 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüştür.Bu durumda mahkemece davalı sigortalı aracın %70 oranında kusurlu kabul edilmesi yerindedir.Ne var ki; Mahkemece ... uyuşmazlık hakem heyetinin 19.4.2023 Dava tarihi 2023 E/163946- 23.10.2023 karar tarih 2023 K/353140 sayılı kararı dosya istenip dava dışı ...'a ait hükme esas edilen maluliyete ilişkin rapordaki maluliyete ilişkin oran dikkate alınarak aktüer raporunda rapor tarihi itibariyle geçerli asgari ücret ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi █████████ Esas █████████ Karar ██████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere; tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosunun ve progresif rant hesap yönteminin kullanılması suretiyle yapılıp yapılmadığı denetlenerek ATK raporundaki kusur dikkate alınıp dava dışı sigortalıya ödenmesi gereken tutar bulunarak davalıya rücu edebileciği miktar saptanması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Açıklamalar ışığında; Davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen █████/2026 tarih ve ████████ E - ████████ K sayılı kararın kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2026 tarih ve ████████ E - ████████ K sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,4-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine , 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. █████/2026