Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde, altyapı elektrik işinden kaynaklanan fatura alacağına ilişkin icra takibine itirazın iptali davası.
Özet: Bu dava, davacının gerçekleştirdiğini iddia ettiği altyapı elektrik işi karşılığında kestiği 182.400,00 TL tutarındaki faturanın ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin devamını talep etmektedir; davacı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirtirken, davalı ise işin gereği gibi yapılmadığını, müvekkiline zarar verildiğini, faturanın ticari defterlere kaydedilmediğini, yasal süresinde iade edildiğini savunarak, ayrıca mahkemenin görevsizliğini ve yetkisizliğini ileri sürmüştür.

T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

T.C.
ANKARA "TÜRK MİLLETİ ADINA "
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Alım- Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2025
KARAR YAZMA TARİHİ : █████/2025
Mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonucunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ;
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili alt yapı elektrik işi yaptığını, Davalının ..... projesinde alt yapı tranje açma ve kapama elektrik işi yaptığını, Buna ilişkin işin bitiminde müvekkilinin işi teslim etmiş ve buna istinaden 182.400,00. TL tutarında faturasını kestiğini, bu ödemesini alabilmek için defalarca kez davalı tarafla iletişim kurulduğu ancak sonuçsuz kaldığı, taraflarınca ..... E. Sayılı dosya numarasıyla icra takibi başlattıklarını, Borçlunun itirazı üzerine icra takibi durduğunu, Arabuluculuğa başvurduklarını anlaşma sağlanmadığını. Borçlunun itirazı haksız olup borçlu itirazında kötü niyetli olduğu, İcra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz ettiklerinden. Davalarının kabulü ile, 182.400,00.TL alacaklarına yönelik ..... E. Sayılı dosyaya yapılan itirazın iptali ile icra takibinin devamına, davalı için %20’den aşağı az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Usule ilişkin itirazları olarak, göreve ilişkin olarak davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiğini. Davacının esnaf olup faturanın esnaf işletmesi ile ilgili olup görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olacağını. Görev hususunun kamu düzeni ile ilgili olduğunu, Ayrıca mahkemenin yetkisiz olup yetkili mahkemenin ... Mahkemeleri olduğunu. İcra takibininin yetkisiz icra dairesinde yapılmış olduğunu. İcra takip dosyasına da yetki itirazında bulunduklarını. Esasa ilişkin olarak davacı, müvekkili şirkete fayda sağlamanın aksine maddi ve ticari zarara neden olduğu, Buna rağmen tamamlanmayan ve yapılmayan iş karşılığı bedel müvekkil şirkete fatura edildiği, Hizmet sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu Davacı taraf edimini gereği gibi ifa etmediği, Gereği gibi ifa edilmeyen edimin ifa edilmiş olduğu iddiası karşı tarafın kötü niyetini ispatlar nitelikte olduğunu, davacı taraf edimini gereği gibi ifa etmediğinden gereği gibi ifanın karşılığı olan para borcu muaccel olmadığını, Zira belirttiğimiz üzere tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmenin varlığı taraflar arasındaki uyuşmazlığın gidişatını değiştirecek nitelikte olduğunu, Gereği gibi ifa edilmeyen edimin karşılığında para borcunun muaccel olması beklenemeyeceğinden davacının iddiaları dayanaksız kaldığı, Davacı taraf dava dilekçesinde işin bitiminde, sözde işi teslim ettiklerini ve buna istinaden 182.400,00.TL tutarında fatura kestiklerini iddia ettiklerini, Her şeyden önce iş gereği gibi ifa edilmediği için teslim edilmediği, Davacı tarafından düzenlenen fatura müvekkili şirket adına düzenlenmişse de faturalar davalı müvekkili şirketin Ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, ..... E. sayılı icra takibi ile haberdar olduğunu, davacı tarafından yapılmayan işe karşılık müvekkilden istenilen iş karşılığı faturalar yasal süresi içerisinde iade edildiğini, davacı tarafından bahse konu fatura bedeli karşılığı iş yapılmamış olup müvekkili şirketin davacıdan böyle bir fayda sağlamamış olduğunu, İddia edildiği gibi müvekkili şirketin, davacıya karşı bahse konu fatura veyahut başkaca bir borcu bulunmadığını, Hiçbir ticari ilişki gerçekleşmeden düzenlenen faturalar taraflarınca iade edildiğini, Faturaya yasal 8 günlük yasal süresi içerisinde iade edilmemiş olsa bile tek başına bu husus fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediği gibi faturanın kesinleşmesini de sağlamadığı, davacının sözleşme şartlarına uygun ifayı/ faturanın verilmesine neden olan işin yapılmış olduğunu fatura bedeli kadar iş yapıldığını, yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispatlaması gerektiğini. Aksi halde faturaya süre içerisinde itiraz edilmemiş olmasının yazılı işin yapılarak müvekkiline teslim edildiğini, faturanın kesinleştiğini göstermeyeceğini. Davacı tarafından iş tamamlanmadığından hak ediş de bulunmadığını, Bu nedenle müvekkil şirketin temerrüde düşürülmesi ve fatura tarihi itibariyle faiz işlemesi de kabul edilemeyeceği, kötü niyetli ve haksız kazanç sağlamaya yönelik huzurdaki davanın reddini talep ettiklerini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacının, davalı borçlu hakkında fatura kaynaklı alacağı için başlattığı icra takibine davalı tarafından icra itiraz edilmesi üzerine açılan vaki itirazın iptali ile takibin devamı davasına ilişkindir.
Mahkemenin görevi HMK'nın 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olup, 115. madde gereğince de mahkemece resen incelenmesi gereken hususlardandır. Bu kapsamda öncelikle Mahkememizin iş bu davada görevli olup olmadığı hususu re'sen irdelenmiştir.
Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için öncelikle "ticari işletme", "ticari iş", "tacir" ve "ticari dava" kavramları üzerinde kısaca durulmasında yarar vardır:
Belirtmek gerekir ki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun hazırlanmasında esas itibariyle "ticari işletme" temelinden hareket edilmiş ve ticaret hukukunun önemli kurumları ticari işletme kavramı ile bağlantı kurularak tanımlanmıştır. Bu hususa TTK'nın 11. maddesinin gerekçesinde de değinilmiş ve "...ticari işletme kanunun temelidir; yani merkez kavramıdır; bu niteliği ile belirleyici, hatta tanımlayıcıdır..." denilmiştir.
Ticari işletme, TTK'nın 11/1. maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır.
TTK' nun 3. maddesinde "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir.
Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılmıştır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari iş sayılmazlar (.....).
Tacir sıfatının ticari işletmeye bağlı olduğu düşünüldüğünde, adlarına ticari işletme işletilen kişilerin kural olarak tacir sayılacağı açıktır.
Tacir sıfatına bağlanan hüküm ve sonuçları ise; iflasa tabi olmak, ticaret unvanı kullanmak, işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek, gerekli ticari defter ve kayıtları tutmak, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek, ticari örf ve adetlere tabi olmak, kanunda öngörülen ihtar ve ihbar şekillerine uymak, ticari iş karinesi, ticari işletmeyle ilgili görülen iş ve hizmetlerde kararlaştırılmamış olsa bile ücret isteyebilmek, avanslar ve giderler için faiz talep edebilmek, fatura vermek, faturaya ve teyit mektubuna süresinde itiraz etmemenin neticelerine katlanmak, ücret ve cezai şartın indirilmesini isteyememek, ticari yargı konusu olmak, ticari satış ve mal değişiminde özel hükümler, mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin özel sonuçları ve hapis hakkı bakımından özel düzenlemelerdir.
Bu açıklamalardan sonra "ticari dava" konusuna gelindiğinde ise TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu düzenlemeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Yukarıda açıklandığı gibi ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. ( ..... mahkemesinin █████/2024 tarihli ..... )
Somut olayda uyuşmazlık, ..... E. Sayılı dosya sayılı dosyasına ilişkin olarak davacı tarafın gerçek kişi olarak, alt yapı elektrik işi yaptığını, Davalı şirketin ..... projesinde alt yapı tranje açma ve kapama elektrik işi yaptığını, buna istinaden 182.400,00. TL tutarında faturasını kestiğini, davalı tarafın bu fatura bedelini ödemediği iddiası ile toplam 182.400,00.TL alacaklarına yönelik ..... E. Sayılı dosyasında başlattığı icra takibine davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine davacı tarafından açılan vaki itirazın iptali davasına ilişkin olup taraflar arasındaki alım satım sözleşmeler hukukundan kaynaklanmaktadır.
Davalının gerçek kişi olup ..... █████/2025 tarihli cevabi yazısına göre davalının ilgili kişinin, 2023 yılında 2.sınıf tüccar olup işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, 2023 yılı hasılat miktarının 1.270.000.TL olduğu belirtilmiştir.
TTK.nun 11/1,maddesine göre Cumhurbaşkanı kararına göre 2023 yılı ..... ayrımında ilişkin listeye göre 2023 yılı için ticari sicil kayıt olma haddinin hasılat satışları için 3.810.001.TL olması gerekmektedir.
Davalı tarafın esnaf tacir ayrımını gösteren gelir durumuna göre faturanın tanzim tarihi olan 2023 yılında tacir olmadığı gerçek kişi ESNAF olduğu, ..... yazılan müzekkereye verilen cevap yazısı ile tespit edilmiş olup davacı tarafın şirket olarak tacir olmasına rağmen iki tarafta 2023 yılı fatura tarihi itibariyle birlikte tacir konumunda olmadığı gibi dava mutlak ticari dava olmadığından Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesine olanak bulunmamaktadır. Dava konusu uyuşmazlık iki tarafın Türk Ticaret Kanununda belirtilen ve tanımı yapılan ticari işletmesini ilgilendirmediği, davacının alacağının Borçlar Kanunuda düzenlenen alım satım sözleşmesinden kaynaklı alacağa dayandığından, davanın ticari dava olarak da kabul edilmesi mümkün değildir. Genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. (..... benzer mahiyette)
Bu durumda, uyuşmazlığın Borçlar Kanununda düzenlenen alım-satıma dayalı sözleşmeler hukuku ve hükümlerinden kaynaklandığından yukarıda değinilen nedenlerle genel mahkemelerin görevine girdiği dikkate alınarak, davanın ..... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu kapsamda mahkememizin görevsizliğine, HMK'nın 114/c, 115/2.maddelerine göre dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, dava dosyasının görevli ..... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1- Uyuşmazlığın genel mahkemelerin görevine girdiği dikkate alınarak, dava mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığından mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK'nın 114/c maddesi gereğince görev dava şartı olduğundan anılan yasanın 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE,
3-Tarafların, görevsizlik kararına karşı kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli ..... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Yargılama giderleri ve harcın HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair; tarafların ve vekillerinin yokluğunda olmak üzere, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ..... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf başvuru yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2025
Katip .....
¸e-imzalıdır
Hakim .....
¸e-imzalıdır
** Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır**

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!