Ticari satıştan kaynaklanan, beton teslim edilememesi nedeniyle ödenen bedelin iadesi ve menfi zarar talepli alacak davası mahkeme kararı.
Özet: Davacı, davalıya peşin ödediği 250.000 TL karşılığında teslim edilmeyen 450 m3 beton nedeniyle, öncelikli olarak betonun teslimini, bu talebin kabul görmemesi durumunda ödenen bedelin ticari faiziyle iadesini ve betonun başka yerden daha yüksek bedelle temin edilmek zorunda kalınmasından kaynaklanan 1.022.175 TL tutarındaki menfi zararının tahsilini talep ederken; davalı taraf, taraflar arasında herhangi bir yazılı veya sözlü satış sözleşmesi olmadığını, kendi faaliyet alanında beton üretimi ve satışı yapmadığını, bu ödeme karşılığı bir teslimat yükümlülüğünün bulunmadığını savunmakta olup, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda taraflar arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşmeye rastlanılmadığı belirtilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA : ALACAK (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13.06.2023
KARAR TARİHİ : 13.07.2026
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen ALACAK davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıdan 450 m3 beton satın aldığını, 03.02.2022 tarihinde KDV dahil 250.000,00 TL ödeme yaptığını, ancak betonun teslim edilmediğini, devam eden inşaatında kullanacağı betonu zorunlu olarak başka bir yerden daha pahalı bir fiyata temin etmek zorunda kaldığını, müvekkilinin zarara uğradığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, Müvekkili tarafından satın alınan ancak davalı tarafça teslim edilmeyen 450 m3 betona ilişkin dava tarihi itibari ile KDV dahil değerinin tespiti ile davalı yandan arabuluculuk başvuru tarihi olan 30.05.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tazminine, iş bu taleplerinin kabul görmemesi halinde müvekkili tarafından tekrardan satın alınmak zorunda kalınmış olan 450 m3 betona ilişkin müvekkili tarafından yapılan KDV dahil bedelin davalı yandan arabuluculuk başvuru tarihi olan 30.05.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ederek, şimdilik kaydı ile 100.000,00.-TL üzerinden kısmi dava açmıştır.
Davacı vekilinden taleplerini somutlaştırması istenmiş, verilen 16.12.2023 tarihli beyan dilekçesi ile sözleşmeden dönülmediği, sözleşmenin fesh edilmediği, talebin öncelikle 450 m3 betonun teslimi, olmadığı takdirde ödenen 25.000,00.-TL'nin ticari faiziyle iadesi, ayrıca betonun teslim edilmemesi nedeniyle başka firmadan 1.022.175,00.-TL ödeme yapılarak aynı betonun daha pahalıya almak zorunda kaldıklarından kaynaklanan menfi zararın talep edildiği ve şimdilik kaydıyla 100.000,00.-TL üzerinden kısmi talepte bulunduklarını açıklamıştır.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, beyan ve taleplerinin net ve anlaşılır olmadığı gibi belirsiz alacak olduğunu kendi beyanları ile ifade ettiği halde kısmi dava ikamesinde hukuki yararı bulunmadığını, taraflar arasında herhangi bir beton alım- satımına yönelik yazılı bir sözleşme bulunmadığını, sözleşmenin ispatı gerektiğini, davalı şirketin, çalışma konusunda beton üretimi, beton satış işlemi yapmak şeklinde bir ibare olmadığı gibi söz konusu işlemlerin müvekkili firmaca gerçekleştirilmediğini, beton satışı işi hususunda anlaşma sağlanmadığını, davacının █████/2022 tarihinde ödemesini yaptığını iddia ettiği halde kendisine teslim edilmediğini iddia ettiği beton ile alakalı işbu tarihten itibaren söz konusu bedelin iadesine yönelik olarak yaklaşık 1 yıl 3 ay boyunca herhangi bir şekilde taraflar arasında olduğunu iddia ettiği sözleşmeden dönme ve para iadesi talebinde bulunmadığını, herhangi bir ihtar çekmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; ticari mal satım ilişkisi nedeniyle peşin ödenen bedelin, mal teslimi yapılmaması nedeniyle tahsili ve menfi zarar istemine ilişkindir.
Taraflar arasında üzerinde uzlaşılan bir husus bulunmamakla birlikte davacı tarafından yapılan 250.000,00.-TL ödemenin inkar edilmediği, çözümlenmesi gereken sorunun, taraflar arasında sözlü bir alım-satım anlaşmasının bulunup bulunmadığı, var ise davalının söz konuşu ödeme nedeniyle davacı tarafa mal teslimi yapıp yapmadığı, edimini yerine getirip getirmediği ve ayakta olan sözleşme gereği menfi zararın talep edilebilip edilemeyeceği, edilebilir ise zararın ne olduğu noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Taraf defterleri üzerinde inceleme yapmaya ihtiyaç bulunduğundan ve bu iş uzmanlık gerektirdiğinden, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce alınan 09.12.2024 tarihli 1.Bilirkişi Heyet raporunda özetle; Davalının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2022-2023 yılı ticari defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
SMM bilirkişi görüş ve tespitlerinde; Taraflar arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşmeye rastlanılmadığı, davacı tarafça 2022 ve 2023 yılları kebir ve envanter defterlerine ait tasdik bilgilerinin dosyaya ibraz edilmediği incelemeye ibraz edilen 2022 ve 2023 yılları yevmiye defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığının tespit edildiği, davacı tarafça incelemeye ibraz edilen 2022 yılı yasal defterlerinin açılış ve kapanış tasdikinin yasal süresinde yaptırıldığının tespit edildiği, davacı tarafça davalıya 03.12.2022 tarihinde 250.000 TL tutarında ödeme yapıldığının tespit edildiği, davacının bu tutar bakımında davalıdan alacaklı olduğunun anlaşıldığı yönünde görüş bildirmiştir.
Davalının defter kayıtlarına göre; Davacı yasal defter kayıtları incelendiğinde davacı tarafça davalıya yapılan 250.000,00 TL tutarındaki ödemenin davalının yasal defter kayıtlarında yer aldığı, muhasebe kaydına göre davacı tarafça 03.02.2022 tarihinde davalının ... bankası hesabına 250.000 TL ödeme yapıldığı, söz konusu ödemenin davalı kayıtlarına göre aynı gün davacıya şirketin kasa hesabından geri nakit ödemiş gibi davacı hesabının sıfırlandığı, nakit ödeme ile ilgili davalı tarafça dosyaya ve incelemeye herhangi bir ödeme belgesi sunulmamış olup bu aşamada davalı tarafça davacıya nakit geri ödendiği yöndeki kaydın ispata muhtaç olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Bunun üzerine 10.02.2025 tarihli celsede, davalının defter kayıtlarına göre, davacı tarafından davalıya gönderilen ve davalının defter kayıtlarında yer alan ... Bankası kanalıyla 03.02.2022 tarihinde gönderilen 250.000,00.-TL'nin aynı gün davacıya nakit olarak ödendiğinin kayıtlandığı ancak ödeme belgesinin kayıtlarda bulunmadığı anlaşıldığından söz konusu ödeme belgesinin sunulması için davacı vekiline 2 hafta kesin süre verilmesine karar verilmiş, ödeme belgesi sunulmamıştır. Böylece davacı tarafından gönderilen söz konusu ödemenin davalının uhdesinde olduğu, ödeme kaydının gerçeği yansıtmadığı kabul edilmiştir.
Ticari defter ve kayıtların ibraz edilmesi için 26.02.2024 tarihli ön inceleme duruşmasında defter inceleme günü (26.04.2024) verilmiştir. Bu ara kararla verilen inceleme gününün kesin olduğu ve defterler ibraz edilmez ise yeni bir gün verilmeyeceği ihtar edilmiştir. Davacı vekili belirlenen inceleme gününde dilekçe vererek yerinde inceleme talebinde bulunmuştur. Bu talep uygun görülerek SMM bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmiştir. Bilirkişi 03.06.2024 tarihinde yerinde inceleme için bildirilen adrese gittiğini ancak gittiği yerde incelemeden haberlerinin olmadığının beyan edilmesi üzerine inceleme yapamamış, daha sonra davacı vekilince 11.06.2024 tarihli dilekçe ekinde 2022 ve 2023 yılları yevmiye defterlerinin açılış ve kapanış tasdikleri ile dava konusu betonun bir başka firmadan alındığına ilişkin faturaları ibraz etmiştir.
Davacı tarafça 2022 ve 2023 yılları kebir ve envanter defterlerine ait tasdik bilgilerinin dosyaya ibraz edilmediği incelemeye ibraz edilen 2022 ve 2023 yılları yevmiye defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı, davacı tarafça dosyaya yasal defter tasdik bilgilerinin sunulduğu ancak yasal defter kayıtlarının sunulmadığı yine davacı tarafça davacı nezdindeki davalı cari hesap ekstresinin de dosyaya sunulamadığı bu nedenle davacının davalıdan (icra takip tarihi itibariyle denilmiş ise de maddi hata olduğu, sehven yazıldığı anlaşılmaktadır) ne kadar alacaklı olup olmadığının yasal defter kayıtlarından teyit edilemediği bilirkişi tarafından raporda belirtilmiştir.
Sunulan belgeler doğrultusunda (davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan ... Banka dekontu) inceleme yapıldığında davacı tarafça davalıya 03.02.2022 tarihinde “Satın Alınan 450 Metreküp Betonun Ödemesidir” açıklamalı 250.000,00 TL ödeme yapıldığı, yine davacı vekilince dilekçe ekinde dosyaya sunulan ve davalı tarafça verilmediği iddia edilen 450 m3 lük beton satın alımı ile ilgili faturalara ilişkin bilgiler tablo halinde çıkarılarak raporda gösterilmiştir.
Davalı vekili davacının defterlerini süresi içerisinde ibraz etmediğini ve sunulan delillerin dikkate alınamayacağını, bu delillerin sunulmasına muvafakat etmediklerini bildirmiştir.
Öncelikle mahkememizce kesin olarak bir yerinde inceleme yeri, tarihi ve saati belirlenmemiştir. Zira avukatların, SMM bilirkişilerin ve çalışma hayatının yoğunluğu dikkate alındığında yerinde inceleme yetkisi verildiğinde bunun bir güne ve saate sıkıştırılması da tarafları sıkıntıya sokabilmektedir. Bu nedenle yerinde inceleme için geniş bir takdir yetkisi ve zaman tanınmış, bu durum tarafların aralarındaki iletişime ve ortak kararına bırakılmıştır. Ancak buna rağmen (yani SMM bilirkişinin davacının belirtilen inceleme adresine gitmesine rağmen) bilirkişi incelemesine davacı tarafça ticari defterler ibraz edilmemiştir. Bu aşamadan sonra durumdan haberdar olan davacının defterlerini daha sonra bilirkişiye ibraz edilme imkanı varken bu da yapılmamış, SMM bilirkişiye sadece 11.06.2024 tarihli dilekçe ekinde 2022 ve 2023 yılları yevmiye defterlerinin açılış ve kapanış tasdikleri ile dava konusu betonun bir başka firmadan alındığına ilişkin faturaları ibraz etmiştir. Bu faturaların muhasebeleştirilip muhasebeleştirilmediği, bedellerin ödenip ödenmediği vb.hususları defterler ibraz edilemediğinden tespiti mümkün olmamıştır.
İnşaat bilirkişi ise görüş ve tespitlerinde; Öncelikle davacı tarafça 03.02.2022 tarihinde yapılan 250.000 TL tutarına karşılık gelen beton miktarının tespit edilmesi gerektiğini, bu kapsamda yapılan hesaplamalar, davacı tarafça satın alınan Faturalarda C16 ve C25 betonunun çok az miktarda olduğu için büyük miktarda alınan C30 beton sınıfına göre hesaplama yapıldığını, Şubat 2022 Hazır beton fiyatlarına göre C30 beton m3 rayiç fiyatının 900,00.-TL olduğunu, buna göre 250.000 TL : 900 TL m3 = 277.78 m3 olarak hesaplandığını, 30.05.2023 arabuluculuk başvuru tarihi itibariyle C30 betonun m3 rayiç fiyatının 1.550,00.-TL olduğunu, buna göre 450m3 fiyatının 697.500,00.-TL olduğunu, 277.78 m3 C30 beton fiyatının 430.559,00.-TL olacağını, 13.06.2023 dava tarihi itibariyle C30 betonun m3 rayiç fiyatının 1.580,00.-TL olduğunu, buna göre 450m3 fiyatının 711.000,00.-TL olduğunu, 277.78 m3 C30 beton fiyatının 438.892,40.-TL olacağı yönünde görüş bildirmiştir.
Taraf vekilleri rapora itiraz etmişlerdir. Hukuki dinlenilme ve savunma (ifade) haklarının ihlal edilmemesi, tarafların delillerinin tam anlamıyla toplanması bakımından ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Buna göre; Davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarında davacının defterlerini süresinde ve zamanında ibraz etmediğinden hükme esas alınamayacağı yönündeki itirazların takdiri ve hukuki değerlendirmesi mahkemeye ait olmak üzere, taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda ve davacının iddiasının 03.02.2022 tarihinde m3 birim fiyatı 555,00.-TL üzerinden anlaşma yapılarak 450 m3 beton karşılığı (KDV dahil) 250.000,00.-TL ödeme yapıldığı savunulduğundan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Meslek odaları gibi kuruluşların verileri ile piyasa rayiç fiyatları arasında inceleme yapılarak, bu fiyatın rayiçlere uygun olup olmadığının davacı vekilinin itirazları ve sunduğu örnek emsal bilgileri de irdelenip emsal araştırmaları da rapora eklenerek C16-C25-C30 beton fiyatlarının ortalama m3 fiyat tespitinin 03.02.2022 ve dava dava tarihi dikkate alınarak iki seçenekli rapor hazırlanması için sadece inşaat bilirkişisinden ek rapor istenmesine karar verilmiştir.
İnşaat bilirkişi tarafından verilen 17.07.2025 tarihli ek raporda;
Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığının yayımladığı (2022/1) tarihli C16, C25, C30 1 m3 Hazır Beton ortalama şantiye teslim birim fiyatı KDV dahil 769,82 TL olduğu, bu fiyatın içinde %25 müteahhitlik karı ve genel giderler (%15 genel giderler + %10 müteahhitlik karı) ile beton nakli fiyatı bulunduğu, 2022 Yılı şubat ayı serbest piyasa C16, C25, C30 1 m3 Hazır Beton şantiye teslim ortalama birim fiyatı KDV dahil 838,00 TL olduğu, bu fiyata %25 müteahhitlik karı ve genel giderler dahil edildiğinde şantiye teslim fiyatı 1.047,50 TL olduğu, Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığının yayımladığı (2023/1) tarihli (13.06.2023 dava tarihindeki) C16, C25, C30 1 m3 Hazır Beton ortalama şantiye teslim birim fiyatı KDV dahil 2.113,77 TL’ dir. Bu fiyatın içinde %25 müteahhitlik karı ve genel giderler (%15 genel giderler + %10 müteahhitlik karı) ile beton nakli fiyatı bulunduğu, 2023 Yılı haziran ayı serbest piyasa C16, C25 ve C30 hazır beton ortalama şantiye teslim rayiç fiyatlarına, %25 müteahhitlik karı ve genel giderler dahil edildiğinde, bu fiyatın 2.041,66 TL (KDV dahil) olduğu belirtilerek; Davaya konu 450 m3 C16, C25, C30 ortalama hazır beton şantiye teslim fiyatı (KDV dahil) 2022 Yılı şubat ayı Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı birim fiyatlarına göre; 450 m3 x 769,82 TL/m3 = 346.419.- TL, 2022 Yılı şubat ayı serbest piyasa rayiçleri ile; 450 m3 x 1.047,50 = 471.375.- TL, 2023 Yılı haziran ayı (13.06.2023 Dava tarihi) Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı birim fiyatlarına göre; 450 m3 x 2.113,77 TL/m3 = 951.196,50 TL, 2023 Yılı haziran ayı (13.06.2023 Dava tarihi) serbest piyasa rayiçleri ile; 450 m3 x 2.041,66 = 918.747,00 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Taraf vekillerinin rapora itiraz ederek yeni bir heyetten bilirkişi raporu aldırılmasını istemeleri nedeniyle hukuki dinlenilme ve savunma haklarının ihlal edilmemesi bakımından yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak ikinci bir görüş alınması uygun bulunmuştur.
Mahkememizce alınan 11.02.2026 tarihli 2.Bilirkişi Heyet raporunda özetle; A- Teknik inceleme ve kesin hesap sonucu; Davacının 03.02.2023 tarihinde satın aldığı 450 m3 betonun değerinin 250.000,00 TL olabileceği ve bu rakama KDV nin dahil olamayacağının düşünüldüğü, yine aynı tarihte serbest piyasa rayicine göre 450 m3 betonun 377.248,50 TL olabileceği ve bu rakama KDV'nin dahil olduğu, yine aynı tarihte kamu kurumlar rayicine göre 450 m3 betonun 303.444,00 TL olabileceği ve bu rakama KDV nin dahil olduğu, sonuç olarak bu fiyatların birbirine yakın olduğu, ve anılan tarihte enflasyonun hızla yükseldiği ve piyasada fiyatların dengesiz ve hızla değiştiği göz önüne alınırsa davacının 450 m3 beton satın almış olabileceğine kanaat getirildiği, dava tarihi 13.06.2023 tarihi itibarı ile 450 m3 betonun serbest piyasa rayicine göre 666.000,00 TL olabileceği ve bu rakama KDV nin dahil olduğu, yine aynı tarihte kamu kurumlar rayicine göre 450 m3 betonun 831.550,50 TL olabileceği ve bu rakama KDV nin dahil olduğu, bu rakamların davacı zararı sayılabileceği ancak takdirin mahkemede olduğu, davacının haziran-aralık 2023 döneminde satın aldığı 424,50 m3 betonun fatura değerinin de toplam 986.012,75 TL olarak hesaplandığı, Bu rakamın davacı zararı sayılabileceği ancak takdirin mahkemede olduğu, B. Borçlar Hukuku Açısından; Hukuki nitelendirme ve delilleri değerlendirme yetkisi mahkemede olduğundan; Mahkemece Yargıtay içtihatlarında kabul edilen prensipler çerçevesinde davacının ispat yükünü yerine getirdiğine ve taraflar arasında beton satışına ilişkin satış sözleşmesi kurulduğuna, davacının sözleşmeden doğan borcunu ifa etmek için havale suretiyle davalıya ödeme yaptığına kanaat getirmesi ihtimalinde aşağıdaki açıklamalar söz konusu olabileceği; Mahkemece taraflar arasında satış sözleşmesinin kurulduğuna kanaat getirilmesi halinde, TBK m.212 şartları açısından, tarafların her ikisinin de tacir olduğu nazara alınarak ticari satış ilişkisinin bulunduğu kabul edilse bile "Zilyetliğin devri için belirli bir süre (belirli vade) konulmuş olması" şartı bakımından, tarafların betonun teslimi açısından belirli vade belirlediği hususunda dosya kapsamında bir emareye rastlanmadığı, bu sebeple TBK m.212 şartlarının gerçekleşmediğinin takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, bu durumda özel hüküm yerine TBK m.2012/L.1 atfıyla genel hüküm olan TBK m.117 vd. hükümlerine göre değerlendirme yapılabileceği; Mahkemece davacının satış bedelini ifa etmesine rağmen davalının satılanın zilyetli; devretme borcunda yerine getirmediğine ve davalının temerrüde düştüğüne, TBK m.124'teki süre verilmesine gerek bulunmayan hallerden birinin somut olayda bulunduğuna ve davacının işbu dava aşamasında tazminat seçimlik hakkını kullandığına kanaat getirilmesi ihtimalinde, davacının tazminat talebinin şartlarının değerlendirilebileceği, tazminat talebi bakımından, borçlu temerrüdü şartlarına ek olarak, davacının, davalının sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle zarara uğramış olması, davalının kusur karinesini çürütememiş olması, uygun nedensellik bağının bulunması şartlarının gerçekleşmesi gerektiği; davacının edimi para borcuna ilişkin olduğundan somut olayda fark teorisinin ya da mübadele teorisinin uygulanması bakımından pratik fark olmadığı, zararın ispatı bakımından yukarıda anılan TBK m.213 hükmünde düzenlenen somut zarar yönteminin uygulanmasının takdirinin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Davacı vekilinin "...müvekkilin ortağı olmakla ve tarafımızca sunulan Whatsapp mesaj kayıtlarında... isimli kişi ile yazışma yapan, betonu talep eden kişi zaten müvekkilin ortağı eyüp özcan olmakla, söz konusu 44 m3 betonun da dahil olarak yeniden hesaplama yapılmak üzere ek rapor alınmasına"' yönelik talebinin hukuki dinlenilme ve delillerin toplanmasını isteme hakkının ihlal edilmemesi bakımından kabulüne, bu talebin de değerlendirilmesi için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmitir.
Mahkememizce alınan 29.03.2026 tarihli 2.Bilirkişi Heyet EK-Raporunda özetle; Davacının 03.02.2023 tarihinde satın aldığı 450 m3 betonun değerinin 250.000,00 TL olabileceği ve bu rakama KDV nin dahil olamayacağının düşünüldüğü, yine aynı tarihte serbest piyasa rayicine göre 450 m3 betonun 377.248,50 TL olabileceği ve bu rakama KDVnin dahil olduğu, yine aynı tarihte kamu kurumlar rayicine göre 450 m3 betonun 303.444,00 TL olabileceği ve bu rakama KDV nin dahil olduğu, sonuç olarak bu fiyatların birbirine yakın olduğu, ve anılan tarihte enflasyonun hızla yükseldiği ve piyasada fiyatların dengesiz ve hızla değiştiği göz önüne alınırsa davacının 450 m3 beton satın almış olabileceğine kanaat edildiği, dava tarihi 13.06.2023 tarihi itibarı ile 450 m3 betonun serbest piyasa rayicine göre 666.000,00 TL olabileceği ve bu rakama KDV nin dahil olduğu, yine aynı tarihte kamu kurumlar rayicine göre 450 m3 betonun 831.550,50 TL olabileceği ve bu rakama KDV'nin dahil olduğu, bu rakamların davacı zararı sayılabileceği ancak takdirin yüce mahkemede olduğu, davacının Haziran-Aralık 2023 döneminde satın aldığı 424,50 m3 betonun fatura değerinin de toplam 986.012,75 TL olarak hesaplandığı ve davacının sunduğu tüm faturalardan satın almış olduğu beton toplamı 468,50 m3 ve bedeli de toplam 1.070.624,25 TL olduğu, bu rakamların hangisini davacı zararı sayılabileceğinin takdirinin yüce mahkemede olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Islah;
Davacı vekili 27.04.2026 tarihli ıslah dilekçesi ile 100.000,00.-TL olan netice-i talebini 756.956,44 artırarak 856.956,44.-TL'ye çıkartmış ve harcını yatırmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı taraf, davalıya 450 m3 beton karşılığı 250.000,00.-TL göndermiş ise de bu paranın hangi cins (C16-C25-C30) beton için gönderildiği, hangi cins betondan hangi miktarda ve hangi fiyattan anlaşma sağlandığı hususları belli değildir. Dekontta açıklama olmadığı gibi dava dilekçesinde açıklama yoktur. Bu hususlar belirsizdir. WhatsUp kayıtlarında da bu hususta bir açıklama bulunmamaktadır. Davacı taraf beton alımı için davalı tarafa havale yapmış ancak davalının bu satın alma teklifini kabul ettiği diğer bir anlatımla alım satım sözleşmesinin kurulup kurulmadığı, kurulmuş olsa bili malın ne zaman teslim edileceği belli değildir. Bu konuda davacı tarafından davalıya çekilmiş bir ihtarname dahi yoktur. Sonuç olarak davacının davalıya yaptığı ödeme (havale) ile bir alım satım sözleşmesinin yapılmış olduğunun kabulüne imkan yoktur. Davacının icabı kabul ile sonuçlanmamıştır. En azından bu konuda dosyada yeterli delil yoktur. WhatsUp kayıtlarından da sözleşmenin kurulduğuna dair bir kabul beyanı yoktur.
Kaldı ki; Davacı vekili (sözlü) sözleşmeden dönülmediğini ve betonu istediklerini beyan etmiş ise de yukarıda açıklandığı üzere hangi cins betonda anlaşma sağlandığı, hangi tarihte teslim edileceği vb. belli olmadığından sadece davacı tarafından sunulan faturalara dayanarak bir beton cinsini sadece kullanım ağırlıklı olmasından yola çıkarak teslim ve kabulü mümkün görülmemiştir. Aksi halde bile yani davacının talebinin kabul edilerek 450m3 betonun teslimine karar verilse bile hangi cins betonun ne miktarda teslimine karar verileceğini hesaplamak imkansızdır.
Bu nedenle sözleşme kurulmadığından, edimin yerine getirilmemesi (sözleşmenin ifa edilmemesi) nedeniyle zarar da istenemez. Kaldı ki söz konusu edim yerine getirilmediğinden başka bir yerden betona 1.022.175,00.-TL ödemek zorunda kalmalarından kaynaklı talebe konu bu zararın tespiti ve değerlendirmesi bakımından da davacı taraf defterlerini ibraz etmemiştir. Bir takım faturalar ibraz etmekle yetinilmiştir. Bu faturaların muhasebeleştirilip muhasebeleştirilmediği, bedellerin ödenip ödenmediği vb.hiç bir husus belli değildir. Gerçek bir ticari ilişki olduğu dahi tespit edilememiştir.
6100 sayılı HMK.nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222.maddesi gereğince; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Sonuç olarak taraflar arasında bir alım satım sözleşmesi kurulmadığından ve buna bağlı olarak zarar talep edilemeyeceğinden, davalının kayıtlarında olan ve davacıya geri ödendiği kayıtlanmasına rağmen ödeme belgesi sunulamayan 250.000,00.-TL'nin davcının uhdesinde olduğu kabul edilerek, davacının ödediği paranın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun "Tacir Olmanın Hükümleri" başlıklı 18.maddesi gereğince her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.
Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.
Davacı her ne kadar icra takibinde işlemiş faiz de talep etmekte ise de davalının TTK.nun 18/3 ve TBK.nun 117.maddeleri doğrultusunda temerrüde düşürüldüğüne dair bir belge ibraz edilmediğinden temerrüt tarihi dava tarihi (13.06.2023)olarak kabul edilerek ticari faize hükmetmek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın KISMEN KABULÜNE,
250.000,00.-TL'nin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
Bu miktarın 100.000,00.-TL'sine 13.06.2023 dava tarihinden, 150.000,00.-TL'sine 27.04.2026 ıslah geçerli ticari faiz UYGULANMASINA,
Sair taleplerin REDDİNE,
1-Alınması gereken karar ve ilam harcı 17.077,50-TL olup, peşin alınan 1.707,75-TL ve 12.926,95-TL ıslah harcı toplamı 14.634,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.442,80-TL harcın DAVALIDAN ALINARAK HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL başvuru harcı, 1.707,75-TL peşin ve 12.926,95-TL ıslah harcı toplamı 14.814,60-TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
2-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 1.310,00-TL, bilirkişi ücreti 54.500,00-TL'den oluşan 55.810,00-TL yargılama giderinin davanın kabul/red oranına göre hesaplanan 16.281,45-TL'sinin davalıdan alınarak davcıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-Davalı tarafça sarf edilen 43,75-TL yargılama giderinin davanın kabul/red oranına göre hesaplanan 30,98-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükteki AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan (kabul olan dava değeri üzerinden) 45.000,00-TL vekâlet ücretinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükteki AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan (reddolan dava değeri üzerinden) 97.043,47-TL vekâlet ücretinin DAVACIDAN TAHSİLİ İLE DAVALIYA VERİLMESİNE,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde YATIRAN TARAFA İADESİNE,
7-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin;
A) 910,19-TL'sinin davalıdan alınarak,
B) 2.209,81-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026
KATİP - HAKİM -
e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!