Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin ticari taksilerin karıştığı trafik kazası sonrası itirazın iptali davasında mahkemenin görevli olup olmadığına dair Türk Ticaret Kanunu hükümleri kapsamında değerlendirmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, ticari taksi olarak kullanılan davacı aracının trafik kazasında hasarlanması sonucu oluşan değer kaybı ve gelir kaybı alacaklarının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıyla ilgilidir; mahkeme, her iki tarafın araçlarının ticari nitelikte olduğu gerekçesiyle daha önce görevsizlik kararı veren asliye hukuk mahkemesinin kararını, yasa yolundan geçmediği için bağlayıcı görmeyerek, kendi görevini yeniden belirlemek amacıyla "ticari işletme", "ticari iş", "tacir" ve "ticari dava" gibi temel kavramları Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde titizlikle incelemektedir.

T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████ Karar
Türk Ulusu Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye YetkiliANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARARESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İTİRAZIN İPTALİDAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2025YAZIM TARİHİ : █████/2025 Mahkememizde açılan İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA :Davacı vekili ; Davacıya ait olup, ticari taksi olarak kullanılan araç ile davalı şirkete ait araçların katıldığı trafik kazası sonucu davacı aracının hasarlandığını, bu hasara bağlı olarak değer kaybı oluştuğu gibi, aracın tamiri için geçen süre içerisinde aracı kullanamadıkları için gelir kaybına uğradıklarını belirtip, her iki alacaklarının işleten davalı şirket ile araç sürücüsünden tahsili için başlattıkları icra takibine yönelik itirazın iptalini istemiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Davanın açıldığı Asliye Hukuk Mahkemesi "her iki tarafların araçlarının ticari nitelikli olduklarını" belirtip, görevsizlik kararı vermiştir.Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı yasa yoluna başvuru yapılmadan kesinleştiği için (yasa yolu incelemesinden geçmediği için) dosyanın gönderildiği mahkememizi bağlamayıp, davanın ticari ve ticaret mahkemelerinin görevli olup olmadığının değerlendirmesi gerekmiştir.Mahkemelerin görevli olup olmadıkları HMK'nın 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olup, aynı yasanın 115. madde gereğince de mahkemece resen incelenmesi gereken hususlardandır. Bu kapsamda öncelikle Mahkememizin iş bu davada görevli olup olmadığı hususu re'sen irdelenmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için öncelikle "ticari işletme", "ticari iş", "tacir" ve "ticari dava" kavramları üzerinde kısaca durulmasında yarar vardır:Belirtmek gerekir ki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun hazırlanmasında esas itibariyle "ticari işletme" esas alınmış ve ticaret hukukunun önemli kurumları ticari işletme kavramı ile bağlantı kurularak tanımlanmıştır. Bu hususa TTK'nın 11. maddesinin gerekçesinde de değinilmiş ve "...ticari işletme kanunun temelidir; yani merkez kavramıdır; bu niteliği ile belirleyici, hatta tanımlayıcıdır..." denilmiştir.Ticari işletme, TTK'nın 11/1. maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise ... tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları;- Esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, -Devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır.TTK' nun 3. maddesinde "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir.Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılmıştır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari iş sayılmazlar (.....).Tacir sıfatının ticari işletmeye bağlı olduğu düşünüldüğünde, adlarına ticari işletme işletilen kişilerin kural olarak tacir sayılacağı açıktır.Tacir sıfatına bağlanan hüküm ve sonuçları ise; iflasa tabi olmak, ticaret unvanı kullanmak, işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek, gerekli ticari defter ve kayıtları tutmak, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek, ticari örf ve adetlere tabi olmak, kanunda öngörülen ihtar ve ihbar şekillerine uymak, ticari iş karinesi, ticari işletmeyle ilgili görülen iş ve hizmetlerde kararlaştırılmamış olsa bile ücret isteyebilmek, avanslar ve giderler için faiz talep edebilmek, fatura vermek, faturaya ve teyit mektubuna süresinde itiraz etmemenin neticelerine katlanmak, ücret ve cezai şartın indirilmesini isteyememek, ticari yargı konusu olmak, ticari satış ve mal değişiminde özel hükümler, mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin özel sonuçları ve hapis hakkı bakımından özel düzenlemelerdir.Bu açıklamalardan sonra incelememizin temelini oluşturan "TİCARİ DAVA" konusuna gelindiğinde ise, TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre ; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu anlatım ve yasal düzenlemeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için; - Tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya,- Ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Yukarıda açıklandığı gibi ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar ise, davanın her iki tarafının tacir ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. ( ..... Dairesinin █████/2024 tarihli ..... )Somut olayda uyuşmazlık, davacının çift taraflı trafik kazası sonucu davacı aracında oluşan değer kaybı ve aracın tamir süresince kullanılamaması dolayısı ile oluşan gelir kaybının tahsili için aracın sürücüsü ve işletenine karşı tehlike sorumluluğu kapsamında açtığı maddi tazminat davasına ilişkindir. Dava, KTK.nun 85.maddesi ile Türk Borçlar Kanununu 71.maddesinde düzenlenen tehlike sorumluluğu hukukundan kaynaklanmaktadır. Eldeki davanın nispi ticari dava olması halinde ticaret mahkemelerinin görevli olması gerekeceği için öncelikle somut uyuşmazlığın nispi ticari sayılma koşullarını taşıyıp taşımadığının belirlenmesi, yani davanın her iki tarafının da tacir ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılması gerekir. Hasara neden olduğu ileri sürülen araç tacir sayılması gereken davalı ticaret şirketine ait olduğu için davanın şirket yönünden TİCARİ DAVA OLDUĞU, haksız fiil nedeni ile sorumlu olan gerçek kişi sürücü hakkındaki davanın da usul ekonomisi nedeni ile birlikte yürütülmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu uyuşmazlığın nispi ticari dava olarak kabulü için davalının tacir olması yeterli olmayıp, davanın diğer tarafı olan davacı araç sürücüsünün de tacir olması gerekir. Davacı tarafın kullandığı araç sicilde ticari taksi olarak kayıtlı ise de, aracın niteliğinin ticari olması tek başına davacı gerçek kişinin de ( ticari şirket ortaklığının tek başına ortağı gerçek kişiyi tacir yapmadığı gibi) tacir kabul edilmesi için yeterli olmayıp, davacının beden gücü ile çalışması nedeni ile elde ettiği gelirin ilgilinin tacir sayılmasını gerektirir miktara ulaşması yada aşması gerekli olup, davacının tacir olduğu iddia ve ispat edilmediği gibi, görevsizlik kararını veren mahkeme tarafından davacının elde etmesi gereken gelir ile ilgili hiç bir araştırma yapılmaksızın kullandığı ve zarar gören araç ticari nitelikli diye tacir olarak kabul ve görevsizlik kararı verilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinin yapması gereken yukarıdaki araştırmayı yapıp davanın her iki tarafının tacir ve uyuşmazlığında tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olduğunu belirledikten sonra görevsizlik kararı vermesi gerekir iken bu araştırma yapılmaksızın karar verildiği, bu durumda ticaret mahkemelerinin görevli sayılması gereken koşulların olayımızda gerçekleşmediği, davanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, bu kapsamda mahkememizin görevsizliğine, HMK'nın 114/c, 115/2.maddelerine göre dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, dava dosyasının görevli ..... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4, 5, HMK'nin 114/1-c, 115/2. maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİ ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,2-) Davaya bakmakla yetkili ve görevli mahkemenin ..... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, 3-) (a) Taraflarca mahkememizce verilen görevsizlik kararına karşı kanun yoluna başvurulması ve başvurunun esastan reddine karar verilmesi halinde red kararının taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süresi içinde yetkili ve görevli mahkemeye göndermeyi talep etmeleri halinde dosyanın ... MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,(b) Taraflarca mahkememizce verilen görevsizlik kararına karşı kanun yoluna başvurulmaması ve mahkememizce verilen görevsizlik kararının bu şekilde kesinleşmesi halinde ... Mahkemesi ile mahkememiz arasında oluşan görev uyuşmazlığının çözümü ve yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın ..... DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,4-) HMK'nin 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, Dair, davacı vekili ile davalıların YOKLUĞUNDA, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1. maddesi uyarınca 2 (iki) hafta içerisinde ..... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025Katip ..... Hakim .....e - imzalıdır e - imzalıdırBu gerekçeli karar güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.