Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, iki farklı mahkemenin görevsizlik kararı sonrası simsarlık sözleşmesine dayalı itirazın iptali davasında yargı yerini asliye hukuk mahkemesi olarak belirlemiştir.
Özet: Emlak simsarlığı sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin ayrı ayrı görevsizlik kararı vermesi üzerine yapılan yargı yeri belirleme incelemesinde; uyuşmazlığın taraflardan birinin tacir olmaması ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmemesi nedeniyle ticari dava niteliği taşımadığı, ayrıca tarafların niteliği gereği tüketici mahkemesinin de görevli olmadığı anlaşıldığından, davanın genel hükümler çerçevesinde asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğine karar verilmiştir.

ESAS NO: ████████ KARAR NO:█████████
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N ABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2026NUMARASI : ████████ Esas ████████ KararTALEP KONUSU : Yargı Yerinin Belirlenmesi KARAR TARİHİ : 02.07.2026Taraflar arasındaki davada ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya incelendi:GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Ankara 45. Asliye Hukuk Mahkemesince; davacının emlakçı olup davalının eşinin dükkan niteliğinde olan taşınmazın devrine aracılık yapılması için taraflar arasında simsarlık sözleşmesi düzenlendiği, taşınmazın dükkan vasfında bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi ise; davanın taraflarından biri gerçek kişi olan ve Türk Ticaret Kanununa göre tacir sınıfında olmayan davalı, diğer tarafının ise tacir olduğu, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olan bir dava olmadığı, simsarlık sözleşmesine konu olan taşınmazın dükkan vasfında olmasının mahkemeyi görevli hale getirmeyeceği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç Başlıklı 1.maddesinde Kanunun amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” hükmüne yer verilmiştir. Satıcı; "kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi"; tüketici ise "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi" ifade etmektedir. Aynı Kanunun 3.maddesinde de "Tüketici işlemi", "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Bir işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukukî işlemin olması gerekir.Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.Türk Borçlar Kanunu'nun 520.maddesinde, Simsarlık sözleşmesi; simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşme olarak tanımlanmış ve taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesinin, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı düzenlenmiştir. Davalının tacir olmadığı gibi her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanmadığı, netice olarak eldeki davanın mutlak yada nispi ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşıldığından, davanın HMK'nın 2. maddesi gereğince davanın genel hükümler çerçevesinde asliye hukuk mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-6100 sayılı HMK'nın 21. ve 22.maddeleri gereğince Ankara 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 2-Dosyanın merci tayini talebinde bulunan Mahkemesine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile 02.07.2026 tarihinde karar verildi.Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarihi : █████/2026 ...Başkan... ¸e-imzalıdır ...Üye... ¸e-imzalıdır ...Üye... ¸e-imzalıdır ...Katip...¸e-imzalıdır Bu döküman 5070 Sayılı Yasa Hükümleri gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.