Yurt dışı şantiyede çalışan ekskavatör operatörünün alacak davasında iş sözleşmesinin haklı feshine, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ücretleri taleplerinin kabulüne ilişkin onama kararı.
Özet: Yargıtay, davacının yurt dışı şantiyesinde alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının mevcut olduğu yönündeki ilk derece mahkemesi ve istinaf kararlarını; davalı tarafın iş sözleşmesinin istifa ile sona erdiği, tüm alacakların ödendiği ve tanık beyanlarına dayalı hesaplamaların hatalı olduğu yönündeki temyiz itirazlarını hukuka uygun görmeyerek reddetmiş ve yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıkta Türk hukukunun zımnen seçilmesinin isabetli olduğuna kanaat getirerek bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 36. İş MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait yurt dışı şantiyesinde 06.04.2021-15.02.2022 tarihleri arasında aylık net 1.600,00 USD ücret karşılığında ekskavatör operatörü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin alacaklarının ödenmemesi sebebiyle müvekkili tarafından haklı sebeple feshedildiğini, müvekkilinin davalı işyerinde haftanın 7 günü 07.00-18.00 saatleri arasında çalıştığını ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının istifa ettiğini, aylık ücretinin net 1.142,98 USD olduğunu, iş sözleşmesinin feshi ile birlikte davacıya tüm alacaklarının ödendiğini, özlük dosyası incelendiğinde bordrolarda fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin tahakkuklarının görüneceğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının istifa dilekçesinin el yazısı ile düzenlendiği, ödenmeyen alacaklarının bulunması sebebiyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği, tanık beyanları ile davacının 45 saati aşan çalışmasının olduğunu, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde, hafta tatillerinde çalıştığının ispatlandığı, belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istifa dilekçesinde hiç bir neden belirtilmemesi hâlinde işçinin açacağı davada haklı fesih sebeplerini açıklayabileceği belirtilerek davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İş sözleşmesinin davacının istifası ile son bulduğunu, 2. Fesih ile birlikte hak etmiş olduğu tüm alacakların davacıya ödendiğini,3. Yazılı deliller yerine tanık beyanlarına değer verilmesinin hatalı olduğunu, 4. Aylık ücretin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesabına ve davacının ücretine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.