Danıştay, dernek tarafından 2022 tarihli ve 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararının hukuka aykırılığı iddiasıyla açılan iptal davasını inceliyor.
Özet: Davacı dernek, 01/07/2022 tarihli ve 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararının Anayasa, 2863 sayılı Kanun ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu gerekçesiyle iptalini talep ederken, davalı idare, söz konusu düzenlemenin yargı kararlarının gereklerini yerine getirdiğini, bir yandan alanların muhafazası için sıkı değerlendirme koşulları ve standartlar belirlediğini, diğer yandan bilimsel kazı, arıcılık, kuş gözlem kuleleri, mevcut altyapı ve milli güvenlik gibi faaliyetlere ilişkin hükümlerin alanların korunması ve ekolojik dengeyi gözeterek hukuka uygun olarak hazırlandığını savunmaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A YDÖRDÜNCÜ DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████DAVACI : ... Derneği VEKİLİ : Av. ...DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...DAVANIN KONUSU : Dava, █████/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan █████/2022 tarih ve 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşuları İlke Kararının iptali istenilmektedir.DAVACININ İDDİALARI :Davacı tarafından, dava konusu edilen █████/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan █████/2022 tarih ve 113 sayılı İlke Kararının, Anayasa'ya, 2863 sayılı Kanun'a, ülkemizce taraf olunan uluslararası sözleşmelere ve Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu düzenleme ile bir yandan mahkeme kararlarının gerekleri yerine getirilirken bir yandan da gerçekleştirilecek faaliyetler bakımından sıkı değerlendirme koşulları ve standartların belirlendiği ve bu yolla söz konusu alanların muhafazası için önlemlerin alındığı, 'Kesin Korunacak Hassas Alanlara' ilişkin A Bölümünün birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü paragraflarının hukuka uygun olduğu, dördüncü paragrafın (a) bendi yönünden; düzenlemenin daha önce yürürlükte bulunan 109 sayılı İlke Kararı kapsamında düzenlendiği, herhangi bir yargı kararına konu olmadığı ve aynen korunduğu, (b) bendi yönünden; kesin korunacak hassas alan olarak tescil edilen alanlarda ''bilimsel kazı, ortaya çıkarma ve koruma çalışmaları''nın yapılıp yapılmayacağına ilişkin bir düzenleme yapıldığı, (c) bendi yönünden; doğal sit alanlarının korunması ve ıslah edilmesi konularının karmaşık ve pek çok değişkenin bir arada ele alınması gereken bir süreç olduğu, bu doğrultuda hazırlanacak bilimsel rapor içeriklerinin araştırmayı yapacak uzman otoritelere bırakılmasının bilimsellik, açıklık, tarafsızlık ve konuya yeni tartışmalar getirmesi açısından önem arz ettiği, (d) bendi yönünden; düzenleme ile yapılabilecek orman içi yolların kapsamı daraltılarak ''orman yangın yolu'' ibaresi kullanılmış olup yangınların önlenmesine yönelik ulaşım güzergahları dışında önerilebilecek yol düzenlemelerinin kapsam dışında bırakıldığı, (f) bendi yönünden; bu düzenleme ile ekolojik dengenin devamlılığının ve tozlaşmanın sağlanmasını destekleyen arıcılık faaliyetlerine izin verilmesinin, yeni bir faaliyete izin verme amacı taşımadığı, alanın yapısını korumak ve ekolojik dengenin sağlanmasının amaçlandığı, (g) bendi yönünden; kuş gözlem kulelerinin genellikle zemine müdahalenin çok sınırlı olduğu, ahşap ya da çelik ayaklar üzerine kurulan platform şeklinde yapılar olduğu, iddia edildiği gibi bu yapıların günübirlik kullanımlara ve yapılaşmaya yol açmayacağı, (ğ) bendi yönünden; söz konusu düzenleme, doğal sit ilanından önce mevcut olan bir yol güzergâhi var ise herhangi bir tahribata neden olamayacak şekilde ve sadece bu güzergâh kullanılması koşullarıyla kamu yararına yönelik alt ve üst yapı uygulamalarını kapsadığı, söz konusu faaliyetlerde uyulması gerekli teknik standartların ise kendi mevzuatında yer aldığı, diğer yandan, söz konusu düzenlemeden, alanlarda talep edilebilecek hec projenin yapılabileceği ve/veya uygun bulunacağı anlamı da çıkarılmaması gerektiği, bahse konu uygulamaların yapılabilmesi faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye bağlı olup Komisyonlarca yapılacak değerlendirmelerde talebe konu altyapı uygulamasının bölge için zaruri bir ihtiyaç olup olmadığı ya da alanın özelliği ve coğrafi yapısı gereği başka güzergâhtan geçirilmesinin mümkün olup olmadığı gibi hususlar dikkate alınmaktadır. Gerekli olması halinde Komisyonlarca belirlenen sınırlamalara da aykırı olmamak koşuluyla söz konusu uygulamaların yapılmasına izin verilebileceği, (h) bendi yönünden; bu düzenleme ile, pozitif hukukun temel ilkeleri arasında yer alan kazanılmış haklardan, başka bir deyişle ortaya çıkması anında hukuka uygun olarak tamamlanarak lehte sonuçlar doğurmuş haklar ile sit ilanından önce faaliyeti devem etmekte olan kamu kullanımına yönelik yapı ve tesisler(enerji/elektrik iletim hatları, içme suyu/atık su iletim hatları, enerji tesisleri vb) dikkate alınarak hüküm altına alındığı, mevcut uygulamaya veya tesise ilişkin ilave bir hat, yapı ya da benzeri yeni bir düzenleme yapılmaması koşullarıyla söz konusu mevcut uygulamalara yönelik asgari düzeyde bakım, onarım ve iyileştirme çalışmaları ile süre uzatımına izin verecek şekilde bir düzenlenme yapıldığı, (ı) bendi yönünden; son yıllarda ülkemizin yakın çevresinde yaşanmakta olan ve ortaya çıkan yeni tehditler ile geçmişte yaşanan terör olayları, milli güvenlik konusu ile ülkemizin güvenlik ve emniyeti açısından gerekli olan hazırlıkları ve yapıları daha da önemli hale getirmeye başladığı, söz konusu düzenlemenin bu gerekçeler dikkate alınarak yapıldığı, bu alanlarda talep edilebilecek her projenin yapılabileceği ve/veya uygun bulunacağı anlamı çıkarılmaması gerektiği, (i) bendi yönünden; dalyan ve lagün ekosistemleri, koylarda veya körfez ağızlarının kıyı okları ile kapanması sonucu kıyı gerisinde oluşan, denizle yer altından veya yer üstünden bir su yoluyla bağlantısı bulunan ve denizden dar bir karayla ayrılmış olan su sistemleri olup ekolojik ve ekonomik yönden önemli ekosistemler olduğu, bu sistemlerin, doğal bir zenginlik kaynağı olmasının yanında birçok canlının üreme, beslenme, korunma ve yaşama ortamı olması açısından da büyük önem taşıdığı, bu nedenle, dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurum görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapıları balıkçılık faaliyetlerine yönelik Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayma İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 7. maddesinin üçüncü fikrasının (ç) bendinde, “Dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurum görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamakşartıyla alanım özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetleri yapılabilir." hükmüne yer verildiği, bu düzenlemeye uygun olarak 113 sayılı İlke Kararı'na da, "Dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurumu görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetlerine ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevçutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına izin verilebilir." hükmü eklendiği, Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün ikinci paragrafı ile dördüncü paragrafının hukuka uygun olduğu, dördüncü paragrafın (c) bendi yönünden; Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayma İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte değişiklik yapılarak "hayvancılık" ibaresi yerine “Geleneksel yaşam biçiminin gerektirdiği nitelikte, entegre tesis içermeyen hayvanların barınması ve beslenmesi için gerekli olan yapılar” şeklinde düzenleme yapılmış ve Mahkeme kararı gereği hayvancılık faaliyetlerinin içeriğine yönelik ve ne tür yapılara izin verilebileceği konusuna açıklık getirildiği, sonuç olarak dava konusu İlke Kararı'nda da anılan Yönetmelik hükümlerine uygun olarak gerekli düzenleme yapıldığı, (ç) bendi yönünden; yapılan düzenlemeler gereğince Kaynak Suyunun Şişelenmesine, ambalajlanmasına, depolanmasına ve satışına yönelik yapı ve tesislere bu alanlarda izin verilmesi mümkün olmadığından Komisyonlarca uygun bulunması halinde çıkarılacak kaynak değerinin “nitelikli doğal koruma alanı" sınırı dışında bir alana iletilerek şişelenmesi, ambalajlanması, depolanması ve/veya satışının yapılması gerektiği, bu nedenle çıkarılan kaynak suyunun söz konusu alanda şişelenmesi, ambalajlanması, depolanması mümkün olmadığından faaliyetin mütemmim cüz'ü niteliğindeki "iletim” faaliyetine izin verilmesinde üst normu aşar bir husus bulunmadığı, (e) bendi yönünden; yargı kararlarının gerekçeleri de dikkate alınarak yapılan düzenlemenin hukuka uygun olduğu, düzenleme ile birlikte zorunlu teknik altyapı olarak ele alınacak konuların türleri belirlendiği, büyük ölçekli sayılabilecek enerji iletim hatları için belirli sınırlamalar getirildiği ve faaliyetin zorunluluk haline ilişkin tespitler ise alanın ve/veya faaliyetin tabi olduğu diğer mevzuat hükümleri ile kurum görüşleri de dikkate alınarak Bölge Komisyonlarınca yapılacak değerlendirmeye bırakıldığı, (f) bendi yönünden; █████/2022 tarihli ve 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliği öncesinde esas Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrasında “iskele” şeklinde yer alan ibaresine istinaden “söz konusu maddede geçen "iskele" ifadesinden, imar planlarında gösterilmeden yapılabilecek ahşap iskelelerin mi yoksa daha farklı materyal ve inşa tekniklerinin kullanıldığı, uygulama imar planına islenmesi zorunlu türde iskelelerin mi kastedildiği anlaşılamadığı, bu nedenle de faaliyetlerin hangi ölçü ve büyüklükte olacağı, hangi tip yapı ve yapılardan oluşacağı konusunda herhangi bir belirlemeye yer verilmediği" gerekçesiyle “yürütmenin durdurulmasına" karar verildiği, bu yargı kararları, 109 sayılı İlke Kararı'nın iptali talebiyle açılan davalarda da gerekçe oluşturmuş ve 109 sayılı İlke Kararı'nın bazı maddeleri ve ibareleri için yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, bu maddelerden birisi de 109 sayılı İlke Kararı'nın "B. Nitelikli Doğal Koruma Alanı" başlığı altında yer alan "ç. Koruma amaçlı imar planı yapılması koşulu ile alanın ve çevrenin özelliklerinden kaynaklanan faaliyetlerin korunması ve geliştirilmesi amacına yönelik iskele, balıkçı barınağı, bekçi kulübesi yapılabilir." maddesi olduğu, bu nedenle öncelikle Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte değişiklik yapılarak “iskele” ibgresi yerine "Rekreatif amaçlı iskele ile imar planı kararıyla yapılan ve yüzer sistem kullanılan iskele” şeklinde düzenleme yapılarak Mahkeme kararları gereği iskele ibaresine yönelik açıklık getirildiği, (g) bendi yönünden; yapılan düzenlemelerle birlikte kültür balıkçılığın yapılabileceği alanların doğal özellik göstermeyen sulama amaçlı göletlerle sınırlandırıldığı, bir diğer ifadeyle eski düzenlemeye kıyasla doğal göl ve denizlere ek olarak akarsular, lagünler ve benzeri iç sular ile kara alanları da kültür balıkçılığının yapılabileceği alanlar arasından çıkarıldığı, bu kapsamda kültür balıkçılığı faaliyeti, mevcut sulama amaçlı göletler haricinde yapılamamakta olup üretim kapasitesi için de sınır şartı getirildiği, ayrıca sulama amaçlı göletlerde bu faaliyete izin verilebilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş alınması ve Bölge Komisyonlarınca uygun bulunması gerektiği, 113 sayılı İlke Kararıyla nitelikli doğal koruma alanlarında yapılabilecek kültür balıkçılığı faaliyetleri yeniden düzenmiş ve bu alanlarda kalan doğal göl ve denizlere ek olarak karasal alanlar da kapsam dışı tutulduğu, yapılan bu düzenleme neticesinde, kültür balıkçılığının yapılabileceği alanlar sulama amaçlı göletlerle, üretim kapasitesi ise █████/2014 tarihinde yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmayacak biçimde sınırlandırıldığı, (ğ) bendi yönünden; dava konusu 113 sayılı İlke Kararı öncesinde yürürlükte bulunan 109 sayılı İlke Kararında da aynı düzenlemenin bulunduğu, söz konusu madde hakkında herhangi bir yargı kararı bulunmadığı, 113 sayılı İlke Kararında da aynı şekilde korunduğu, (ı) bendi yönünden; yapılan düzenlemenin Yönetmeliğe uygun şekilde düzenlendiği, hukuka uygun olduğu, 'Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarına' ilişkin C Bölümünün üçüncü paragrafında yer alan "düşük yoğunluklu faaliyetlere", "kıyı yapılarına", "entegre tarım ve hayvancılık faaliyetlerine" şeklindeki kısımları yönünden ise; sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı başlığı altında yer alan “düşük yoğunluklu faaliyetler” de koruma amaçlı imar planı kararlarıyla belirlendiği ve düşük yoğunluğa yönelik “kişi/ha" değeri belirlenerek bölgelerin ihtiyacı olan konut, ticaret, eğitim, yol, sosyal donatı ve teknik altyapı gibi kullanımlara yönelik kararlar getirildiği, bir diğer ifadeyle imar planı kararıyla turizm ve konut yerleşimlerine izin veren bir alanda planın gerektirdiği yeterlilikte ve nitelikte sosyal donatı alanlarına, yer altı ve yer üstü her türlü arıtma, kanalizasyon, atık işleme tesisleri, trafo, her türlü enerji, ulaştırma, haberleşme gibi servislere de ihtiyaç duyulduğu, söz konusu koruma amaçlı timar planları öncelikle Gölge Komisyonu kararıyla ilke kararları açısından incelendiği ve uygunluk kararı alındığı, dördüncü paragrafında yer alan "küçük sanayi alanları dışında" bölümü yönünden ise, söz konusu düzenleme ile müktesep haklar dikkate alınarak mevcut ruhsatlı tesislere ilişkin bir düzenleme getirildiği, diğer yandan bu tür alanlara ilişkin komisyon kararları ile Dülgenin doğal peyzaj ve silueti dikkate alınarak gerekli tedbirlerin alınması, izleme çalışmalarının ilgili kurumlarca yapılması, rehabilitasyon projesi hazırlanması gibi farklı önlemlerin alınması sağlanarak izin verilecek faalivetlerin kontrolünün sağlandığı ve düzenlemenin hukuka uygun olduğu, C Bölümünün beşinci paragrafının (a) ve (b) bentleri yönünden ise, a bendinde yapılacak faaliyetlerden hangilerine ne ölçüde izin verileceğine açıklık getirildiği, bendinde ise yapılacak herhangi bir inşai faaliyet neticesinde ortaya çıkabilecek hafriyat ve yıkıntıların anında bertaraf edilmesinin ya da aynı gün içerisinde farklı bir alana taşınmasının mümkün olmadığı durumlar olabileceği, düşük yoğunlukta faaliyetlere izin verilen bu alanlarda ortaya çıkabilecek hafriyat ve yıkıntıların aynı gün alınmadığında izinsiz ve kontrolsüz depolandığı , söz konusu uygulamaların hem ne şekilde yapılacağını denetlemek hem de Bölge Komisyonlarınca belirlenen şartlara uygun olarak gerçekleştirilmesini sağlamanın, doğacak olumsuzlukların önüne geçmekte fayda sağlayacağı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ...DÜŞÜNCESİ : Dava, █████/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan █████/2022 tarih ve 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşuları İlke Kararının iptali istemiyle açılmıştır. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun ilk halinde, doğal sit kavramı tanımlanmamış ise de, aynı Kanun uyarınca sit niteliğindeki alanların koruma ve kullanma koşullarını belirleme konusunda yetkili kılınan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 728 sayılı Doğal (Tabii) Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları İle İlgili İlke Kararı'nda doğal sit, "Jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup, ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." şeklinde tanımlanmış; doğal sitlerin tespitine, koruma ve kullanma koşullarına ilişkin usul ve esaslar da aynı İlke Kararı ile belirlenmiştir.█████/2011 tarih ve 28028 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 648 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile doğal sitler konusunda köklü değişikliklere gidilmiş ve anılan KHK ile 2863 sayılı Kanun'un "tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3. maddesine eklenen fıkra ile doğal sit; "jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." şeklinde tanımlanmıştır.648 sayılı KHK ile 2863 sayılı Kanun'a eklenen Ek 4. madde ile, doğal sitlerle ilgili olarak, 2863 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yetki ve görevler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile bu Bakanlığın bünyesinde kurulan Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonuna devredilmiş ve aynı KHK ile 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen 13/A maddesi ile, Bakanlık bünyesinde Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü kurulmuş, ayrıca 644 sayılı KHK'ya eklenen geçici 6. madde ile de, tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili iş, işlem ve kararlara ilişkin usul ve esaslar ile bu konularda görev yapacak komisyonların teşkili ve çalışma usul ve esaslarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca hazırlanacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.Anılan hükümler uyarınca █████/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikle doğal sit alanlarının tespit ve tesciline ilişkin yeni kriterler belirlenmiş, bu alanlar, kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak üç kategoriye ayrılmış ve bu alanlara ilişkin tanımlamalar ile bu alanların ayırt edici özelliklerine yer verilmiştir.█████/2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle, █████/2012 tarihli, 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.Bunun üzerine, █████/2022 tarihli, 31898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan █████/2022 tarihli, 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı yeniden düzenlenerek, █████/2019 tarihli, 109 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı yürürlükten kaldırılmıştır.Bakılan dava, █████/2022 tarihli, 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararının bütününün iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu ilke kararının dayanağı olan █████/2022 tarih ve 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Dördüncü Dairesinin █████/2024 günlü, E:██████████, K:█████████ sayılı kararıyla;Geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi █████/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı faaliyetlerinin, "nitelikli doğal koruma alanlarında" yapılabileceğine ilişkin düzenlemeyi içeren Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin tamamının iptaline, 8.maddenin ikinci fıkrasının (f) bendinde yer alan ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları, elektrik iletim hattı/tesisi, içme ve kullanma suyu hattı, atıksu hattı, trafo, haberleşme servisleri, açık otopark ve alanın korunmasına katkı sağlayacak arıtma tesisleri ile faaliyetlerinin özelliği ve alanın coğrafi yapısı gereği başka güzergâhtan geçirilmesi kamu menfaatiyle bağdaşmayan enerji iletim hatlarının, nitelikli koruma alanlarında yapılabileceğine ilişkin düzenlemenin ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresinin iptaline,Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği'nin EK-2 listesinde yer alan üretim kapasitesi ile sınırlı kalmak kaydıyla hidroelektrik, rüzgar ve güneş enerji santrallerinin, "nitelikli doğal koruma alanlarında" yapılabileceğine ilişkin 8.maddenin ikinci fıkrasının (h) bendinde yer alan "hidroelektrik, rüzgar ve güneş enerji santrallerinin'' ibaresi ile herhangi bir sınırlamaya tabi olmadan "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında" hidroelektrik enerji santrallerinin yapılabileceği düzenlemesine yer veren 9. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "hidroelektrik," ibaresine ilişkin kısımda hukuka uygunluk bulunmadığı, bu kısımlar (h) fıkrasının bütünlüğü içerisinde değerlendirildiğinde, (h) fıkrasının diğer kısımlarının yürürlükte kalmasının hukuki anlamda bir sonuç doğurmayacağı da dikkate alındığında, söz konusu (h) fıkrasının tamamı ile 9. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "hidroelektrik," ibaresinde hukuka uygunluk bulunmadığından iptallerine, Yönetmeliğin 11. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "form" ibaresinin "siluet özelliği" olarak değiştirilmesine ilişkin kısmı yönünden ise; anılan Yönetmelik maddesi, Danıştay Altıncı Dairesi'nin █████/2022 tarihli ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararı ile iptal edilerek, söz konusu iptal kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun █████/2023 tarihli ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğinden; Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrası, davaya konu edilen kısımlarını da kapsar biçimde daha önce Danıştay Altıncı Dairesi kararı ile iptal edilmiş olduğundan, kesinleşmiş bir karar ile iptal edilmiş bulunan bir Yönetmelik maddesi hakkında yeniden karar verilmesi hukuken mümkün olmadığından, Yönetmeliğin 11. maddesinin dava konusu edilen kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına , Yönetmeliğin diğer maddeleri yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Dava konusu █████/2022 tarihli, 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararına gelince;İlke Kararının " Kesin Korunacak Hassas Alanlar"a ilişkin A Bölümünün 4.paragrafındaki (i) bendinde yer alan "Dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurumu görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetlerine ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına izin verilebilir." hüküm yönünden;Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik'in "Kesin korunacak hassas alanların ayırt edici özellikleri" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, " (1) Kesin korunacak hassas alanlar; kaynak değerlerinin korunması için; alan kullanımı ve alana tüm etkilerin sınırlandırıldığı, gerektiğinde insanların bölgeye girişlerinin engellendiği, bilimsel araştırma,eğitim ya da çevresel izleme amacıyla özel önlemler alınarak korunacak kara, su, deniz alanları olup, Cumhurbaşkanı kararı ile ilan edilen mutlak korunması gereken alanlardır." ifadesi yer almış; █████/2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesiyle yukarıda belirtilen maddeye üçüncü bir fıkra eklenerek, "(3) bu alanlarda, kesin yapı yasağı olmakla birlikte faaliyetin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye göre; ... ç) Dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurum görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetleri, yapılabilir." şeklindeki düzenlemesi getirilmiştir.█████/2022 tarihli, 31898 sayılı Resmi Gazetede, █████/2022 tarihli, 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı yayımlanarak, █████/2019 tarihli, 109 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı yürürlükten kaldırılmış, 113 sayılı İlke Kararında, kesin korunacak hassas alanlarda kesin yapı yasağı olmakla birlikte faaliyetin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye göre koşulları kapsamı ve süresi belirlenmek şartı ile hangi faaliyetlere izin verileceği sayılmış, (i) bendinde "Dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurumu görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetlerine ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına izin verilebilir." düzenlemesi getirilmiştir. Yukarıda belirtilen Yönetmelik değişikliğiyle, kesin korunacak hassas alanlarda, ilgili kamu kurumu görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla, sadece, dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetlerine izin verilmişken, ilke kararıyla, bir üst norm olan Yönetmelik'in belirtilen hükmünü aşar şekilde, faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcut yapıların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına izin verilmesinde ve Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik'in, kesin korunacak hassas alanların özelliklerinin belirtildiği ve bu alanlarda mutlak yapılaşma yasağını öngören 7. maddesinin 1. fıkrasına da uyarlık görülmemiştir. Danıştay Dördüncü Dairesi'nin █████/2024 günlü, E:██████████, K:█████████ sayılı kararıyla, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin tamamının ,anılan maddenin ikinci fıkrasının (f) bendinde yer alan ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresinin, 8.maddenin ikinci fıkrasının (h) bendinde yer alan "hidroelektrik, rüzgar ve güneş enerji santrallerinin'' ibaresinin, 9. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "hidroelektrik," ibaresine ilişkin kısımnın, (h) fıkrasının tamamı ile 9. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "hidroelektrik," ibaresinin iptaline karar verilmiş olduğundan; dava konusu ilke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün 4. paragrafının (g) bendinde yer alan "Geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi █████/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı" ibaresi, (e) bendinde yer alan "Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları," ibareleri dayanaksız kalmıştır.İlke Kararının Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarına ilişkin C Bölümünün 4. paragrafında yer alan "küçük sanayi alanları dışında" ibaresi yönünden;Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 9. maddesinde, "Sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları; bölgenin doğal yapısı, ekolojik değerleri, silueti, doğal peyzajı ve benzeri ayırt edici özellikleri göz önünde bulundurularak faaliyetlerin niteliğine ve içeriğine ilişkin Bölge Komisyonu tarafından yapılacak değerlendirmeye göre; kesin korunacak hassas alanlarda ve nitelikli doğal koruma alanlarında izin verilen faaliyetlere ek olarak doğal ve kültürel bakımdan uyumlu düşük yoğunlukta faaliyetlere, tarım ve hayvancılık amaçlı entegre tesislere, (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2022 tarihli ve YD İtiraz No.:█████████ sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan ibare: hidroelektrik), rüzgâr ve güneş enerji santralleri ile turizm ve yerleşimlere izin verilen alanlardır. Bu alanlarda izin verilen faaliyetler, 7 nci maddenin üçüncü fıkrası ile 8 inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara tabi değildir." düzenlemesine yer verilmiştir. Dava konusu düzenlemeyle yürürlükten kaldırılan █████/2019 tarihli, 109 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararının Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarını düzenleyen C Bölümünün 5. paragrafında, "Bu alanlarda sanayi tesislerine izin verilmez, ancak mevcut ruhsatlı sanayi tesisleri, gerekli çevresel tedbiri almak koşulu ile kullanılabilir." şeklindeki düzenlemeye yer verilerek, bu alanlarda yeni sanayi tesislerinin kurulması, herhangi bir istisna getirilmeksizin engellenmiş iken,dava konusu ilke kararında, 109 sayılı ilke kararından farklı olarak "Bu alanlarda küçük sanayi alanları dışında sanayi tesislerine izin verilmez, ancak mevcut ruhsatlı sanayi tesisleri, gerekli çevresel tedbiri almak koşulu ile kullanılabilir." şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin yukarıda yer verilen 9. maddesi uyarınca, sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları, kesin korunacak hassas alanlarda ve nitelikli doğal koruma alanlarında izin verilen faaliyetlere ek olarak sadece doğal ve kültürel bakımdan uyumlu düşük yoğunlukta faaliyetlere, tarım ve hayvancılık amaçlı entegre tesislere, rüzgâr ve güneş enerji santralleri ile turizm ve yerleşimlere izin verilen alanlardır. Yönetmelik maddesinde, bu alanlarda yapılabilecek yapı ve faaliyetler sınırlı olarak sayılmış olup, bunlar arasında yeni sanayi tesislerine yer verilmemiştir.Dava konusu düzenlemeyle, sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında küçük sanayi alanları oluşturulmasına ve/veya bu alanlardaki mevcut ruhsatlı sanayi tesislerinin bir arada bulunarak küçük bir sanayi alanı oluşturması halinde, bu sanayi alanlarında yeni sanayi tesisleri kurulmasına imkan sağladığı sonucuna varılmıştır.Bu itibarla, doğal sit alanı niteliğindeki sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında, dayanağı Yönetmeliği aşar ve koruma ilkelerine aykırı şekilde, yeni sanayi tesisleri kurulmasına imkan tanıdığı sonucuna varılan dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmamaktadır.İlke Kararının diğer bölümlerine gelince;Dava konusu İlke Kararının, davacı tarafından iptali istenilen diğer düzenlemelerin, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte █████/2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle yapılan değişiklikler doğrultusunda hazırlandığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu İlke Kararının 1. maddesinin, 113 sayılı İlke Kararının Kesin Korunacak Hassas Alanlara ilişkin A Bölümünün 4. paragrafının (i) bendindeki "ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına" ibarelerinin,İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün 4. paragrafının (g) bendinde yer alan " Geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi █████/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı" ibaresinin, İlke Kararının Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarına ilişkin C Bölümünün 4. paragrafında yer alan "küçük sanayi alanları dışında" ibaresinin İPTALİNE, İlke Kararının,davacı tarafından iptali istenilen diğer düzenlemeleri yönünden DAVANIN REDDİNE karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:MADDİ OLAY : █████/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan █████/2022 tarih ve 113 sayılı İlke Kararının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.İNCELEME VE GEREKÇE : İLGİLİ MEVZUAT:2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 3. maddesinde, sit, "Tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır." olarak, Doğal (tabii) sit, "Jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." olarak tanımlanmış, 7. maddesinde, " Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur." hükmü, 21. maddesinde, "Tapu kütüğüne "korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır..." hükmü yer almıştır. Anılan Kanun uyarınca çıkarılan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 728 sayılı Doğal (Tabii) Sitler, Koruma Ve Kullanma Koşulları İle İlgili İlke Kararında ise doğal sit, "Jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup, ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." olarak tanımlanmış, doğal sitlerin derecelendirilmesi yapılmış, bu derecelere göre doğal sitlerin koruma ve kullanma koşullarına ilişkin esaslar belirlenmiştir. Mevzuat değişikliği ile doğal sitlerle ilgili görev ve yetkiler Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına geçmiş, 2863 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinde, "Taşınır tabiat varlıkları hariç tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır. Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili hususlarda karar almak ve bu Kanunda öngörülen diğer iş ve işlemlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yardımcı olmak üzere; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı merkez teşkilatı bünyesinde...Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve taşrada...Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu teşkil edilir. Bu komisyonların iş, işlem ve kararları konusunda, bu Kanunun Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları ile ilgili hükümleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca alınan ilke kararları çerçevesinde kıyasen uygulanır. Bu Kanunda Koruma Yüksek Kurulunca alınması öngörülen kararlar, tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Merkez Komisyonunca, koruma bölge kurullarınca alınması öngörülen kararlar koruma bölge komisyonlarınca alınır ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayıyla yürürlüğe konulur. Bu Kanunda ve diğer mevzuatta tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Yüksek Kuruluna ve koruma bölge kurullarına yapılan atıflar ilgisine göre Koruma Merkez Komisyonuna ve koruma bölge komisyonlarına yapılmış sayılır ve ilgili maddelerde geçen Koruma Yüksek Kurulundan Koruma Merkez Komisyonu ve koruma bölge kurullarından koruma bölge komisyonları anlaşılır...Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili iş, işlem ve kararlara ilişkin usul ve esaslar ile bu konularda görev yapacak komisyonların teşkili, çalışma usul ve esasları Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almıştır. Anılan hükümler uyarınca █████/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikle doğal sit alanlarının tespit ve tesciline ilişkin yeni kriterler belirlenmiş, bu alanlar, kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak üç kategoriye ayrılmış ve bu alanlara ilişkin tanımlamalar ile bu alanların ayırt edici özelliklerine yer verilmiştir. █████/2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle, █████/2012 tarihli, 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır. Bunun üzerine, █████/2022 tarihli, 31898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan █████/2022 tarihli, 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı yeniden düzenlenerek, █████/2019 tarihli, 109 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı yürürlükten kaldırılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu edilen hükümlerin, 113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (e) bendinin ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresi, aynı paragrafın (g) bendinin ''ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi █████/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı yapılabilir.'' ibaresi ile aynı paragrafın (ğ) bendine ilişkin kısımlarını dışında kalan kısımlarına yönelik olarak dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile iddia ve savunmaların birlikte incelenip değerlendirilmesi neticesinde; bahsi geçen düzenlemelerde konuya ilişkin yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmadığı, söz konusu koruma alanlarında yapılacak olan faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeden sonra faaliyetlerin yapılabileceğinin düzenlendiği görülmekte olup, belirtilen kurallarda üst normlara, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. 113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (e) bendinin ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresi yönünden; Dava konusu ilke kararının dayanağı olan ve █████/2022 tarih ve 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in iptali istemiyle Dairemizin E: ██████████ sayılı dosyasında açılan davada; █████/2024 günlü, K:█████████ sayılı kararla davaya konu edilen Yönetmeliğin 8. maddenin ikinci fıkrasının (f) bendi yönünden; ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları, elektrik iletim hattı/tesisi, içme ve kullanma suyu hattı, atıksu hattı, trafo, haberleşme servisleri, açık otopark ve alanın korunmasına katkı sağlayacak arıtma tesisleri ile faaliyetlerinin özelliği ve alanın coğrafi yapısı gereği başka güzergâhtan geçirilmesi kamu menfaatiyle bağdaşmayan enerji iletim hatlarının, nitelikli koruma alanlarında yapılabileceğine ilişkin düzenleme yapıldığı görüldüğü, davaya konu Yönetmelikte, bazı teknik alt yapı gereklilikleri olarak elektrik iletim hattı/tesisi, içme ve kullanma suyu hattı, atıksu hattı, trafo, haberleşme servisleri, açık otopark ve alanın korunmasına katkı sağlayacak arıtma tesisleri ile faaliyetlerinin özelliği ve alanın coğrafi yapısı gereği başka güzergâhtan geçirilmesi kamu menfaatiyle bağdaşmayan enerji iletim hatlarının yapılabileceği kurala bağlanmış ise de, nitelikli doğal koruma alanlarının yukarıda yer verilen tanımı ve özellikleri dikkate alındığında "ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları" ifadesinin muğlak bir ifade olduğu, belirsizlik yarattığı ve açıklığa kavuşturulması gerektiği; düzenlemenin bu şekliyle hukuka uygun olmadığı sonucuna varılarak 8.maddenin ikinci fıkrasının (f) bendinde yer alan ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresinin iptaline karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine ise, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2025 tarih, E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla oyçokluğuyla onandığı, bu durumda, dava konusu edilen İlke Kararının dördüncü paragrafının (e) bendinin ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. 113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (g) bendinin ''ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi █████/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı yapılabilir.'' ibaresi yönünden; Dava konusu ilke kararının dayanağı olan ve █████/2022 tarih ve 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in iptali istemiyle Dairemizin E: ██████████ sayılı dosyasında açılan davada; █████/2024 günlü, K:█████████ sayılı kararla davaya konu edilen Yönetmeliğin 8. maddenin ikinci fıkrasının (f) bendi yönünden; ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları, elektrik iletim hattı/tesisi, içme ve kullanma suyu hattı, atıksu hattı, trafo, haberleşme servisleri, açık otopark ve alanın korunmasına katkı sağlayacak arıtma tesisleri ile faaliyetlerinin özelliği ve alanın coğrafi yapısı gereği başka güzergâhtan geçirilmesi kamu menfaatiyle bağdaşmayan enerji iletim hatlarının, nitelikli koruma alanlarında yapılabileceğine ilişkin düzenleme yapıldığı görüldüğü, davaya konu Yönetmelikte, bazı teknik alt yapı gereklilikleri olarak elektrik iletim hattı/tesisi, içme ve kullanma suyu hattı, atıksu hattı, trafo, haberleşme servisleri, açık otopark ve alanın korunmasına katkı sağlayacak arıtma tesisleri ile faaliyetlerinin özelliği ve alanın coğrafi yapısı gereği başka güzergâhtan geçirilmesi kamu menfaatiyle bağdaşmayan enerji iletim hatlarının yapılabileceği kurala bağlanmış ise de, nitelikli doğal koruma alanlarının yukarıda yer verilen tanımı ve özellikleri dikkate alındığında "ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları" ifadesinin muğlak bir ifade olduğu, belirsizlik yarattığı ve açıklığa kavuşturulması gerektiği; düzenlemenin bu şekliyle hukuka uygun olmadığı sonucuna varılarak 8.maddenin ikinci fıkrasının (f) bendinde yer alan ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresinin iptaline karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine ise, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2025 tarih, E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla oyçokluğuyla onandığı, bu durumda, dava konusu edilen İlke Kararının dördüncü paragrafının (e) bendinin ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. 113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (g) bendinin ''ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi █████/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı yapılabilir.'' ibaresi yönünden; Dava konusu düzenleme ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi üretim kapasitesi █████/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı faaliyetlerinin, "nitelikli doğal koruma alanlarında" yapılabileceğine ilişkin düzenleme yapıldığı görülmektedir.1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'nun "Tarifler" başlıklı 2. maddesinde, "Su ürünleri: Denizlerde ve içsularda bulunan bitkiler ile hayvanlar ve bunların yumurtalarıdır." tanımına; █████/2004 tarihli, 25507 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde ise, "Su Ürünleri: Denizlerde ve iç sularda bulunan bitkiler ile hayvanlar ve bunların yumurtalarını (4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanununun kapsamına giren hayvanlar hariç), Su Ürünleri Yetiştiriciliği: Yetiştiricilik tesislerinde, entansif, yarı entansif veya ekstansif şartlarda yapılan, su ürünlerini üretme ve/veya büyütme (besicilik) faaliyetini, Yetiştiricilik Tesisi: Su ürünleri yetiştiriciliğinin yapıldığı yerleri, İç Sular: Göller, suni göller, lagünler, baraj gölleri, bentler, regülatörler, kanallar, arklar, akarsular, mansaplar, üretme ve yetiştirme yerlerini, Kuluçkahane: Su ürünleri damızlık materyallerinden yumurta ve yavru materyaller elde etmek için kurulan tesisleri, Üretme Havuzları: Su ürünleri yetiştiriciliği yapmak amacıyla, toprak, beton ve ağ havuzlar ile plastik veya benzeri malzemeden yapılan tank ve benzer üniteleri, Ağ Havuz (Ağ Kafes): Denizlerde ve iç sularda su ürünleri yetiştiriciliği yapmak amacıyla ahşap, demir veya plastik malzemeler ile ağ kullanılarak yapılan üniteleri, Entansif Yetiştiricilik: Tamamen dıştan yemlemeye dayalı yoğun yetiştiriciliği, Yarı Entansif Yetiştiricilik: Gübreleme ve tamamlayıcı yemlemeye dayalı yetiştiriciliği, Ekstansif Yetiştiricilik: Suyun doğal verimliliğine dayanan, stok kontrolü yapılan düşük üretimli yetiştiriciliği," tanımlarına yer verilmiştir. Bir tür su ürünü yetiştiriciliği olan kültür balıkçılığının, deniz içerisinde, göl, akarsu veya tatlı su kıyılarında tecrit edilmiş alanlar oluşturularak, balık çeşitleri, kabukluları, su canlıları ve su bitkilerinin doğal ortamlarının dışında yetiştirilerek, çeşitli ihtiyaçlarının karşılanması olduğu, söz konusu faaliyet nedeniyle kullanılan besi maddeleri, hayvan dışkıları vb. unsurlardan oluşan atıkların çevreye zarar verdiğinin bilinen bir olgu olduğu, bu durumda, önemli insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, kırsal yaşam özellikleri taşıyan, aşırı derecede ve uygunsuz insan kullanımı mevcudiyetinden uzak alanlar olması gereken nitelikli doğal koruma alanlarının söz konusu nitelikleri dikkate alındığında, söz konusu faaliyet türlerinden bazılarının doğrudan doğruya, bazılarının ise belli bir kapasite ve büyüklüğe ulaşması durumunda, bu bölgelerin doğal yapısının bozulmasına yol açacağı, dolayısıyla düzenlemenin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na, genel koruma ilkelerine, nitelikli doğal koruma alanlarının taşıması gereken kriterlere uygun olmadığı, nitelikli doğal koruma alanlarının korunmasında kamu menfaatinin bulunduğu değerlendirildiğinden, düzenleme ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve ÇED Yönetmeliği EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydının getirilmiş olmasının, bu alanlarda kültür balıkçılığı faaliyetlerine izin verilmesi açısından yeterli görülmediği sonucuna varılmıştır. 113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (ğ) bendi yönünden ise;Dava konusu edilen düzenlemede; "Şehitlik ve/veya mezarlık alanları ile ilgili uygulamalar gerçekleştirilebilir." şeklinde hüküm bulunduğu, bu düzenlemenin muğlak ve belirsiz olduğu; şehitlik yerlerinin tespiti, tescili, tahsisi, yönetimi, inşası, bakımı, onarımı ve koruma işlemleri ile şehitliklere kimlerin defnedileceğine ilişkin usul ve esasları belirleyen ve █████/2016 Tarih ve 29886 No'lu Resmi Gazete'de yayımlan ''Şehitlik Yönetmeliği''nde; şehitliklerin düzenlenmesi ile ilgili esasların yer aldığı, Yönetmeliğin tanımlar başlıklı 2. maddesinde; Şehitlik tanımının; 'Bu Yönetmelik uyarınca şehitlik olarak tescil veya tahsis edilen yerler' olarak düzenlendiği, Yönetmeliğin ''Şehitliklerin Düzenlenmesi'' başlıklı 9. maddesinde ise; Yurtiçindeki şehitlikler aşağıdaki şekilde düzenlenir. a) Şehitliklerde ek-2’de yer alan tip anıt projesi uygulanır. Ancak özellik arz eden şehitliklerde özel proje uygulaması yapılabilir. b) Şehitliklerde yeterli büyüklükte tören alanı ayrılır. c) Şehitliğin emniyete alınması maksadıyla çevre emniyet duvarı inşa edilir. ç) Valiliklerce inşaat yatırım programına alınan şehitliklerde bütçe durumu gözetilerek albüm binası ve bekçi evi kurulur. d) Şehitliklerde uygulanacak aydınlatma, sulama, teraslama, bahçe ve yaya yolları gibi altyapıya ilişkin standartlar valiliklerce belirlenir. e) Şehitliklerin gelişimine yönelik hazırlanacak proje çalışmalarında mevcut imalatlar azami derecede değerlendirilir ve projelendirmede dikkate alınır. f) Mezarların ada ve parsellerini, bunlara giden yolları, çiçek tarhlarını, şehitliğin bulunduğu yerin iklimine ve arazi durumuna göre dikilecek bitkilerin cins ve yerlerini, sınırlara konulacak bordür taşlarını ve çevre duvarı gibi tesisleri kapsayan plan hazırlanır. g) Plana göre, her ada ve parselde bulunan mezarlar, birden başlamak üzere numaralandırılır. Şehitliklere bu ada ve parsele göre belirlenen sıra numarasına göre defin yapılır. Bir ada veya parsel bitmeden, diğer ada veya parsele defin yapılmaz...'' hükümleri bulunduğu, bu durumda, şehitlik ve mezarlık uygulamalarının yapılaşmayı gerektirdiği, buna karşın düzenlemede konu ile ilgili belirlilik ve sınırlamaya yer verilmemiş olması nedeniyle koruma ilke ve esaslarına ve hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılmıştır.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Dava konusu 113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (e) bendinin ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresi, (g) bendinin ''ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi █████/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı yapılabilir.'' ibaresi ile (ğ) bendinin İPTALİNE, 2. Diğer kısımlar yönünden davanın REDDİNE, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin, haklılık durumuna göre, ...-TL'lik kısmı ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 4. Kalan ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Varsa posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra ve istemleri halinde taraflara iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY : Dava, █████/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan █████/2022 tarih ve 113 sayılı İlke Kararının iptali istemiyle açılmıştır. İlke kararının A bölümünün 4. paragrafının (i) bendinde yer alan "...ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına.." ibaresinin, ilke kararının dayanağı olan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 7. maddesinin 3. fıkrasında izin verilen faaliyetler kapsamında olmaması ve yapılaşma ve faaliyet yönünden belirsizlik taşıması, aynı zamanda 'kesin yapı yasağı' kavramına ve korunan alanların doğallığını muhafaza etme ve mevcut koruma değerlerinin devamlılığını sağlamaya yönelik esaslara aykırı olması nedeniyle anılan düzenlemelerde hukuka uyarlık bulunmadığı, B bölümünün 4. paragrafının (d) bendi yönünden; düzenleme ile getirilen 'herhangi bir yapılaşmaya gidilmeden Avlakların Kuruluşu, Yönetimi ve Denetimi Esas ve Usulleri ile İlgili Yönetmelik çerçevesinde avlak sahası ayrılabilir.' hükmünün avlanma faaliyetinin, yapılaşma olmasa dahi nitelikli doğa koruma alanlarının barındırdığı yaban hayatı, ekosistem ve biyolojik çeşitliliğe zarar verebileceği, öte yandan avcılığın; Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 8. maddesinde nitelikli doğa koruma alanlarında yapılabileceği belirtilen faaliyetler kapsamında sayılmadığı, düzenlemenin hukuka aykırı olduğu, C bölümünün 3. paragrafında yer alan 'kıyı yapılarına' dair ibaresi yönünden; Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 9. maddesinde sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında yapılabilecek faaliyetler arasında kıyı yapılarına yer verilmediği, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğe göre kıyı yapıları, su ürünlerini üretim ve yetiştirme tesisleri, liman ve kruvaziyer limanlar, tersaneler, yat limanları, barınaklar ve imar planına konu olmayan rekreatif amaçlı iskeleler olarak sayıldığı, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikle bu yapılardan rekreatif amaçlı iskele ile imar planı kararıyla yapılan yüzer sistem kullanılan iskelenin ve yöre halkının ihtiyaçlarıyla sınırlı kalmak ve toplam yapılaşması kara alanın %2’sini geçmemek kaydıyla balıkçı barınaklarının, nitelikli doğal koruma alanlarında yapılmasına olanak tanındığı, anılan yapıların koruma ve kontrollü kullanım alanlarında da gerçekleştirilebilmesine olanak bulunmakla birlikte, bu yapılar dışında liman, tersane, su ürünleri üretim ve yetiştirme tesisleri gibi yapılar yönünden ise 'alternatif yer bulunmaması' halinde yapılması gerektiği görüşüyle, bu düzenlemenin de hukuka aykırı olduğu, C Bölümünün 3. paragrafındaki "atık aktarma merkezleri" ibaresi yönünden ise; Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 9. maddesinde sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında yapılabilecek faaliyetler arasında "atık aktarma merkezleri" nin sayılmadığı, ifadenin muğlak ve belirsiz olduğu, bu kavramla mevzuatta öngörülen atık yönetimine ilişkin süreçlerin hangisine izin verildiğinin açıkça belirtilmediğinden hukuka aykırı olduğu, açıklanan tüm bu sebeplerle yukarıda belirtilen maddelerin iptal edilmesi gerektiği düşüncesiyle Dairemiz kararına belirtilen kısımlar yönünden katılmıyoruz.(XX) KARŞI OY : Dava, █████/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan █████/2022 tarih ve 113 sayılı İlke Kararının iptali istemiyle açılmıştır. 113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (e) bendinin ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresi yönünden; dosyadaki bilgi ve belgeler ile iddia ve savunmaların birlikte incelenip değerlendirilmesi neticesinde; bahsi geçen düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, söz konusu koruma alanlarında yapılacak olan faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeden sonra faaliyetlerin yapılabileceğinin düzenlendiği görülmekte olup, belirtilen kurallarda üst normlara, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı, 113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (ğ) bendi yönünden ise; nitelikli doğal koruma alanlarında gerçekleştirilecek şehitlik ve/veya mezarlık alanları ile uygulamaların her ne kadar yapılaşmayı gerektirse de ilgili madde uyarınca, Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeden sonra faaliyetlerin yapılabileceğinin düzenlendiği görüldüğünden bu bend yönünden de hukuka aykırılık bulunmaması sebebiyle reddi gerektiği görüşüyle; Dairemiz kararının bu kısımların iptaline ilişkin kısımlarına katılmıyorum.