**Danıştay 4. Daire, nitelikli doğal koruma alanlarındaki kültür balıkçılığı tesislerine hukuka ve koruma ilkelerine aykırı devam izni veren ilke kararının iptalini değerlendiriyor.**
Özet: Davacılar, 05/11/2022 tarihli ve 122 sayılı Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında Kalan Kültür Balıkçılığı Tesisleri Hakkında İlke Kararının iptalini talep etmektedir; zira bu karar, nitelikli doğal koruma alanları içinde akarsularda veya karasal alanda bulunan kültür balıkçılığı tesislerine asgari düzeyde bakım, onarım, iyileştirme ve süre uzatımı imkanı tanıyarak, yargı kararlarını etkisiz hale getirdiğini, korunan alanların doğal dengesini ve niteliklerini bozarak tahribata yol açtığını, mevcut mevzuatta kültür balıkçılığının yalnızca sulama amaçlı göletlerde ve sınırlı kapasitede yapılabileceği düzenlemesine aykırılık teşkil ettiğini, dolayısıyla koruma-kullanma dengesine, hukuki belirlilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğunu iddia etmektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YDÖRDÜNCÜ DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████DAVACILAR : 1- ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Birliği VEKİLİ : Av. ...DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...DAVANIN KONUSU :█████/2022 tarihli, 32004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 122 sayılı Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında Kalan Kültür Balıkçılığı Tesisleri Hakkında İlke Kararının iptali istenilmektedir.DAVACILARIN İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava konusu İlke Kararı ile; yargı kararlarını etkisiz hale getirecek, nitelikli doğal koruma alanlarının tahribata uğramasına yol açacak düzenleme yapıldığı, ilke kararının; korunması gereken alanları yapılaşmaya açacak, doğal dengesinin ve korunması gerekli niteliklerinin bozulmasına ve tahribata uğramasına neden olacak uygulamalara izin veren; koruma-kullanma dengesine ve Anayasa, uluslararası sözleşmeler, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve 2863 sayılı Kanunda düzenlenen ve güvence altına alınan koruma ilke ve esaslarına, bilimsel gereklere, hukuki belirlilik ve güvenlik ilkelerine, Anayasada Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti ilkesine, Anayasanın 2., 6., 7., 123. ve 138. maddeleri ile 2577 sayılı Kanunun 28. maddesine ve kamu yararına aykırı olduğu, █████/2012 tarihli, 28358 sayılı Resmi Gazetede "Korunan Alanların Tespit, Tescil Ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 8. maddesinin birinci fıkrasında nitelikli doğal koruma alanları "Doğal yapısı değişmemiş veya az değişmiş, modern yaşam ve önemli ölçüde insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, doğal süreçlerin hakim olduğu, koruma amaçlarına uygun olarak yörede yaşayanların alanın mevcut kaynaklarını kullanmasını sağlayarak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin korunduğu kara, su, deniz alanlarıdır." şeklinde tanımlandığı, Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrasında nitelikli doğal koruma alanlarında yürütülebilecek faaliyetler istisnai biçimde düzenlendiği, bu kapsamda Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinde "Geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi █████/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı faaliyetlerinin," Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye göre nitelikli doğal koruma alanlarında yapılabileceği düzenlendiği, Yönetmelikte kültür balıkçılığı faaliyetlerinin yalnızca sulama amaçlı göletlerde ve ÇED Yönetmeliği Ek-2 listesindeki sınırı aşmamak kaydıyla nitelikli doğal koruma alanlarında yürütülebileceğinin belirtildiği, meri mevzuat uyarınca nitelikli doğal koruma alanları içinde akarsularda veya karasal alanlarda kültür balıkçılığı faaliyeti yürütülebilmesi olanaklı olmamasına ve dahi mevzuatta istisnai biçimde sulama amaçlı göletlerde sınırlı kapasite ile kültür balıkçılığı faaliyetlerine izin verilebileceği düzenlenmiş olmasına karşın; dava konusu düzenleme ile Nitelikli Doğal Koruma Alanları içinde akarsularda veya karasal alanda kalan kültür balıkçılığı tesislerine yönelik; asgari düzeyde bakım, onarım, iyileştirme çalışmalarına ve süre uzatımına ilgili Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunca yapılacak değerlendirmeye göre izin verilebileceğinin düzenlendiği, böylece meri mevzuata göre izin verilmeyen faaliyetlerin yürütülebilmesinin devamına olanak sağlandığı, oysa taşıdığı özellikler bakımından korunması gereken bir kısım alanlara bu niteliği üzerine nitelikli doğal koruma alanı statüsü verildiği, bu statünün verilme amacının bu alanların korunması gerekliliği ile bu amaç doğrultusunda birtakım faaliyetlerin sınırlandırılması olduğu, dolayısıyla bir alan nitelikli doğal koruma alanı ilan edildikten sonra, artık bu alanda gerçekleştirilmesine izin verilmeyen faaliyetlerin engellenmesi gerektiği, ancak dava konusu düzenleme bu faaliyetlerin sürdürülmesine imkan tanındığı, bu durumun, koruma ilke ve esaslarına aykırı olduğu, alanın nitelikli doğal koruma alanı olarak ilan edilmesi amacına ve kamu yararına aykırı olduğu, öte yandan dava konusu düzenlemenin daha evvel verilen yargı kararlarına aykırılık oluşturması dolayısıyla da hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu 122 sayılı Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında Kalan Kültür Balıkçılığı Tesisleri Hakkında İlke Kararı'nda "Nitelikli Doğal Koruma Alanları içinde akarsularda veya karasal alanda kalan, mevzuata uygun olarak yapılmış kültür balıkçılığı tesislerine yönelik; ilgili kamu kurum ve kuruluş görüşlerinin saklı kalması ve mevcut tesise ilişkin ilave yapı yapılmaması ya da yapı alanlarının büyütülmemesi koşullarıyla asgari düzeyde bakım, onarım, iyileştirme çalışmalarına ve süre uzatımına ilgili Tabiat Varlıklarım Koruma Bölge Komisyonunca yapılacak değerlendirmeye göre izin verilebileceği"nin belirtildiği, doğal sit alanları tescil edilirken Yönetmelikte belirlenen diğer kriterlerle birlikte alanın mevcut durumunun da dikkate alındığı ve doğal sit ilanından önce var olan yapı ve tesisler alanın doğal sit olarak tescil edilebilmesine bir engel teşkil etmediği, habitat ve arazi bütünlüğünü sağlamak amacıyla doğal sit alanı içinde kalan mevcut yapı ve tesislerin, sit ilanı öncesinde dönemin mevzuata uygun olarak tamamlanmış olması halinde ve alanın ayırt edici özelliklerine olumsuz bir etkisinin bulunmadığı durumlarda mevzuatın verdiği yasal süreler dahilinde kullanımına devam edildiği, bu kapsamda dava konusu 122 sayılı İlke Kararı'nda da Nitelikli Doğal koruma alanlarında kalan ve sit tescilinden önce dönemin mevzuatına uygun olarak faaliyete başlanmış kültür balıkçılığı tesislerine yönelik yeni bir yapı yapılmaması ya da mevcut yapı alanının büyütülmemesi koşullarıyla mevcut tesislere yönelik asgari düzeyde bakım, onarım, iyileştirme çalışmalarına ve süre uzatımına ilgili Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunca yapılacak değerlendirmeye göre izin verilebileceğinin belirtildiği ve söz konusu düzenleme ile müktesep haklar dikkate alınarak mevcut ruhsatlı yapılara ilişkin bir açıklama getirildiği, Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmelerde ise tesiste yer alan yapı ve düzenlemelerin dönemin mevzuatına uygun yapılıp yapılmadığı, alanın ayırt edici özelliklerinden kaynaklı sınırlamalar ile coğrafi yapısı gibi hususların dikkate alındığı ve gerekli olması halinde Komisyonlarca belirlenen sınırlamalara da aykırı olmamak koşuluyla mevcut tesise ilişkin bakım ve onarımı çalışmalarının yapılmasına izin verilebildiği, tüm bu sebeplerle dava konusu İlke Kararının hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.DANIŞTAY SAVCISI : ...DÜŞÜNCESİ : Dava █████/2022 tarih ve 32004 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, "122 sayılı Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında Kalan Kültür Balıkçılığı Tesisleri Hakkında İlke Kararı"nın iptali istemiyle açılmıştır. Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik'in, "Nitelikli doğal koruma alanlarının ayırt edici özellikleri" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, "Doğal yapısı değişmemiş veya az değişmiş, modern yaşam ve önemli ölçüde insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, doğal süreçlerin hakim olduğu, koruma amaçlarına uygun olarak yörede yaşayanların alanın mevcut kaynaklarını kullanmasını sağlayarak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin korunduğu kara, su, deniz alanlarıdır." hükmüne yer verilmiş; █████/2022 tarih ve 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesiyle yukarıda belirtilen maddenin ikinci fıkrası değiştirilerek, “(2) Nitelikli doğal koruma alanları; bölgenin doğal yapısı, ekolojik değerleri, silueti, doğal peyzajı ve benzeri ayırt edici özellikleri göz önünde bulundurularak faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye göre... e) Geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi █████/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı faaliyetlerinin... yapılabildiği alanlardır..." şeklindeki düzenleme yapılmıştır. Söz konusu düzenlemede, nitelikli doğal koruma alanlarında yapılabilecek faaliyetler istisnai olarak sayılmış ve kültür balıkçılığı faaliyetlerine, yıllık üretim kapasitesi Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı (30.000 ton/yıl) aşmamak ve sulama amaçlı göletlerde olmak koşullarıyla izin verilmiş, ancak kültür balıkçılığı faaliyetleri kapsamında, yapılaşmaya gidilebileceğine ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Dava konusu 122 sayılı Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında Kalan Kültür Balıkçılığı Tesisleri Hakkında İlke Kararında, Nitelikli doğal koruma alanların içinde akarsularda veya karasal alanda kalan, mevzuata uygun olarak yapılmış kültür balıkçılığı tesislerine yönelik; ilgili kamu kurum ve kuruluş görüşlerinin saklı kalması ve mevcut tesise ilişkin ilave yapı yapılmaması ya da yapı alanlarının büyütülmemesi koşullarıyla asgari düzeyde bakım, onarım, iyileştirme çalışmalarına ve süre uzatımına ilgili Tabiat varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunca yapılacak değerlendirmeye göre izin verilebileceği düzenlemesi getirilmiştir. Dava konusu İlke Kararıyla, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerinin saklı kalması ve ilave yapı yapılmaması ya da yapı alanlarının büyütülmemesi koşullarıyla da olsa, ilgili Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunca yapılacak değerlendirmeye göre, nitelikli doğal koruma alanları içindeki akarsularda veya karasal alanda kalan, mevzuata uygun olarak yapılmış kültür balıkçılığı tesislerinde, asgari düzeyde bakım, onarım, iyileştirme çalışmalarına ve süre uzatımına izin verilmesinde yukarıda yer verilen Yönetmelik hükümlerini aşar şekilde düzenleme yapılmasında hukuka uygunluk görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu ilke kararının iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE :MADDİ OLAY : █████/2022 tarihli, 32004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 122 sayılı Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında Kalan Kültür Balıkçılığı Tesisleri Hakkında İlke Kararının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.İLGİLİ MEVZUAT :2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 3. maddesinde, sit, "Tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır." olarak, Doğal (tabii) sit, "Jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." olarak tanımlanmış, 7. maddesinde, " Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur." hükmü, 21. maddesinde, "Tapu kütüğüne "korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır..." hükmü yer almıştır.Anılan Kanun uyarınca çıkarılan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 728 sayılı Doğal (Tabii) Sitler, Koruma Ve Kullanma Koşulları İle İlgili İlke Kararında ise doğal sit, "Jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup, ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." olarak tanımlanmış, doğal sitlerin derecelendirilmesi yapılmış, bu derecelere göre doğal sitlerin koruma ve kullanma koşullarına ilişkin esaslar belirlenmiştir. Mevzuat değişikliği ile doğal sitlerle ilgili görev ve yetkiler Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına geçmiş, 2863 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinde, "Taşınır tabiat varlıkları hariç tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır. Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili hususlarda karar almak ve bu Kanunda öngörülen diğer iş ve işlemlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yardımcı olmak üzere; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı merkez teşkilatı bünyesinde...Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve taşrada...Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu teşkil edilir. Bu komisyonların iş, işlem ve kararları konusunda, bu Kanunun Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları ile ilgili hükümleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca alınan ilke kararları çerçevesinde kıyasen uygulanır. Bu Kanunda Koruma Yüksek Kurulunca alınması öngörülen kararlar, tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Merkez Komisyonunca, koruma bölge kurullarınca alınması öngörülen kararlar koruma bölge komisyonlarınca alınır ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayıyla yürürlüğe konulur. Bu Kanunda ve diğer mevzuatta tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Yüksek Kuruluna ve koruma bölge kurullarına yapılan atıflar ilgisine göre Koruma Merkez Komisyonuna ve koruma bölge komisyonlarına yapılmış sayılır ve ilgili maddelerde geçen Koruma Yüksek Kurulundan Koruma Merkez Komisyonu ve koruma bölge kurullarından koruma bölge komisyonları anlaşılır...Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili iş, işlem ve kararlara ilişkin usul ve esaslar ile bu konularda görev yapacak komisyonların teşkili, çalışma usul ve esasları Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almıştır. Anılan hükümler uyarınca █████/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikle doğal sit alanlarının tespit ve tesciline ilişkin yeni kriterler belirlenmiş, bu alanlar, kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak üç kategoriye ayrılmış ve bu alanlara ilişkin tanımlamalar ile bu alanların ayırt edici özelliklerine yer verilmiştir. █████/2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle, █████/2012 tarihli, 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır. █████/2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle, esas Yönetmeliğin "Nitelikli doğal koruma alanlarının ayırt edici özellikleri" başlıklı 8. maddesi, "Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(2) Nitelikli doğal koruma alanları; bölgenin doğal yapısı, ekolojik değerleri, silueti, doğal peyzajı ve benzeri ayırt edici özellikleri göz önünde bulundurularak faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye göre; ...e) Geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi █████/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı faaliyetlerinin...” şeklinde düzenlenmiştir. █████/2022 tarihli, 32004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 122 sayılı Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında Kalan Kültür Balıkçılığı Tesisleri Hakkında İlke Kararı'nda ise, "Nitelikli Doğal Koruma Alanları içinde akarsularda veya karasal alanda kalan, mevzuata uygun olarak yapılmış kültür balıkçılığı tesislerine yönelik; ilgili kamu kurum ve kuruluş görüşlerinin saklı kalması ve mevcut tesise ilişkin ilave yapı yapılmaması ya da yapı alanlarının büyütülmemesi koşullarıyla asgari düzeyde bakım, onarım, iyileştirme çalışmalarına ve süre uzatımına ilgili Tabiat Varlıklarım Koruma Bölge Komisyonunca yapılacak değerlendirmeye göre izin verilebileceği" düzenlemesi yapılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Nitelikli doğal koruma alanları, doğal yapısı değişmemiş veya az değişmiş, modern yaşam ve önemli ölçüde insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, doğal süreçlerin hakim olduğu, koruma amaçlarına uygun olarak yörede yaşayanların, alanın mevcut kaynaklarını kullanmasını sağlayarak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin korunduğu alanlardır. Dava konusu edilen █████/2022 tarihli, 32004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 122 sayılı Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında Kalan Kültür Balıkçılığı Tesisleri Hakkında İlke Kararına dayanak teşkil eden ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan █████/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 8. maddesinin 2. fıkrasının e) bendinin iptali istemiyle (dava konusu edilmeyen ''geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile'' ibaresi hariç diğer kısımları yönünden) Dairemizde E:██████████ sayı ile açılan davada; (Dairemizde açılan E:██████████, K:█████████ sayılı; E:██████████, K:█████████ sayılı; E:██████████, K:█████████ sayılı ve aynı nitelikteki diğer dosyalar) █████/2024 tarih ve K:█████████ sayılı kararda; davaya konu edilen Yönetmeliğin 8. maddenin ikinci fıkrasının (e) bendi incelendiğinde; geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi █████/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı faaliyetlerinin, "nitelikli doğal koruma alanlarında" yapılabileceğine ilişkin düzenleme yapıldığı, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'nun "Tarifler" başlıklı 2. maddesinde, " Su ürünleri: Denizlerde ve içsularda bulunan bitkiler ile hayvanlar ve bunların yumurtalarıdır." tanımına; 29.06.2004 tarihli, 25507 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde ise, "Su Ürünleri: Denizlerde ve iç sularda bulunan bitkiler ile hayvanlar ve bunların yumurtalarını (4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanununun kapsamına giren hayvanlar hariç), Su Ürünleri Yetiştiriciliği: Yetiştiricilik tesislerinde, entansif, yarı entansif veya ekstansif şartlarda yapılan, su ürünlerini üretme ve/veya büyütme (besicilik) faaliyetini, Yetiştiricilik Tesisi: Su ürünleri yetiştiriciliğinin yapıldığı yerleri, İç Sular: Göller, suni göller, lagünler, baraj gölleri, bentler, regülatörler, kanallar, arklar, akarsular, mansaplar, üretme ve yetiştirme yerlerini, Kuluçkahane: Su ürünleri damızlık materyallerinden yumurta ve yavru materyaller elde etmek için kurulan tesisleri, Üretme Havuzları: Su ürünleri yetiştiriciliği yapmak amacıyla, toprak, beton ve ağ havuzlar ile plastik veya benzeri malzemeden yapılan tank ve benzer üniteleri, Ağ Havuz (Ağ Kafes): Denizlerde ve iç sularda su ürünleri yetiştiriciliği yapmak amacıyla ahşap, demir veya plastik malzemeler ile ağ kullanılarak yapılan üniteleri, Entansif Yetiştiricilik: Tamamen dıştan yemlemeye dayalı yoğun yetiştiriciliği, Yarı Entansif Yetiştiricilik: Gübreleme ve tamamlayıcı yemlemeye dayalı yetiştiriciliği, Ekstansif Yetiştiricilik: Suyun doğal verimliliğine dayanan, stok kontrolü yapılan düşük üretimli yetiştiriciliği," tanımlarına yer verildiği, bir tür su ürünü yetiştiriciliği olan kültür balıkçılığı, deniz içerisinde, göl, akarsu veya tatlı su kıyılarında tecrit edilmiş alanlar oluşturularak, balık çeşitleri, kabukluları, su canlıları ve su bitkilerinin doğal ortamlarının dışında yetiştirilerek, çeşitli ihtiyaçların karşılanmasıdır. Söz konusu faaliyet nedeniyle kullanılan besi maddeleri, hayvan dışkıları vb. unsurlardan oluşan atıkların çevreye zarar verdiği bilinen bir olgu olduğu, bu durumda, önemli insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, kırsal yaşam özellikleri taşıyan, aşırı derecede ve uygunsuz insan kullanımı mevcudiyetinden uzak alanlar olması gereken nitelikli doğal koruma alanlarının söz konusu nitelikleri dikkate alındığında, söz konusu faaliyet türlerinden bazılarının doğrudan doğruya, bazılarının ise belli bir kapasite ve büyüklüğe ulaşması durumunda, bu bölgelerin doğal yapısının bozulmasına yol açacağı, dolayısıyla, Yönetmeliğin 8. maddesinin (e) bendinde yer alan düzenlemenin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na, genel koruma ilkelerine, nitelikli doğal koruma alanlarının taşıması gereken kriterlere uygun olmadığı sonucuna varılmış olup, ayrıca, her ne kadar düzenlemede kültür balıkçılığı faaliyetleri açısından, geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve ÇED Yönetmeliği EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydı getirilmiş ise de, kapasitesine göre üretim faaliyetinin gerektireceği diğer besleme, bakım, nakil, atık vb hususların bu alanlarda yaratabileceği tahribat dikkate alındığında, nitelikli doğal koruma alanlarının korunmasında, balık yetiştiriciliğinden daha fazla kamu menfaatinin bulunduğu değerlendirildiğinden, düzenleme ile geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve ÇED Yönetmeliği EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydının getirilmiş olması, bu alanlarda kültür balıkçılığı faaliyetlerine izin verilmesi açısından yeterli görülmediği gerekçesiyle iptal edildiği, kararın bu kısmına yönelik davalı idare tarafından yapılan temyiz isteminin ise, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2025 tarih ve E:█████████, K:█████████ saylı kararıyla reddedildiği ve Dairemiz kararının onandığı görülmüştür. Bu durumda, █████/2022 tarihli, 32004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 122 sayılı Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında Kalan Kültür Balıkçılığı Tesisleri Hakkında İlke Kararı'nda hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu █████/2022 tarihli, 32004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 122 sayılı Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında Kalan Kültür Balıkçılığı Tesisleri Hakkında İlke Kararının İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...- TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali", doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel ve meşru olması için hukuki bir durumdan ortaya çıkması gerekir. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı sadece kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunmaktadır. Nitekim konuyla ilgili yasal düzenlemelerde de, bu kuruluşların amaçları dışında faaliyette bulunamayacaklarına açık bir biçimde yer verilmiştir. TMMOB ve bu Birliğin bir üyesi olan Mimarlar Odasının kuruluş amacı; mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak ve meslek disiplinini ve ahlâkını korumaktır. Bu kapsamda, Birlik kapsamındaki her meslek odasının amacının, Kanun'da belirtilmiş faaliyet alanlarının kendi mesleklerini ilgilendiren kısımları ile sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Gerek 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanununda, gerekse Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlar Odası Ana Yönetmeliği'nde, Mimarlar Odasının faaliyet alanı; mimarlık mesleğine yönelik iş ve işlemler olup, Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında Kalan Kültür Balıkçılığı Tesisleri Hakkında İlke Kararında mimarlık mesleği mensuplarının menfaatini ihlâl eder nitelikte bir düzenlemenin ya da turizm tesislerinin yapılaşma koşulları, mimari özellikleri veya buna benzer konulara ilişkin kuralların bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda, davacı Oda ve Birliğin kuruluş amaçları ve faaliyet alanları ile dava konusu işlem birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işlem ile davacılar arasında somut, güncel ve meşru bir menfaat ilgisinin bulunmadığı, dava konusu işlemin mimarlık mesleği ya da turizm tesislerinin yapılaşma koşulları, mimari özellikleri veya buna benzer konular ile doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, bu nedenlerle davacıların subjektif dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen nedenlerle işin esasına geçilmeden davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde verilen Dairemiz kararına katılmıyorum.